Kapitalizmin bizlere dayattığı “gönüllü zorunluluk” internet.

İnternet; bizim sanal memleketlerimizin ya da mahallelerimizin yeni adı.

Yeni hayatlar yeni kimlikler kazandığımız sanal mecra.

Kapital dünyanın dönüşüm öncüsü teknolojiyle hayatlarımıza giren web 1.0 ve web 2.0 bizleri tüketici konumundan üretici konumuna taşımıştır.

Sosyal medya kullanıcıları olarak yaptığımız tüm içerik paylaşımları sanal ağlarda bir ayak izi bırakmamızı sağlar ve bu mecralar bizleri bu ayak izleri dediğimiz çerezler sayesinde tanır.

Bu da kapitalin bize sahip olması için ilk kapıyı aralar…

Peki, bu ne demek?

Google’nin arama ve üretkenlik araçları üzerindeki gücü, emekçileri kendiişlerinin patronu olduğuna inandırmaya dayanan ve ülkemizdeki daha çok üyelik yoluyla internetin kiracısı olduğumuz yapı.

GÖZETLEME VE DİJİTAL EMEK

Sosyal medya gibi genellikle hiçbir ücret ödemediğimiz araçlar söz konusu olunca biraz kafa karıştırıyor.

Çünkü bu ücretsiz gibi görünen alışverişin de bir görünen birde görünmeyen yüzü var.

Peki, bu görünen ve görünmeyen yüz nedir?

Birincisi, sosyal medya platformlarında ürettiğiniz dijital içerikler yani paylaşımlarınız.

İkincisi de sosyal medya kullanımlarınız esnasında onayladığınız çerezler ve web sayfalarında yaptığınız ziyaretler neticesinde biriken verileriniz üzerinden gözetleme kapitalizmine kaynak sunmanızdır.

Bir eğlence mecrası olarak gördüğünüz bu alanlar biz farkında olmadan kişisel alanlarımızı ihlal etmektedir.

Ünlü düşünürChristianFuchs, Dijital Emek ve Karl Marx adlı kitabında ele aldığı sosyal medya konusunda; verilen emeğin gönüllü niteliğin bir şeyi değiştirmeyeceğinin altını çiziyor.

Peki, bu ne demek?

Facebook ve Instagram platformları yaptığınız paylaşımlar neticesinde ücret talep etmeyen ücretsiz işçilere çeviriyor.

Bu düşünce 1970’li yılların sonunda sonun da “izleyici emeği” olarak ortaya atılırken gelişen teknoloji rezervleri neticesinde bu emek ilişkisi, ürettiğimiz çoğunlukla bedava içerikle birlikte yeni bir anlam kazanarak “dijital emek” kavramına dönüşmüştür.

Peki, bunun emekle ne ilgisi var?

Anlatacağız tabiki…

Ama haftaya!