Afyonkarahisar Sağlık Bilimleri Üniversitesi (AFSÜ), toplumda etkisini yitirdiği düşünülen ancak halen ciddi bir halk sağlığı sorunu olmaya devam eden verem (tüberküloz) hastalığına dikkat çekti. Dünya genelinde 2023 yılında 10,8 milyon kişinin vereme yakalandığı, 1,25 milyon kişinin ise bu hastalık nedeniyle hayatını kaybettiği belirtilerek, veremle mücadelenin öneminin sürdüğü vurgulandı.
VEREM HALA YAYGIN VE ÖLÜMCÜL
AFSÜ Tıp Fakültesi Göğüs Hastalıkları Ana Bilim Dalı Başkanı Doç. Dr. Şule Çilekar, son yıllarda artan vaka sayılarının veremin hala yaygın ve ölümcül bir hastalık olduğunu açıkça ortaya koyduğunu ifade etti. Çilekar, veremin Mycobacterium tuberculosis bakterisinin neden olduğu, hava yoluyla bulaşan ve en sık akciğerleri etkileyen bulaşıcı bir hastalık olduğunu, ancak kemikler, böbrekler ve lenf bezleri gibi vücudun farklı bölgelerinde de görülebildiğini kaydetti.
BULAŞ YOLLARI VE GİZLİ SEYİR
Veremin, aktif hastaların öksürmesi, hapşırması ya da konuşması sırasında havaya yayılan damlacıkların solunmasıyla bulaştığını belirten Çilekar, mikrobu alan herkesin hemen hastalanmadığını, bağışıklık sistemi güçlü olan bireylerde hastalığın uzun süre gizli kalabildiğini söyledi. Bu durumun “latent verem enfeksiyonu” olarak adlandırıldığını, ancak risk faktörleri varlığında aktif hastalığa dönüşebileceğini dile getirdi.
YANLIŞ BİLİNENLER VE TOPLUMSAL DESTEK
Veremin yalnızca yoksullarda görüldüğü ya da tedavisinin olmadığı yönündeki inanışların yanlış olduğuna dikkat çeken Çilekar, hastalığın sosyoekonomik durumdan bağımsız olarak herkesi etkileyebildiğini ve modern tedavi yöntemleriyle tamamen iyileştirilebildiğini ifade etti. Toplumsal bilincin artmasının, erken teşhis ve tedaviye erişimi kolaylaştırdığı; hastaların damgalanmadan uzak, destekleyici bir ortamda tedavi görmesinin büyük önem taşıdığı vurgulandı.
KORUNMA, BELİRTİLER VE TEDAVİ SÜRECİ
Veremden korunmada en etkili yöntemin BCG aşısı olduğu, bunun yanı sıra yaşam alanlarının düzenli havalandırılması, hasta kişilerle temastan kaçınılması ve sağlıklı beslenmenin önemli olduğu belirtildi. Hastalığın en sık görülen belirtilerinin iki haftadan uzun süren öksürük, ateş, gece terlemesi, iştahsızlık ve kilo kaybı olduğu, göğüs ağrısı ve kanlı balgamın da tabloya eşlik edebileceği ifade edildi. Tedavinin, genellikle en az altı ay süren çoklu antibiyotik kullanımını içerdiği ve ilaçların düzenli şekilde, hekim kontrolünde alınmasının hayati önem taşıdığı kaydedildi.
TEDAVİ SONRASI VE NÜKS RİSKİ
Tedavinin eksiksiz tamamlanması halinde veremin tekrarlama riskinin son derece düşük olduğuna dikkat çekilirken, bağışıklık sisteminin güçlü tutulmasının hastalıkla mücadelede kritik rol oynadığı vurgulandı. Tedavi sonrasında düzenli kontrollerin aksatılmaması, sağlıklı yaşam tarzının sürdürülmesi, dengeli beslenme ve yeterli dinlenmenin hem iyileşmeyi desteklediği hem de nüks riskini azalttığı ifade edildi.