Abdullah Kaptan Konferans Salonunda düzenlenen konferansa; Eğitim Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Nusret Koca ile birlikte akademik, idari personel ve öğrenciler katıldı. Eğitim Fakültesi Türkçe ve Sosyal Bilimler Eğitimi Bölüm Başkanı Prof. Dr. Celal Demir, öğrencileri ve meslektaşlarına yönelik veda konuşması yaparak tecrübelerini paylaştı.
Prof. Dr. Celal Demir, düzenli ve verimli bir okuma alışkanlığı olmadığında, iyi bir öğretmen olma şansının düşük olduğunu belirtti. Demir, “Öğrencinin, idarenin, velinin veya toplumun gönlünde; okuyan, kendisini yetiştirmiş, donanımlı, eskilerin tabiriyle ‘müktesebatlı’ bir öğretmenin yeri daima ayrıdır, özeldir” dedi. Demir öğretmenliğin; bilgi, sanat ve ahlak olmak üzere üç sacayağı olduğunu belirterek, “Bilgi kısmında öğretmenin müfredata hâkim olması gerekir. Sanat da öğretmen, kürsüde dersini etkili bir şekilde anlatabilmeli; beden dilini doğru kullanabilen, güçlü konuşma becerilerine sahip, akıcı ve etkileyici bir üslupla dersi yönetebilecek düzeyde olmalıdır. Ahlakta ise toplumumuzun en çok değer verdiği unsurlardan biri öğretmenin meslek ahlakıdır” diye konuştu. Okuma alışkanlığının toplumsal boyutuna ‘okuma kültürü’ denildiğini kaydeden Demir, “Çok okumadığımız için de başkalarının düşünceleriyle idare ediyoruz. Kendimiz fikir üretmiyoruz. Çünkü okumak bir sürece dahil olmaktır. Okumak çevremizi genişletmektir. Okumak kriz yönetmektir” ifadelerini kullandı.
“İhtimallere asla kapıyı açmayacağız”
Metotlu ve düzenli çalışmanın kişiyi başarıya götüreceğini belirten Demir, başarının çalışmanın sonucu değil sebebi olduğunu söyledi. Demir, “Başarı bir çalışmanın sonucu gibi görünüyor ama aslında çalışmanın sebebidir. Başarıyı gördükçe yeniden çalışmaya başlarız. Metotsuz ve verimsiz çalışma bezdiricidir, bıktırıcıdır” dedi. Demir, bedenin ve ruhun gıdasının üç aşamanın sonucunda oluştuğuna dikkat çekerek, “Bedenimizin de gıdası yorulduktan sonra dinlenmek; o dinlenmenin anlamı vardır, hoştur, rahatlatıcıdır. Ruhumuzun da gıdası bu işi yapmanın verdiği rahatlıkla bu yorulmanın sonunda yaptığımız dinlenmedir” diye konuştu. Doğru ve verimli çalışmanın en önemli şartının ise işleri ertelememek olduğunu söyleyen Demir, “Sonra sözcüğü başarının en büyük düşmanı. ‘Sonra kelimesi şeytanın askerlerinden bir askerdir’ demişler. Başarının da en büyük düşmanıdır. İhtimallere asla kapıyı açmayacağız. Sonraya da bırakmayacağız” ifadelerini kullandı.
Eğitimin bir sonuç olduğunu belirten Demir, “Bir şeyi bir kere söylerseniz tembih olur. Uzun uzun açıklarsanız bir şeyi, nasihat olur. Bunu devamlı yaparsanız eğitim olur. Eğitim değişik yolların başında veya ortasında değil, aynı yolun öbür ucundadır” dedi. Bilmek ile eğitimin farklı konular olduğunu; eğitimin temelinde ise kabullenmenin yattığını vurgulayan Demir, “Kişi, kabul etmezse, o bilgiye göre yaşamaz, onu hayatında uygulamaz” dedi. Her başarının temelinde inat olduğunu kaydeden Demir, “Anadolu insanı ‘inat’ kelimesini kararlılık anlamında kullanmıştır. Bu kelime; sürekliliği, azmi, cesareti, özgüveni ve güçlü iradeyi içinde barındırır. Başarmak için düzenli ve kararlı çalışmayı ifade eder. Bu nedenle ‘inat’, Anadolu pedagojisinde olumlu ve değerli bir kavramdır” diye konuştu.
Konferans, soru cevap bölümünün ardından sona erdi.