Seçimlerden sonra herkes CHP’de değişim beklentisine girdi. İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu ‘Değişim’ ağırlıklı bir açıklama yaptı.

Bu açıklamayı dinleyince diyalektik materyalizm geliverdi aklıma.

Çünkü Diyalektiğin temel önermesi her şeyin sürekli bir değişim, hareket ve gelişme süreci içinde olduğudur. Bize hiçbir şey olmuyor gibi göründüğünde bile, gerçekte, madde sürekli olarak değişmektedir.

Bu söz aslında Herakleitos’a aittir : "Değişmeyen tek şey değişimin kendisidir. Değişmeyen insan düşünmüyor demektir.’’demiştir.

Herakleitos'un demek istediği hayatta her şeyin değişime müsait olduğudur. Ve değişime müsait olan şeylerin de değişime er ya da geç uğrayacağıdır.

Bazı filozoflar bu değişimi şöyle özetlerler: Bir akarsuda yıkandığınız zaman, oraya tekrar girdiğinizde her şey değişmiş olur, öncelikle akan su gittiğinden her seferinde yeni bir suya girmiş olursunuz.

Ayrıca o nehre her gittiğinizde bir önceki gittiğinizden değişik bir zamanda gitmiş olursunuz. Bazı şeyler istemeseniz de değişmiş olur. Sonuç olarak değişim kaçınılmazdır, bunun istisnası yoktur.

Bir cümleden yola çıkarak bu kadar detayı neden yazdık?

İmamoğlu’nun bu açıklaması ile bazı siyasi hesaplar içinde olanlar İmamoğlu, Kılıçdaroğlu’nun değişmesini istiyor algısına ulaştı.

Son söyleyeceğimizi şimdiden söylemek lazım.

‘Girdiği her seçimi kaybeden ve son seçimi de kaybeden Kılıçdaroğlu’nun artık ayrılması lazım’ diye ellerini ovuşturan ve beklentiye girenler, bence böyle bir şey olmayacak ve avucunuzu yalayacaksınız’

Çünkü şöyle aylar öncesine gidelim.

Bundan 6 ay önce Millet İttifakı çok iddialıydı. 28 Kasım 2022’de ‘Güçlendirilmiş Parlamenter Sistem Anayasa Değişikliği Önerisi’ kamuoyuna açıklanmıştı.

İttifak; seçimde sadece Cumhurbaşkanlığını kazanmakla kalmayacak, parlamentoda da en azından toplam 360 sandalye elde ederek Anayasayı değiştirecek, başkanlık sistemine son verecek, yerine de parlamenter sistemi geri getirecekti.

Bakan olmayı hayal edenler hatta iktidar olunduktan sonra kendilerine bir koltuk beklentisine olanların sayısı oldukça yüksekti.

Olmadı.

Olamadı.

Ama bir olan bir şeyler vardı.

1950 yılının 14 Mayıs’ında yapılan seçimde tek başına iktidar olmayı kaybeden Cumhuriyet Halk Partisi; bu uzun tarih diliminde, yani aradan geçen 73 yılda ilk kez tek başına iktidara gelmeye 28 Mayıs’ta bu kadar yaklaştı. O yaklaşmada CHP’nin değiştirmek istediği başkanlık sistemi sayesinde yaşandı.

Son seçimde Erdoğan’a oy verenlerden 1 milyon 200 bini tercihlerini Kılıçdaroğlu’ndan yana kullanmış olsaydı, bugün Erdoğan değil Kılıçdaroğlu seçilmiş olacaktı.

Seneler önce CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu ile yaptığımız görüşme esnasında bizzat bana dedi ki : “ Ben günde 17-18 saat çalışıyorum CHP’yi  iktidar etmek adına. Çok değil örgütler partili arkadaşlar benim çalışmamın yarısı kadar çalışsalar yetecek. Çekişmeden uzak partimiz adına herkesin her organın mesai vermesi gerekir”

Kimse bu seçimde Kılıçdaroğlu yeterince çalışmadı diyebilir mi?

Neyse bu konuda daha uzun uzun yazmak mümkün ama şu ortamda yazılacaklar kuruma fayda getirmez.

Şimdi yapılacak iş belli:

Parti Meclisi ve MYK toplanacak. Bu toplantılarda eksiklikler belirlenecek.

Tahminim şu:

Bir iki gün içinde yapılacak MYK’de, MYK’nin üst düzey görevinde bulunan isimler arasında önemli değişimler yaşanacak. En başta yerel yönetimler, örgütlerden sorumlu ve seçim işlerinden sorumlu Genel Başkan Yardımcıları ile Mecliste görevli grup yönetimi bu değişimden etkilenecektir.

Sonrasında da yerel seçim hazırlıklarına şimdiden başlanacak.

Bir konuyu daha paylaşmak istiyorum.

İttifaklardan bu seçimlerde beklenen sonuç alınmadı. O dönemlerde de sıkça yazdım. Birleşe birleşe her daim kazanılmaz diye. Çünkü birleşme yapılırken kendi ekibindeki insanları taca atıyorsun. 40’a yakın vekilin CHP listesinden girmesi de bunun en somut örneği. Listeye giremeyen vekil adayları insanoğlunun fıtratında vardır. Yeterince çalışmaz. Çalışmıyor.

İşte bu ittifakların en önemli faydası yerel seçimlerde ortaya çıkacak.

O yüzden genel başkan değişimi beklentisi yerine, yerel seçimlerde çalışmayı hedeflemek gerekiyor.

Evet değişemeyen tek şey değişimin kendisidir.

İyiye güzele doğru değişim ise herkesin beklentisi ve umudu olmalıdır.

Mutlu ve aydınlık yarınlara...