<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/" xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/" xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/" version="2.0">
  <channel>
    <title>Afyon Haber Odak Gazetesi Son Dakika Afyonkarahisar Güncel Haberleri</title>
    <link>https://www.odakgazetesi.com</link>
    <description>Son Dakika Afyon Haberleri, Türkiye Gündemine Dair Son Dakika, Güncel, Anlık Haberler Odak Gazetesi ve web sitesinde!</description>
    <atom:link xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" href="https://www.odakgazetesi.com/rss/saglik" type="application/rss+xml"/>
    <language>tr-TR</language>
    <copyright>Odak Gazetesi 2026. Her hakkı saklıdır.</copyright>
    <category>News</category>
    <lastBuildDate>Mon, 20 Jul 2026 08:17:32 +0300</lastBuildDate>
    <ttl>1</ttl>
    <atom:link rel="self" href="https://www.odakgazetesi.com/rss/saglik"/>
    <atom:link rel="hub" href="https://pubsubhubbub.appspot.com/"/>
    <item>
      <title><![CDATA[Kilo vermenin sırrı mavi tabakta mı? Uzmanlardan dikkat çeken açıklama]]></title>
      <link>https://www.odakgazetesi.com/kilo-vermenin-sirri-mavi-tabakta-mi-uzmanlardan-dikkat-ceken-aciklama</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.odakgazetesi.com/kilo-vermenin-sirri-mavi-tabakta-mi-uzmanlardan-dikkat-ceken-aciklama" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Acıbadem Eskişehir Hastanesi Beslenme ve Diyet Uzmanı Ayşegül Akkaya Erdem, mavi renkli tabakların iştahı azaltarak kalori alımını yüzde 30’a kadar düşürebileceğini açıkladı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Yaz aylarının gelmesiyle birlikte kilo kontrolü sağlamak ve formda kalmak isteyen birçok kişi katı diyetler, yoğun egzersiz programları ve ağır kalori kısıtlamalarına yönelirken, uzmanlar beslenme alışkanlıklarının yanı sıra sunum detaylarının da önemli olduğunu belirtiyor. Acıbadem Eskişehir Hastanesi Beslenme ve Diyet Uzmanı Ayşegül Akkaya Erdem, yemek yenilen tabakların renginin porsiyon algısını doğrudan etkileyebildiğini ifade ederek, özellikle mavi renkli tabakların kalori alımını azaltmada etkili bir yöntem olabileceğini söyledi. Erdem, bilimsel çalışmalarda mavi rengin iştah üzerinde baskılayıcı etkisinin bulunduğuna dikkat çekti.</p>

<p><strong>MAVİ RENK İŞTAHI AZALTABİLİYOR</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Uzman Diyetisyen Ayşegül Akkaya Erdem, mavi rengin insanlık tarihi boyunca farklı algılar oluşturduğunu belirterek, bu rengin evrimsel süreçte zehirli besinlerle ilişkilendirildiğini ifade etti. Bu nedenle mavi ve mor tonlarının bilinçaltında iştahı azaltıcı bir etki oluşturabildiğini kaydeden Erdem, yalnızca tabak rengini değiştirmenin dahi porsiyon kontrolüne katkı sağlayabileceğini dile getirdi. Katı diyetler yerine günlük yaşamda uygulanabilecek küçük değişikliklerin kilo yönetiminde önemli sonuçlar ortaya çıkarabileceğini vurgulayan Erdem, mavi rengin bu noktada etkili bir araç olabileceğini belirtti.</p>

<p><img alt="20260718Aw749205" src="https://odakgazetesicom.teimg.com/odakgazetesi-com/uploads/2026/07/20260718aw749205.jpg" style="margin-left:0px; margin-right:0px" / width="1600" height="1200"></p>

<p><strong>RENK KONTRASTI PORSİYON ALGISINI DEĞİŞTİRİYOR</strong></p>

<p>Tabak rengi ile yiyeceklerin oluşturduğu görsel kontrastın da porsiyon algısında belirleyici olduğunu ifade eden Erdem, pirinç, bulgur, makarna ve et gibi sık tüketilen besinlerin mavi zemin üzerinde daha büyük göründüğünü söyledi. Bu durumun gözde doluluk hissi oluşturduğunu belirten Erdem, kişilerin daha az miktardaki yiyecekle doymuş hissedebildiğini aktardı. Uzmanlar, bu yöntemin herhangi bir sağlık riski taşımadan porsiyon kontrolünü destekleyebileceğini ifade ediyor.</p>

<p><strong>FAST FOOD ZİNCİRLERİ KIRMIZI VE SARIYI TERCİH EDİYOR</strong></p>

<p>Gıda sektöründe renklerin bilinçli olarak kullanıldığına dikkat çeken Erdem, kırmızı, sarı ve turuncu tonlarının iştah artırıcı özellik taşıdığını belirtti. Özellikle fast food zincirlerinin logolarında ve restoran tasarımlarında bu renklerin sıkça tercih edildiğini ifade eden Erdem, mavi rengin ise tam tersi bir etki oluşturarak kalori alımını azaltabildiğini söyledi. Bilimsel çalışmalarda doğru kullanım halinde mavi tabakların kalori tüketimini yüzde 30’a kadar düşürebildiğinin ortaya konulduğunu kaydeden Erdem, bu yöntemin çocuklardan kronik hastalığı bulunan bireylere kadar herkes tarafından güvenle uygulanabileceğini ifade etti.</p>

<p><img alt="20260718Aw749205 3" src="https://odakgazetesicom.teimg.com/odakgazetesi-com/uploads/2026/07/20260718aw749205-3.jpg" style="margin-left:0px; margin-right:0px" / width="1600" height="900"></p>

<p><strong>DANIŞANLARDAN YOĞUN İLGİ GÖRDÜ</strong></p>

<p>Mavi tabak yöntemini kendi danışanları üzerinde de uygulamaya başladıklarını belirten Uzman Diyetisyen Ayşegül Akkaya Erdem, elde edilen geri bildirimlerin olumlu olduğunu söyledi. Danışanların bu pratik ve psikolojik yaklaşımdan memnun kaldığını aktaran Erdem, birçok kişinin mutfaklarında mavi renkli tabaklara daha fazla yer vermeye başladığını ifade etti. Uzmanlar, sağlıklı beslenme alışkanlıklarıyla birlikte uygulanacak küçük değişikliklerin kilo kontrolünde önemli katkılar sağlayabileceğine dikkat çekiyor.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.odakgazetesi.com/kilo-vermenin-sirri-mavi-tabakta-mi-uzmanlardan-dikkat-ceken-aciklama</guid>
      <pubDate>Sun, 19 Jul 2026 19:00:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://odakgazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/odakgazetesi-com/uploads/2026/07/k-o-j-h-g-1.jpg" type="image/jpeg" length="45142"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Avrupa'da çare bulamadı! Sağlığına Türkiye'de kavuştu]]></title>
      <link>https://www.odakgazetesi.com/avrupada-care-bulamadi-sagligina-turkiyede-kavustu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.odakgazetesi.com/avrupada-care-bulamadi-sagligina-turkiyede-kavustu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Fransa'da yıllarca süren tedavilere rağmen sağlığına kavuşamayan 49 yaşındaki Orhan Polat, Türkiye'de robotik cerrahiyle gerçekleştirilen yapay mesane operasyonunun ardından yeniden sağlıklı bir yaşama adım attı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Fransa’da yaşayan 49 yaşındaki Orhan Polat’ın sağlık mücadelesi, yıllar önce geçirdiği iş kazasında idrar yollarının ciddi şekilde zarar görmesiyle başladı. Kazanın ardından Avrupa’da uzun yıllar tedavi gören Polat, yaklaşık 10 yıllık süreçte aynı rahatsızlık nedeniyle sekiz farklı ameliyat geçirdi. Ancak yapılan operasyonlara rağmen sık sık idrar yolu enfeksiyonu geçiren Polat, yaşadığı sağlık sorunlarından kurtulamadı. 2017 yılından itibaren sık idrara çıkma şikâyetlerinin artmasıyla hem iş hayatında hem de sosyal yaşamında büyük zorluklar yaşayan Polat’a daha sonra mesane tümörü teşhisi konuldu. Fransa’da tedavi sürecinin uzaması üzerine Türkiye’ye gelen Polat, Bahçelievler Memorial Hastanesi Üroloji Uzmanı Prof. Dr. Abdulmuttalip Şimşek’e başvurdu. Yapılan ayrıntılı incelemelerde tümörün mesanenin kas tabakasına kadar ilerlediği belirlendi. Bunun üzerine robotik cerrahi yöntemiyle mesane tamamen alınırken, ince bağırsaktan oluşturulan yapay mesane başarıyla hastaya nakledildi.</p>

<p><img alt="Videoframe 4939" src="https://odakgazetesicom.teimg.com/odakgazetesi-com/uploads/2026/07/videoframe-4939.png" style="margin-left:0px; margin-right:0px" / width="512" height="288"></p>

<p><strong>SEKİZ AMELİYATA RAĞMEN ENFEKSİYONLARDAN KURTULAMADI</strong></p>

<p>Yaşadığı zorlu süreci anlatan Orhan Polat, Avrupa’da yıllarca tedavi gördüğünü ancak kalıcı bir iyileşme sağlayamadığını ifade etti. Geçirdiği iş kazasının ardından idrar yollarının ciddi şekilde zarar gördüğünü belirten Polat, yaklaşık 10 yıl boyunca aynı rahatsızlık nedeniyle sekiz kez ameliyat olduğunu söyledi. Buna rağmen sürekli enfeksiyonlarla mücadele ettiğini aktaran Polat, Türkiye’de gerçekleştirilen operasyonun ardından uzun süredir enfeksiyon yaşamadığını ve kendisini çok daha sağlıklı hissettiğini dile getirdi. Mesane tümörü tanısının ardından Fransa’da ameliyat sürecinin uzadığını belirten Polat, zamanında müdahale edilmesi halinde hastalığın bu kadar ilerlemeyebileceğini ifade etti.</p>

<p><img alt="Aw749226 04" src="https://odakgazetesicom.teimg.com/odakgazetesi-com/uploads/2026/07/aw749226-04.jpg" style="margin-left:0px; margin-right:0px" / width="1300" height="593"></p>

<p><strong>TORBALI YAŞAM YERİNE YAPAY MESANE TERCİH EDİLDİ</strong></p>

<p>Fransa’da kendisine yalnızca torbalı yaşam seçeneğinin sunulduğunu söyleyen Polat, Türkiye’de uygulanan yapay mesane tedavisinin yaşam kalitesini önemli ölçüde artırdığını kaydetti. Yaklaşık 8-9 saat süren robotik ameliyatın ardından oluşturulan yapay mesane sayesinde günlük hayatına daha rahat devam edebileceğini belirten Polat, doğal mesane ile yapay mesane arasında bazı farklılıklar bulunduğunu ancak buna rağmen normal yaşamını sürdürebilmenin kendisi için büyük bir avantaj olduğunu söyledi. Düzenli aralıklarla tuvalete gitmesi gerektiğini ifade eden Polat, operasyonun henüz ikinci gününde yürüyebildiğini ve temel ihtiyaçlarını kendi başına karşılayabildiğini belirterek tedavi sürecinden duyduğu memnuniyeti dile getirdi.</p>

<p><img alt="Videoframe 14045" src="https://odakgazetesicom.teimg.com/odakgazetesi-com/uploads/2026/07/videoframe-14045.png" style="margin-left:0px; margin-right:0px" / width="512" height="288"></p>

<p><strong>ROBOTİK CERRAHİ HASTAYA ÖNEMLİ AVANTAJLAR SAĞLADI</strong></p>

<p>Ameliyatı gerçekleştiren Bahçelievler Memorial Hastanesi Üroloji Uzmanı Prof. Dr. Abdulmuttalip Şimşek ise hastanın Fransa’dan başvurduğunu ve yapılan değerlendirmelerde mesane tümörünün kas tabakasına yayıldığının tespit edildiğini söyledi. Bu tür vakalarda mesanenin tamamen alınmasının zorunlu hale geldiğini belirten Şimşek, robotik cerrahi yöntemi sayesinde büyük kesi yapılmadan operasyonun gerçekleştirildiğini ifade etti. Yaklaşık 45-50 santimetrelik ince bağırsak dokusundan yeni bir mesane oluşturduklarını aktaran Şimşek, bu yöntemin özellikle uygun hastalarda estetik, fonksiyonel ve sosyal açıdan önemli avantajlar sunduğunu kaydetti.</p>

<p><strong>GENÇ HASTALARDA YAŞAM KALİTESİNİ ARTIRIYOR</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Yapay mesane uygulamasının özellikle genç ve genel sağlık durumu uygun hastalarda başarılı sonuçlar verdiğini vurgulayan Prof. Dr. Abdulmuttalip Şimşek, torbalı yaşam yerine doğal idrar yapma fonksiyonuna daha yakın bir sistem oluşturulabildiğini söyledi. Robotik cerrahinin sağladığı hassasiyet sayesinde kanamanın daha az olduğunu, sinir dokularının daha iyi korunabildiğini ve hastaların günlük yaşamlarına daha kısa sürede dönebildiğini belirten Şimşek, bu yöntemin idrar tutma fonksiyonlarının ve cinsel fonksiyonların korunmasına da önemli katkı sağladığını ifade etti.</p>

<p><img alt="Aw749226 02" src="https://odakgazetesicom.teimg.com/odakgazetesi-com/uploads/2026/07/aw749226-02.jpg" style="margin-left:0px; margin-right:0px" / width="1238" height="693"></p>

<p><strong>İDRARDA AĞRISIZ KANAMA İHMAL EDİLMEMELİ</strong></p>

<p>Mesane kanserinde erken teşhisin hayati önem taşıdığına dikkat çeken Prof. Dr. Şimşek, hastalığın en önemli belirtisinin ağrısız ve pıhtılı idrar kanaması olduğunu belirtti. Bu bulgunun çoğu zaman idrar yolu enfeksiyonu veya böbrek taşıyla karıştırılabildiğini ifade eden Şimşek, benzer şikâyet yaşayan kişilerin vakit kaybetmeden bir üroloji uzmanına başvurması gerektiğini söyledi. Erken tanı sayesinde birçok hastada mesanenin tamamen alınmasına gerek kalmadan kapalı yöntemlerle tedavinin mümkün olabileceğini vurgulayan Şimşek, düzenli sağlık kontrollerinin ve belirtilerin dikkate alınmasının tedavi başarısını artırdığını kaydetti.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.odakgazetesi.com/avrupada-care-bulamadi-sagligina-turkiyede-kavustu</guid>
      <pubDate>Sun, 19 Jul 2026 16:00:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://odakgazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/odakgazetesi-com/uploads/2026/07/j-m-h-n-g-f-d.jpg" type="image/jpeg" length="19788"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Yaz aylarında büyük tehlike! Arı sokması ölümle sonuçlanabilir]]></title>
      <link>https://www.odakgazetesi.com/yaz-aylarinda-buyuk-tehlike-ari-sokmasi-olumle-sonuclanabilir</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.odakgazetesi.com/yaz-aylarinda-buyuk-tehlike-ari-sokmasi-olumle-sonuclanabilir" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Alerji Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. Senanur Işık, arı sokmalarına karşı vatandaşları uyararak, bazı arı sokma olaylarının ölüme yol açabileceğine dikkat çekti.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p></p>

<p></p>

<p>Doç.Dr. Işık, yaz mevsiminde insanların arılarla temas ihtimalinin artmaya başladığını belirterek, arı sokmasına bağlı ciddi alerjik reaksiyonların ölüme sebep olabileceğine dikkat çekti.</p>

<p></p>

<p>İnsanların yaklaşık yüzde 2’sinin arılara alerjik olduğunun düşünüldüğünü, arı sokmasına bağlı bildirilen ölüm vakalarının gerçek rakamın çok altında olduğunu kaydeden Işık, "Kırsalda kalp krizine bağlı olduğu düşünülen bazı ölüm olaylarında sebep aslında arı alerjisidir" dedi.</p>

<p>Doç.Dr. Işık, şu bilgileri verdi: "Arıcılık faaliyetlerinin yoğun yapıldığı ülkemizde özellikle yazın acil servislere çok sayıda arı alerjisi vakası müracaat etmektedir. Arı sokması sonrası genelde sokulan yerde kaşıntılı hafif bir kızarıklık ve şişme ortaya çıkar. Ağrı kesici ilaç ve buz uygulamaları ile bu reaksiyonlar geriler. Bal arıları soktuktan sonra genelde venom keseleri deride kalır. Deriye en yakın yerinden 10-15 dakika içinde kese sıkılmadan çıkarılmalıdır. Yaban arıları ise birkaç kez sokabilir. Bazı hastalarda ısırılmadan 12-24 saat sonra 20 santimden büyük geniş şişlik kızarıklıklar oluşur. Bunlar genelde 1 hafta içinde gerileyerek kaybolur. Boyun, dil, dudak gibi bölgeler sokulmadıkça tehlike oluşturmazlar. Bu geniş lokal reaksiyonlar ilerideki şiddetli reaksiyonların habercisi değildir."</p>

<p></p>

<p></p>

<p>Doç.Dr. Işık, şu uyarılarda bulundu:</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>"Asıl korkulan reaksiyonlar solunum ve dolaşım sistemini etkileyen nefes darlığı, boğazda tıkanma hissi, çarpıntı, baş dönmesi, karın ağrısı, şuur kaybı ve baygınlık gibi semptom ve şikayetlere yol açan ağır sistemik reaksiyonlardır. Bu tip reaksiyonlar gelişen hastalar mutlaka alerji uzmanına müracaat etmelidir. Küçük çocuklarda ölüm nadiren rastlanıp genelde kalp, akciğer hastalığı olanlarda reaksiyonlar daha şiddetlidir. Bir kişinin alerjik yatkınlığının olması arı alerjisi için büyük risk faktörü değildir. Tanı deri ve kan testi ile konup, tarama amaçlı olarak bu testler kullanılmaz. Tarama amaçlı testlerde arı alerjisi çıkan insanların yüzde 20’sinden azı arı sokmasına bağlı reaksiyon gösterir. Bunun yanında ölüm vakalarının çoğunda öncesinde bir alerji öyküsü yoktur. Arı sokmasına bağlı ciddi reaksiyon geçiren hastaların sonraki sokmada nasıl reaksiyon vereceği ön görülemez. Üst solunum yolları tıkanıklığı ve dolaşım yetersizliği en sık ölüm nedenleridir. Şiddetli reaksiyon geçiren hastalar yanlarında mutlaka kendinden enjeksiyon yapan adrenalin iğneleri bulundurmalıdır. Reaksiyon ne kadar erken başlarsa o kadar şiddetlidir. Adrenalinin erken yapılması en önemli tedavi yaklaşımıdır."</p>

<p>Dr. Işık, arılara yönelik alerji aşılarının ağır reaksiyonlar geçiren hastalarda en önemli tedavi yaklaşımı olduğunu da aktararak, "Aşılar reaksiyonların ortaya çıkmasını yüzde 95 oranlarında engeller veya belirgin olarak şiddetini hafifletir. Şiddetli alerjik reaksiyonlarda hastaların erken ayağa kaldırılması veya yürüyerek hastaneye gitmeye çalışmaları ciddi tansiyon düşmesi ve ritm bozukluğu ile ölümlere yol açabilir. Hastalar ayağa kaldırılmamalı, solunum yolları açık tutularak ambulans beklenmelidir. Arı aşıları alerji uzmanları tarafından raporlandığında tamamı devlet tarafından ödenmektedir. Genelde 6 ila 16 hafta süresince her hafta yapılan aşılarla çok düşük dozlarda arı zehri enjekte edilerek vücut belli bir dozdan sonra zehre karşı tepkisiz hale gelir. Arı aşıları mutlaka tecrübeli alerji uzmanları tarafından yapılmalıdır. Arı aşıları genellikle ayda bir olarak 5 yıl sürer. Kimlerin aşılanması gerektiğine mutlaka alerji uzmanları karar vermelidir" ifadelerini kullandı.</p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.odakgazetesi.com/yaz-aylarinda-buyuk-tehlike-ari-sokmasi-olumle-sonuclanabilir</guid>
      <pubDate>Sun, 19 Jul 2026 15:45:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://odakgazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/odakgazetesi-com/uploads/2026/07/semasu-80-9.jpg" type="image/jpeg" length="68234"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Bildirim bağımlılığına dikkat! Uzmandan önemli uyarılar]]></title>
      <link>https://www.odakgazetesi.com/bildirim-bagimliligina-dikkat-uzmandan-onemli-uyarilar</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.odakgazetesi.com/bildirim-bagimliligina-dikkat-uzmandan-onemli-uyarilar" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Eskişehir Acıbadem Hastanesi Klinik psikolog Merve Vural Sürekli bildirim kontrol etmenin zihinsel tükenmişliğe yol açtığını belirtti, dijital yorgunluğun odaklanma güçlüğü ve tahammülsüzlük oluşturduğunu vurgulayarak, "Ruh sağlığı için ekransız zamanlar oluşturun" çağrısı yaptı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Telefonunuza gelen her bildirimi kontrol etme, mesajlara anında cevap vermeye da sosyal medyada neler olup bittiğini sürekli takip etme ihtiyacı hissedilmesinin yalnızca alışkanlık olmadığını belirten Vural, "Dijital çağ beraberinde sürekli çevrim içi olma halini getiriyor. Bu da zihnimizi fark etmeden yoruyor. Sürekli ulaşılabilir olmak, sinir sistemini devamlı uyarılmış halde tutabiliyor. Bu durum zamanla odaklanma güçlüğü, tahammülsüzlük, uyku sorunları ve duygusal tükenmişlik olarak karşımıza çıkabiliyor" uyarısında bulundu.</p>

<p><strong>"ZİHNİMİZ GÜN İÇİNDE GERÇEK ANLAMDA MOLA VEREMİYOR" </strong></p>

<p>Bazen fiziksel olarak hiçbir şey yapmamış olsak bile zihinsel olarak tükenmiş hissedebildiğimizin altını çizen Merve Vural, "Bunun önemli nedenlerinden biri dijital olarak sürekli ulaşılabilir olmamızdır. Telefon bildirimleri, iş mesajları, e-postalar ve sosyal medya, zihnimizin gün içinde gerçek anlamda mola vermesini zorlaştırabiliyor. Bir mesaj geldiğinde hemen cevap verme ihtiyacı, iş saatleri dışında da telefonu kontrol etme alışkanlığı, sosyal medyada olup biteni kaçırma korkusu ve gündemi sürekli takip etme hali sinir sistemini devamlı uyarılmış durumda tutabiliyor. Bu durum iş ve özel hayat arasında sınırların kaybolmasına sebep olduğu gibi, zamanla odaklanma güçlüğü, tahammülsüzlük, uyku sorunları, bedensel gerginlik ve duygusal yorgunluğu da beraberinde getirebiliyor" dedi.</p>

<p><strong>"YALNIZCA EKRAN SÜRESİ DEĞİL, EKRANIN NASIL KULLANILDIĞI ÖNEMLİ" </strong></p>

<p>Dijital yorgunluğun çocuk ve ergenlerde de giderek daha fazla görüldüğünü belirten Vural, "Yaz aylarında ekran süresi artabiliyor. Ancak yalnızca 'kaç saat ekran kullanıyor?' sorusuna odaklanmak yeterli değil. Çocuğun ekranda ne yaptığı, sonrasında nasıl hissettiği, uykusunun, arkadaş ilişkilerinin ve günlük yaşamının etkilenip etkilenmediği de değerlendirilmelidir." diye konuştu.</p>

<p><strong>"RUH SAĞLIĞI İÇİN DİJİTAL SINIRLAR DA GEREKLİ" </strong></p>

<p>Dijital yorgunluğun karşımıza "hiçbir şeye yetişemiyorum", "odaklanamıyorum, organize edemiyorum", "sürekli gerginim, öfkeliyim", "dinlensem de dinlenmiş hissetmiyorum" gibi cümlelerle karşımıza çıkabildiğini belirten Merve Vural, "Ruh sağlığını korumanın önemli yollarından biri sınır koyabilmektir. Telefonu sessize almak, bildirimleri sınırlandırmak, iş saatleri dışında mesajlara cevap verme alışkanlığını gözden geçirmek ve gün içinde ekransız zamanlar oluşturmak zihinsel yükü azaltmaya yardımcı olabilir" dedi.</p>

<p><strong>"BAZEN EN İYİ DİNLENME, ULAŞILABİLİR OLMAMAKTIR" </strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>İnsan zihninin kesintisiz performans göstermek üzere tasarlanmadığını belirten Vural, "Dinlenme, boşluk, yavaşlama ve durgunluk da psikolojik sağlığın bir parçasıdır. Bazen verimliliği artıran şey daha fazla çalışmak değil, zihne durma fırsatı vermektir. Gün içinde kısa bir süre bile olsa kimseye cevap vermek zorunda olmadığımızı hissettiğimiz küçük molalar ruh sağlığımız açısından koruyucu olabilir" diye konuştu.</p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.odakgazetesi.com/bildirim-bagimliligina-dikkat-uzmandan-onemli-uyarilar</guid>
      <pubDate>Fri, 17 Jul 2026 15:33:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://odakgazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/odakgazetesi-com/uploads/2026/07/bildirim.jpg" type="image/jpeg" length="13522"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Uzmanlar açıkladı: Acı biber ömrü uzatıyor!]]></title>
      <link>https://www.odakgazetesi.com/uzmanlar-acikladi-aci-biber-omru-uzatiyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.odakgazetesi.com/uzmanlar-acikladi-aci-biber-omru-uzatiyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Uzmanların değerlendirdiği geniş kapsamlı araştırmalar, düzenli acı biber tüketen kişilerin ölüm riskinin daha düşük olabileceğini ortaya koydu. Ancak bilim insanları, bunun acı biberin doğrudan ömrü uzattığı anlamına gelmediği konusunda uyarıyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Uzmanlar, acı biber tüketimi ile yaşam süresi arasındaki ilişkiyi inceleyen araştırmaların dikkat çekici sonuçlar ortaya koyduğunu belirtiyor. Çin ve ABD'de yüz binlerce kişinin verilerinin incelendiği çalışmalarda, düzenli acı yiyecek tüketen bireylerde ölüm riskinin daha düşük olduğu gözlemlendi.</p>

<h2><strong>DÜZENLİ TÜKETENLERDE RİSK DAHA DÜŞÜK</strong></h2>

<p>Yaklaşık 500 bin kişinin takip edildiği araştırmada, haftanın çoğu günü acı yiyecek tüketenlerde ölüm riskinin, çok az tüketenlere göre yaklaşık yüzde 14 daha düşük olduğu tespit edildi. Bir başka geniş kapsamlı çalışmada ise kırmızı acı biber tüketen bireylerde ölüm riskinin tüketmeyenlere kıyasla yüzde 13 daha düşük olduğu belirlendi.</p>

<h2><strong>ETKİSİNİN NEDENİ KAPSAİSİN OLABİLİR</strong></h2>

<p>Uzmanlara göre acı biberin yakıcı tadını veren kapsaisin maddesi, sinir sistemi, enerji metabolizması, kan dolaşımı ve bağırsak mikrobiyotası üzerinde çeşitli etkiler oluşturabiliyor. Bu etkilerin kalp sağlığı ve metabolizma üzerinde olumlu sonuçlar doğurabileceği değerlendirilse de, acı biberin tek başına yaşam süresini uzattığı henüz bilimsel olarak kanıtlanmış değil.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h2><strong>TUZ TÜKETİMİNİ AZALTABİLİYOR</strong></h2>

<p>Araştırmalarda, acı yiyecekleri seven kişilerin günlük tuz tüketiminin daha düşük olduğu ve buna bağlı olarak tansiyon değerlerinin de daha iyi seviyelerde seyredebileceği ifade ediliyor. Uzmanlar, kapsaisinin tuzlu tadın daha yoğun algılanmasını sağlayarak fazla tuz tüketimini azaltabileceğini düşünüyor.</p>

<h2><strong>MUCİZE BESİN DEĞİL</strong></h2>

<p>Uzmanlar, acı biberin tek başına "uzun yaşam reçetesi" olarak görülmemesi gerektiğini vurguluyor. Düzenli egzersiz, dengeli beslenme, yeterli uyku ve sağlıklı yaşam alışkanlıklarının uzun ömür üzerinde çok daha belirleyici olduğuna dikkat çekiliyor. Ayrıca mide rahatsızlığı, reflü veya irritabl bağırsak sendromu bulunan kişilerin acı biber tüketmeden önce sağlık uzmanına danışmaları öneriliyor.</p>

<p> </p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>ODAK HABER MERKEZİ</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.odakgazetesi.com/uzmanlar-acikladi-aci-biber-omru-uzatiyor</guid>
      <pubDate>Tue, 14 Jul 2026 15:42:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://odakgazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/odakgazetesi-com/uploads/2026/07/btu-2026-07-14t154448925.jpg" type="image/jpeg" length="99666"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA["Yanlış güneş gözlüğü göz sağlığını tehdit ediyor"]]></title>
      <link>https://www.odakgazetesi.com/yanlis-gunes-gozlugu-goz-sagligini-tehdit-ediyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.odakgazetesi.com/yanlis-gunes-gozlugu-goz-sagligini-tehdit-ediyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Göz hastalıkları uzmanı, yaz aylarında artan güneş ışınlarının göz sağlığı üzerinde ciddi riskler oluşturduğunu belirterek, UV400 koruması bulunmayan güneş gözlüklerinin faydadan çok zarar verebileceği uyarısında bulundu.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Yaz aylarında etkisini artıran güneş ışınları, yalnızca cilt sağlığını değil göz sağlığını da tehdit ediyor. Düzce Atatürk Devlet Hastanesi'nde görevli Göz Hastalıkları Uzmanı Kübra Erdoğan, özellikle UV koruması bulunmayan güneş gözlüklerinin ciddi göz hastalıklarına zemin hazırlayabileceğini belirterek vatandaşlara önemli uyarılarda bulundu.</p>

<p><strong>"GÜNEŞ IŞINLARI SANDIĞIMIZDAN DAHA FAZLA ZARAR VEREBİLİR" </strong></p>

<p>Güneş ışınlarının gözlerde kısa ve uzun vadede ciddi sorunlara yol açabileceğini ifade eden Kübra Erdoğan, "Güneş ışınları gözlerimize sandığımızdan daha fazla zarar verebilir. Güneş ışınlarına kısa süreli maruziyetlerde gözlerde rahatsızlık hissi, ışık hassasiyeti ya da kızarıklık görülebilir. Daha uzun süreli maruziyetlerde ise kornea tabakasında tahriş ya da hasar, katarakt oluşumu, konjonktiva hastalıklarında artış, halk arasında sarı nokta olarak bilinen hastalıkta artış, retina hastalıklarında artış ya da göz kapağı cilt kanserlerinde artış görülebilir" dedi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>"UV400 İBARESİ MUTLAKA BULUNMALI" </strong></p>

<p>Güneş gözlüğü alırken ilk dikkat edilmesi gereken unsurun UV koruması olduğunun altını çizen Erdoğan, vatandaşların güvenilir optik mağazalarını tercih etmeleri gerektiğini belirtti. Erdoğan, "Güneş gözlüklerinde UV400 ibaresinin olmasını istiyoruz. Mutlaka güvenilir optik mağazalarından temin edilmesi ve sertifikasının bulunması gerekiyor. Güneş gözlükleri kesinlikle aksesuar olarak değil, tıbbi ekipman olarak görülmelidir" diye konuştu.</p>

<p><strong>"KALİTESİZ GÖZLÜK HİÇ GÖZLÜK KULLANMAMAKTAN DAHA FAZLA ZARAR VERİR" </strong></p>

<p>UV filtresi bulunmayan gözlüklerin göz sağlığı açısından ciddi risk oluşturduğunu da ifade eden Dr. Erdoğan, şu değerlendirmede bulundu: "Kötü ya da UV filtresi olmayan gözlük kullanmak, hiç gözlük kullanmamaktan daha fazla zarar verir. Bu gözlüklerdeki koyu renkli camlar göz bebeklerinin büyümesine ve zararlı güneş ışınlarının gözlere daha fazla ulaşmasına sebep olur. Bu camların optik kalitesi de düşüktür. Gözde bozukluklara yol açabilir ve gün sonunda baş ağrısı, göz yorgunluğu ya da bulanık görme şikayetlerine neden olabilir. Bu nedenle güneş gözlüğü tercih ederken model veya renkten daha ziyade optik dereceli UV filtresinin olması çok daha önemlidir."</p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.odakgazetesi.com/yanlis-gunes-gozlugu-goz-sagligini-tehdit-ediyor</guid>
      <pubDate>Mon, 13 Jul 2026 17:04:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://odakgazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/odakgazetesi-com/uploads/2026/07/gozlukk.jpg" type="image/jpeg" length="47010"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Kabızlık ve ishale karşı hangi besinler etkili? Uzmanlardan bağırsak dostu öneriler]]></title>
      <link>https://www.odakgazetesi.com/kabizlik-ve-ishale-karsi-hangi-besinler-etkili-uzmanlardan-bagirsak-dostu-oneriler</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.odakgazetesi.com/kabizlik-ve-ishale-karsi-hangi-besinler-etkili-uzmanlardan-bagirsak-dostu-oneriler" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Uzmanlar, bağırsak sağlığını korumak için doğru beslenmenin büyük önem taşıdığına dikkat çekiyor. Yeni yayımlanan beslenme önerilerinde kabızlığa iyi gelen altı besin sıralanırken, ishal döneminde tüketilmesi önerilen gıdalar da paylaşıldı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Kabızlık, tıbbi adıyla konstipasyon, haftada üçten az dışkılama, sert ve kuru dışkı, dışkılama sırasında zorlanma ve ağrı gibi belirtilerle kendini gösteriyor. Uzmanlar, bağırsak sağlığının korunması için yalnızca tuvalete çıkma sıklığının değil, dışkının şekli ve renginin de takip edilmesi gerektiğini vurguluyor.</p>

<p>Uzmanlar, dışkının bağırsak sağlığı hakkında önemli ipuçları verdiğini belirterek düzenli gözlem yapılmasını öneriyor.</p>

<h2><strong>KABIZLIĞA İYİ GELEN 6 BESİN</strong></h2>

<p>Britanyalı diyetisyenler ve gastroenterologların hazırladığı yeni beslenme rehberinde kabızlığı hafifletmeye yardımcı olabilecek altı besin öne çıkarıldı:</p>

<ul style="list-style-type:disc" type="disc">
 <li>Kivi</li>
 <li>Kuru erik</li>
 <li>Çavdar ekmeği</li>
 <li>Psyllium kabuğu (karnıyarık otu)</li>
 <li>Magnezyum takviyesi</li>
 <li>Probiyotikler</li>
</ul>

<p>Uzmanlar ayrıca gün içerisinde yeterli miktarda su tüketmenin de bağırsak hareketlerini desteklediğini ifade ediyor.</p>

<h2><strong>NASIL TÜKETİLMELİ?</strong></h2>

<p>Bir adet kivi yaklaşık 2-3 gram lif içeriyor ve dışkının yumuşamasına yardımcı olabiliyor. Düşük fermente edilebilir şeker içeriği sayesinde şişkinliği azaltıcı etkisi de bulunuyor.</p>

<p>Günde 8 ila 10 adet kuru erik tüketimi kabızlık şikayetlerinin hafiflemesine katkı sağlayabiliyor. Çavdar ekmeği ise beyaz ekmeğe göre daha yüksek lif içerdiği için bağırsakların düzenli çalışmasını destekliyor.</p>

<p>Psyllium kabuğunun ise günlük 5 gramla başlanıp zamanla 20 grama kadar çıkarılabileceği belirtiliyor. Magnezyum ve özellikle Bifidobacterium<strong> </strong>lactis içeren probiyotiklerin de bağırsak hareketlerini düzenlemeye yardımcı olabileceği ifade ediliyor.</p>

<h2><strong>İSHAL DÖNEMİNDE HANGİ BESİNLER TERCİH EDİLMELİ?</strong></h2>

<p>Uzmanlara göre ishal sırasında en önemli konu sıvı ve mineral kaybını önlemek. Bu dönemde bol su tüketilmesi önerilirken şu besinler ön plana çıkıyor:</p>

<ul style="list-style-type:disc" type="disc">
 <li>Muz</li>
 <li>Pirinç lapası veya haşlanmış pirinç</li>
 <li>Haşlanmış patates</li>
 <li>Elma püresi</li>
 <li>Kızarmış ekmek (toast)</li>
 <li>Yağsız yoğurt (tolere edilebiliyorsa)</li>
 <li>Tuzlu çorba ve ayran</li>
</ul>

<p>İshal sürecinde yağlı, baharatlı, aşırı şekerli gıdalar ile alkol ve kafein tüketiminden kaçınılması tavsiye ediliyor. Şikayetlerin iki günden uzun sürmesi, yüksek ateş, kanlı dışkı veya ciddi sıvı kaybı belirtilerinin görülmesi halinde ise mutlaka bir sağlık kuruluşuna başvurulması gerekiyor.</p>

<h2><strong>BAĞIRSAK SAĞLIĞI GENEL SAĞLIĞI DA ETKİLİYOR</strong></h2>

<p>ABD'de 2024 yılında 1.400 sağlıklı yetişkin üzerinde yapılan bir araştırma, günde bir ila üç kez tuvalete çıkan kişilerin bağırsaklarında daha fazla yararlı bakteri bulunduğunu ortaya koydu.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Araştırmada, haftada üçten az dışkılayan bireylerin kanında kronik böbrek hastalığı ve Alzheimer gibi hastalıklarla ilişkilendirilen zararlı toksinlerin daha yüksek seviyelerde bulunduğu belirlendi. Uzmanlar, dışkının bağırsakta uzun süre kalmasının liflerin tükenmesine ve bakterilerin proteinleri fermente ederek zararlı maddeler üretmesine neden olabileceğine dikkat çekiyor.</p>

<p> </p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>ODAK HABER MERKEZİ</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.odakgazetesi.com/kabizlik-ve-ishale-karsi-hangi-besinler-etkili-uzmanlardan-bagirsak-dostu-oneriler</guid>
      <pubDate>Mon, 13 Jul 2026 11:53:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://odakgazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/odakgazetesi-com/uploads/2026/07/btu-2026-07-13t115626666.jpg" type="image/jpeg" length="16083"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Bebeğinizdeki kızarıklık isilik mi, başka bir sorun mu?]]></title>
      <link>https://www.odakgazetesi.com/bebeginizdeki-kizariklik-isilik-mi-baska-bir-sorun-mu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.odakgazetesi.com/bebeginizdeki-kizariklik-isilik-mi-baska-bir-sorun-mu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Ufuk Sevgican, yaz aylarında bebeklerde sık görülen isiliğin doğru bakım ve basit önlemlerle büyük ölçüde önlenebileceğini bildirdi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Yaz mevsiminde artan sıcaklıkların özellikle bebeklerde isilik görülme sıklığını artırdığına dikkat çeken Burtom Özlüce Tıp Merkezi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Ufuk Sevgican, ter bezi kanallarının tıkanması sonucu oluşan bu cilt sorununun doğru bakım uygulamalarıyla önlenebileceğini, belirtilerin ilerlemesi halinde ise vakit kaybetmeden hekime başvurulması gerektiğini belirtti.</p>

<p><img alt="Isilik Ter Dokuntusu Belirtileri Ve Tedavisi" src="https://odakgazetesicom.teimg.com/odakgazetesi-com/uploads/2026/07/isilik-ter-dokuntusu-belirtileri-ve-tedavisi.jpg" style="margin-left:0px; margin-right:0px" / width="1200" height="847"></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>BEBEKLER DAHA FAZLA RİSK ALTINDA</strong></p>

<p>Dr. Sevgican, isiliğin sıcak hava, yüksek nem ve yoğun terleme nedeniyle ter bezi kanallarının tıkanması sonucu oluştuğunu ifade etti. Bebeklerin cilt gözeneklerinin yetişkinlere göre daha dar olması nedeniyle terin deri altında biriktiğini belirten Sevgican, bu durumun kaşıntı ve huzursuzluğa yol açabildiğini, ancak isiliğin bulaşıcı bir hastalık olmadığını vurguladı. Çocukların ince ve pamuklu kıyafetler giymesi, sentetik ve dar giysilerden kaçınılması, doğrudan güneş ışığına maruz bırakılmaması ve terleme sonrası cildin temiz tutulmasının isiliğe karşı önemli koruyucu tedbirler arasında yer aldığını kaydetti.</p>

<p><img alt="D S-11" src="https://odakgazetesicom.teimg.com/odakgazetesi-com/uploads/2026/07/d-s-11.jpg" style="margin-left:0px; margin-right:0px" / width="740" height="416"></p>

<p><strong>GEÇMEYEN İSİLİKTE HEKİME BAŞVURUN</strong></p>

<p>Bez kullanan bebeklerde alt bakımının düzenli yapılmasının ve cildin uzun süre nemli bırakılmamasının önemine işaret eden Dr. Sevgican, isiliğe neden olan etkenlerin ortadan kaldırılmasıyla vakaların çoğunun birkaç gün içinde kendiliğinden düzeldiğini ifade etti. Döküntülerin artması, ciltte tahriş veya iltihap gelişmesi ya da yoğun kaşıntı görülmesi halinde mutlaka çocuk hekimine başvurulması gerektiğini belirten Sevgican, yaz aylarında alınacak basit önlemlerle çocukların isilikten korunmasının mümkün olduğunu söyledi.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.odakgazetesi.com/bebeginizdeki-kizariklik-isilik-mi-baska-bir-sorun-mu</guid>
      <pubDate>Sun, 12 Jul 2026 18:00:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://odakgazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/odakgazetesi-com/uploads/2026/07/u-j-h-n-g-f-b-d.jpg" type="image/jpeg" length="36005"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Hayatını kaybetti, üç kişiye yaşam umudu bıraktı]]></title>
      <link>https://www.odakgazetesi.com/hayatini-kaybetti-uc-kisiye-yasam-umudu-birakti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.odakgazetesi.com/hayatini-kaybetti-uc-kisiye-yasam-umudu-birakti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Samsun'da trafik kazası sonrası beyin ölümü gerçekleşen 28 yaşındaki genç kadının bağışlanan organları, nakil bekleyen 3 hastaya umut oldu.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Samsun'un İlkadım ilçesinde meydana gelen trafik kazasında ağır yaralanarak tedavi altına alınan 28 yaşındaki D.Y.'nin beyin ölümünün gerçekleşmesinin ardından ailesi organ bağışı kararı aldı. Gerçekleştirilen operasyonla alınan iki böbrek ve karaciğer, organ nakli bekleyen hastalara ulaştırılmak üzere Ankara'ya gönderildi.</p>

<p><strong>ORGANLAR ANKARA'YA GÖNDERİLDİ</strong></p>

<p>21 Haziran'da yaşanan trafik kazasının ardından Samsun Şehir Hastanesi yoğun bakım ünitesinde tedavi gören genç kadının yaşam mücadelesi beyin ölümünün gerçekleşmesiyle son buldu. Ailenin organ bağışını kabul etmesi üzerine hastanede gerekli süreç başlatıldı. Uzman ekip tarafından gerçekleştirilen operasyonla alınan iki böbrek ve karaciğer, nakil bekleyen üç hastaya ulaştırılmak üzere Ankara'ya sevk edildi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><img alt="20260711Aw744513 3" src="https://odakgazetesicom.teimg.com/odakgazetesi-com/uploads/2026/07/20260711aw744513-3.jpg" style="margin-left:0px; margin-right:0px" / width="1378" height="1193"></p>

<p><strong>ORGAN BAĞIŞI ÇAĞRISI YAPILDI</strong></p>

<p>Başarıyla tamamlanan organ alım operasyonunun ardından sağlık çalışanları, organ bağışının hayat kurtaran önemli bir dayanışma örneği olduğuna dikkat çekti. Yetkililer, daha fazla hastaya umut olabilmek için vatandaşları organ bağışı konusunda duyarlı olmaya ve bağış süreçlerine destek vermeye davet etti.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.odakgazetesi.com/hayatini-kaybetti-uc-kisiye-yasam-umudu-birakti</guid>
      <pubDate>Sun, 12 Jul 2026 16:00:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://odakgazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/odakgazetesi-com/uploads/2026/07/h-n-g-f-b-v.jpg" type="image/jpeg" length="94465"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Kulaktan dolma bilgiler kulağınızdan edebilir!]]></title>
      <link>https://www.odakgazetesi.com/kulaktan-dolma-bilgiler-kulaginizdan-edebilir</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.odakgazetesi.com/kulaktan-dolma-bilgiler-kulaginizdan-edebilir" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Yaz aylarında havuz ve deniz keyfi kulak enfeksiyonu riskini de beraberinde getiriyor. Uzmanlar, hijyenik olmayan havuzlar, kulakta kalan su ve yanlış temizlik alışkanlıklarının ciddi sağlık sorunlarına neden olabileceği uyarısında bulunuyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Yaz mevsiminde serinlemek için tercih edilen havuz ve denizler, gerekli önlemler alınmadığında kulak enfeksiyonlarına zemin hazırlayabiliyor. Uzmanlar, özellikle çocuklarda daha sık görülen dış kulak yolu enfeksiyonlarının ihmal edilmesi halinde kalıcı işitme kaybına kadar ilerleyebileceğini belirtiyor.</p>

<h2><strong>HAVUZLAR ENFEKSİYON RİSKİNİ ARTIRABİLİYOR</strong></h2>

<p>Uzmanlara göre havuz suyu, içerdiği klor ve diğer kimyasallar nedeniyle kulağın doğal koruyucu yapısını zayıflatabiliyor. Ayrıca kulakta uzun süre kalan su, bakteri ve mantarların çoğalması için uygun bir ortam oluşturarak enfeksiyon riskini artırıyor.</p>

<h2><strong>KULAK ÇUBUKLARI SANILDIĞI KADAR MASUM DEĞİL</strong></h2>

<p>Birçok kişinin kulak temizliği için kullandığı kulak çubukları ise faydadan çok zarar verebiliyor. Uzmanlar, kulak kirinin kulağı enfeksiyonlara karşı koruyan doğal bir bariyer olduğunu vurgulayarak, kulak çubuklarının bu koruyucu tabakayı bozduğunu ve kulak kirini daha derine iterek enfeksiyon riskini yükseltebildiğini ifade ediyor.</p>

<h2><strong>AĞRIYI HAFİFE ALMAYIN</strong></h2>

<p>Yüzme sonrasında kulakta oluşan hafif dolgunluk hissi çoğu zaman geçici olsa da, şiddetli ağrı, işitme kaybı, kızarıklık veya şişlik gibi belirtilerin enfeksiyon habercisi olabileceğine dikkat çekiliyor. Bu tür şikayetlerin görülmesi halinde vakit kaybetmeden bir Kulak Burun Boğaz uzmanına başvurulması öneriliyor.</p>

<h2><strong>EVDE UYGULANAN YÖNTEMLER RİSKİ ARTIRABİLİR</strong></h2>

<p>Uzmanlar, kulak ağrısını geçirmek amacıyla soğan suyu veya benzeri doğal ürünlerin kulağa damlatılmasının ciddi riskler taşıdığı konusunda uyarıyor. Bu tür uygulamaların enfeksiyonu artırabileceği, tahrişe yol açabileceği ve kulak zarında hasar varsa enfeksiyonun orta kulağa yayılmasına neden olabileceği belirtiliyor.</p>

<h2><strong>KULAKLARINIZI DOĞRU ŞEKİLDE KURUTUN</strong></h2>

<p>Yüzme sonrasında başı sağa ve sola eğerek kulaktaki suyun dışarı çıkmasının sağlanması, ardından kulağın temiz bir havlu veya düşük ısı ayarında çalışan saç kurutma makinesiyle nazikçe kurutulması tavsiye ediliyor. Ayrıca kulak tıkacı ve bone kullanımının doğru uygulandığında koruyucu olabileceği ifade ediliyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.odakgazetesi.com/kulaktan-dolma-bilgiler-kulaginizdan-edebilir</guid>
      <pubDate>Fri, 10 Jul 2026 16:33:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://odakgazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/odakgazetesi-com/uploads/2026/07/btu-2026-07-10t163604389.jpg" type="image/jpeg" length="67336"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Karaciğer yağlanması artık çocukları da tehdit ediyor! Uzmanlardan kritik uyarı]]></title>
      <link>https://www.odakgazetesi.com/karaciger-yaglanmasi-artik-cocuklari-da-tehdit-ediyor-uzmanlardan-kritik-uyari</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.odakgazetesi.com/karaciger-yaglanmasi-artik-cocuklari-da-tehdit-ediyor-uzmanlardan-kritik-uyari" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Uzmanlar, yanlış beslenme ve hareketsiz yaşam nedeniyle karaciğer yağlanmasının artık sadece yetişkinlerde değil çocuklarda da giderek yaygınlaştığını belirtiyor. Erken dönemde belirti vermeyen hastalık, tedavi edilmediğinde siroz ve karaciğer kanserine kadar ilerleyebiliyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Karaciğer yağlanması, değişen yaşam tarzı ve sağlıksız beslenme alışkanlıklarının etkisiyle her geçen gün daha fazla kişiyi etkiliyor. Uzmanlara göre obezite, diyabet, insülin direnci ve fiziksel hareketsizlik nedeniyle görülme sıklığı artan hastalık, artık çocuklar ve gençler için de önemli bir sağlık sorunu haline geldi.</p>

<h2><strong>YANLIŞ BESLENME RİSKİ ARTIRIYOR</strong></h2>

<p>Uzmanlar, karaciğer yağlanmasının karaciğer hücrelerinde normalden fazla yağ birikmesi sonucu ortaya çıktığını belirtiyor. Özellikle fast-food tüketiminin artması, işlenmiş gıdaların sık tercih edilmesi ve aşırı kalori alımı hastalığın en önemli nedenleri arasında gösteriliyor. Obezite, tip 2 diyabet ve yüksek kolesterol de riski artıran başlıca faktörler arasında yer alıyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h2><strong>HASTALIK UZUN SÜRE BELİRTİ VERMEYEBİLİR</strong></h2>

<p>Karaciğer yağlanmasının çoğu zaman sessiz ilerlediğine dikkat çeken uzmanlar, erken evrede birçok hastada herhangi bir belirti görülmediğini ifade ediyor. Hastalık çoğu zaman rutin sağlık kontrollerinde tesadüfen tespit edilirken, bazı kişilerde halsizlik, çabuk yorulma ve karnın sağ üst bölümünde dolgunluk hissi görülebiliyor.</p>

<h2><strong>ÇOCUKLARDA GÖRÜLME SIKLIĞI ARTIYOR</strong></h2>

<p>Son yıllarda çocuklarda karaciğer yağlanması vakalarının dikkat çekici şekilde arttığına vurgu yapan uzmanlar, yüksek kalorili beslenme, şekerli içecek tüketimi, ekran başında geçirilen sürenin uzaması ve fiziksel aktivitenin azalmasının bu tabloyu hızlandırdığını belirtiyor. Çocukluk döneminde başlayan karaciğer yağlanmasının ilerleyen yaşlarda ciddi karaciğer hastalıklarına zemin hazırlayabileceği uyarısı yapılıyor.</p>

<h2><strong>SİROZ VE KARACİĞER KANSERİNE DÖNÜŞEBİLİR</strong></h2>

<p>Karaciğer yağlanmasının basit bir yağ birikimi olarak görülmemesi gerektiğini ifade eden uzmanlar, bazı hastalarda iltihaplanma ve karaciğerde sertleşme gelişebileceğini belirtiyor. Tedavi edilmeyen vakalarda hastalığın siroza, ileri evrelerde ise karaciğer kanserine kadar ilerleyebileceği kaydediliyor.</p>

<h2><strong>TANIDA ULTRASON ÖNEMLİ ROL OYNUYOR</strong></h2>

<p>Karaciğer yağlanmasının tanısında hastanın risk faktörleri ve kan testlerinin değerlendirildiğini belirten uzmanlar, en sık kullanılan görüntüleme yönteminin ultrason olduğunu ifade ediyor. Gerekli görülen durumlarda ise karaciğerdeki yağ oranı ve sertliği gelişmiş görüntüleme yöntemleriyle ayrıntılı olarak incelenebiliyor.</p>

<h2><strong>YAŞAM TARZI DEĞİŞİKLİĞİ EN ETKİLİ TEDAVİ</strong></h2>

<p>Uzmanlar, karaciğer yağlanmasının erken dönemde büyük ölçüde geri döndürülebilen bir hastalık olduğunun altını çiziyor. Sağlıklı beslenme, düzenli egzersiz ve kilo kontrolünün tedavinin temelini oluşturduğu belirtilirken, vücut ağırlığının yüzde 7 ila 10 oranında azaltılmasının karaciğerdeki yağlanmayı ve iltihabı önemli ölçüde azaltabileceği ifade ediliyor.</p>

<h2><strong>AKDENİZ TİPİ BESLENME ÖNERİLİYOR</strong></h2>

<p>Karaciğer sağlığını korumak için sebze, meyve, tam tahıllar, baklagiller, balık ve zeytinyağı ağırlıklı Akdeniz tipi beslenmenin tercih edilmesi öneriliyor. Şekerli içecekler, rafine karbonhidratlar, aşırı tatlı tüketimi ve işlenmiş gıdalardan uzak durulması gerektiği vurgulanırken, düzenli fiziksel aktivitenin de ihmal edilmemesi gerektiği belirtiliyor. Erken tanı ve sağlıklı yaşam alışkanlıkları sayesinde karaciğer yağlanmasının önlenebileceği ve büyük ölçüde tedavi edilebileceği ifade ediliyor.</p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.odakgazetesi.com/karaciger-yaglanmasi-artik-cocuklari-da-tehdit-ediyor-uzmanlardan-kritik-uyari</guid>
      <pubDate>Wed, 08 Jul 2026 12:23:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://odakgazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/odakgazetesi-com/uploads/2026/07/btu-2026-07-08t122559515.jpg" type="image/jpeg" length="33848"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Yaz sıcaklarında bunalmamak için bu besinleri sofranızdan eksik etmeyin]]></title>
      <link>https://www.odakgazetesi.com/yaz-sicaklarinda-bunalmamak-icin-bu-besinleri-sofranizdan-eksik-etmeyin</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.odakgazetesi.com/yaz-sicaklarinda-bunalmamak-icin-bu-besinleri-sofranizdan-eksik-etmeyin" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Uzmanlar, yaz aylarında doğru besin tercihleriyle hem sıvı kaybının önüne geçilebileceğini hem de sıcak havaların etkisinin hafifletilebileceğini belirtiyor. Su oranı yüksek sebze ve meyveler ile yoğurt ve ayran, yazın en önemli destekçileri arasında yer alıyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Yaz mevsiminde artan hava sıcaklıklarıyla birlikte vücudun sıvı ihtiyacı da önemli ölçüde yükseliyor. Uzmanlar, hiçbir besinin tek başına serinletici bir etki oluşturmadığını ancak doğru beslenme alışkanlıklarıyla sıcak havaların daha rahat geçirilebileceğini ifade ediyor.</p>

<h2><strong>SU ORANI YÜKSEK BESİNLERİ TERCİH EDİN</strong></h2>

<p>Yaz aylarında terleme nedeniyle yalnızca su değil, sodyum, potasyum ve magnezyum gibi önemli mineraller de kaybediliyor. Bu nedenle su oranı yüksek besinlerin tüketilmesi büyük önem taşıyor.</p>

<p>Karpuz, kavun, salatalık, domates, marul ve semizotu gibi besinler hem sıvı alımına katkı sağlıyor hem de yaz sofralarında ferahlatıcı bir alternatif sunuyor. Özellikle büyük bölümü sudan oluşan karpuz, sıcak günlerde en çok tercih edilen meyveler arasında yer alıyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h2><strong>AYRAN VE YOĞURT YAZIN VAZGEÇİLMEZİ OLMALI</strong></h2>

<p>Uzmanlara göre yoğurt ve ayran da yaz beslenmesinde önemli bir yere sahip. Ayran, terleme ile kaybedilen sıvı ve minerallerin yerine konulmasına destek olurken, yoğurtla birlikte tüketilen meyveler hem sağlıklı hem de serinletici bir ara öğün seçeneği oluşturuyor.</p>

<h2><strong>AĞIR YİYECEKLER SICAKLARDA ZORLAYABİLİYOR</strong></h2>

<p>Çok yağlı, kızartılmış ve aşırı baharatlı yiyeceklerin sindirimi daha fazla enerji gerektirdiği için sıcak havalarda kişiyi daha yorgun ve bunalmış hissettirebildiği belirtiliyor. Bu nedenle yaz aylarında hafif, sebze ağırlıklı ve kolay sindirilebilen öğünlerin tercih edilmesi öneriliyor.</p>

<h2><strong>SUSAMAYI BEKLEMEDEN SU İÇİN</strong></h2>

<p>Uzmanlar, yaz aylarında en sık yapılan hatalardan birinin susamayı bekleyerek su tüketmek olduğuna dikkat çekiyor. Susuzluk hissi oluştuğunda vücudun sıvı kaybetmeye başladığı belirtilirken, gün boyunca düzenli aralıklarla su içmenin önemine vurgu yapılıyor.</p>

<p>Yetişkinlerin günlük en az 2 ila 2,5 litre su tüketmesi önerilirken, öğle ve akşam öğünlerinde bol yeşillikli mevsim salatası, yanında yoğurt veya ayran ve gün içinde 2-3 porsiyon su oranı yüksek meyve tüketmenin yaz sıcaklarını daha rahat atlatmaya yardımcı olacağı ifade ediliyor.</p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.odakgazetesi.com/yaz-sicaklarinda-bunalmamak-icin-bu-besinleri-sofranizdan-eksik-etmeyin</guid>
      <pubDate>Wed, 08 Jul 2026 11:16:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://odakgazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/odakgazetesi-com/uploads/2026/07/btu-2026-07-08t111921482.jpg" type="image/jpeg" length="15136"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Türk Bilim insanlarından pil teknolojisinde çığır açabilecek gelişme! hibrit polimer tescillendi]]></title>
      <link>https://www.odakgazetesi.com/turk-bilim-insanlarindan-pil-teknolojisinde-cigir-acabilecek-gelisme-hibrit-polimer-tescillendi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.odakgazetesi.com/turk-bilim-insanlarindan-pil-teknolojisinde-cigir-acabilecek-gelisme-hibrit-polimer-tescillendi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Türkiye'de geliştirilen yeni bir hibrit polimer, geleceğin pil teknolojileri için umut oldu. Yıldız Teknik Üniversitesi bünyesinde yürütülen çalışma kapsamında geliştirilen elektroaktif hibrit polimerin, daha uzun ömürlü ve daha hızlı şarj olabilen yeni nesil pillerin geliştirilmesine önemli katkı sağlaması hedefleniyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p></p>

<p>Araştırma ekibi tarafından geliştirilen malzeme, yalnızca enerji depolama alanında değil, karbondioksit yakalama ve su arıtma gibi çevresel uygulamalarda da kullanılabilecek potansiyele sahip.</p>

<p></p>

<p>ASETON VE KÜKÜRTTEN YENİ NESİL HİBRİT POLİMER</p>

<p></p>

<p>YTÜ Metalurji Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Ali Can Zaman liderliğindeki ekip, aseton ile elementel kükürdü geliştirdikleri özgün bir polimerizasyon yöntemiyle reaksiyona sokarak tamamen yeni özelliklere sahip elektroaktif bir polimer elde etti.</p>

<p></p>

<p>Araştırmada geliştirilen malzeme, enerji depolama kapasitesine sahip olmasının yanı sıra hidrofobik özellik de gösteriyor. Böylece lityum-kükürt pillerinde yaşanan bazı temel sorunların aşılmasına katkı sunabilecek yeni bir malzeme ortaya çıkarıldı.</p>

<p></p>

<p>PİLLER DAHA UZUN ÖMÜRLÜ VE DAHA HIZLI ŞARJ OLABİLECEK</p>

<p></p>

<p>Doç. Dr. Ali Can Zaman, çalışmalarının temel hedefinin daha uzun ömürlü ve daha hızlı şarj olabilen bataryaların geliştirilmesi olduğunu belirtti.</p>

<p></p>

<p>Lityum-kükürt pillerinde kullanılan elementel kükürdün ucuz ve bol bulunan bir malzeme olmasına rağmen hidrofobik yapısı nedeniyle kullanımda çeşitli dezavantajlar oluşturduğunu ifade eden Zaman, geliştirdikleri yöntem sayesinde bu olumsuzlukların önemli ölçüde azaltılabildiğini söyledi.</p>

<p></p>

<p>Araştırmacılar, yeni polimerin hem kükürdün enerji depolama avantajlarını hem de organik bileşiklerin sağladığı farklı özellikleri aynı yapıda buluşturduğunu vurguladı.</p>

<p></p>

<p>"HİBRİT ÖZELLİKLER GÖSTEREN BİR POLİMER ELDE ETTİK"</p>

<p></p>

<p>Çalışmayı değerlendiren Doç. Dr. Ali Can Zaman, geliştirdikleri yöntem sayesinde normal şartlarda reaksiyona girmesi beklenmeyen organik bileşiklerle elementel kükürdün bir araya getirildiğini belirterek şunları söyledi:</p>

<p></p>

<p>"Yeni elde ettiğimiz malzeme, kükürdün bazı özelliklerini barındırırken aynı zamanda organik bileşiklerden gelen özellikleri de taşıyor. Aslında hibrit özellikler gösteren bir polimer elde ettik."</p>

<p></p>

<p>Zaman, elde edilen malzemenin elektroaktif yapısı sayesinde enerji depolayabildiğini ve gerekli optimizasyon çalışmalarının tamamlanmasının ardından daha uzun ömürlü, hızlı şarj ve hızlı deşarj olabilen pillerin geliştirilmesine katkı sağlayabileceğini ifade etti.</p>

<p></p>

<p>TÜRK PATENT VE MARKA KURUMU TARAFINDAN TESCİLLENDİ</p>

<p></p>

<p>Geliştirilen elektroaktif hibrit polimer, Türk Patent ve Marka Kurumu tarafından da tescillenerek fikri mülkiyet koruması altına alındı.</p>

<p></p>

<p>Araştırmacılar, aseton gibi basit bir organik bileşiğin bu yöntemle elementel kükürtle reaksiyona sokularak yeni bir malzeme sınıfı oluşturulmasının bilimsel literatürde özgün bir yaklaşım olduğunu belirtiyor.</p>

<p></p>

<p>SADECE PİLLERDE DEĞİL, ÇEVRE TEKNOLOJİLERİNDE DE KULLANILABİLİR</p>

<p></p>

<p>Araştırma ekibi, geliştirilen hibrit polimerin kullanım alanlarının enerji depolamayla sınırlı olmadığını vurguluyor.</p>

<p></p>

<p>Malzemenin türevleri;</p>

<p></p>

<p>Karbondioksit yakalama sistemlerinde,</p>

<p>Gaz ayrıştırma teknolojilerinde,</p>

<p>Adsorpsiyon uygulamalarında,</p>

<p>Su arıtma sistemlerinde,</p>

<p>Özellikle sudaki cıva gibi ağır metallerin giderilmesinde kullanılabilecek önemli bir potansiyele sahip.</p>

<p></p>

<p>Bilim insanları, yeni malzemenin çevre teknolojileri ile enerji depolama sistemlerini bir araya getiren çok yönlü bir platform oluşturabileceğini değerlendiriyor.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>CEMİLE KAYTAN</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.odakgazetesi.com/turk-bilim-insanlarindan-pil-teknolojisinde-cigir-acabilecek-gelisme-hibrit-polimer-tescillendi</guid>
      <pubDate>Wed, 08 Jul 2026 08:33:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://odakgazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/odakgazetesi-com/uploads/2026/07/a-s-a-a-s-4.JPG" type="image/jpeg" length="45510"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Yaz depresyonuna dikkat! Uzmanlardan önemli uyarı]]></title>
      <link>https://www.odakgazetesi.com/yaz-depresyonuna-dikkat-uzmanlardan-onemli-uyari</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.odakgazetesi.com/yaz-depresyonuna-dikkat-uzmanlardan-onemli-uyari" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Uzmanlar, yaz aylarında artan sosyal medya baskısı, sıcak hava ve bozulan uyku düzeninin bazı kişilerde depresif belirtileri tetikleyebileceği uyarısında bulundu.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Yaz ayları çoğu kişi için tatil ve mutluluk anlamına gelse de uzmanlar, bu dönemin herkes için aynı duyguları taşımadığına dikkat çekiyor. Artan sıcaklıklar, sosyal medya etkisi ve değişen yaşam düzeni, bazı kişilerde depresif belirtilerin ortaya çıkmasına neden olabiliyor.</p>

<h2><strong>SOSYAL MEDYA BASKISI ETKİLİ OLABİLİYOR</strong></h2>

<p>Uzmanlara göre sosyal medyada sıkça karşılaşılan tatil fotoğrafları, kusursuz beden algısı ve mutlu yaşam paylaşımları, bazı kişilerde yetersizlik, yalnızlık ve değersizlik duygularını artırabiliyor. Özellikle sürekli başkalarının hayatıyla kıyaslama yapmak, ruh sağlığını olumsuz etkileyebiliyor.</p>

<h2><strong>YAZ AYLARINDA DA DEPRESYON GÖRÜLEBİLİYOR</strong></h2>

<p>Depresyonun yalnızca kış aylarında görülen bir rahatsızlık olmadığına dikkat çeken uzmanlar, aşırı sıcaklar, uyku düzenindeki bozulmalar ve fiziksel yorgunluğun da duygu durumunu olumsuz etkileyebileceğini belirtiyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h2><strong>BELİRTİLER UZUN SÜRÜYORSA DESTEK ALINMALI</strong></h2>

<p>Uzun süre devam eden isteksizlik, enerji kaybı, sosyal hayattan uzaklaşma, uyku sorunları ve umutsuzluk hissinin göz ardı edilmemesi gerektiğini vurgulayan uzmanlar, bu belirtilerin devam etmesi halinde profesyonel destek alınmasının önem taşıdığını ifade ediyor.</p>

<p> </p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>ODAK HABER MERKEZİ</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.odakgazetesi.com/yaz-depresyonuna-dikkat-uzmanlardan-onemli-uyari</guid>
      <pubDate>Tue, 07 Jul 2026 17:56:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://odakgazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/odakgazetesi-com/uploads/2026/07/btu-2026-07-07t175931736.jpg" type="image/jpeg" length="79450"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[El bileğindeki şişlik masum olmayabilir! Uzmanlar uyardı]]></title>
      <link>https://www.odakgazetesi.com/el-bilegindeki-sislik-masum-olmayabilir-uzmanlar-uyardi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.odakgazetesi.com/el-bilegindeki-sislik-masum-olmayabilir-uzmanlar-uyardi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Uzmanlar, el bileğinde oluşan küçük şişliklerin ganglion kisti belirtisi olabileceğini belirterek, ağrı, uyuşma ve hareket kısıtlılığı gibi şikayetlerin görülmesi halinde uzman değerlendirmesinin ihmal edilmemesi gerektiğini vurguluyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>El bileğinde oluşan küçük bir şişlik çoğu zaman önemsenmese de uzmanlara göre bu durum, toplumda sık görülen ganglion kistinin habercisi olabilir. İyi huylu olmasına rağmen bazı vakalarda ağrı, sinir basısı ve hareket kısıtlılığına neden olabilen bu oluşumun uzman kontrolünde değerlendirilmesi öneriliyor.</p>

<h2><strong>EN SIK EL BİLEĞİNDE GÖRÜLÜYOR</strong></h2>

<p>Eklem veya tendon kılıfından kaynaklanan, içi jel kıvamında sıvıyla dolu olan ganglion kisti en çok el bileğinin üst kısmında ortaya çıkıyor. Bunun yanı sıra avuç içi, parmaklar, ayak bileği ve ayakta da görülebiliyor.</p>

<p>Uzmanlar, ganglion kistlerinin kanser olmadığını ve vücuda yayılmadığını belirtirken, ağrıya veya günlük yaşamı etkileyen şikayetlere neden olması halinde tedavi edilmesi gerektiğine dikkat çekiyor.</p>

<h2><strong>BU BELİRTİLER VARSA DİKKAT</strong></h2>

<p>Ganglion kistinin en yaygın belirtisi, el bileğinde veya elde oluşan yuvarlak ve düzgün sınırlı bir şişlik olarak öne çıkıyor. Bazı kişilerde yalnızca estetik kaygıya neden olurken, bazı hastalarda ise:</p>

<ul style="list-style-type:disc" type="disc">
 <li>El bileğinde ağrı,</li>
 <li>Baskı hissi,</li>
 <li>Kavrama gücünde azalma,</li>
 <li>Hareket kısıtlılığı,</li>
 <li>Uyuşma ve karıncalanma</li>
</ul>

<p>gibi şikayetler görülebiliyor. Özellikle uyuşma ve güç kaybı gibi belirtilerin sinir basısına işaret edebileceği ifade ediliyor.</p>

<h2><strong>YOĞUN BİLEK KULLANIMI RİSKİ ARTIRABİLİYOR</strong></h2>

<p>Uzun süre bilgisayar kullanımı, tekrarlayan bilek hareketleri, ağırlık kaldırma ve el bileğini zorlayan aktivitelerin kistin belirginleşmesine neden olabileceği belirtiliyor. Ancak bazı kişilerde herhangi bir zorlanma olmadan da ganglion kisti gelişebiliyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h2><strong>HER KİST AMELİYAT GEREKTİRMİYOR</strong></h2>

<p>Uzmanlara göre şikâyete neden olmayan ganglion kistleri düzenli takip edilebiliyor ve bazıları zamanla kendiliğinden küçülerek kaybolabiliyor. Ağrıya yol açan durumlarda istirahat, bileklik kullanımı ve ilaç tedavisi uygulanabiliyor. Sinir basısı, hareket kaybı veya tekrarlayan büyüme gibi durumlarda ise cerrahi tedavi gündeme gelebiliyor.</p>

<h2><strong>EVDE MÜDAHALE ETMEYİN</strong></h2>

<p>Uzmanlar, halk arasında yaygın olan kisti sıkma, delme ya da sert bir cisimle patlatmaya çalışma yöntemlerinin ciddi enfeksiyonlara, sinir ve damar yaralanmalarına yol açabileceği konusunda uyarıyor. El bileğinde hızla büyüyen şişlik, ağrı veya uyuşma gibi belirtiler görüldüğünde vakit kaybetmeden bir ortopedi uzmanına başvurulması öneriliyor.</p>

<p> </p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.odakgazetesi.com/el-bilegindeki-sislik-masum-olmayabilir-uzmanlar-uyardi</guid>
      <pubDate>Tue, 07 Jul 2026 14:59:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://odakgazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/odakgazetesi-com/uploads/2026/07/btu-2026-07-07t150303823.jpg" type="image/jpeg" length="25645"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Yaz aylarında ishal ve kusma neden artıyor? İşte alınması gereken önlemler]]></title>
      <link>https://www.odakgazetesi.com/yaz-aylarinda-ishal-ve-kusma-neden-artiyor-iste-alinmasi-gereken-onlemler</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.odakgazetesi.com/yaz-aylarinda-ishal-ve-kusma-neden-artiyor-iste-alinmasi-gereken-onlemler" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Artan hava sıcaklıkları, hijyenik olmayan gıdalar ile deniz ve havuz kullanımı yaz aylarında ishal ve kusma vakalarını artırıyor. Uzmanlar, sıvı kaybına karşı bol su tüketilmesi ve hafif beslenmenin önemine dikkat çekiyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Yaz aylarında yükselen hava sıcaklıklarıyla birlikte ishal ve kusma vakalarında da artış yaşanıyor. Uzmanlar, özellikle uygun koşullarda muhafaza edilmeyen gıdalar ile deniz ve havuz kaynaklı enfeksiyonların bu tür rahatsızlıklara neden olabileceğini belirtiyor.</p>

<p>İshal ve kusma şikâyeti yaşayan kişilerin yemek yemeyi tamamen bırakmaması gerektiğine dikkat çeken uzmanlar, mide bulantısı nedeniyle iştah azalsa bile vücudun bu süreçte vitamin ve mineral ihtiyacının arttığını ifade ediyor. Bu nedenle bol su tüketilmesi, ayran içilmesi ve çorba gibi hafif gıdalarla beslenmeye devam edilmesi öneriliyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h2><strong>SIVI KAYBINA KARŞI ÖNLEM ALINMALI </strong></h2>

<p>İshal ve kusma nedeniyle oluşan sıvı kaybının ciddi sağlık sorunlarına yol açabileceğini vurgulayan uzmanlar, gün içinde yeterli miktarda su tüketilmesinin büyük önem taşıdığını belirtiyor. Gerektiğinde suya az miktarda tuz eklenmesinin mineral dengesinin korunmasına katkı sağlayabileceği ifade ediliyor.</p>

<h2><strong>BU BELİRTİLER VARSA VAKİT KAYBETMEYİN </strong></h2>

<p>İshalin kontrol altına alınmasına yardımcı olmak amacıyla haşlanmış pirinç ve haşlanmış patates gibi sindirimi kolay besinlerin tercih edilmesi tavsiye ediliyor. Öte yandan yüksek ateş, şiddetli mide bulantısı, halsizlik, ağız kuruluğu ve uzun süren şikâyetler görülmesi halinde vakit kaybetmeden bir sağlık kuruluşuna başvurulması gerektiği belirtiliyor. Enfeksiyona bağlı durumlarda ise tedaviye hekim tarafından karar verilmesi gerektiği hatırlatılıyor. </p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>ODAK HABER MERKEZİ</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.odakgazetesi.com/yaz-aylarinda-ishal-ve-kusma-neden-artiyor-iste-alinmasi-gereken-onlemler</guid>
      <pubDate>Mon, 06 Jul 2026 11:25:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://odakgazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/odakgazetesi-com/uploads/2026/07/btu-2026-07-06t155115630.jpg" type="image/jpeg" length="71240"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Yazın cildinizi korumak için nelere dikkat edilmeli? Uzmanlardan cilt bariyeri uyarısı]]></title>
      <link>https://www.odakgazetesi.com/yazin-cildinizi-korumak-icin-nelere-dikkat-edilmeli-uzmanlardan-cilt-bariyeri-uyarisi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.odakgazetesi.com/yazin-cildinizi-korumak-icin-nelere-dikkat-edilmeli-uzmanlardan-cilt-bariyeri-uyarisi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Uzmanlar, yaz aylarında artan güneş ışınları, havuz, deniz ve terlemenin cilt bariyerine zarar verebileceğini belirterek, doğru cilt bakımının ihmal edilmemesi gerektiği konusunda uyardı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Yaz aylarında güneş ışınlarına daha fazla maruz kalınması, havuz ve deniz kullanımı ile aşırı terleme, cildin doğal koruyucu tabakası olan cilt bariyerini olumsuz etkileyebiliyor. Uzmanlar, cilt bariyerinin zarar görmesiyle birlikte kızarıklık, kaşıntı, kuruluk ve hassasiyet gibi şikayetlerin artabileceğine dikkat çekiyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h2><strong>CİLDİN DOĞAL SAVUNMASINI ZAYIFLATABİLİYOR</strong></h2>

<p>Uzmanlara göre yoğun güneş ışınları, havuz ve deniz sonrası cildin yeterince temizlenmemesi, parfümlü ve yoğun kimyasal içerikli ürünlerin kullanımı ile aşırı terleme cilt bariyerinin bozulmasına neden olabiliyor. Bu durum, cildin dış etkenlere karşı direncini azaltıyor.</p>

<h2><strong>BU BELİRTİLERE DİKKAT</strong></h2>

<p>Cilt bariyerinin bozulması halinde kızarıklık, kaşıntı, yanma, batma hissi, hassasiyet ve pullanma gibi belirtiler görülebiliyor. Ayrıca atopik dermatit, kontakt egzama ve rozasea gibi kronik cilt hastalıklarının da bu süreçte alevlenebileceği belirtiliyor.</p>

<h2><strong>NEMLENDİRİCİ VE GÜNEŞ KORUYUCU ŞART</strong></h2>

<p>Uzmanlar, yaz boyunca 50 faktörlü güneş koruyucu kullanılmasını, çok sıcak suyla duş alınmamasını ve cildin nazik temizleyicilerle temizlenmesini öneriyor. Sert peelinglerden, kese uygulamalarından ve gereğinden sık duş almaktan kaçınılması gerektiği ifade edilirken; gliserin, seramid, pantenol ve hyalüronik asit içeren nemlendiricilerin cilt bariyerini desteklediği vurgulanıyor.</p>

<p>Şikayetlerin artması veya uzun süre devam etmesi halinde ise dermatoloji uzmanına başvurulması tavsiye ediliyor. </p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.odakgazetesi.com/yazin-cildinizi-korumak-icin-nelere-dikkat-edilmeli-uzmanlardan-cilt-bariyeri-uyarisi</guid>
      <pubDate>Sun, 05 Jul 2026 21:00:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://odakgazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/odakgazetesi-com/uploads/2026/07/btu-2026-07-04t142415414.jpg" type="image/jpeg" length="74454"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Burun estetiği için en doğru yaş kaç?]]></title>
      <link>https://www.odakgazetesi.com/burun-estetigi-icin-en-dogru-yas-kac</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.odakgazetesi.com/burun-estetigi-icin-en-dogru-yas-kac" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Uzmanlar, burun estetiğinin yalnızca tıbbi gereklilik durumunda ve fiziksel ile ruhsal gelişim tamamlandıktan sonra yapılması gerektiğini belirterek, 18 yaş öncesi estetik operasyonlara karşı uyardı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Türkiye'de en sık tercih edilen estetik operasyonlardan biri olan burun estetiğiyle ilgili uzmanlardan dikkat çeken uyarılar geldi. Açıklamada, burun estetiğinin yalnızca estetik kaygılarla değil, kişinin yaşam kalitesini etkileyen şekil bozukluklarının giderilmesi amacıyla uygulanması gerektiği vurgulandı.</p>

<h2><strong>18 YAŞINDAN ÖNCE ÖNERİLMİYOR</strong></h2>

<p>Uzmanlar, burun gelişiminin büyük ölçüde 18 yaşına kadar devam ettiğini belirterek, fiziksel ve ruhsal gelişim tamamlanmadan yapılan estetik operasyonların uygun olmadığını ifade etti. Ancak kişinin psikolojisini, okul yaşamını ve sosyal hayatını ciddi şekilde etkileyen özel durumlarda istisnai olarak daha erken yaşlarda operasyonun değerlendirilebileceği kaydedildi.</p>

<h2><strong>SOSYAL MEDYA ETKİSİNE DİKKAT</strong></h2>

<p>Son yıllarda sosyal medyanın etkisiyle estetik operasyonlara ilginin arttığına dikkat çeken uzmanlar, yalnızca "daha güzel görünme" isteğiyle burun estetiği yaptırmanın doğru bir yaklaşım olmadığını belirtti.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h2><strong>GEREKSİZ AMELİYATLAR RİSK TAŞIYOR</strong></h2>

<p>Her cerrahi müdahalenin belirli riskler içerdiğini hatırlatan uzmanlar, burun estetiğinin ancak gerçek bir şekil bozukluğu veya tıbbi gereklilik bulunması halinde uygulanması gerektiğini vurguladı. Doğru zamanda ve uygun endikasyonla gerçekleştirilen operasyonların ise kişinin psikolojisine ve yaşam kalitesine olumlu katkı sağlayabileceği ifade edildi. </p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>ODAK HABER MERKEZİ</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.odakgazetesi.com/burun-estetigi-icin-en-dogru-yas-kac</guid>
      <pubDate>Sun, 05 Jul 2026 17:00:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://odakgazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/odakgazetesi-com/uploads/2026/07/btu-2026-07-04t140434415.jpg" type="image/jpeg" length="46871"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Dakikalarla yarışıldı! Ambulans helikopter kritik hasta için havalandı]]></title>
      <link>https://www.odakgazetesi.com/dakikalarla-yarisildi-ambulans-helikopter-kritik-hasta-icin-havalandi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.odakgazetesi.com/dakikalarla-yarisildi-ambulans-helikopter-kritik-hasta-icin-havalandi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Kayseri'nin Pınarbaşı ilçesinde düşme sonucu beyin kanaması geçiren 81 yaşındaki hasta, ambulans helikopterle Erciyes Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesine sevk edildi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Kayseri'nin Pınarbaşı ilçesinde düşme sonucu beyin kanaması geçiren 81 yaşındaki M.A., sağlık ekiplerinin hızlı müdahalesiyle ambulans helikopterle kent merkezine sevk edildi. İlk müdahalesi ilçe devlet hastanesinde yapılan hasta, ileri tetkik ve tedavi için Erciyes Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesinde tedavi altına alındı.</p>

<p><img alt="20260704Aw739702" src="https://odakgazetesicom.teimg.com/odakgazetesi-com/uploads/2026/07/20260704aw739702.jpg" style="margin-left:0px; margin-right:0px" / width="1600" height="1200"></p>

<p><strong>AMBULANS HELİKOPTER DEVREYE GİRDİ</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Edinilen bilgilere göre, Pınarbaşı ilçesinde düşerek yaralanan 81 yaşındaki M.A. için çevredekilerin ihbarı üzerine sağlık ekipleri olay yerine sevk edildi. Pınarbaşı Devlet Hastanesine kaldırılan hastaya burada yapılan ilk değerlendirmede beyin kanaması tanısı konuldu. Bunun üzerine hastanın ileri tedavi görebilmesi amacıyla ambulans helikopter görevlendirildi.</p>

<p><img alt="20260704Aw739702 5" src="https://odakgazetesicom.teimg.com/odakgazetesi-com/uploads/2026/07/20260704aw739702-5.jpg" style="margin-left:0px; margin-right:0px" / width="1600" height="1200"></p>

<p><strong>TEDAVİSİ HASTANEDE SÜRÜYOR</strong></p>

<p>Ambulans helikopterle Kayseri'ye ulaştırılan M.A., iniş pistinde hazır bekleyen sağlık ekiplerince ambulansa alınarak Erciyes Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesine sevk edildi. Hastanın burada tedavi altına alındığı öğrenilirken, sağlık ekiplerinin zamanla yarışarak gerçekleştirdiği hava ambulansı operasyonu sayesinde hastanın kısa sürede tam donanımlı sağlık kuruluşuna ulaştırıldığı bildirildi.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>ASAYİŞ, SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.odakgazetesi.com/dakikalarla-yarisildi-ambulans-helikopter-kritik-hasta-icin-havalandi</guid>
      <pubDate>Sat, 04 Jul 2026 16:11:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://odakgazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/odakgazetesi-com/uploads/2026/07/ghg-1.jpg" type="image/jpeg" length="90336"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Klimalar hasta ediyor mu? Uzmanlardan yaz ayları için kritik uyarılar]]></title>
      <link>https://www.odakgazetesi.com/klimalar-hasta-ediyor-mu-uzmanlardan-yaz-aylari-icin-kritik-uyarilar</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.odakgazetesi.com/klimalar-hasta-ediyor-mu-uzmanlardan-yaz-aylari-icin-kritik-uyarilar" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Yaz aylarında artan klima kullanımı, yanlış kullanım ve yetersiz bakım nedeniyle solunum yolu hastalıkları riskini artırabiliyor. Uzmanlar, klima sıcaklığının doğru ayarlanması ve düzenli bakımın ihmal edilmemesi gerektiğini belirtiyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Yaz mevsiminde serinlemek için tercih edilen klimalar, yanlış kullanıldığında sağlığı tehdit edebiliyor. Özellikle bakımı yapılmayan klimaların bakteri, mantar ve alerjenlerin yayılmasına neden olabileceği belirtilirken, ani sıcaklık değişimlerinin de vücut direncini olumsuz etkileyebileceği ifade ediliyor.</p>

<h2><strong>YANLIŞ KULLANIM HASTALIK RİSKİNİ ARTIRIYOR</strong></h2>

<p>Uzmanlara göre, klimaların çok düşük sıcaklıkta çalıştırılması, uzun süre doğrudan klimaya maruz kalınması ve filtre temizliğinin ihmal edilmesi üst solunum yolu enfeksiyonları, sinüzit, alerjik reaksiyonlar ve astım ataklarını tetikleyebiliyor.</p>

<h2><strong>BAKIMSIZ KLİMALAR CİDDİ TEHLİKE OLUŞTURABİLİR</strong></h2>

<p>Düzenli bakımı yapılmayan klimalarda bakteri ve mantar oluşabileceğine dikkat çekilirken, nadir de olsa ciddi zatürreye yol açabilen Lejyoner hastalığı riskinin bulunduğu vurgulanıyor. Özellikle yaşlılar, kronik solunum hastalığı bulunanlar ve bağışıklık sistemi zayıf kişiler risk grubunda yer alıyor.</p>

<h2><strong>İDEAL SICAKLIK 23-25 DERECE</strong></h2>

<p>Klimalı ortam ile dış ortam arasındaki sıcaklık farkının çok fazla olmaması gerektiği belirtiliyor. İç ortam sıcaklığının 23-25 derece arasında tutulması, klimanın doğrudan vücuda üflememesi ve ortamın belirli aralıklarla havalandırılması öneriliyor.</p>

<h2><strong>BASİT ÖNLEMLERLE KORUNMAK MÜMKÜN</strong></h2>

<p>Uzmanlar, klima filtrelerinin düzenli olarak temizlenmesi, periyodik bakımın aksatılmaması ve klimanın bilinçli kullanılmasıyla yaz aylarında görülebilecek klima kaynaklı sağlık sorunlarının büyük ölçüde önlenebileceğini ifade ediyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p> </p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.odakgazetesi.com/klimalar-hasta-ediyor-mu-uzmanlardan-yaz-aylari-icin-kritik-uyarilar</guid>
      <pubDate>Fri, 03 Jul 2026 17:11:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://odakgazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/odakgazetesi-com/uploads/2026/07/btu-96-4.jpg" type="image/jpeg" length="91536"/>
    </item>
  </channel>
</rss>
