SİYASET KÂĞITTA DEĞİL, SOKAKTA YAPILIR
Bugün Türkiye’de siyasetin en büyük sorunlarından biri; iktidar ya da muhalefet fark etmeksizin, siyasetin sahadan koparılmasıdır. Pazar yerinde olmayan, sanayi sitesinin tozunu yutmayan, kahvehane sandalyesine oturmayan, beldeyi ve köyü yalnızca seçim zamanı hatırlayan bir anlayış, artık siyaset değil; masa başı konforculuğudur.
Ne yazık ki bu yanlış, A Partisi, B Partisi, C Partisi ayrımı olmaksızın istisnalar hariç neredeyse tüm siyasi partilerde ortak bir hastalık hâline gelmiştir.
İlçe teşkilatları, belde yöneticileri, hatta kimi zaman mahalle sorumluları; sahada olmaları gerekirken, yaptıkları yazılı açıklamaları “siyasi faaliyet” gibi sunmakta, bunu da bir tür kişisel ya da kurumsal reklam malzemesine dönüştürmektedir.
Oysa bu yapılan, siyasetin özüyle bağdaşmayan bir kolaycılıktır. Açıklama Siyaset Değildir. Altı çizilmesi gereken temel gerçek şudur: Yazılı basın açıklaması yapmak siyaset değildir. Ulusal ve yerel konularda parti adına görüş açıklamak; İl başkanlıklarının, Parti sözcülerinin, Yetkilendirilmiş genel merkez temsilcilerinin görevidir.
Bu görev hiyerarşisi boşuna kurulmamıştır. Herkesin her konuda konuştuğu, herkesin parti adına açıklama yaptığı bir yapı; düzeni değil, kargaşayı üretir. Daha da kötüsü, parti ciddiyetini ve güvenilirliğini zedeler. İlçe teşkilatlarının asli görevi açıklama yapmak değil; vatandaşın nabzını tutmaktır. Saha Boşsa, Siyaset Boştur. Gerçek siyaset nerede yapılır biliyor musunuz?
Pazarda, fileyi dolduramayan emeklinin yanında, Sanayide, siftahsız kepenk kapatan ustanın yanında, Kahvehanede, “bu ay nasıl geçecek” diye düşünen vatandaşın masasında, Köyde, tarlasını ekemeyen çiftçinin yanında, Beldede, unutulmuşluğa terk edilmiş yurttaşın evinde, Siyaset; klavyede değil, ayakkabının altına yapışan çamurda yapılır.
Siyaset; kamera karşısında değil, göz göze bakarak yapılır. Sahaya inmeyen teşkilat; Vatandaşı tanımaz, Sorunu anlayamaz Çözüm üretemez, En sonunda da güven kaybeder
Reklam Değil, Temsil Gerekir
Bir başka büyük sorun da şudur: Siyasi faaliyetler, temsil amacıyla değil, kişisel görünürlük amacıyla yapılmaktadır.
Açıklama metinleri; “Biz de buradayız” demek için, Sosyal medyada paylaşılmak için,Kendi varlığını hatırlatmak için yapılmaktadır. Bu, siyaseti bir PR faaliyetine, bir vitrin süsüne indirgemektir. Oysa vatandaşın beklediği şey çok nettir: “Yanımda mısın, değil misin?”
Doğrusu Nasıl Olmalı?
Doğru olan nettir ve tartışmaya kapalıdır: Parti adına siyasi görüş açıklamak, il başkanlıkları ve yetkili sözcüler tarafından yapılmalıdır. İlçe, belde ve mahalle teşkilatları, açıklama değil saha üretmelidir. Teşkilatlar; sorun dinlemeli, raporlamalı, çözüm önerisi geliştirmeli ve bunları üst yönetime taşımalıdır. Vatandaşla temas; seçimden seçime değil, her gün olmalıdır. Siyaset; yukarıdan konuşarak değil, aşağıdan dinleyerek yapılmalıdır.
Sahaya çıkmayan teşkilat, açıklama yazarak siyaset yaptığını zanneder. Ama vatandaş bilir. Kim yanındadır, kim değildir, kim konuşur, kim dinler,kim reklam yapar, kim mücadele eder…
Ve unutulmamalıdır: Siyaset masa başında değil, halkın yanında kazanılır.