Tanıtım ve Medya Başkanlığı tarafından hazırlanan 21 Ocak 2026 tarihli Köşe ve Blog Yazıları Raporunda, ulusal basında yer alan köşe yazıları ve analizler ışığında Suriye merkezli küresel ve bölgesel gelişmeler ele alındı. Raporda, özellikle Suriye’de yürütülen askeri ve diplomatik süreçlerin, terör örgütü PKK/YPG ve hamileri açısından kritik bir kırılma noktasına ulaştığı değerlendirmesi öne çıktı.
Raporda yer verilen değerlendirmelerde, CNN Türk ekranlarında aktarılan analizlere atıf yapılarak, Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed Şara ile PKK/YPG elebaşı Mazlum Abdi arasında 18 Ocak’ta imzalanan 14 maddelik anlaşmanın kısa sürede fiilen askıya alındığı belirtildi. 19 Ocak’ta Şam’da yapılan görüşmede masanın dağılmasının, sahada yenilen Kandil yapılanmasının masada kazanma arayışının sonuçsuz kaldığını gösterdiği ifade edildi.
ABD Desteği Tartışması ve Masanın Dağılması
Raporda, PKK/YPG’nin DEAŞ tehdidini bir koz olarak kullanmaya çalıştığı, ancak bu blöf karşısında Şam yönetimi ve ABD kanadının geri adım atmadığı vurgulandı. Özellikle ABD’nin, Suriye ordusunun Halep, Meskene, Deyrizor ve Haseke hattındaki operasyonlarına engel olmamasının dikkat çekici olduğu kaydedildi. Bu süreçte, Ahmed Şara’nın ABD Başkanı Donald Trump ile yaptığı görüşmenin ardından operasyonların durmamasının, Washington’un tutum değişikliğine işaret ettiği değerlendirmesine yer verildi.
Trump ile yapılan görüşme sonrası açıklamalarda, Suriye’nin toprak bütünlüğü ve bağımsızlığının korunmasına vurgu yapılmasının, ABD’nin artık PKK/YPG çizgisinde değil, Şam yönetiminin arkasında durduğunu gösterdiği ifade edildi. Raporda bu durum, “Kandil hem sahada hem masada kaybetti, üstelik en büyük kaybı ABD desteğini yitirmesi oldu” şeklinde yorumlandı.
Şam’daki Kritik Diyaloglar
Raporda, Şam’daki görüşmede yaşanan diyaloglara da ayrıntılı şekilde yer verildi. Ahmed Şara’nın Mazlum Abdi’ye savunma bakanlığı yardımcılığı ve Haseke için idari bazı seçenekler sunduğu, ancak Abdi’nin 18 Ocak anlaşmasını tanımadığını açıkça ifade etmesi üzerine tansiyonun yükseldiği aktarıldı. Görüşmede yer alan ABD’nin Suriye Özel Temsilcisi Tom Barrack’ın, Abdi’ye yönelik sert ifadeler kullandığı ve anlaşmalara uyulmamasını “ahlaki bir inkâr” olarak nitelendirdiği kaydedildi.
Mazlum Abdi’nin Haseke ve Ayn el-Arab için tam kontrol talebinde bulunmasının ardından görüşmenin fiilen sona erdiği, DEAŞ tehdidinin de bu aşamada devreye sokulduğu belirtildi. Rapora göre, bu tutum ABD tarafında ciddi bir rahatsızlık yarattı ve Barrack, durumu doğrudan Başkan Trump’a iletti.
Sahada Değişen Dengeler
Raporda, Suriye ordusunun operasyonlarıyla birlikte Fırat’ın doğusunda Arap aşiretlerinin Şam yönetimi safına geçtiği, PKK/YPG’nin yıllardır kontrol ettiği geniş alanları hızla kaybettiği vurgulandı. Deyrizor’dan Rakka’ya, Haseke’ye kadar uzanan bölgelerde petrol, doğalgaz ve enerji altyapılarının Suriye yönetiminin kontrolüne geçtiği kaydedildi.
Bu gelişmelerin, ABD’nin 2015’ten itibaren SDG adı altında PKK/YPG’ye verdiği desteği çekmesiyle hız kazandığı ifade edilirken, Washington’un 2024 sonrası jeopolitik çıkarlarını Şam yönetimi ekseninde yeniden tanımladığına dikkat çekildi.
ABD Konsolosluğu Uyarısı ve PKK Tepkisi
Raporda ayrıca, ABD’nin Erbil Konsolosluğu tarafından yayımlanan “Seviye 4: Seyahat Etmeyin” uyarısına da yer verildi. Uyarının, PKK ve yandaşlarının konsolosluk önünde gerçekleştirdiği protestoların ardından gelmesinin tesadüf olmadığı vurgulandı. PKK’nın, Suriye’de uğradığı kayıplar nedeniyle ABD’yi açıkça suçladığı ve tehdit dilini yükselttiği belirtildi.
PKK elebaşlarından Murat Karayılan’ın açıklamalarının da raporda değerlendirildiği, bu çıkışların sahadaki protesto ve saldırılarla somutlaştığı ifade edildi.
Genel Değerlendirme
Tanıtım ve Medya Başkanlığı raporunda, ortaya çıkan tablonun PKK/PYD/YPG yapılanmasının, ABD desteği olmadan sahada varlık gösteremeyeceğini açıkça ortaya koyduğu vurgulandı. DEAŞ kozunun da etkisiz kaldığı, ABD’nin yıllardır kullandığı terör aparatının bu kez bizzat Washington için bir güvenlik riskine dönüştüğü değerlendirmesine yer verildi. Rapora göre, Suriye’de “tek ve birleşik devlet” yönündeki süreç hızlanırken, PKK/YPG açısından manevra alanı giderek daralıyor.