Türkiye’nin güçlü sesi, devlet sanatçısı unvanına sahip Muazzez Abacı’nın geçtiğimiz günlerde hayatını kaybetmesi, sadece müzik dünyasında değil, onu yakından tanıyanlar için de derin bir üzüntü yarattı. Ancak Abacı’nın hayatında pek bilinmeyen bir dönem var: Afyonkarahisar yılları. Bu döneme ışık tutan isim ise Odak Gazetesi’ne özel konuşan Mustafa Kemal Öztaylan oldu.

AFYON’UN İLK ÇOK KATLI BİNASINDA BİR SANATÇI HİKÂYESİ
Muazzez Abacı, 1973 yılında Atilla Kurtbaş ile evlenerek Afyonkarahisar’a gelin geldi. Yaşadıkları bina, 1955 yapımı olup şehrin ilk çok katlı yapısı olarak biliniyor. Bu bina, yıllar içinde siyasi partilere, derneklere, avukat bürolarına ev sahipliği yapmış, adeta bir şehir hafızası haline gelmişti.
Mustafa Kemal Öztaylan, o yılları şöyle anlatıyor:
“Muazzez Abacı’nın gelin geldiği bu bina 1955 yapımı, Afyon’un çok katlı bina olarak ilk binası burası. Atilla Kurtbaş ile evlilikleri 2 yıl 4 ay sürdü. Bu süreçte burada çok güzel günler yaşandı. Atilla abi bana hep anlatırdı; Muazzez Hanım’ın sanat hayatında gelişmesinde, TRT’ye çıkmasında bu dönemin çok büyük katkısı oldu.”

HALKIN SEVGİSİYLE YÜKSELEN BİR SANATÇI
Abacı’nın sesi, sadece Afyon’da değil, Türkiye’nin dört bir yanında yankı buldu. Öztaylan’ın aktardığına göre, farklı illerden TRT’ye mektuplar gönderilerek Abacı’nın sahnelerde daha fazla yer alması talep edilmiş. Bu yoğun ilgi, onun devlet sanatçılığına kadar yükselmesini sağlamış.
“Sevenler, dostlar, arkadaşlar diğer vilayetlere gidip oralardan TRT’ye mektup atarlarmış. ‘Muazzez Abacı’nın şarkılarını istiyoruz’ diye. TRT de bu talepleri görünce sahnelerde daha çok yer vermiş. Televizyonda patlama yaptı, sonra devlet sanatçısı oldu” dedi Öztaylan.

AFYON’A DUYULAN DERİN BAĞ
Muazzez Abacı’nın Afyonkarahisar’a olan sevgisi sadece evlilikle sınırlı kalmadı. Şehre kültürel ve insani katkılarıyla da iz bıraktı. Özellikle ihtiyaç sahibi ailelere yaptığı yardımlar, onun hayırsever yönünü ortaya koyuyor.
“Afyon’da fakir ailelere kışlık, yazlık, yiyecek, yakıt yardımları çok yaptı. Ben bunun birebir şahidiyim” diyen Öztaylan, Abacı’nın sadece bir sanatçı değil, aynı zamanda topluma duyarlı bir birey olduğunu vurguladı.
KOCATEPE’YE GİDEN BİR MİLLİYETÇİ RUH
Abacı’nın milliyetçi ve Atatürkçü duruşu, onun Afyon’a olan ilgisini daha da anlamlı kılıyor. Kocatepe’ye defalarca gittiği, toprak yollardan atlarla çıktığı anlatılıyor. Bu ziyaretler, onun Türkiye’nin kurtuluş mücadelesine duyduğu saygının bir göstergesi.
Öztaylan, “Muazzez Abacı çok milliyetçi bir insandı. Atatürk’ü, laikliği çok severdi. Kocatepe’ye 4–5 defa gittiği rivayet edilir. O zaman asfalt yol yoktu, atlarla çıkılırdı. Fotoğraf yok ama demek ki aşkla gitmişler” dedi.

ZİYARETLER, ANI FOTOĞRAFLARI VE KEŞKE KALAN BİR KARE
1984 yılında Muazzez Abacı, kızı Aslı Saba ile birlikte Afyon’a bir ziyaret gerçekleştirdi. Öztaylan, o günü hâlâ özlemle hatırlayarak şu ifadeyi kullandı:
“Muazzez Hanım’ın elini öpmek bile benim için bir ayrıcalıktı. O anın bir kareye dönüşmesini çok isterdim. Keşke fotoğraf çekseydik.”
Evinde sakladığı 1975 tarihli gazeteler, dergiler ve fotoğraflarla Abacı’ya özel bir köşe hazırlayan Öztaylan, bu hatıraları “ahde vefa” olarak tanımlıyor.

BİR EVLİLİĞİN İZLERİ VE SONRASI
Muazzez Abacı ile Atilla Kurtbaş’ın evliliği kısa sürse de etkisi uzun yıllar devam etti. Atilla Kurtbaş’ın 1989’daki vefatına kadar Öztaylan ile yakın dostlukları sürdü. Hastalık sürecinde Abacı’nın ilgisi, eski eşine duyduğu insani bağın göstergesiydi.
“Cenazeden sonra telefon görüşmelerimiz oldu ama yüz yüze görüşemedik. Ayrılsalar bile yaşanmışlığın etkisi devam ediyor. Atilla abiyi erken kaybetmenin acısını hâlâ taşıyorum” dedi Öztaylan.
AFYON’UN TANITIMINA KATKILAR
Abacı, Afyon’un tanıtımına da büyük katkı sağladı. Kaplıcaları, lokumu, kaymağı gibi yerel değerleri gittiği her yerde tanıttı. Misafirlerini Afyon’da ağırladı, adeta bir kültür elçisi gibi çalıştı.
“O zaman kalorifer yoktu, soba vardı. Ama insanlar imkânla değil, yürekten gelen ilgiyle mutlu olur. Muazzez Abacı da çok iyi niyetli bir insandı” diyen Öztaylan, Abacı’nın bu yönünü unutulmaz bulduğunu belirtti.

BİR KIZ ÇOCUĞU VE YARIM KALAN BİR HAYAT
Öztaylan ayrıca Abacı’nın Atilla Kurtbaş ile evliliğinden bir çocuk beklediğini, ancak talihsiz bir düşme sonucu bebeğini kaybettiği anlattı. Bu olay, çiftin hayatında derin izler bırakmış. Sanatçının bu süreçte yaşadığı üzüntü, sahnelere ara vermesine neden olmuş.
Öztaylan konuyla ilgili şöyle söyledi:
“Hamileydi ama merdivenden düşme sonucu çocuğu kaybetti. Atilla abi bana bunu anlatmıştı. Sonrasında çocukları olmadı.”

BİR SANATÇI, BİR AFYON GELİNİ
Muazzez Abacı’nın Afyonkarahisar’daki yaşamı, sadece bir evlilik hikâyesi değil; bir şehre duyulan sevgi, bir topluma yapılan katkı ve bir sanatçının halkla kurduğu derin bağın öyküsüydü.
“Afyon’a gelenler ‘Muazzez Abacı’yı görelim’ diye gelirmiş. Bu da güzel bir olay. Bir kişinin yaptığı şeye bakın, vesileye bakın,” diyerek sözlerini tamamladı Mustafa Kemal Öztaylan.



