İlahiyat Fakültesi Özcan Halaç Eğitim Binası Kıraat Musiki Atölyesinde düzenlenen etkinliğe; akademik personel ve öğrenciler katıldı. Etkinlikte; İlahiyat Fakültesi Dr. Öğretim Üyesi Bahaddin Karakuş, para sisteminin İslam hukuku açısından konumunu ve altın ile olan hukuki bağını anlattı.
“PARANIN SOYUTLAŞMA SÜRECİ HÜKÜMLERİ DEĞİŞTİRDİ”
Dr. Öğretim Üyesi Bahaddin Karakuş, 1971 yılında Bretton Woods sisteminin çökmesiyle birlikte paranın mahiyet değiştirdiğini belirtti. İtibari paraların hukuki statüsü üzerine dikkat çeken Karakuş, Nixon yönetiminin doların altına konvertibilitesini sona erdirmesinin tarihi bir dönüm noktası olduğunu vurguladı. Bu süreçle birlikte ulusal para birimlerinin değerli madenlerle bağının koptuğunu ifade eden Karakuş, “Günümüzde paralar herhangi bir maddi karşılık taşımaksızın, yalnızca devlet otoritesine ve toplumsal uzlaşıya dayanan soyut mübadele araçlarına dönüşmüştür. Bu durum, klasik fıkıh literatüründeki ‘sarf akdi’ hükümlerinin yeniden gözden geçirilmesini zorunlu kılmaktadır. Mevcut piyasa koşullarında altın, artık devlet darphanelerinde para olarak basılmamakta ve yaygın bir mübadele aracı işlevi görmemektedir” dedi.
HANEFİ MEZHEBİ VE “FELS” KIYASLAMASI
İtibari paraların İslam hukukundaki konumuna dair üç temel yaklaşımı analiz eden Karakuş, bu paraların klasik dönemdeki “fels” (bakır para) statüsünde değerlendirilmesinin daha tutarlı olduğunu kaydetti. Hanefi mezhebi perspektifinden bir metodoloji sunan Karakuş, “İtibari paralar zati bir değer taşımayıp devlet gücüyle tedavül etmektedir. Bu özellikleri nedeniyle altın ve gümüşten ziyade felslere benzemektedir. Hanefi fakihleri, altın ile felslerin vadeli mübadelesine cevaz vermiştir” diye konuştu.
“VADELİ ALTIN SATIŞI CAİZ OLABİLİR”
İslam dünyasında yaygın olan “altın ve paranın vadeli değişiminin faiz (riba) olduğu” yönündeki hakim görüşü eleştiren Karakuş, Hint-Pakistan alimlerinin ve Hint İslam Fıkıh Konseyi’nin 2017 tarihli kararını hatırlattı. Altının, “para” vasfını büyük ölçüde yitirerek bir emtia haline geldiğini belirten Karakuş, “Altının itibari parayla vadeli mübadelesi sarf akdi kapsamı dışında tutulmalı ve genel alım-satım hükümleri uygulanmalıdır. Bu yaklaşım, hem geleneksel fıkıh usulüyle hem de çağdaş ekonomik gerçeklerle daha uyumludur. Ancak bu durum, spekülatif nitelik taşıyan ve başka fıkhi sorunlar barındıran Forex gibi işlemlere doğrudan cevaz verildiği anlamına gelmemelidir” ifadelerini kullandı. Etkinlik, soru cevap bölümünün ardından sona erdi.




