Gelecek Partisi Lideri Ahmet Davutoğlu, "Yarının Türkiye'si İçin" başlığını taşıyan ve 4 sayfadan oluşan kapsamlı bir deklarasyon yayımladı. Davutoğlu, Türkiye ve dünya gündemine ilişkin çarpıcı değerlendirmelerde bulunduğu açıklamasında, partinin yetkili kurullarıyla yapılan istişareler sonucunda siyasi faaliyetleri sonlandırma kararı aldıklarını ilan etti.
KÜRESEL KIRILMALAR VE TÜRKİYE'NİN STRATEJİK KONUMU
Bildirinin giriş bölümünde dünyada ve bölgede yaşanan köklü değişimlere dikkat çeken Ahmet Davutoğlu, insanlığın tarihi bir eşikten geçtiğini belirtti. Davutoğlu, "İnsanlık, köklü bir medeniyet kırılmasından geçmektedir. İnsanlık bilgi birikimini ve üretim süreçlerini hızla dönüştüren yapay zeka devrimi karşısında Türkiye, öncü ve kurucu bir aktör olmak yerine başkalarının ürettiği teknolojileri takip eden bir ülke olma tehlikesiyle karşı karşıyadır" ifadelerini kullandı. Türkiye'nin küresel ölçekteki riskler kadar büyük fırsatlarla da yüz yüze olduğunu vurgulayan Davutoğlu, "Türkiye, bütün bu kırılmaların kesişme noktasındadır. Tarihin fay hatları üzerinde bulunan ülkemiz, aynı anda hem son derece ciddi risklerle hem de büyük bir stratejik sıçrama imkanıyla karşı karşıyadır" dedi.
TÜRKİYE'NİN MEVCUT TABLOSU VE KURUMSAL GERİLEME
Türkiye'nin mevcut siyasi ve sosyal yapısına dair sert eleştirilerde bulunan Davutoğlu, ülkede temel kurumlarda ağır bir gerileme yaşandığını ifade etti. Kutuplaşma ve yozlaşma tehlikesine dikkat çeken Davutoğlu, "Siyasetten topluma yayılan kutuplaşma, ortak aidiyet bilincimizi tahrip etmektedir. Birbirimizi vatandaş, komşu ve kader ortağı olarak değil; yenilmesi, susturulması veya tasfiye edilmesi gereken rakip kamplar olarak görmeye başladığımız ölçüde millet olma vasfımız zayıflamaktadır" açıklamasında bulundu. Yolsuzluk ve yargı bağımsızlığı konularına da değinen Davutoğlu, "Yolsuzluk, kayırmacılık ve hesap vermezlik ahlaki değerlerimizi aşındırmaktadır. İnsan hakları ihlalleri, yargıya yönelik siyasi müdahale algısı ve hukuk kurallarının kişilere göre farklı uygulanması, adalete duyulan güveni sarsmaktadır" değerlendirmesini yaptı.
2028 SEÇİMLERİNE DOĞRU İKİ TEHLİKELİ SENARYO
Siyaset kurumunun itibar kaybettiğini ve 2028 seçimlerine doğru gidilirken ülkeyi bekleyen iki büyük tehlike olduğunu savunan Davutoğlu, mevcut yönetim sistemini ve muhtemel rövanşist eğilimleri eleştirdi. Davutoğlu, "Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi ile birlikte kuvvetler ayrılığı ilkesinin zayıflaması, denge ve denetim mekanizmalarının tümüyle ortadan kalkması ile güçlenen otoriterleşme eğiliminin hızlanması sonucunda zaten büyük zaaf gösteren çoğulcu demokratik hukuk düzeni yerini kalıcı bir otoriter yapıya bırakabilir. Güçlendirilmş Parlamenter Sistem'e geçiş Türkiye için bir tercih değil zorunluluktur" dedi. İkinci tehlikeye de işaret eden Davutoğlu, "Bir diğeri; otoriterleşmenin, yolsuzlukların, gelir adaletsizliğinin, yasakların ve hukuk ihlallerinin doğurduğu öfke dalgasının rövanşist bir karşı iktidara dönüşmesi tehlikesidir. Biz, bir otoriterliğin başka bir otoriterlikle; bir kayırmacılığın başka bir kayırmacılıkla, bir yolsuzluğun başka bir yolsuzlukla yer değiştirmesini değişim olarak görmüyoruz" vurgusunu yaptı.
"RÖVANŞ DEĞİL ADALET, TASFİYE DEĞİL RESTORASYON"
Partisinin duruşunu ve siyasete bakış açısını özetleyen Davutoğlu, Türkiye'nin temel ihtiyacının toplumsal barış olduğunu belirtti. Davutoğlu, "Türkiye’nin ihtiyacı rövanş değil adalet, tasfiye değil restorasyon, kutuplaşma değil toplumsal barıştir. Bizim için siyaseti anlamlı kılan temel ilke, siyasi ahlaktır. AK Parti'de görev yaptığımız dönem dahil tüm siyasetimizin pusulası ahlak, liyakat ve dürüstlük olmuştur" şeklinde konuştu. Kuruluş süreçlerine de değinen Davutoğlu, "12 Aralık 2019'da Gelecek Partisi'ni kurduk. Partimiz uzun bir süreden sonra iktidardan ayrılarak kurulan ilk parti olarak bir dalgakıran gibi daha sonra kurulacak partilerin de önünü açtı" dedi.
GELECEK PARTİSİ'NİN SİYASİ MÜCADELE GEÇMİŞİ VE İTTİFAK ÇABALARI
Kuruluş adımlarından itibaren karşılaştıkları engelleri ve ittifak arayışlarını aktaran Davutoğlu, "Medya ambargolarıyla ve kamuoyu algısını yönlendirmeye dönük manipülasyonlarla mücadele ettik. İl binaları mühürlendi, teşkilat mensupları baskılara maruz kaldı. Bütün bu engellemelere rağmen Gölge Kabinemizi kurduk" ifadelerini kullandı. Muhalefet kanadında yürütülen birleşme çabalarına da değinen Davutoğlu, "2023 seçimlerinden sonra alternatif muhafazakar siyasetin temsil edilmesi amacıyla Saadet Partisi, daha sonra ise Yeni Yol Partisi adı altında Meclis Grubu kurduk. Diğer muhafazakar partileri de kapsayacak şekilde birleşerek tek parti olması, mümkün değilse organik bir ittifak kurması için çaba gösterdik. Ancak bu çabalarımız da sonuçsuz kaldı" açıklamasını yaptı. Şahsi makam peşinde koşmadıklarını vurgulayan Davutoğlu, "Hiçbir makam talep etmedik. Hiçbir şahsi pazarlığa girmedik. Herkesin peşinden koştuğu mevkileri arkamızda bıraktık; fakat arkamızda kul hakkı ve kamu hakkı bırakmadık" ilkesini dile getirdi.
SİYASİ FAALİYETLERİ SONLANDIRMA KARARI
Deklarasyonun son bölümünde Türkiye'deki siyaset mekanizmasının tıkandığını ifade eden Davutoğlu, tarihi kararını şu cümlelerle duyurdu: "Bu değerlendirmeler ışığında, partimizin yetkili kurulları ve Gelecek Partisi'ni bugüne taşıyan dava arkadaşlarımızla yaptığımız istişareler neticesinde, kirlenmiş siyasi iklimin bir parçası olmamak amacıyla parti siyasetinden çekilme ve Gelecek Partisi'nin siyasi faaliyetlerini sonlandırma kararı almış bulunuyoruz."
"BU BİR TESLİMİYET DEĞİL, AHLAKİ BİR MESAFE KOYMA KARARIDIR"
Alınan kararın bir vazgeçiş olmadığını vurgulayan Davutoğlu, "Bu, bir teslimiyet kararı değildir. Bu, ahlaki bir mesafe koyma kararıdır. Bu, siyasetten vazgeçiş değil; herkese, siyaseti yeniden düşünme çağrısıdır. Bu, Türkiye mücadelesinden çekilmek değil; Türkiye’ye karşı sorumluluğumuzu günlük siyasi hesapların üzerine çıkarmaktır" şeklinde konuştu.
Sözlerini geleceğe dönük sorumluluk bilinciyle tamamlayan Davutoğlu, "Bizim mücadelemiz, herhangi bir makamla başlamadığı gibi herhangi bir parti tüzel kişiliğiyle de sona ermeyecektir. Bundan sonra da düşünce, ahlak, eğitim, bilim, kültür, uluslararası diplomasi, ekonomi ve toplumsal dayanışma başta olmak üzere her alanda ülkemiz için çalışmaya devam edeceğiz. Doğruyu teşvik edecek, yanlışa karşı uyarıcı sorumluluğumuzu sürdüreceğiz" ifadelerini kullandı.





