Ekonomi İşleri Başkanlığı, Ar-Ge ve Eğitim Başkanlığı ile Çevre ve Şehircilik Politikaları Başkanlığı iş birliğinde, Afyonkarahisar Ticaret ve Sanayi Odası (ATSO) ev sahipliğinde düzenlenen “İklim Değişikliği Kanunu’nun İş Dünyasına Etkileri” konulu program gerçekleştirildi.
Programa; TBMM Divan Katip Üyesi ve AK Parti Afyonkarahisar Milletvekili İbrahim Yurdunuseven, AK Parti Çevre ve Şehircilik Politikaları Başkan Yardımcısı ve İstanbul Milletvekili Oğuz Üçüncü, ATSO Yönetim Kurulu Başkanı Hüsnü Serteser, Afyonkarahisar İl Genel Meclisi Başkanı Mehmet Siper ile AK Parti Afyonkarahisar İl Başkanı Av. Turgay Şahin katıldı.
“KARDEŞ ŞEHİRLİK VE SOFT DİPLOMASİ ÖNEMLİ BİR KANAL”
Programda konuşan AK Parti Çevre ve Şehircilik Politikaları Başkan Yardımcısı ve İstanbul Milletvekili Oğuz Üçüncü, kardeş şehir uygulamalarının önemine dikkat çekti. Daha önce İstanbul’un Bağcılar ilçesi ile kurulan ilişkilerin önemli bir diplomasi geleneği oluşturduğunu belirten Üçüncü, yerel yönetimlerde yaşanan değişiklikler nedeniyle bu sürecin zayıfladığını ancak yeniden canlandırılması gerektiğini ifade etti. Kardeş şehir projelerinin “soft diplomasi” olarak adlandırılan, toplumlar arası iletişimi güçlendiren ve önyargıları azaltan önemli bir kanal olduğunu dile getiren Üçüncü, Afyonkarahisar ile Hama arasında yürütülen staj ve tecrübe paylaşımlarının her iki tarafa da katkı sağladığını söyledi.
“AFYONKARAHİSAR İHRACATTA 1 MİLYAR DOLARA YAKLAŞIYOR”
Üçüncü, Afyonkarahisar’ın sanayide önemli bir sıçrama yaptığını belirterek, özellikle turizm, gıda, madencilik ve mermer sektörlerinin ilin ekonomik gücünü oluşturduğunu kaydetti. İlin ihracatta 1 milyar dolar hedefine adım adım yaklaştığını ifade eden Üçüncü, bu ihracat hamlesinin İklim Değişikliği Kanunu ile doğrudan bağlantılı olduğunu vurguladı. İhracatın yaklaşık yüzde 50’sinin Avrupa Birliği ülkelerine yapıldığını belirten Üçüncü, Avrupa Birliği’nin sınırda karbon düzenlemesi uygulamasının Türk ihracatçıları doğrudan ilgilendirdiğini söyledi.

“YASA 2 TEMMUZ 2025’TE KABUL EDİLDİ”
İklim Değişikliği Kanunu’nun 2 Temmuz 2025’te Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde kabul edildiğini hatırlatan Üçüncü, yasa sürecinde yoğun tepkiler aldıklarını ifade etti. Sosyal medya ve e-posta üzerinden “ihanet”, “küresel güçlere teslimiyet” gibi iddialarla karşılaştıklarını belirten Üçüncü, yasa metninin okunmadan eleştirildiğini söyledi. Yasanın 20 madde, 2 geçici madde ve 3 kanunda değişiklikten oluştuğunu aktaran Üçüncü, özellikle emisyon ticaret sisteminin kurulması ve karbon sertifikasyon altyapısının oluşturulmasının temel hedefler arasında yer aldığını ifade etti.
“TÜRKİYE ULUSLARARASI ANLAŞMALARA TARAF”
Türkiye’nin Kyoto Protokolü’ne ve 2021 yılında Paris Anlaşması’na taraf olduğunu hatırlatan Üçüncü, 2035 yılına kadar emisyonların 1990 yılı baz alınarak yaklaşık yüzde 45 oranında azaltılmasının, 2053 yılında ise net sıfır emisyon hedefinin benimsendiğini söyledi. Net sıfır emisyonun “hiç üretim yapmamak” anlamına gelmediğini vurgulayan Üçüncü, salınan sera gazı ile alınan tedbirlerin dengelenmesinin amaçlandığını ifade etti.
“SINIRDA KARBON UYGULAMASI BAŞLADI”
Avrupa Birliği’nin sınırda karbon düzenlemesinin 1 Ocak 2026 itibarıyla yürürlüğe girdiğini belirten Üçüncü, demir-çelik, alüminyum, çimento, elektrik, gübre ve hidrojen sektörlerinin bu uygulamadan doğrudan etkileneceğini söyledi. Türkiye’nin emisyon ticaret sistemi kurarak karbon sertifikalarının uluslararası geçerliliğini sağlamak amacıyla yasal altyapıyı oluşturduğunu dile getiren Üçüncü, veri doğrulama ve akreditasyon süreçlerinde Avrupa Birliği ile teknik görüşmelerin sürdüğünü ifade etti.
“ENERJİ GERÇEĞİNİ GÖZ ARDI EDEMEYİZ”
Türkiye’nin kurulu elektrik kapasitesinin yaklaşık yüzde 62’sinin yenilenebilir kaynaklardan oluştuğunu belirten Üçüncü, buna rağmen elektrik üretiminin önemli bir bölümünün hâlen kömürden sağlandığını söyledi. Artan enerji ihtiyacının dikkate alınması gerektiğini ifade eden Üçüncü, yenilenebilir enerji yatırımlarının artırılmasının yanı sıra enerji arz güvenliğinin de korunmasının zorunlu olduğunu kaydetti. Milletvekili Üçüncü, iklim değişikliği tartışmalarının komplo teorileri üzerinden değil, bilimsel veriler ışığında değerlendirilmesi gerektiğini vurgulayarak, iş dünyasının bu süreci doğru okuyarak hareket etmesinin büyük önem taşıdığını sözlerine ekledi.




