ABD Başkanı Donald Trump’ın İran’a yönelik yaklaşımını ortaya koyan iki dikkat çekici açıklama, Washington’un önümüzdeki dönemde izleyeceği stratejiye dair önemli ipuçları verdi. Açıklamalardan biri doğrudan Başkan Trump’tan gelirken, diğeri ABD Başkan Yardımcısı JD Vance tarafından yapıldı.

TRUMP’IN İRAN STRATEJİSİ NETLEŞİYOR: HEDEFTE HAMANEY Mİ VAR?

Trump’ın “Hamaney endişelenmeli” sözleri, bu kez hedefin İran’ın dini lideri Ayetullah Ali Hamaney olduğuna işaret ederken, ABD yönetiminin İran dosyasında yeni bir safhaya geçtiği yorumlarına neden oldu.

“LİDER KONSEPTİ” VE GÜÇ GÖSTERİSİ

Trump’ın geçmişte Venezuela Devlet Başkanı Nicolas Maduro’ya yönelik uygulamaları ve 12 Gün Savaşı sonrası Hamaney’e hitaben kullandığı sert ifadeler, ABD Başkanı’nın krizleri kişiselleştiren bir lider profili çizdiğini gösteriyor. Trump’ın daha önce “Hamaney’in nerede saklandığını biliyoruz” sözleri, İran liderinin doğrudan hedef haline getirildiğinin ilk sinyalleri olarak değerlendirilmişti.

VANCE FORMÜLÜ VERDİ: ÖNCE DİPLOMASİ

ABD Başkan Yardımcısı JD Vance ise Trump yönetiminin İran’a karşı öncelikle diplomatik yolları deneyeceğini açıkladı. Vance, “Eğer Başkan Trump askeri seçeneğin tek çare olduğuna inanırsa, sonunda o yolu seçecektir” ifadelerini kullandı.

Bu kapsamda ABD’nin, İran’la müzakereler için Umman seçeneğine yeşil ışık yakması dikkat çekti. Ancak diplomatik sürecin başarısız olması halinde askeri müdahalenin masada olduğu vurgulandı.

ÖNCE DİPLOMASİ, SONRA SAVAŞ

Uzmanlara göre 12 Gün Savaşı, büyük ölçüde İsrail merkezli bir stratejiye dayanıyordu. Yeni dönemde ise Trump’ın doğrudan belirleyici olduğu bir ABD stratejisinin uygulanacağı öngörülüyor. Bu stratejide, diplomasi tüketildikten sonra İran’a yönelik sınırlı ama etkili askeri hamlelerin devreye sokulabileceği değerlendiriliyor.

ABD’NİN İRAN İÇİN İKİ SENARYOSU

Washington kulislerinde İran’a yönelik olası müdahaleler için iki temel senaryo konuşuluyor:

1. Senaryo: Sembol İsimler Hedefte

ABD’nin, rejimin sembol isimlerini doğrudan hedef alacağı ve dini lider Hamaney’in bu senaryoda ilk sırada yer aldığı ifade ediliyor.

2. Senaryo: Güvenlik Yapıları Vurulacak

Devrim Muhafızları ve Besic güçlerinin komuta kademesinin hedef alınması, karargâhların vurulması ve kısa süreli, şok etkisi yaratacak bir operasyon ihtimali öne çıkıyor. Bu süreçte iç karışıklıkların tetiklenmesi de olasılıklar arasında gösteriliyor.

REJİM DEĞİŞİKLİĞİ Mİ, KONTROLLÜ DÖNÜŞÜM MÜ?

ABD’nin İran’da doğrudan rejim değişikliğine gitmekten ziyade, rejim içinden daha ılımlı bir isimle süreci yönetmek isteyebileceği konuşuluyor. Bu çerçevede Rıza Pehlevi’nin öne çıkarılmadığı, halk nezdinde karşılığının olmadığı görüşünün Trump yönetiminde hakim olduğu belirtiliyor.

ERDOĞAN’DAN UYARI: “BÖLGE FELAKETE SÜRÜKLENİR”

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ise ABD-İran gerilimine ilişkin yaptığı değerlendirmelerde, askeri çözümün bölgeyi büyük bir felakete sürükleyeceği uyarısında bulundu. Erdoğan, Türkiye’nin barış masasının kurulması için diplomatik çabalarını sürdüreceğini vurguladı.

Cumhurbaşkanı’nın açıklamalarında İran’a yönelik bir sitem yer almazken, müzakere zeminini güçlendirme çağrısı öne çıktı.

MÜZAKERELER NEDEN UMMAN’A ALINDI?

Diplomasi trafiğinin perde arkasında, görüşmelerin Türkiye’de yapılması konusunda ABD ve İran’ın başlangıçta mutabık kaldığı, ancak İran’ın talebiyle sürecin Umman’a taşındığı ifade ediliyor. İran’ın yalnızca nükleer başlıkla sınırlı bir gündem istemesi bu tercihte etkili oldu.

TÜRKİYE’DE BURUKLUK VAR

Türkiye’nin barış için yoğun çaba harcamasına rağmen İran’ın bazı adımlarının Türk kamuoyunda kırgınlık yarattığı belirtiliyor. Yetkililer, “İran’ın istikrarı Türkiye’nin istikrarıdır” yaklaşımının sürdüğünü ancak bu sürecin karşılıklı güvenle yürütülmesi gerektiğini vurguluyor.

6 ŞUBAT DEPREMLERİ VE YALAN KAMPANYALARI YENİDEN GÜNDEMDE

Öte yandan 6 Şubat depremlerinin yıl dönümünde, afet sürecinde ortaya atılan ve kamuoyunu yanıltmayı amaçlayan iddialar yeniden gündeme geldi. Resmi kurumlar tarafından defalarca yalanlanan yüzlerce iddianın, özellikle sosyal medyada organize şekilde yayıldığına dikkat çekildi.

Yetkililer, FETÖ ve PKK bağlantılı hesapların afet döneminde toplumda kaos oluşturmayı hedeflediğini ve yardım süreçlerini sabote etmeye çalıştığını belirtti.

“YALANLAR BİTMEDİ, DEVAM EDİYOR”

Deprem sonrası konut yapımından yardımlara, hasar tespitinden sosyal desteklere kadar birçok konuda dezenformasyon üretildiği ifade edilirken, bugüne kadar 455 binden fazla konutun hak sahiplerine teslim edildiği bilgisi paylaşıldı.

CHP’YE ELEŞTİRİLER

Analizde, CHP’nin deprem, spor, yerel yönetimler ve siyasal polemiklerde tutarsız bir çizgi izlediği yönünde eleştiriler yer aldı. Parti yönetiminin, kamuoyunda güven sorunu oluşturacak adımlar attığı savunuldu.

BALKANLAR TÜRK YATIRIMCILARINI BEKLİYOR

Hafta sonu İstanbul’da düzenlenen Global Arnavut İş İnsanları Birliği Ekonomi Zirvesi, Balkanlar ile Türkiye arasındaki ekonomik potansiyeli yeniden gündeme taşıdı. Avrupa ve Balkan ülkelerinden yüzlerce iş insanının katıldığı zirvede, karşılıklı yatırım fırsatları masaya yatırıldı.

Zirve sonrası Karadağ’ın Edirne Fahri Konsolosu Naser Alim ile yapılan görüşmelerde, Balkan coğrafyasının Türk yatırımcılar için sunduğu imkanlar dikkat çekti. Alim, Arnavut iş insanlarının dünya genelinde yaklaşık 150 milyar dolarlık bir ekonomik büyüklüğü yönettiğini ve Türkiye ile yatırım iş birliklerine açık olduklarını ifade etti.

Ticaret Bakan Yardımcısı Mahmut Gürcan’ın da katıldığı zirvenin temel amacının, Arnavut yatırımcıları Türkiye’ye; Türk iş dünyasını ise Balkanlar’a yönlendirecek yeni bir ekonomik sinerji oluşturmak olduğu belirtildi. Uzmanlar, küresel ticaret yollarının değiştiği bir dönemde Balkanlar’ın stratejik öneminin giderek arttığına dikkat çekiyor.

ŞAHİNLER EL OVUŞTURUYOR

ABD ile İran arasında yapılması planlanan yeni görüşmelerin adresi olarak Umman öne çıkarken, diplomatik sürecin geleceği belirsizliğini koruyor. ABD Başkanı Donald Trump’ın damadı Jared Kushner ve Özel Temsilcisi Steve Witkoff’un, İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakci ile Muskat’ta bir araya gelmesi bekleniyor.

Cumhurbaşkanı Erdoğan konuşuyor!
Cumhurbaşkanı Erdoğan konuşuyor!
İçeriği Görüntüle

Bu görüşmelerde Türkiye’nin ve bazı bölge ülkelerinin doğrudan masada yer almaması dikkat çekerken, uzmanlar bunun sürecin kırılganlığına işaret ettiğini belirtiyor. Diplomatik çevrelere göre İran, müzakerelerin yalnızca nükleer başlıkla sınırlı kalmasını istiyor ve balistik füzeler ile vekil güçler gibi konuların gündeme gelmesinden kaçınıyor.

REJİM KONSOLİDASYONU HESABI

Gözlemcilere göre Tahran yönetiminin sert tutumunun arkasında, iç kamuoyunu konsolide etme stratejisi bulunuyor. İran’da yaşanan protestoların ardından, dış tehdit algısının rejim için birleştirici bir unsur olarak görüldüğü ifade ediliyor.

Öte yandan Washington’daki “şahin” kanat da olası bir askeri müdahalenin Trump’ın güçlü liderlik imajını pekiştireceğini savunuyor. Bu durum, diplomatik sürecin her an askeri seçeneğe evrilebileceği yönündeki endişeleri artırıyor.

YILIN İLK ANKETİ: CHP’NİN OYU ŞAŞIRTMIYOR

İç politikada ise muhalefetin durumu kamuoyu araştırmalarına yansımaya başladı. Optimar Araştırma’nın “Türkiye’nin Nabzı – Ocak 2026” başlıklı çalışmasına göre, bugün bir genel seçim yapılması halinde partilerin oy oranlarında dikkat çekici bir tablo ortaya çıkıyor.

Araştırmaya göre kararsızlar dağıtıldıktan sonra;

  • AK Parti yüzde 35,2
  • CHP yüzde 27,3
  • DEM Parti yüzde 12,8
  • MHP yüzde 9,6
  • İYİ Parti yüzde 7,6

oy oranına sahip görünüyor.

CHP’DE OY KAYBI DİKKAT ÇEKİYOR

Yerel seçimlerde yüzde 38 oy alan CHP’nin, kısa sürede yaklaşık 10 puanlık bir gerileme yaşaması siyasi çevrelerde “alarm” olarak değerlendiriliyor. Analistlere göre bu düşüşün arkasında, parti içi tartışmalar, yönetim krizleri ve belediyelere yönelik yolsuzluk iddiaları bulunuyor.

Özellikle bazı CHP’li belediyelerle ilgili yargıya taşınan dosyalar, kamuoyunda partiye yönelik güven sorununu derinleştiriyor. Parti içindeki tartışmaların ve çelişkili çıkışların da bu tabloyu beslediği ifade ediliyor.

MUHALEFET NEDEN GÜVEN VEREMİYOR?

Uzmanlar, CHP’nin ekonomik sıkıntılar ve hayat pahalılığı gibi konuların yoğun biçimde hissedildiği bir dönemde, toplumun beklentilerine cevap veren bir siyasal vizyon ortaya koyamadığını savunuyor. Negatif muhalefet dili, iç çekişmeler ve gündemden kopuk çıkışların seçmen nezdinde karşılık bulmadığı değerlendiriliyor.

Son kamuoyu araştırmaları, muhalefetin mevcut tabloyu tersine çevirmekte zorlandığını ve bu durumun önümüzdeki süreçte siyasi dengeleri daha da belirgin hale getireceğini gösteriyor.

BALKANLAR TÜRK YATIRIMCILARINI BEKLİYOR

İstanbul’da hafta sonu gerçekleştirilen Global Arnavut İş İnsanları Birliği Ekonomi Zirvesi, Balkanlar ile Türkiye arasındaki ekonomik potansiyeli yeniden gündemin üst sıralarına taşıdı. Avrupa ve Balkan ülkelerinden yüzlerce iş insanının katıldığı zirvede, karşılıklı yatırım imkanları ve yeni iş birlikleri kapsamlı şekilde ele alındı.

Zirve sonrasında Karadağ’ın Edirne Fahri Konsolosu Naser Alim ile yapılan görüşmelerde, Balkan coğrafyasının Türk yatırımcılar açısından sunduğu fırsatlar dikkat çekti. Alim, Arnavut iş insanlarının dünya genelinde yaklaşık 150 milyar dolarlık bir ekonomik büyüklüğü yönettiğini ve Türkiye ile yatırım ortaklıklarına açık olduklarını ifade etti.

Ticaret Bakan Yardımcısı Mahmut Gürcan’ın da katılım sağladığı zirvenin, Arnavut yatırımcıları Türkiye’ye, Türk iş dünyasını ise Balkanlar’a yönlendirecek yeni bir ekonomik sinerji oluşturmayı hedeflediği belirtildi. Uzmanlar, küresel ticaret yollarının yeniden şekillendiği bir dönemde Balkanlar’ın stratejik öneminin giderek arttığına işaret ediyor.

ŞAHİNLER EL OVUŞTURUYOR

ABD ile İran arasında yapılması planlanan yeni müzakerelerde adres olarak Umman öne çıkarken, diplomatik sürecin geleceği belirsizliğini koruyor. ABD Başkanı Donald Trump’ın damadı Jared Kushner ve Özel Temsilcisi Steve Witkoff’un, İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakci ile Muskat’ta bir araya gelmesi bekleniyor.

Bu görüşmelerde Türkiye’nin ve bazı bölge ülkelerinin doğrudan masada yer almaması dikkat çekerken, uzmanlar bunun sürecin kırılgan yapısını ortaya koyduğunu değerlendiriyor. Diplomatik çevrelere göre İran, müzakerelerin yalnızca nükleer başlıkla sınırlı kalmasını istiyor; balistik füzeler ve vekil güçler gibi konuların gündeme gelmesinden özellikle kaçınıyor.

REJİM KONSOLİDASYONU HESABI

Gözlemcilere göre Tahran yönetiminin sert tutumunun arkasında, iç kamuoyunu konsolide etme hedefi bulunuyor. İran’da son dönemde yaşanan protestoların ardından, dış tehdit algısının rejim açısından birleştirici bir unsur olarak kullanıldığı ifade ediliyor.

Öte yandan Washington’daki “şahin” kanat da olası bir askeri müdahalenin, Trump’ın güçlü liderlik imajını pekiştireceğini savunuyor. Bu yaklaşım, diplomatik sürecin her an askeri bir seçeneğe evrilebileceği yönündeki endişeleri artırıyor.

YILIN İLK ANKETİ: CHP’NİN OYU ŞAŞIRTMIYOR

İç politikada ise muhalefetin durumu kamuoyu araştırmalarına net biçimde yansımaya başladı. Optimar Araştırma’nın “Türkiye’nin Nabzı – Ocak 2026” başlıklı çalışmasına göre, bugün bir genel seçim yapılması halinde partilerin oy oranlarında dikkat çekici bir tablo ortaya çıkıyor.

Kararsızlar dağıtıldıktan sonra partilerin oy oranları şu şekilde sıralanıyor:

  • AK Parti: %35,2
  • CHP: %27,3
  • DEM Parti: %12,8
  • MHP: %9,6
  • İYİ Parti: %7,6

CHP’DE OY KAYBI DİKKAT ÇEKİYOR

Yerel seçimlerde yüzde 38 oy alan CHP’nin, kısa süre içerisinde yaklaşık 10 puanlık bir gerileme yaşaması siyasi çevrelerde “alarm” olarak yorumlanıyor. Analistlere göre bu düşüşün arkasında parti içi tartışmalar, yönetim krizleri ve bazı belediyelere yönelik yargıya taşınan iddialar bulunuyor.

Özellikle CHP’li belediyelerle ilgili dosyaların kamuoyuna yansıması, partiye duyulan güvenin zedelenmesine neden oluyor. Parti içindeki çelişkili açıklamalar ve süregelen iç çekişmelerin de bu tabloyu beslediği ifade ediliyor.

MUHALEFET NEDEN GÜVEN VEREMİYOR?

Uzmanlar, ekonomik sıkıntıların ve hayat pahalılığının yoğun şekilde hissedildiği bir dönemde CHP’nin, toplumun beklentilerine karşılık verecek güçlü ve kapsayıcı bir siyasal vizyon ortaya koyamadığını savunuyor. Negatif muhalefet dili, iç tartışmalar ve gündemle örtüşmeyen çıkışların seçmen nezdinde karşılık bulmadığı değerlendiriliyor.

Son kamuoyu araştırmaları, muhalefetin mevcut tabloyu tersine çevirmekte zorlandığını ve bu durumun önümüzdeki dönemde siyasi dengeleri daha da belirgin hale getireceğini gösteriyor.

Kaynak: ODAK HABER MERKEZİ