BU YAZI TARİHE NOT DÜŞMEK İÇİN YAZILDI

Abdulkadir Selvi, kaleme aldığı değerlendirmede Türkiye’nin yaklaşık yarım asırdır mücadele ettiği PKK terör örgütünün tüm uzantılarıyla birlikte tasfiye sürecine girdiğini belirtti. Selvi’ye göre, yalnızca Türkiye içindeki PKK yapılanması değil, Suriye’de kurulmak istenen SDG-YPG terör yapılanması da tarih sahnesinden silinme aşamasına geldi. Ancak bu gelişmelerin, kamuoyunda hak ettiği ilgiyi görmediği ifade edildi.

Selvi, “50 yıllık Türkiye’yi bölme planı tarihe gömülüyor. Yeni bir Türkiye, yeni bir bölge doğuyor” ifadeleriyle sürecin önemine dikkat çekti.

TARİHE TERSİNDEN BAKANLAR

Terörsüz Türkiye sürecinin başlamasıyla birlikte bazı çevrelerin “PKK’ya devlet kurduruluyor” iddialarını gündeme getirdiğini hatırlatan Selvi, PKK’nın kendini feshettiğini ve Türkiye’den çekildiğini açıkladığını vurguladı.

Suriye’de ABD desteğiyle SDG-PKK-YPG yapılanmasına ciddi askeri ve ekonomik destek sağlandığını belirten Selvi, bu yapının Suriye topraklarının yaklaşık üçte birini kontrol ettiğini, petrol, doğalgaz, barajlar ve sınır kapılarının bu yapının elinde bulunduğunu hatırlattı. Ancak SDG’nin Suriye ordusuna entegrasyonu gündeme gelince, daha önce sessiz kalan çevrelerin bu kez “devlet kuruluyor” söylemleriyle ortaya çıktığını ifade etti.

SURİYE HARİTASI DEĞİŞİYOR

Selvi’ye göre SDG-YPG, Halep’ten Rakka’ya kadar birçok noktadan temizlenirken, Suriye ordusu Haseke ve Kamışlı’ya girdi, kısa süre içinde Ayn el-Arap’ta da kontrolün sağlanması bekleniyor. Böylece Suriye, 2013-2014’ten bu yana ilk kez tek renkli bir haritaya kavuşacak ve merkezi devlet 13 yıl sonra ülke topraklarının tamamında hâkimiyet kuracak.

TARİHİ TASFİYE

PKK’nın 1984’teki ilk eylemlerinden bu yana süreci birebir takip ettiğini belirten Selvi, gelinen noktayı “tarihi bir milat” olarak nitelendirdi. Türkiye’de PKK’nın tasfiye edildiğini, Suriye’de kurulmak istenen terör devletinin ise savaşsız bir şekilde ortadan kaldırıldığını vurguladı.

Selvi, “Tek bir Mehmetçiğin burnu kanamadan, tek bir kurşun sıkılmadan bu sonuca ulaşılması büyük bir başarıdır” ifadelerini kullandı.

SIRA KANDİL’DE

Suriye’de SDG’nin tasfiye edilmesiyle birlikte Terörsüz Türkiye sürecinin önündeki en büyük engellerden birinin aşıldığını belirten Selvi, Kandil’in hâlâ kritik bir başlık olarak durduğunu söyledi. Kandil’deki üst düzey terör yöneticilerinin süreci sabote etmeye çalıştığını ancak başarılı olamadığını ifade eden Selvi, bu yapının da tasfiye edilmeden sürecin tamamlanamayacağını dile getirdi.

SIRA İNFAZ YASASINDA

SDG’nin tasfiyesi sonrası sürecin yeni bir aşamaya gireceğini belirten Selvi, Meclis Komisyonu raporunun tamamlanması ve yeni bir infaz yasasının çıkarılmasının önemine dikkat çekti. Silah bırakacak örgüt mensuplarının neyle karşılaşacaklarını bilmesi gerektiğini ifade eden Selvi, eve dönüş benzeri bir yasal düzenlemenin süreci hızlandıracağını söyledi.

TARİHE MAL OLAN İSİMLER

Selvi, sürecin mimarları arasında Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğine, MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin rolüne, MİT Başkanı İbrahim Kalın’ın sessiz ama etkili çalışmalarına dikkat çekti. Ayrıca uluslararası aktörlerin ve İmralı heyetinin katkılarının da unutulmaması gerektiğini vurguladı.

FETÖ’NÜN DİJİTAL AĞINA DARBE

İletişim Başkanı Burhanettin Duran’ın açıklamalarına da değinen Selvi, FETÖ bağlantılı yüzlerce sosyal medya hesabının kapatıldığını, bu hesapların terör propagandası ve dezenformasyon faaliyetleri yürüttüğünün tespit edildiğini aktardı. Yapılan çalışmalar sonucunda FETÖ’nün sosyal medyada 2 bin 65 hesaplık bir etkileşim ağı yönettiğinin ortaya çıkarıldığını belirtti.

KIRMIZI KİTAP DETAYI

Bu mücadelenin temelinin Milli Güvenlik Siyaset Belgesi’ne dayandığını ifade eden Selvi, MGK toplantılarında terörle mücadelenin birinci gündem maddesi olmaya devam ettiğini, özellikle FETÖ ile mücadelenin daha da derinleşeceğinin net şekilde ortaya konulduğunu kaydetti.

MÜCADELE DERİNLEŞECEK

Selvi, İletişim Başkanlığı, MİT, Emniyet ve Savcılık koordinasyonuyla yürütülen bu sürecin yalnızca sosyal medya hesaplarının kapatılmasıyla sınırlı kalmayacağını, bu ağları kullanan kişilerin tek tek tespit edilerek adli süreçlerin derinleştirileceğini belirtti.

FETÖ’NÜN DİJİTAL TEHDİDİ MERCEK ALTINDA

FETÖ’nün sosyal medya üzerinden milli güvenliğe yönelik oluşturduğu tehdit, başlatılan soruşturma ve devamında gelecek operasyonlarla gözler önüne serilecek. Yetkililer, örgütün özellikle dijital mecralarda sürü halinde hareket eden bir etkileşim ağı kurarak kamuoyunu yönlendirmeye çalıştığını değerlendiriyor.

SORUŞTURMADA TESPİTLER

Derinleştirilecek soruşturma kapsamında FETÖ’nün sosyal medya etkileşim ağına ilişkin ilk tespitler şöyle sıralandı:

  1. FETÖ’nün dijital faaliyetleri yalnızca günlük algı operasyonları ve dezenformasyonla sınırlı kalmayıp doğrudan milli güvenliği hedef alıyor.
  2. Toplumdan destek bulamayan ve mağduriyet söylemi çöken örgüt, sosyal medya üzerinden PKK/YPG’nin yanıltıcı tezlerini yayarak Türkiye’yi yurtiçinde ve yurtdışında hedef alıyor.
  3. Siyaset, ekonomi, sosyal yaşam ve inanç başlıkları üzerinden medya manipülasyonları yapılarak toplumsal kaos oluşturulmaya çalışılıyor.
  4. Örgüt mensupları farklı kimliklere bürünerek ve çok sayıda hesapla koordineli biçimde hareket ederek bir etkileşim ağı kuruyor.

AĞ ÇÖKERTİLECEK

Yetkililer, FETÖ’nün bu dijital etkileşim ağının nasıl çökertileceğinin yakın zamanda daha net görüleceğini ifade ediyor. Soruşturma kapsamında yalnızca örgüt yöneticileri değil, farkında olmadan bu ağın parçası haline gelen sıradan sosyal medya kullanıcılarının da korunmasının hedeflendiği belirtiliyor. Böylece, dezenformasyonun kurbanı olan kullanıcıların bu yapıdan koparılması amaçlanıyor.

GAZZE’DE İŞE YARAYAN FORMÜL İRAN İÇİN GÜNDEMDE

Türkiye’nin Gazze konusunda sonuç alınmasını sağladığı diplomatik formülü, İran meselesinde de devreye sokmak için yoğun bir diplomasi yürüttüğü öğrenildi. Bu kapsamda, bölgesel arabuluculuk toplantısının İstanbul’da yapılması ihtimali öne çıkıyor.

Toplantıya ABD’yi temsilen Başkan Donald Trump adına Jared Kushner ve Özel Temsilci Steve Witkoff’un, İran’ı ise Dışişleri Bakanı Abbas Arakci’nin temsil etmesi öngörülüyor. Bölge ülkelerinden Suudi Arabistan, Katar, Mısır, BAE ve Pakistan’ın da davet edildiği bildirildi.

“BÖLGE KONULARI BİRLİKTE KONUŞULMALI”

Türk yetkililer, meselelerin yalnızca iki ülke arasında ele alınmasının çözümü zorlaştırdığına dikkat çekiyor. İran’ın nükleer dosyası kadar balistik füze kapasitesi ve vekil güçleri gibi konuların da bölge ülkelerini ilgilendirdiği vurgulanıyor. Bu nedenle, bölgesel sahiplenme ve ortak diplomasi anlayışının önemine işaret ediliyor.

DİPLOMASİ ALANI AÇILIYOR

Ankara’da yürütülen bu çabanın iki temel sonucu olabileceği değerlendiriliyor. İlk olarak, olası bir çatışmanın ertelenmesi ve diplomasiye alan açılması sağlanıyor. İkinci olarak ise, tarafların niyetlerini masada açıkça ortaya koymalarına imkân tanınıyor.

EPSTEİN DOSYASI ÜZERİNDEN SİYASİ HESAPLAŞMA

Epstein skandalı üzerinden yürütülen tartışmaların, ABD iç siyasetinde yeni bir hesaplaşmaya dönüştüğü yorumları yapılıyor. Belgelerin kamuoyuna açıklanmasının, yaklaşan seçim süreciyle doğrudan bağlantılı olduğu, özellikle Donald Trump’a yönelik siyasi baskının artırıldığı ifade ediliyor.

BATI’YA YÖNELİK AHLAKİ ELEŞTİRİLER

Epstein dosyalarının, Batı’daki ahlaki çöküşü ve elit ağların karanlık ilişkilerini yeniden gündeme taşıdığına dikkat çekiliyor. Skandalın yalnızca bireysel suçlar değil, daha geniş bir şebeke ve sistem tartışmasını da beraberinde getirdiği belirtiliyor.

ZAMANLAMA VE BÖLGESEL ETKİLER

Uzmanlar, Epstein belgelerinin açıklanma zamanlamasının hem ABD iç siyaseti hem de İran’a yönelik olası askeri senaryolarla bağlantılı olabileceğini değerlendiriyor. Ankara’nın da bu süreci İsrail faktörü üzerinden okuduğu ve bölgesel istikrarsızlığa karşı diplomatik çözümü öncelediği ifade ediliyor.

VAMPİRLERİN BALOSU

Jeffrey Epstein dosyası etrafında şekillenen tartışmalar, yalnızca bireysel suç iddialarının ötesinde, küresel ölçekte karmaşık bir ilişki ağını işaret ediyor. Epstein’in bir “buluşma ve dağıtım noktası” olduğu yönündeki değerlendirmeler güç kazanırken, bu yapının tek başına onun tarafından inşa edilip yönetilmiş olamayacağına dikkat çekiliyor.

Afyon’da kişisel bakıma konforlu dokunuş
Afyon’da kişisel bakıma konforlu dokunuş
İçeriği Görüntüle

“Lolita Express” olarak bilinen özel uçuş ağının izleri sürüldüğünde; milyarderler, kraliyet mensupları, siyasetçiler, iş dünyasının önde gelen isimleri, üst düzey bürokratlar, medya patronları ve teknoloji dünyasının küresel aktörlerine uzanan geniş bir tablo ortaya çıkıyor. Bu ağda para, güç ve çıkar ilişkilerinin merkezde olduğu; pedofili, fuhuş, uyuşturucu, şantaj ve sapkın ritüeller gibi karanlık unsurların birer araç olarak kullanıldığı iddia ediliyor.

ŞEBEKE / NETWORK

Ortaya çıkan ilişki çizelgeleri, güçlü bir temas ağına işaret etse de henüz net bir organizasyon şemasının bulunmaması dikkat çekiyor. Epstein’in ölümüyle birlikte en kritik tanıklardan birinin ortadan kalktığı, geriye yalnızca defterler, kayıtlar ve şüpheli isimlerin kaldığı ifade ediliyor.

Bu ağın merkezinde kimin yer aldığı sorusu hâlâ yanıt beklerken, bazı iddialar İsrail bağlantılı kişi ve çevrelerin yanı sıra özellikle Demokratlar ve liberal çevrelerin daha belirgin biçimde öne çıktığını gösteriyor. Ancak uzmanlar, bu tür ağların “örümcek ağı” gibi çalıştığını, yapışan herkesi ayırt etmeksizin içine çektiğini vurguluyor.

SİYASİ GÜÇ MÜCADELESİ VE SİSTEM TARTIŞMASI

ABD’de siyasi erk üzerinde yürütülen güç mücadelelerinin yeni olmadığına dikkat çekiliyor. Başkan Donald Trump ile ABD Merkez Bankası yönetimi arasındaki gerilimler, büyük finans çevreleri ve küresel sermaye gruplarının bu süreçteki rolünü yeniden gündeme taşıdı.

Dünyanın en büyük varlık yönetim şirketlerinden BlackRock’un yöneticileri ile küresel medya ve kozmetik sektöründe etkili olan ailelerin isimlerinin tartışmalara konu olması, sistemin hâlâ ayakta olduğunu ancak dönüşüm sürecinden geçtiğini gösteriyor.

MORAL – AHLAK – MANEVİYAT

Uzmanlara göre mesele, yalnızca bir grup zenginin ahlaki çöküşü değil. Asıl tehlike, her türlü günahı ve sapkınlığı “normalleştiren”, hatta bunu bir güç ve ölümsüzlük arayışına dönüştüren bozulmuş bir zihniyetin siyaset ve ekonomiyle birleşmesi.

Bu yaklaşımın, insan merkezli yaşam anlayışını aşındırarak “insan dışı” bir yaşam formunu teşvik ettiği ifade ediliyor. Son 80 yılın küresel düzeninin geldiği nokta bu tabloyla özetlenirken, paranın hem yönünün hem de kullanım biçiminin değiştiği yeni bir dönemden söz ediliyor.

TRUMP VE EPSTEİN DOSYASI

Epstein belgelerinde Donald Trump’ın isminin geçmesi kamuoyunda tartışma yaratsa da, şu ana kadar açıklanan belgelerin Trump’ı doğrudan bir suça bağlayıp bağlamadığı netlik kazanmış değil. Tartışmaların, siyasi bir hesaplaşmanın parçası olup olmadığı ise belirsizliğini koruyor.

TÜRKİYE NEREDE DURUYOR?

Analizlerde, Türkiye’nin bu küresel tabloda “doğru”, “adil” ve “iyilik merkezli” bir pozisyon aldığı vurgulanıyor. Türkiye’nin dış politikada izlediği dengeli ve ilkesel tutumun, bu tür küresel çalkantılara karşı önemli bir duruş sergilediği ifade ediliyor.

EMEKLİLİK FİKRİNDE VE TATBİKATINDA PROBLEMLER

Emeklilik sistemiyle ilgili toplumda yaygın olan beklentilerin büyük ölçüde naif ve temelsiz olduğu değerlendirmesi yapılıyor. Emekliliğin doğuştan gelen bir hak değil, uzun vadeli bir sözleşmenin sonucu olduğu vurgulanıyor.

Uzmanlara göre, primlerin düşükten yatırılması, sigortalılık süresinin yeterince önemsenmemesi ve sistemin devletle özdeşleştirilmesi, düşük emekli maaşlarının temel nedenleri arasında yer alıyor.

SİSTEMDEKİ YAPISAL SORUNLAR

Düşük prim ödemelerine rağmen uzun yıllar maaş alınabilmesi, kız çocukları üzerinden sürdürülen ödemeler ve çift maaş uygulamaları sistem üzerindeki yükü artırıyor. Bu durumun sahte boşanmalar ve benzeri suistimalleri de teşvik ettiği belirtiliyor.

SGK sisteminde aktif çalışanlar ile emekli maaşı alanlar arasındaki dengenin bozulduğu, bu nedenle her yıl bütçeden trilyonlarca liralık ek kaynak aktarılmak zorunda kalındığı ifade ediliyor.

AB – HİNDİSTAN SERBEST TİCARET ANLAŞMASI

Avrupa Birliği ile Hindistan arasında yaklaşık 20 yıldır müzakere edilen Serbest Ticaret Anlaşması’nın tamamlanması, yalnızca ekonomik değil, aynı zamanda politik bir adım olarak değerlendiriliyor. Uzmanlar, bu anlaşmayı ABD’nin vergi baskılarına karşı geliştirilmiş stratejik bir hamle olarak yorumluyor.

TRUMP KORKUSU YENİ ORTAKLIKLAR DOĞURUYOR

ABD Başkanı Donald Trump’ın ikinci döneminde uyguladığı sert ticaret politikaları, geleneksel müttefikleri dahi yeni arayışlara yöneltti. Bu çerçevede AB ve Hindistan arasındaki anlaşmanın, küresel ticarette yeni dengeler yaratması bekleniyor.

TÜRKİYE’YE ETKİSİ NE OLUR?

Türkiye’nin AB ile Gümrük Birliği ilişkisi nedeniyle Hindistan-AB anlaşmasının dolaylı etkilerine maruz kalabileceği belirtiliyor. Hindistan ürünlerinin Türkiye pazarına daha avantajlı koşullarla girmesi mümkün olurken, Türk ürünlerinin Hindistan pazarında benzer bir ayrıcalık elde edememesi yapısal bir asimetriye işaret ediyor.

Uzmanlar, artan rekabetin Türkiye’nin AB ile ticaretinde yeni zorluklar doğurabileceğini, bu konunun ilerleyen süreçte müzakerelerde gündeme gelmesinin kaçınılmaz olduğunu ifade ediyor.

Kaynak: ODAK HABER MERKEZİ