Sadece Afyonkarahisar’da değil...

Bölgede, hatta tüm Türkiye’de yankılanan bir olay var.

HBB konkordatosu.

Öncelikle konkordato ne demektir bunu kısaca aktarayım.

Borçlunun mahkeme denetimi altında alacaklılarıyla anlaşarak borçlarını belli bir oran ve vadede ödemesini sağlayan hukuki bir yapılandırma sürecidir.

Konkordato aslında hem alacaklıyı, hem de borçluyu koruyan bir hukuki yapılandırma yolu.

Ama iyi niyetliler ve kendi kusuru olmadan mali durumu bozulmuş olan borçlular için kanunun öngördüğü bir yol.

*

*

*

Rakamlar devasa...

İlimizde bir kaç aydır hemen her ortamda HBB konkordatosu konuşulmakta.

Rakamlar öylesine büyük büyük aktarılıyor ki...

İnanmak zor.

HBB şirketleri ve bağlantılı şirketler Aytay Kardeşlere ait.

Çoğunluk hisseleri onların.

Piyasadaki rivayetlere göre siyasi, bürokrat ve başka alanlardan oluşan gizli ortaklarında olduğu konuşuluyor.

Aytay Kardeşler, siyaseten Milli Görüş tandanslılar.

Ağabey Mehmet, ortanca kardeş Harun ve küçük kardeş Hidayet.

Rakamlara gelince...

Beyan edilen rakamın 4 milyar 500 milyon TL civarında olduğu belirtiliyor.

Bankaların tüm şirket gruplarından alacaklarıyla beraber 9 milyar olduğu söylenmekte.

Piyasa ise toplam borç rakamını 15 milyar olarak ifade etmekte.

4, 5 ya da 9 veya 15 milyar...

Milyar demek eski ifadeyle katrilyon...

Bir katrilyonun bin tane milyon TL’den ibaret olduğunu bildiğimize göre, en düşük rakam olarak belirtilen toplam borç 4,5 katrilyon bile olsa...

Demek ki dört bin beş yüz tane bir milyon TL borç var.

*

*

*

Domino etkisi yarattı...

Aytay Kardeşlerin serüveni, bu konkordatoya gelinmesi her gün yazsam bir aylık yazı dizisi olur.

Bugün sadece kısa bilgilerle konuyu özetleyeceğim.

Neden yazma gereği hissettiğime gelince...

Bu konkordato olayı o kadar geniş yankılandı ki...

Mermer sektörünün tamamını etkiledi.

İlimizin, bölgenin en önemli mermer firmaları bile neredeyse büyüteç altına alındı bankalar tarafından.

Onaylı kredileri olan mermer firmalarından bazılarının kredileri donduruldu.

Bilindiği gibi ilimizin lokomotifi mermer sektörü.

Mermer sektöründeki bu mali-manevi buhran tüm il ekonomisini etkiledi.

Bazı Bankaların Genel Müdürlüklerinin Afyonkarahisar’daki mermer firmalarının ve başka şehirlerde bile olsa şirket sahipleri Afyonkarahisar’lı olan mermer şirketlerinin kredilerini bir süreliğine kullandırtmama kararı aldıkları dedikodusu yapıldı.

Aslı vardır yoktur o ayrı bir konu.

Ama bu tür söylentiler bile şirketlerin mali yapıları için sıkıntı yaratacağı aşikardır.

*

*

*

Üç aylık süre doluyor...

Edindiğim bilgilere göre HBB ile ilgili 7 şirket bulunuyor.

HBB Madencilik Dış Ticaret A. Ş. için İlimiz 6. Asliye Hukuk Mahkemesi – Asliye Ticaret Mahkemesi sıfatıyla bir karar verdi.

Konkordato için başlangıç takvimi olarak 7 temmuz 2026 saat 15.00 belirlendi ve 3 ay süre ile geçici mühlet verildi.

Yani...

7 Ekim 2026 saat 15.00 de konkordato için verilen geçici mühletin uzatılıp uzatılmayacağına karar verilecek.

Mahkeme konkordato komiseri olarak da dört kişiyi görevlendirdi.

*

*

*

Tek firma değil...

Konkordato için geçici mühlet sadece HBB Madencilik Dış Ticaret A. Ş. için verilmedi.

Aytay Ailesinin çoğunluk hisselerine sahip olduğu şirketler olan;

Afyon Domates Maden Sanayi Tic. Lmt. Şti

Bazalto Madencilik Tarım Sanayi ve Tic. Lmt. Şti

HBB Bilgi Sistemleri Sanayi ve Tic. Lmt. Şti.

HBB Madencilik Dış Ticaret A. Ş.

HBB Mühendislik Alt Yapı İnşaat Sanayi ve Tic. Lmt. Şti.

Amorium ve Üçhöyük kazıları Valilik gündeminde
Amorium ve Üçhöyük kazıları Valilik gündeminde
İçeriği Görüntüle

Hilal Eğitim Hizmetleri Tarım Hayvancılık Madencilik Üretim Pazarlama San. Tic. Lmt. Şti

Konumsal Bilgi Sistemleri San. Tic. Lmt. Şirketleri için Mahkeme üç ay süre ile geçici mühlet kararı ve ihtiyati tedbir kararı vererek, konkordato komiserlerini atadı.

Bu süreçte alacaklar-borçlar, mal varlıkları dahil tüm finans durumu konkordato komiserleri tarafından rapor edilecek, kimse bu şirketlere haciz ve bunun gibi yaptırımlar uygulayamayacak.

Komiserler süre sonunda, yani bir ay kadar sonra raporlarını Mahkeme Başkanlığına verdikten sonra ek bir karar çıkacak.

*

Hukuki süreci aktardıktan sonra...

Şimdi böylesine devasa bir yapı olduğu anlaşılan Aytay Kardeşlerin neden böyle bir sıkıntılı duruma düştüklerinin analizini, edindiğim bilgilere göre aktarayım.

İlginç olan bazı bilgileri de sizlerle paylaşalım.

*

*

*

Sorular, sorular, sorular...

Öncelikle merak edilen...

Neden beyan edilen ile, piyasada konuşulan ve gerçekte olan rakamların birbiriyle önemli tutarsızlık göstermesi konusu.

Sonrasında...

Yaklaşık olarak binden fazla çalışanın olduğu belirtilen şirketlerde durumun nasıl bu hale geldiği sorusu.

Başka bir soru...

Öğrenildiğine göre şirketlere, ortaklara ve bazı yakınlar adına kayıtlı olduğu belirtilen ve tespit edilen 600, evet yanlış okumadınız altı yüz kadar aracın olduğu, bu araçların bazılarının nerede olduğunun bilinmediği ve yeri belirlenen araçların ise plakalarının neden söküldüğü sorusunun cevabı merak edilmekte.

Bir diğer soru...

Bu işin nasıl patlak verdiği, kimin bu bombayı patlattığı ile ilgili.

Yine başka merak edilen...

İşler bu hale nasıl geldi? Aytay’lar acaba aslında batmadılar da, gizli ya da görünen bazı ortakların devre dışı olmalarının sağlanması için mi bu yola girdiler?

Bu işin arka planında oldukları iddia edilen bir kaç kişi acaba kim?

Yine ilginç bir soru...

Borçlar bu kadar büyük boyuta ulaşana kadar kimse bu gidişatı fark etmedi mi?

Ya da fark edildi de, ortaklar bile isteye mi göz yumdular?

Sıralı çekler verilerek alınan gayrimenkuller gerçek değerinin üzerinde mi bankalara ipotek edildi?

Aytay Kardeşlerin alacaklılar listelerinde adları nasıl geçiyor?

Bazı firmaların alacaklarının abartılı olduğu iddiaları doğru mu?

Bu ve benzeri onlarca sorunun cevaplarını elbette ilgili komiserlerin verdikleri raporlar ışığında Mahkeme araştıracaktır, kararını da verecektir.

*

*

*

Kayyumluk iş değil !

Konkordato Komiserleri elbette önlerindeki verilere göre rapor hazırlayacaktır.

Bu veriler ne kadar sağlıklıdır, gerçeği yansıtmakta mıdır bilinmez ama, benim edindiğim izlenim, bu konu şu anda Afyonkarahisar için kanayan bir yara halindedir ve sadece konkordato Komiserleri ya da kayyumlarla çözülemeyecek kadar çetrefil bir haldedir.

Birazdan sadece bir kısmından bahsedeceğim olaylar, bu konuda MASAK’ın mutlaka devreye girmesinin gerekliliğini işaret etmektedir.

*

*

*

Isparta’da neler oldu?

Şimdi biraz gerilere gidelim...

Bu Aytay Kardeşlerin Isparta’da rödevans yoluyla işlettikleri bir maden ocağı var.

Rödevans nedir diyecek olanlara...

Maden sahibinin işletme hakkını, ruhsatın mülkiyeti kendisinde kalmak şartıyla belirli bir süre ve ton/üretim başına bir bedel karşılığında üçüncü kişiye devretmesidir.

İşte Isparta’da önemli bir mermer ocağını Aytay Kardeşler, Ö. isminde bir firmadan alıyorlar.

Bu ocak aslında biraz karıştırıldığında FETÖ ile iltisaklı bir halde.

Orada bir şeyler oluyor.

Bir ara Aytay’ların şirketlerinin rödevansçı oldukları bu ocak bir şekilde başka birilerine geçiyor.

Sonrasında mahkeme kararı ile oradaki işletmeciler çıkartılıyor ve Aytay’lar ocağı işletmeye başlıyorlar.

İki siyasi ve bir bürokratın bu konuda Aytay’lara yardım ettikleri iddia ediliyor.

Aytay’lar kendilerinin devre dışı kaldıkları dönem için mahkemeye yaptıkları müracaat karşılığında konuya bakan ilk mahkemeden 70 milyon ABD Doları kadar bir tazminatı almaya hak kazanıyorlar.

O mahkeme kararının şu anda üst mahkemede olduğu belirtiliyor.

İşte Aytay Kardeşlerin aslında en büyük güvendikleri gelir kaynağının şu anda bu tazminat olduğu belirtiliyor.

Üst mahkeme ne karar verir, karar lehlerine olsa bile ilgili firma bu rakamı ödeyebilir mi, ödeyemez mi bu net değil.

*

*

*

MASAK devreye girerse...

Bir dostum dedi ki;

Aytay Kardeşlerin 2013 yılında geçirdikleri bir mali kriz olduğu, bu sırada o ocağı da kaybettikleri, sonrasında 2017 yılında bir şekilde toparlandıkları, sonrasında da o ocağı siyasi ve bürokratik desteklerle tekrar aldıktan sonra da işlerini devasa boyuta taşıdıkları belirtiliyor.

O siyasilerin ve bürokratın kim olduğunu elbette Afyonkarahisar’daki mahkeme bilemez ve öğrenemez.

Ama devreye MASAK ve Cumhuriyet Savcılığı girer ise...

O zaman bazı gerçeklerde ortaya çıkabilir.

*

*

*

Üç resim !

HBB firmasının, yani Aytay Kardeşlerin Ankara yolunda, boğaz olarak adlandırılan mevkideki fabrikalarının duvarında üç resim var.

Dev boyutta...

Birisinde Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan.

Diğerinde Filistin Bayrağı.

Üçüncüsünde ise İsrail tarafından öldürülen Hamas Büro Şefi Yahya Sinvar.

Cumhurbaşkanımızın resminin olmasını anlarım da...

Filistin ve Sinvar resimleri neden o duvarda, bunu bilmek zor.

*

*

*

3 lira resmiyette, 7 lira cepte mi?

Aytay Kardeşlerin kendilerine ait olduğu belirtilen önemli bir ocaklarının olduğunu belirtti ilgili arkadaşlar.

Antalya Demre olarak not almışım, yanlış değil ise.

Bu ve diğer ocaklardan yapılan satışlar içinde ilginç iddialarda bulunuyor.

Malın değeri 10 TL ise, bu 3 TL den fatura ediliyor denilmekte.

Aradaki 7 lira nerede denirse...

7 liranın Aracılar ile kendilerine gittiği belirtiliyor.

Zaten pek çok yerde edinilen ve şirket ile kendi adlarına olmadığı ifade edilen gayrimenkullerinde bu aradaki fark ile, yani resmiyete girmeyen o 7 lira ile alındığı iddia ediliyor.

İşte bu nedenle bu konunun MASAK ve diğer ilgili kurumları ilgilendirdiğini söylemekte konuyla ilgili olanlar.

Bende bazı bilgilere ulaştıktan sonra aynı kanaate vardım.

*

*

*

Nereden nereye?

Kimsenin malında mülkünde, kazancında harcamasında gözümüz yok.

Ama sıradan esnaflar vergilerini ödemekte, evlerine ekmek götürmekte sıkıntı çeker iken, birilerinin de gözlerin içine baka baka milyarlarca liralık işleri yapmaları ve devasa rakamların telaffuz edilmesi de, hayatın normal akışına ters diye düşünüyorum.

Aytay Kardeşlerden birisinin bir zamanlar komşusu olan bir arkadaş dedi ki;

Abi bu kişi, daha on sene kadar önce apartmanın aidatını ödemekte güçlük çekiyordu. Yaşamını biliyorum. Mütevazi bir yaşamı vardı. Şimdi nasıl oluyor da bunca milyonlar, katrilyonlar sahibi olabiliyorlar? Bunda bir şey yok mu sence?

Evet...

hayatın ve ticaretin normal akışına aykırı bir durum.

*

*

*

EDS’ler Aytay’lara mı çalışıyor?

Aytay Kardeşlerin Afyonkarahisar ve Ankara’da önemli bağlantıları olduğu belirtiliyor.

Hatta bu siyasi ve bürokratik bağlantılar vasıtasıyla da aklınıza hayalinize gelmeyecek şekilde işleri de kotardıkları iddia ediliyor.

Mesela...

EDS.

Elektronik Denetleme Sistemi.

Bir iddia...

Akören’deki, Sultandağı’ndaki ve Afyon’da ki bir EDS sisteminin bu 7 şirketten birisine ait olduğu iddia edildi.

*

*

*

Akıl hocaları kimler?

Aytay Kardeşlerin iki önemli akıl hocalarının olduğu söylendi.

Birisi Avukat imiş.

S. Ş.

Bu kişinin babası önemli bir kurumdan emekli olmuş.

Fenerbahçe eski Başkanı Ali Koç’a yakın bir kişi imiş.

Yapı Kredi Bankasında etkin imiş.

Diğeri ise E. S.

2016 yılından sonra oldukça etkinleşmiş.

Afyonda Erenler’de epeyce gayrimenkul alımında başrolde imiş.

Rivayet odur ki...

Bu E. S. daha öncede başka bir konuda yine başrollerde yer almış.

Gayrimenkul alımı demiş iken...

Aytay’lar her nasıl oluyorsa bazı bankalardan özellikle de Halkbank, Vakıfbank, Ziraat Bankası gibi kamu bankaları ile bazı özel bankalar ve katılım bankalarından yüklüce miktarda kredi almışlar.

Bilindiği gibi Bankalar teminatsız olarak büyük krediler veremezler.

Sıralı çekler verilerek toplanılan gayrimenkuller bu bankalara ipoteklenmiş.

Ekspertiz raporlarının gerçek değerinin üzerinde olduğu iddia edilen bu gayrimenkuller için verilen kredilerin çok yüksek miktarda olduğu ifade ediliyor.

*

*

*

Denetimsizlik mi, göz yumma mı?

Şirketler içerisinde de bazı şaibeli işlerin olduğundan bahseden bir dostum, ‘Oradan ayrılan bir kişi şimdi fabrika yapıyor. Onların bir zamanlar çavuşluğunu yapan kişi iki eşli ve kilolarca altını olduğu söyleniyor. Nasıl oluyor ki bu servetler?

*

*

*

Bu konu çok derin...

Bugün sadece buz dağının üstünden bahsedebildik.

Bu HBB olayı aslında Afyonda bir domino etkisi yarattı.

Bu nedenle üzerine gideceğiz.

Bunca büyük rakamların içerisinde olan Aytay Kardeşlerin Afyon esnafına hangi zararları verdiklerini, neden kendilerine göre küçük olan rakamlarla o esnafların hayatlarıyla oynadıklarının cevabını bulmaya çalışacağız.

Önümüzdeki hafta, nasip olursa daha ayrıntılı yazacağım.

Kaynak: MEHMET EMİN GÜZBEY