Afyonkarahisar’ın kültür ve sanat hayatına önemli bir katkı sunması beklenen sergi, farklı şehirlerden gelen sanatçıların eserlerini bir araya getirerek geniş bir sanat yelpazesi oluşturdu. Açılışta sanatın birleştirici gücüne vurgu yapılırken, serginin Afyonkarahisar’da kültürel hareketliliği artıracağı ifade edildi. Sergi, 28 Nisan ile 29 Mayıs tarihleri arasında sanatseverlerin ziyaretine açık olacak.

ÇOK SAYIDA SANATÇININ FARKLI TEKNİKLERİ AYNI ÇATIDA BULUŞTU
Sergi, farklı disiplinlerden gelen sanatçıların üretimlerini bir araya getirerek hem teknik hem de tematik açıdan zengin bir içerik sunuyor. Resim sanatının farklı yorumlarının yer aldığı organizasyonda, soyut ve figüratif yaklaşımlar bir arada değerlendirilirken; bellek, doğa, zaman, içsel yolculuk ve bireysel deneyimler gibi temalar öne çıkıyor. Sanatçılar, kendi özgün tekniklerini kullanarak izleyiciye sadece bir görsel deneyim değil aynı zamanda düşünsel bir yolculuk da sunmayı amaçlıyor. Bu yönüyle sergi, klasik bir sergi olmanın ötesine geçerek izleyiciyle etkileşim kuran dinamik bir sanat platformu haline geliyor.
SEBİLA İBİŞ’İN BELLEK VE ZAMAN ÜZERİNE KATMANLI ANLATIMI
Kütahya Simav doğumlu olup üretimlerini İzmir’de sürdüren Sebila İbiş, sergideki en dikkat çeken isimler arasında yer alıyor. İzmir Atölye ve Tarabya Sanat’ta aldığı eğitimlerle sanat pratiğini geliştiren İbiş, çalışmalarında özellikle bellek, zaman ve içsel yolculuk temalarını çok katmanlı yüzeyler üzerinden ele alıyor. Figüratif soyutlama, parçalanmış formlar ve güçlü renk alanlarıyla oluşturduğu görsel dil, izleyiciyi eserin içine dahil eden etkileşimli bir yapı ortaya koyuyor. Sanatçı, eserlerini tamamlanmış bir ürün olarak değil, izleyiciyle birlikte sürekli dönüşen yaşayan bir süreç olarak tanımlıyor.

NERMİN ÜNSEL EKİN VE SELVA EMİROĞLU’NUN ÇAĞDAŞ YORUMLARI
İstanbul Üniversitesi Arkeoloji Bölümü mezunu Nermin Ünsel Ekin, arkeolojik birikimini sanat üretimine entegre ederek eserlerinde zaman, mekan ve kavramsal karşıtlıkları çağdaş bir resim diliyle yeniden yorumluyor. Anadolu coğrafyasından izler taşıyan sade formlar ve güçlü renk kullanımı, sanatçının çalışmalarında belirgin bir karakter oluşturuyor. Öte yandan Selva Emiroğlu ise farklı disiplinlerden beslenen üretim anlayışıyla dikkat çekiyor. Karma teknikleri sadece bir araç değil, doğrudan ifadenin bir parçası olarak kullanan Emiroğlu, duygularını ve deneyimlerini malzeme aracılığıyla görsel kompozisyonlara dönüştürüyor. Renk ve grafik anlatımın ön planda olduğu eserleri, sergiye modern ve deneysel bir boyut kazandırıyor.
TÜRKAN AHENK VE GÜLŞEN SONAR’DAN RENK VE DUYGU ODAKLI ESERLER
Soyut resim diliyle çalışan Türkan Ahenk, doğadan aldığı ilhamı lirik ve ekspresif bir anlatımla tuvale yansıtarak sergide enerjik bir atmosfer oluşturuyor. Fırça ve spatula darbeleriyle şekillenen yüzeyler, izleyiciye özgür ve dinamik bir görsel deneyim sunarken, renk armonisi sanatçının çalışmalarında temel bir unsur olarak öne çıkıyor. Ankara doğumlu Gülşen Sonar ise pastel, yağlı boya ve akrilik tekniklerini kullanarak doğa ve renk ilişkisi üzerine yoğunlaşıyor. Canlı renk paleti ve içsel anlatım gücüyle dikkat çeken eserleri, serginin duygusal yönünü güçlendiriyor. Genel olarak sergi, farklı sanatçıların üretimlerini bir araya getirerek bellek, doğa, zaman ve bireysel deneyimler ekseninde çok katmanlı ve zengin bir sanat atmosferi sunuyor.




