1980’li yıllarda idam cezasının uygulandığı dönemde Afyonkarahisar Cezaevi’nde infazları gerçekleştiren ve “Cellat Apo” olarak anılan Abdurrahman’ın, yoksullukla başlayan cellatlık süreci, vicdan azabı, pişmanlık ve yalnızlıkla son bulan hayat hikayesi, kentin karanlıkta kalan geçmişine dair çarpıcı ayrıntıları yeniden gündeme taşıdı.
1980’li yılların başında Afyonkarahisar Cezaevi’nde görev yapan ve zamanla efsaneye dönüşen “Cellat Apo” olarak bilinen Abdurrahman, idam cezasının yürürlükte olduğu dönemde infazların gölgesinde şekillenen karanlık bir hikayenin baş aktörü oldu.
CEZAEVİNİN CELLAT ARAYIŞI
O yıllarda cezaevlerinde kadrolu cellat bulunmadığından, infazlar öncesi geçici görevliler aranıyordu. Afyonkarahisar’da da bu arayış, daha önce küçük suçlardan cezaevine girip çıkan genç Abdurrahman’ın kapısını çaldı. Polislerin “devlet görevi” olarak sunduğu teklif karşılığında 15 bin TL önerildi. İşsizlik ve yoksulluk, onu bu teklifi kabul etmeye itti.

KOĞUŞ ARKADAŞINA UZANAN URGAN
İlk infaz günü Apo’yu sarsan gerçek ortaya çıktı. Urganı boynuna geçireceği kişi, cezaevi günlerinde kendisini koruyan ve destek olan koğuş arkadaşı Halil’di. Halil’in veda ederken söylediği “Ne olursa olsun elini kana bulama” sözleri, yaşanacak trajedinin habercisi oldu. Görevi istemeden de olsa tamamlayan Apo, aldığı parayla yeni bir hayata tutunmaya çalıştı ancak vicdan azabı peşini bırakmadı.
YENİ İNFAZLAR, DERİNLEŞEN PİŞMANLIK
İlk infazdan yalnızca 15 gün sonra yeniden çağrılan Apo, bu kez Hüseyin Çaylı’nın idamı için pazarlık yaptı. İnfaz sonrası İzmir’e gitti, parayı kısa sürede tüketti ve dönüş yolunda zorlandı. Akşehir ve Isparta cezaevlerinde de infazlara katıldı. Her görev sonrası aldığı paralar, içki ve pişmanlıkla eridi.
YALNIZLIK VE İTİRAFLARLA GEÇEN YILLAR
Toplamda altı infaza katılan Cellat Apo, yıllar içinde vicdanını rahatlatmak istercesine yaşadıklarını çevresindekilere anlattı. 1990’lı yıllarda özel televizyonlara röportajlar verdi. Hanönü kahvelerinde yalnız dolaşan, çoğu zaman sarhoş halde görülen Apo’nun hayatı, pişmanlık ve yalnızlıkla geçti.
BİR CELLADIN ARDINDA KALAN HİKAYE
Geçmişin yükünü daha fazla taşıyamayan Cellat Apo, sessizce hayata veda etti. Onunla 1990’larda röportaj yapan gazeteci Bengüç Özerdem, bu karanlık öyküyü Bir Celladın Anıları adıyla kitaplaştırarak tarihe not düştü. Böylece Afyonkarahisar’ın unutulmak istenen bu yüzü, yeniden gün yüzüne çıktı.



