Afyon Kocatepe Üniversitesi (AKÜ) Atatürk İlkeleri ve İnkılap Tarihi Bölüm Başkanlığı ile Atatürk İlkeleri ve İnkılap Tarihi Uygulama ve Araştırma Merkezi iş birliğinde, Eğitim Fakültesi Erdal Akar Konferans Salonu’nda “Osmanlı Modernleşmesinden Cumhuriyete Egemenliğin Dönüşümü” başlıklı konferans gerçekleştirildi. Programa Fen Edebiyat Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Hüseyin Koçak, Atatürk İlkeleri ve İnkılap Tarihi Uygulama ve Araştırma Merkezi Müdürü Prof. Dr. Ahmet Altıntaş, akademik ve idari personel ile öğrenciler katıldı.

Konferans (1)

EGEMENLİK KAVRAMININ TARİHSEL GELİŞİMİ ANLATILDI

AFSÜ’den Engelsiz Yaşam Merkezi personeline hangi eğitim verildi?
AFSÜ’den Engelsiz Yaşam Merkezi personeline hangi eğitim verildi?
İçeriği Görüntüle

Konferansta konuşan Yürektürk, Cumhuriyetin ilanının yalnızca yönetim biçiminde yaşanan bir değişiklik olmadığını, egemenliğin kaynağı ve siyasi meşruiyet anlayışında köklü bir dönüşümü ifade ettiğini belirtti. Modern siyaset bilimi açısından devletin ülke toprağı, insan topluluğu ve kamu otoritesini kullanma yetkisi olmak üzere üç temel unsurdan oluştuğunu kaydeden Yürektürk, egemenlik kavramının tarihsel gelişimine ilişkin şu ifadeleri kullandı: “Egemenlik kavramının tarihsel gelişimini 1215 Magna Carta, 1648 Westfalia Barışı, Aydınlanma Dönemi, 1789 Fransız İhtilali ile Osmanlı Modernleşmesi ve Meşrutiyet Dönemi oluşturmaktadır.”

OSMANLI MODERNLEŞMESİ YALNIZCA BATILILAŞMA DEĞİLDİ

Osmanlı modernleşmesinin yalnızca Batılılaşma çerçevesinde değerlendirilmesinin eksik bir yaklaşım olacağını belirten Yürektürk, değişim sürecinin askeri yeniliklerle başladığını ve zamanla eğitim, bürokrasi ve hukuk alanlarına yayıldığını ifade etti. Dönemin temel meselesinin egemenliğin kime ait olduğundan ziyade devletin nasıl kurtarılacağı arayışı olduğunu aktaran Yürektürk, bu gelişmelerin padişahın yetkilerinin sınırlandırılmasının da önünü açtığını belirterek şöyle konuştu: “Osmanlı modernleşmesi askeri yeniliklerle başlayarak eğitim, bürokrasi ve hukuk alanlarına yayıldı. Bu süreçte temel mesele ‘Egemenlik kimindir?’ sorusundan çok ‘Devleti nasıl kurtarabiliriz?’ arayışıydı. Söz konusu arayış, zamanla padişahın yetkilerinin sınırlandırılmasının da önünü açtı.”

Konferans (2)

ATATÜRK’ÜN DÜŞÜNCE DÜNYASINI ŞEKİLLENDİREN ETKENLER ELE ALINDI

Yürektürk, Mustafa Kemal Atatürk’ün düşünce dünyasının oluşumunda yetiştiği çevrenin, eğitim hayatının ve farklı düşünürlerin etkili olduğunu dile getirdi. Atatürk’ün Selanik’teki yaşamı ile Manastır ve Harp Okulu yıllarına değinen Yürektürk, Namık Kemal, Ziya Gökalp, Şehbenderzade Filibeli Ahmed Hilmi, Abdullah Cevdet ve Auguste Comte gibi isimlerin de düşünce dünyasının şekillenmesinde etkili olduğunu belirtti. Atatürk’ün devletin çöküş sürecini sahada gözlemleyen bir asker olduğunu ifade eden Yürektürk, onun akıl ve bilimi esas alan yeni bir devlet tasarladığını söyledi. Yürektürk, konuya ilişkin değerlendirmesinde şu ifadeleri kullandı: “Mustafa Kemal Atatürk’ün düşünce dünyası; yetiştiği Selanik ortamı, Manastır ve Harp Okulu yılları ile Namık Kemal, Ziya Gökalp, Şehbenderzade Filibeli Ahmed Hilmi, Abdullah Cevdet ve Auguste Comte gibi düşünürlerin etkisiyle şekillenmiştir. Atatürk, çöküşü bizzat sahada gözlemleyen tecrübeli bir asker olarak akıl ve bilim esaslı yeni bir devlet tasarlamıştır.”

AMASYA GENELGESİ’YLE MİLLİ İRADE VURGUSU ÖNE ÇIKTI

Milli Mücadele sürecinde millet iradesinin ön plana çıkmasında Amasya Genelgesi’nin önemli bir aşama olduğunu belirten Yürektürk, genelgede yer alan kararın ardından Erzurum ve Sivas kongreleriyle milli iradenin örgütlü bir yapıya kavuştuğunu ifade etti. Amasya Genelgesi’nde yer alan “Milletin istiklalini yine milletin azim ve kararı kurtaracaktır” kararı, bağımsızlığın sağlanmasında milletin iradesine yapılan vurguyla tarihsel sürecin önemli aşamalarından biri olarak ele alındı.

TBMM’NİN AÇILMASIYLA MİLLİ EGEMENLİK KURUMSALLAŞTI

Türkiye Büyük Millet Meclisinin 23 Nisan 1920’de açılmasıyla millet iradesinin yönetimde kurumsal bir zemin kazandığını belirten Yürektürk, 1921 Teşkilat-ı Esasiye Kanunu’nda yer alan hükmün bu anlayışı hukuki temele taşıdığını kaydetti. Yürektürk, söz konusu gelişmelere ilişkin şu ifadeleri kullandı: “23 Nisan 1920’de TBMM’nin açılması ve 1921 Teşkilat-ı Esasiye Kanunu’nda yer alan ‘Hakimiyet bilakayduşşart milletindir’ maddesiyle yeni meşruiyet, kurumsal bir temele oturdu. 1922’de saltanatın kaldırılmasıyla ikili yapı sona erdi; 29 Ekim 1923’te Cumhuriyetin ilanıyla da rejimin adı kesinleşti.”

Konferans (3)

CUMHURİYETİN İLANIYLA YENİ DÖNEM BAŞLADI

Egemenlik anlayışındaki dönüşümün önemli aşamalarından biri de 1922’de saltanatın kaldırılması oldu. Yürektürk’ün değerlendirmesinde, saltanatın kaldırılmasıyla yönetimdeki ikili yapının sona erdiği, Cumhuriyetin ilanıyla da yeni rejimin adının kesinleştiği tarihsel sürece dikkat çekildi. 29 Ekim 1923’te Cumhuriyetin ilan edilmesi, Osmanlı modernleşmesiyle başlayan ve Milli Mücadele boyunca gelişen egemenlik dönüşümünün önemli aşaması olarak ele alındı. Konferansta, bu sürecin yalnızca yönetim biçiminin değişmesiyle sınırlı olmadığı, siyasi meşruiyetin kaynağında yaşanan değişimi de yansıttığı vurgulandı. Konferans, katılımcıların sorularının yanıtlandığı soru-cevap bölümünün ardından sona erdi.

Kaynak: FEYZA ÖZAY TOPUZ