Afyon Kocatepe Üniversitesi Bilim İletişimi Koordinatörlüğü tarafından “Sokaktan Tablete: Çocuğun Dijital Dünyası, Riskler ve Altın Rehber” başlıklı Bilim Kafe Söyleşisi gerçekleştirildi. Rıza Çerçel Kültür ve Sanat Merkezi Konferans Salonu’nda düzenlenen programın moderatörlüğünü AKÜ Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Şuayıp Özdemir üstlenirken, Eğitim Fakültesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Nezahat Hamiden Karaca ile Yabancı Diller Yüksekokulu Öğr. Gör. Dr. Ümit Ünsal Kaya konuşmacı olarak katıldı.
BİLİMSEL BİLGİNİN TOPLUMLA BULUŞMASI
Prof. Dr. Şuayıp Özdemir açış konuşmasında üniversitelerin temel fonksiyonlarından birinin eğitim, diğerinin ise araştırma olduğunu belirtti. Araştırma faaliyetlerinin bilimsel yayınlarla ölçüldüğünü ifade eden Özdemir, teknik dilde hazırlanan akademik çalışmaların kamuoyunca yeterince anlaşılmadığını söyledi. Bu nedenle SSCI ve SCI indekslerinde Q1 ve Q2 düzeyinde yayınlara sahip akademisyenlere çalışmalarını daha sade bir dille anlatma imkanı sunduklarını kaydeden Özdemir, Bilim İletişim Ofisi aracılığıyla üniversitede üretilen bilginin geniş kitlelere ulaştırılmasının hedeflendiğini vurguladı.
405 ÖĞRENCİ ÜZERİNDE SAHA ARAŞTIRMASI
Öğr. Gör. Dr. Ümit Ünsal Kaya yürüttükleri araştırmada çocukların dijital dünyada hangi profilleri sergilediklerini belirlemeyi amaçladıklarını ifade etti. Afyonkarahisar il merkezinde 12 okulda 405 öğrenciyle gerçekleştirilen çalışmada dijital oyun alışkanlığı, sosyoekonomik refah düzeyi ve psikolojik direnç arasındaki ilişkinin incelendiğini belirten Kaya, çocukların dijital davranış örüntülerinin çok boyutlu şekilde ele alındığını söyledi.
DÖRT FARKLI DİJİTAL PROFİL
Araştırma sonucunda çocukların dört farklı profil altında sınıflandırıldığı açıklandı. Kaya, birinci profilin “sosyal ama bağımlı” olarak tanımlandığını ve bu gruptaki çocukların güçlü sosyal etkileşimlerine rağmen dijital oyunlara bağımlılık eğilimi gösterdiğini belirtti. İkinci profilin “süper kahramanlar” olarak adlandırıldığını, bu gruptaki çocukların uyum ve başa çıkma becerilerinin yüksek olduğunu aktardı. Üçüncü profilin “kırılgan ve hassas” grubu temsil ettiğini, dördüncü profilin ise dijital alışkanlıklar ve psikolojik direnç açısından dengeli bir yapı sergilediğini kaydetti.
OKUL ÖNCESİNDE YÜKSEK EKRAN SÜRESİ
Araştırma bulgularına göre Türkiye’de okul öncesi çağdaki çocukların yüzde 60’tan fazlasının günde bir saatten fazla tablet veya cep telefonuyla vakit geçirdiği belirtildi. Kaya, bazı çocukların öz kontrol becerilerinin yüksek olduğunu ve kendi iradeleriyle cihazlarını kapatabildiğini ifade ederken, diğer bir grupta dijital oyun bağımlılığına eğilim görüldüğünü aktardı. Ayrıca çocukların YouTube Kids ve kısa video içeriklerine yoğun ilgi gösterdiği, ebeveyn kontrolüne rağmen çoğu zaman erişim sağladıkları kaydedildi.
KÜRESEL BİR SORUN: DİJİTAL OYUN BAĞIMLILIĞI
Doç. Dr. Nezahat Hamiden Karaca dijital oyun bağımlılığının yalnızca Türkiye’ye özgü bir mesele olmadığını, küresel ölçekte ele alınması gereken bir sorun olduğunu ifade etti. Her çocuğun aile ortamı ve iletişim dinamiğinin farklı olduğunu vurgulayan Karaca, tek tip bir çözüm reçetesinin mümkün olmadığını belirtti. Yasaklamanın belirli bir yaşa kadar etkili olabileceğini ancak özellikle 10 yaş sonrasında akran etkisi ve isyan davranışlarının devreye girebildiğini dile getirdi.
YASAK DEĞİL, BİLİNÇLİ REHBERLİK
Karaca, dijital oyunların tamamen yasaklanmasının kalıcı çözüm olmadığını, katı yasakların gizli kullanım davranışlarını artırabileceğini ifade etti. Süre sınırlamasının tek başına yeterli olmadığını, bazı çocuklarda saldırganlık, öfke, uyku düzensizliği ve akademik sorumluluklardan kaçınma gibi davranışların gözlemlenebildiğini aktardı. Çözümün açık iletişim, bilinçli sınır koyma ve rehberlik yaklaşımında olduğunu vurguladı.
ÇÖZÜM: İLETİŞİM VE ORTAK ZAMAN
Karaca, ailelerin çocuklarının oynadığı oyunları ve eriştiği içerikleri bilmesi gerektiğini belirtti. Yargılayıcı tutum yerine rehberlik edici yaklaşımın benimsenmesi gerektiğini ifade eden Karaca, sorumluluk ve eğlence dengesinin doğru kurulmasının önemine dikkat çekti. Çocukların akranlarıyla ve doğayla temas ederek oyun oynamasının sosyal ve duygusal gelişimlerine katkı sunduğunu kaydeden Karaca, dijital dünyaya yaklaşımda korku ve yasak yerine iletişim ve ortak zamanın esas alınması gerektiğini belirtti. Söyleşi, soru-cevap bölümünün ardından Prof. Dr. Şuayıp Özdemir tarafından konuşmacılara teşekkür belgesi takdim edilmesiyle sona erdi.





