Araştırma kapsamında Kilis’te zihinsel, bedensel, işitme, görme ve konuşma bozukluklarının yanı sıra otizm gibi farklı gelişimsel yetersizlikleri bulunan 17 engelli çocuğun ebeveyniyle derinlemesine görüşmeler gerçekleştirildi. Çalışmada ailelerin çocuklarının teşhis süreçleri, sağlık ve eğitim hizmetlerine erişimleri, dil ve bürokratik engeller, aile içindeki bakım sorumlulukları ile toplumsal dışlanma deneyimleri ele alındı.
DİL VE EKONOMİK SORUNLAR ÖNE ÇIKTI
Araştırmanın bulgularında, sağlık ve özel eğitim hizmetlerine erişim imkânlarının bulunmasına rağmen ailelerin bu hizmetlerden tam anlamıyla yararlanmakta çeşitli güçlüklerle karşılaştığı belirlendi. Dil bariyeri, ekonomik yetersizlikler, damgalanma ve desteklerin süreklilik göstermemesi, ailelerin karşılaştığı başlıca sorunlar arasında yer aldı.
BAKIM YÜKÜ ANNELERİN OMUZLARINDA
Çalışmada engelli çocukların bakım sorumluluğunun ve bu süreçteki duygusal emeğin büyük ölçüde annelerin üzerinde toplandığı tespit edildi. Annelerin bakım yükü nedeniyle yalnızlık ve tükenmişlik duygularıyla mücadele ettiği belirlenirken, ailelerin hem sığınmacı kimlikleri hem de çocuklarının engeli nedeniyle çifte damgalanma deneyimi yaşadığı ortaya konuldu.
AİLELER DAYANIŞMAYLA AYAKTA KALIYOR
Araştırmada ailelerin yaşadıkları zorluklara rağmen çocuklarının gösterdiği küçük gelişimsel ilerlemelerden, manevi inançlarından ve aile içi dayanışmadan güç aldıkları belirlendi. Bu unsurların ailelerin karşılaştıkları çok katmanlı sorunlarla başa çıkmalarında önemli bir rol oynadığı ifade edildi.
HAK TEMELLİ SOSYAL POLİTİKALAR ÖNERİLDİ
Çalışma sonucunda engelli sığınmacı çocuklar ve ailelerinin ihtiyaçlarına yönelik kültürel açıdan duyarlı, sürdürülebilir ve hak temelli sosyal politikaların geliştirilmesi gerektiği vurgulandı. Bu kapsamda psikososyal desteklerin artırılması, tercümanlık imkânlarının güçlendirilmesi ve sağlık ile eğitim hizmetlerine erişimde karşılaşılan engellerin azaltılması gerektiğine dikkat çekildi.



