Bahçeli, Ankara'da gerçekleştirilen NATO Zirvesi'nin sıradan bir diplomatik buluşma olmadığını belirterek, Türkiye'nin yeni küresel güvenlik mimarisinde belirleyici ülkelerden biri haline geldiğini söyledi.
Konuşmasının başında yurt içi ve yurt dışındaki vatandaşları selamlayan Bahçeli, tarihsel gelişmelerin yalnızca geçmişi değil, geleceği de anlamaya yardımcı olduğunu ifade etti. Devletlerin ve ittifakların gerçek gücünün kriz dönemlerinde ortaya çıktığını vurgulayan Bahçeli, Türkiye'nin bu süreçte güçlü bir irade sergilediğini dile getirdi.
"ANKARA KÜRESEL GÜVENLİK GÜNDEMİNİN MERKEZİNE YERLEŞTİ"
Ankara'da düzenlenen NATO Zirvesi'nin kapsamlı güvenlik başlıklarının ele alındığı kritik bir platform olduğunu söyleyen Bahçeli, zirvede Ukrayna'ya destek, savunma sanayii iş birlikleri, ortak üretim, müttefikler arasındaki ambargolar, İran'ın nükleer programı, Hürmüz Boğazı'nın güvenliği, Suriye, Doğu Akdeniz ve Mavi Vatan gibi birçok stratejik konunun masaya yatırıldığını ifade etti.
Bahçeli, gerçek müttefikliğin yalnızca diplomatik açıklamalarla değil, adalet, samimiyet, dayanışma ve ortak üretim anlayışıyla güç kazanacağını belirtti.
"TÜRKİYE YENİ DÖNEMİN KURUCU AKTÖRLERİNDEN"
Türkiye'nin yalnızca coğrafi konumuyla değil, tarihi birikimi, devlet tecrübesi ve siyasi iradesiyle de yeni dönemin şekillenmesinde önemli bir rol üstlendiğini kaydeden Bahçeli, Ankara Zirvesi'nin bu konumu bir kez daha ortaya koyduğunu söyledi.
NATO'nun yeni bir güvenlik dönemine girdiğini ifade eden Bahçeli, savunma harcamalarının artırılmasının tek başına yeterli olmadığını, üretim kapasitesi, teknolojik yetkinlik ve sürdürülebilir savunma sanayisinin belirleyici olacağını dile getirdi.
SAVUNMA SANAYİİ VE F-35 MESAJI
Cumhurbaşkanı'nın savunma sanayiine yönelik kısıtlamaların kaldırılması çağrısına destek veren Bahçeli, CAATSA yaptırımlarının kaldırılması ve Türkiye'nin F-35 programına yeniden dahil edilmesine yönelik oluşan iradenin önemli bir gelişme olduğunu söyledi.
Ancak Bahçeli, Türkiye'nin uzun yıllardır maruz kaldığını belirttiği uygulamaların NATO içinde güven sorununa yol açtığını ifade ederek, "Türkiye'nin sahadaki fedakârlığını kabul edip savunma kabiliyetini siyasi hesapların konusu yapmak doğru değildir." değerlendirmesinde bulundu.



