Afyon Kocatepe Üniversitesinden Arş. Gör. Elifnur Düzsöz Karabulutoğlu, Prof. Dr. Volkan Göçoğlu ve Doktorant İsmail Hakkı Sayın tarafından gerçekleştirilen çalışmada, Türkiye’de kentsel dönüşüm süreçlerini aksatan hukuki uyuşmazlıkların nedenleri ele alındı. Olası büyük Marmara depremi riski nedeniyle İstanbul’un odak alındığı araştırmada, 2016-2022 yılları arasında istinaf mahkemelerine taşınan 669 dava dosyası içerik analizine tabi tutuldu.

RİSKLİ YAPILARA İTİRAZLAR İLK SIRADA

Araştırma kapsamında incelenen dava dosyalarının yaklaşık yarısının kentsel dönüşüm sürecini doğrudan aksatan hukuki uyuşmazlıklardan oluştuğu belirlendi. Uyuşmazlıklar arasında ilk sırada, binaların ve alanların riskli ilan edilmesine yönelik itirazlar yer aldı. Bu tür davaların oranı yüzde 40,53 olarak tespit edildi. İmar mevzuatına ilişkin ihlaller de önemli bir bölüm oluşturdu. İmar kirliliğine neden olma, ruhsatsız yapılaşma ve projeye aykırı inşaat gibi konuların oranı yüzde 29,88 olarak belirlendi. Bunun yanı sıra kamu arazilerinin veya başkasına ait taşınmazların haksız işgali ile imar affı beklentisiyle yapılan kaçak yapılaşmaların da yargı süreçlerinde önemli yer tuttuğu ortaya konuldu.

VATANDAŞ KAYNAKLI UYUŞMAZLIKLAR ÖNE ÇIKTI

Çalışmada kentsel dönüşüm süreçlerinde yaşanan aksamaların hangi aktörlerden kaynaklandığı da değerlendirildi. Buna göre aksamaların yüzde 74,26’sının vatandaş kaynaklı hukuki talep ve eylemlerden oluştuğu tespit edildi. Kamu görevlilerinin payı yüzde 12,11, imar affı gibi düzenlemelerle süreci etkileyen yasa koyucunun payı ise yüzde 13,60 olarak belirlendi. Özellikle depreme dayanıklı olmadığı gerekçesiyle riskli ilan edilen binaların yıkımına karşı açılan davaların, dönüşüm çalışmalarının ilerlemesini geciktiren önemli unsurlardan biri olduğu belirtildi.

AKÜ GSF mezunları “Bükme Günü”nde buluştu
AKÜ GSF mezunları “Bükme Günü”nde buluştu
İçeriği Görüntüle

KENTSEL DAYANIKLILIK İÇİN ŞEFFAF POLİTİKA VURGUSU

Araştırmada, afetlere karşı kentsel dayanıklılığın artırılması için vatandaşların kentsel dönüşüm süreçlerine katılımının ve temsilinin güçlendirilmesi gerektiği ortaya konuldu. Bunun yanında yaptırımların caydırıcılığının artırılması ve süreçlerin daha şeffaf politikalarla yürütülmesinin önemine dikkat çekildi

Kaynak: SEMA EKİCİ