‘Mağrur olma padişahım senden büyük Allah var’

Eskiden...

Osmanlı Padişahlarının çok güzel geleneklerinden birisi de, Cuma selamlığından çıktıklarında, Padişahın bizzat kendisi tarafından organize edilmiş olan bir sözdü bu.

KÖKSAL KOLLARI SIVADI! GELENEKSEL YÖNTEMLE HAŞHAŞI EZDİ, KEŞKEK DAĞITTI
KÖKSAL KOLLARI SIVADI! GELENEKSEL YÖNTEMLE HAŞHAŞI EZDİ, KEŞKEK DAĞITTI
İçeriği Görüntüle

Bu geleneğin nasıl oluştuğunu da hatırlamakta fayda var.

Fatih Sultan Mehmet Han’ın İstanbul’u fethedip Ayasofya’da namaz kıldıktan sonra başlamıştı.

Fatih, Ayasofya’daki namazın ardından atıyla giderken birden bire durur ve atından atlayarak yerden aldığı bir avuç toprağı kendi başının üstüne döküp, yine hiçbir şey demeden yoluna devam etmiştir.

Fatih’in bu hareketini etrafındakilere tefsir eden Akşemsettin;

‘Hazret-i Peygamberin müjdelediği fethi gerçekleştirmekten gururlanan Fatih, kendisinin bir gün toprak altına gireceğini kendine hatırlatıyor.’

Osmanlı’da bu gelenek Yavuz Sultan Selim’in halife olmasından sonra farklı bir şekilde devam etmişti.

Dolmabahçe Sarayı’ndaki büyük salonda, Padişahlık merasimi yapılırken, yalnızca paşalar tarafından padişaha ‘Gururlanma Padişahım, senden büyük Allah var’ denilerek, padişahın gurura kapılarak haksız icraatlarda bulunmaması için yapılan bir uyarıydı bu söz.

Yazının başında da bahsettiğim gibi sonraları bu uyarı, bizzat padişah tarafından organize ettirilerek kendisine çeki düzen vermesini sağlamak amaçlı olarak, Cuma namazları çıkışında ‘Gururlanma padişahım senden büyük Allah var’ dedirtilirdi.

Şimdi...

Acar Başhekime hastanesinde böyle uyarılarda bulunabilecek kimse olmadığından olsa gerek, etrafını saran bazı yalakaların nemalanmak amaçlı pohpohları hoşuna gittiğinden, gün geçtikçe hata üstüne hata yapmakta.

Acar Başhekim etrafını saran yalakalar yerine, uyarılarda bulunanların sesine kulak verirse, buradaki görev süresi hiç beklemediği bir anda sona ermez diye düşünenlerdenim.

*

*

*

Hangisi daha uygun?

Gurur mu, kibir mi?

Gurur kelimesi iki farklı temel anlamda kullanılmakta.

İlki...

Olumsuz.

Kibirli anlamında.

İkincisi olumlu.

Övünç, onur anlamında yani.

Aslında çok isterdim...

Gurur kelimesinin bu olumlu yanını Acar Başhekimimiz için keşke kullanabileceğimiz meziyetleri ve davranışları olabilseydi.

Kibir ise tek temel anlamda.

Olumsuz.

Kelime anlamı...

Kendini başkalarından üstün tutma, büyüklenme, gurur ve benlik anlamlarında.

Acar Başhekime siz hangisini uygun görürsünüz bilemem ama...

Bence cuk oturan kelime...

Hem olumsuz anlamdaki gururu, hem de kendini başkalarından üstün tutma anlamlarını içerdiği için sanki kibir daha uygun gibi.

*

*

*

Vıp koruma kalktı...

Aslında kendini padişah sanan Acar Başhekimde bazı olumlu gelişmelerde yok değil.

Evet Acar Başhekim, geçen ki yazımdan sonra...

Aracı için uygulattığı vıp uygulamayı kaldırtmış görünüyor.

Geçen ki yazıda fotoğrafları yayınlamıştık.

Hastanedeki arkadaşlarımız yeni fotolar gönderdiler ve teşekkür ettiler.

‘Kapalı otoparkta Başhekimin otomobili için işgal ettiği bir kaç araçlık yer şimdi diğer personel tarafından kullanılabiliyor.’

*

*

*

Gitse de huzur gelse...

Aynı arkadaşlar bir not daha ilettiler...

‘Başhekim işgal ettiği koltuğu da terk etse...

Kimseye büyüklük taslamayan, kibirli olmayan, Başhekimliğe yakışan birisi otursa. Hastaneye huzur gelse...

Orasını biz bilemeyiz.

Kendisini buraya getiren, anladığım kadarıyla da sonradan pişman olan Sağlık İl Müdürümüz Dr. Hakkı Öztürk ile ilimizin sağlık sisteminden sorumlu olan Milletvekilimiz Dr. Hasan Arslan bilebilirler bu konuyu.

*

*

*

O’na karşı neden olumsuzum?

Acar Başhekim ile ilgili son yazımdan sonra çok sevdiğim bir dostum sordu;

‘Neden Başhekim ile ilgili olumsuzsun? Sana karşı bir hatası falan mı oldu?’

Öncelikle şunu belirtelim...

Başhekimin şahsıma karşı bir hatası, yanlışı falan olmadı.

Ramazan ayında Dr. Hakkı Öztürk beyin davetiyle iftarımızı onunla birlikte yaptık.

O’da büroma geldi çayımızı içti. Sohbetlerimizde oldu.

Hastaneyle ilgili de Allah gerektirmesin, bir ihtiyaç olduğunda da gider muayenemi olurum, tomografi gibi gereksinimlerde de arkadaşlarım bilirler, sıramı alır her hemşerim gibi beklerim.

Tanıdıklarımın bir sıkıntıları olup ta, aciliyet gerektiren hususlar olursa da...

Başhekime gelene kadar, o sıkıntının giderilmesi hususunda destek isteyeceğim daha üstlerde dostlarım var Allah’a şükür.

Yani Acar Başhekime olumsuzluğum şahsımla ilgili değil;

Bizzat kendisinin hastanede ve sağlık camiasında yarattığı olumsuzluklardan dolayıdır.

*

Gelelim o sorunun cevabına...

Bir değil, onlarca nedeni var Acar Başhekime olumsuz bakışımın.

Daha ilk geldiğinde hatırlayın, hafızalarınızı birazcık zorlayın.

Türbanlı bir Doktor Hanıma kıyafeti nedeniyle tosladı, azarladı, türbanını eleştirdi, giyimine laf etti.

Sonrasında da bu konu duyulduğunda, kendisinin inançlı bir kişi olduğunu söyledi gözünü hiç kırpmadan.

Sonra...

Özellikle kadın görevli ve doktorların dinlenme odalarına patavatsız bir şekilde daldı.

Kendisini ikaz edenlere de haddini fazlasıyla aşarak çıkıştı.

FETÖcüler gibi hastanede paralel bir yapılanma oluşturdu.

Adeta bir kozmik oda sistemiyle, hem Sağlık Müdürlüğünü hem de hastanedeki birim müdürlerini devre dışı bıraktı.

Atanmışları hiçe saydı, hatta bazılarını ötekileştirmekle kalmadı, alenen yok saydı.

Hem geçmişte görev yapanları, hem de mevcut birim müdürlerini itibarsızlaştırma stratejisini uyguladı.

İtibarsızlaştırma hususunda FETÖ taktiklerini aynen uyguladı.

Hastanede doktor feci şekilde dövüldü, Başhekim ortalarda yoktu.

Saatler sonra gelebildi. Nerelerdeyse !

İşini ve görevlerini bir kenara bırakıp zenginlerle ve eşraftan kişilerle bir arada olabilmek için can attı.

Hakkını vermek lazım bunu başardı.

İşini layıkıyla yapanları görevden alıp mobing uyguladı, görevden almalarına da kılıflar uydurdu.

Yakınlarına ayrıcalık tanıdı.

Mesela...

Eşini aslında acil serviste görevlendirmesi gerekirken farklı bir yerde görevlendirdi. Üstüne üstlük her ay daha fazla para almasını sağladı.

Dahiliye uzmanını görevden alıp, pratisyen hekim olan eşini oraya yerleştirdi.

Kendisinin ayrıcalıklı olduğuna pek bi inanmış olacak ki, aracına bile özel park ve koruma sistemi uyguladı.

Hastanedeki sendikalar arasında ayrımcılık yaptı.

Hastane yönetimini adeta Abdülkadir Hız’a bıraktı.

Acı ama gerçek...

Hastanedeki personel kurum içindeki bir konu için, Başhekimlik yerine o sendikaya gider hale geldi.

Personeli herkesin yanında azarlamayı adet haline getirdi.

Sadece personellere eziyet etmekle kalmadı. Doktorlar bile yönetim tarzından bıktılar. Son aylarda Afyonkarahisar Devlet Hastanesinden ayrılan hekim sayısı neredeyse yirmi rakamına ulaştı.

Gece 12’den sonra hastanede iki süpervizör görevli iken, bunu bire düşürdü.

Neden böyle yaptı derseniz...

Yakında oraya sendikanın istediği bir kişinin atamasını yapacak belki de.

Bu tek süpervizör’e düşürme işlemini de, Başhemşire izinli iken yaptığına dair duyumlarım yanlış ise söylesin düzelteyim.

Hastanede Emniyet operasyonlar yapıyor.

Onlarca kişi gözaltına alınıyor.

Bir çok tutuklamalar yapılıyor.

Başhekim hastanede bile değil.

Ne işin var Belde-İlçe Belediye Başkanlarını ziyarette? diye bir sormalı amirleri aslında kendisine.

Hastaneyi kendisinin özel bürosu gibi kullanıyor...

Değiştirdiği sekreter sayısını hatırlayan var mıdır?

Dedi ki bazı arkadaşlar...

Önceki Başhekim Mehmet Duran’da il dışına giderdi ama, O en azından resmi izin alırdı.

Acar Başhekimin, bazı il dışı çıkışlarında resmi prosedür dışında hareket ettiği gerçeğini en iyi üstündeki makamlar bilir elbette.

Onlarda neden ses çıkartamazlar ve gereğini yapamazlar bu ise bilinmez.

Neden ki?

İl Sağlık Müdürümüz Dr. Hakkı Öztürk’den önce, Devlet Hastanesi ile ilgili her konuda Kamu Hastanelerinden sorumlu olan önceki Başhekim Dr. Mehmet Duran gereğini yapmalı.

Gerçi O’da bir nalına bir mıhına vurmasıyla ünlüdür de...

Yiğidin hakkını da yiğide verelim.

On tane Acar Başhekime de değişilmez Duran Hoca.

Fakat...

Acaba halef selef Başhekimler olarak aralarında bir mevzumu var?

Yoksa Mehmet Duran’ın çekindiği, çekineceği konular mı var?

Eğer öyle ise...

Allah sabır ve güç versin İl Sağlık Müdürümüz Dr. Hakkı Öztürk’e.

İşi çok zor...

*

*

*

Oralardan davul zurna ile mi uğurlandı?

Kırıkkale’den bir dostum aradı.

Önceki yazılarımı okumuş.

‘Bizim bin bir ..... Osman’ı yazmışsın’ dedi ve oradaki bazı maceralarını anlattı.

Acar Başhekimin oradaki maceralarını dinleyince...

Afyonda epey durulmuş demek ki dedim dostuma.

Acar Başhekimin çok övündüğü Denizli ve Kazakistan’da da benzer maceralar olmuş mudur şimdilik bilmiyorum da...

Kırıkkale Denizli’den küçük.

Denizli ise Afyonkarahisar’dan daha büyük.

Acar Başhekimin grafiğinde bir çıkış bir iniş mi var acaba?

*

*

*

Saf mısınız, yoksa bir açığınız falan mı var?

Saf da değillerdir ama...

Kamu Hastaneleri Başkanı Dr. Mehmet Duran ile Sağlık Müdürümüz Dr. Hakkı Öztürk bu Acar Başhekimin kendisini parlatmaya çalışırken gizliden gizliye amirleri için neler yaptıklarını-söylediklerini, ya duymuyor-bilmiyorlar, ya da başka bir şey var işin içinde.

İki yazımda da açık açık yazdım.

Özellikle palyatif konusunu...

Özel Kalem konusunu...

Eşine yaptığı kıyakları...

Paralel yapılanmayı...

Sendika ayrımcılığını...

Mobinglerini...

Baskı ile sindirmeye çalışmalarını...

MHP düşmanlığını...

Doktorları bunaltmasını...

Yukarıdaki konulardan birisi bile başka bir İl’de olsa...

En azından bir soruşturma açılır veya inceleme başlatılır.

Afyonkarahisar’da ise durum farklı.

İl Sağlık Müdürümüz Dr. Hakkı Öztürk aslında pimi çekilmiş bir bombanın üzerinde oturduğunun ya farkında değil, ya da bu Acar Başhekimi bizzat kendisi bu göreve getirdiği için elini kolunu bağlamış hissediyor kendisini.

Kavun karpuz değil ki...

Bilemezsin elbette Hakkı Hocam.

Kavun karpuz olsa haklısın...

Baktın kelek çıktı, atarsın çöpe gider manavdan yenisini alırsın.

Ama bu defa dersin ki...

Ben bilemedim manav kardeş. Sen seç te iyisinden ver.

Bunun da ya gereğini yap Hakkı Hocam.

Ya da...

Dilim varmıyor işte onu söylemeye.

Bu arada...

MHP demiş iken.

Öyle gidip lafla gönül almakla olmaz, düzelmez bu konu.

Acar Başhekim o konuda haddini bilecek.

Ya O haddini bilecek, ya da siz bildireceksiniz.

Atanmışları kimse yok sayamaz...

Çalıştırmamak için, başarısız göstermek için taktik üstüne taktik yapamaz.

Do you understand?

*

*

*

Sanırsınız kıtlıktan çıkmış?

Geçtiğimiz Çarşamba günü...

Hayırsever İsmail Kumartaşlı’nın yaptıracağı Semt Polikliğinin temel atma töreni var idi.

Öncelikle İsmail Kumartaşlı ve oğlu Mehmet Kumartaşlı’yı tebrik ediyorum.

Bir hayalin gerçeğe dönüştürülmesi adına çok önemli bir hayr.

Bölgedeki vatandaşlarımızın sağlık ile ilgili taleplerinde önemli bir işlevi olacak bu polikliniğin.

Adına her ne kadar Semt Polikliğini denilse de...

Aslında burası bazı ilçelerimizdeki hastanelerden daha büyük ve kapsamlı olacak.

Bu konuda öncelikle Valimiz Dr. Naci Aktaş’a, Sağlık İl Müdürümüz Dr. Hakkı Öztürk’e ve Kumartaşlı Ailesine teşekkür ediyoruz.

Gelelim üstteki ara başlıktaki konuya...

Temel atma tören saati 10.30 idi.

Tören için ikramlıklar hazırlanmış masalar üzerine.

Temel atma töreni öncesinde...

Bir de isteyenlere etli pilav dağıtımı yapıldı.

Valimiz, Milletvekillerimiz, Sağlık Müdürümüz ve bazı misafirler yapılacak poliklinik ile ilgili istişareler yaparken, gözüm Acar Başhekime takıldı.

O istişare eden heyetin epey uzağında...

Elinde etli pilav tabağı...

Sanki kıtlıktan çıkmış gibi hızlı hızlı tüketiyordu.

Kaçıncı tabağı idi bilmiyorum ama, epey iştahlıydı.

Hem de o saatte.

Afiyet olsun...

Keşke işlerini de böylesine iştahlıca yapsa.

İşinin başında dursa.

İki de bir hafta sonları nereye gidiyorsa, işte oralara gitmese.

Afyonkarahisar Devlet Hastanesini en azından devraldığı gibi bırakabilecek şekilde ayakta tutsa.

Kendisini Afyonkarahisar’a adamış olan Doktorları, idarecileri ve diğer görevlileri bezdirmese.

Ah keşke...

*

*

*

Kah nalına, kah mıhına vuran Duran Hocam...

Aslında bugün birazda sizden bahsedecektim.

Ama yine epey uzun oldu yazı.

Daha sonra inşAllah.

*

*

*

Günün Sözü

Zulüm ile abad olanın, akibeti berbat olur.

Kaynak: MEHMET EMİN GÜZBEY