Dinar ve Başmakçı menşeli Konkordato olayı pek çok kişiyi sıkıntıya sokmuş vaziyette.

Olayın baş kahramanı Fahrettin Zobalı ve damadı olan AK Parti Dinar İlçe Başkanı Av. Hüseyin Demir ise yaşam standartlarında bir değişiklik olmadan hayatlarını sürdürmekteler.

Başmakçı ve Dinar’daki üreticiler, işadamları ise başlarını iki ellerinin arasına almışlar derin derin düşündeler.

Belki Fahrettin Zobalı ve kardeşleri ile damadının umurunda olmayabilir ama...

Borcunu gününde ödemek için çırpınan, ürettikleri malın parasıyla çocuklarının düğünlerini yapacak olanlar, evlatlarına iş kuracak olanlar, sattığının yerine yenisini nasıl koyacağını düşünen bazı Başmakçılı ve Dinarlılar ise efkarlı.

Sadece Başmakçı ve Dinar ile çevresindekileri vurmamış Zobalı tsunamisi...

Karaman’dan Konya’ya, Denizli’den Isparta’ya kadar pek çok iş adamı ve üreticiyi perişan ettiğini söylemekte konu ile ilgili bilgi sahibi olanlar.

Önceki gün...

Afyonkarahisar dışından alacaklılardan birisinin avukatı anlatmış arkadaşıma.

Konkordato ile ilgili mali verileri incelemiş önce.

Sonra etraftan bazı bilgileri toplamış.

Demiş ki...

- Bu mali veriler ile konkordato almaları imkansız.

- Ayrıca bir ilçedeki parti İl Başkanı olan Avukatın bu konkordatonun alınmasıyla ilgili yeterli bilgi ve teknik donanıma sahip olmadığını düşünüyorum.

- Mutlaka bunların akıl aldıkları bir üst akıl vardır.

- Yoksa bu verilerle, bu kadar kısa süreçte konkordato alınabilmesi pek görülen bir şey değil.

*

Tsunami etkisi...

Başmakçı’dan bir okurumuz aradı.

Görüştüm kendisiyle...

Anlattıkları ilginç geldi.

- Abi bu Zobalı’lar ilginç insanlar.

- Hiç bir şey yokmuş gibi dolaşıyorlar.

- Ödemedikleri rakamların boyutu korkunç.

- 2 katrilyon 500 milyon TL diyende var, o kadar yok diyende...

- rakam ne ise ne de, bunların şimdi piyasadan peşin para ürün topladıklarını söyledi arkadaşlar.

- Madem elinizde nakit var, bunu borçlarınıza ödesenize.

- Başmakçı’da sadece benim bildiğim önemli sayılabilecek rakamlarda bunlar 5-6 kişiyi batırdılar.

- O batırdıkları kişiler şimdi kara kara düşünüyorlar.

- Alacaklarını almak için şimdi belki aylarca-yıllarca sıkıntı çekecekler.

- Bunlar ellerindeki nakitle milyonlarına milyonlar katacaklar, ürünleri ucuza kapatacaklar, onlara güvenip malını verenler ise sıkıntı çekecek. Nasıl bir vicdandır bu?

*

‘Huzurlu uyuyabiliyorlar mı?’

Dinar’dan da bir kaç okurum aradı.

İşte onlardan birisinin aktardıkları.

Yazılarımı okumuş.

Önce teşekkür etti, sonra anlattıkça anlattı.

O okurumun bunlara beddualarından birisi tutsa...

Allah korusun, yedi sülalesinin iki yakası bir araya gelmez.

Dedi ki okurum;

- Bunlar ailecek, damadı ve yakınları dahil hepsi piyasada geziyorlar.

- ‘Beş kardeş çalışıp borçlarımızı ödeyeceğiz’ diyorlar.

- ‘2002 de yaşadık, çözdük. Şimdi yine çözeceğiz’ demekteler.

- Enerji santralini duyduğumuza göre milyonlarca euroya satmışlar.

- Bir kamu Bankasından da çok yüksek bir kredi almışlar.

- Söylendiğine göre bu paralar ellerindeymiş.

- Onca insanı zora soktuktan sonra, insan nasıl yatar huzurlu olabilir mi?

*

Dizi film gibi...

Gelelim yazının başlığına...

Konkordato alınmadan önce şirketin içini mi boşalttılar?

Daha önceki yazılarımda bir kaç isimden bahsetmiştim.

Hayati Tezcan.

AK Parti Başmakçı İlçe Başkanı.

Babası Necati Tezcan.

Hayati Tezcan’ın İlçe Başkanı olmadan önce Babası Necati Tezcan’ın, Fahrettin Zobalı’ya ‘Hatır Çekleri’ kestiğine dair bilgilerden bahsetmiştim.

Oğlu Hayati Tezcan bu çekleri doğruladı ama bu çeklerin karşılığında çiftlikleri için yem aldıklarını söylemişti.

Bu ayrıntıya da yazımda yer vermiştim.

Necati Tezcan ile bir bilgi tazelemesi yapalım...

Duble zengin bir kişi.

Allah helal kazançlarını artırsın, haramı varsa da hesabını elbette ahirette verecektir. O kısmı bizi ilgilendirmez.

Neden bu ismin üzerinde durduğuma gelince...

Başmakçı’da daha önceden Gül Yağ şirketi vardı.

Şimdi yine var da...

Müdür Öztürk’ten Ticaret Borsası Yönetimine ziyaret
Müdür Öztürk’ten Ticaret Borsası Yönetimine ziyaret
İçeriği Görüntüle

İşte sadece var.

Geçmişte o şirket öylesine nam salmıştı ki ürettiği gülyağı ile, taa Almanya’dan müşterisi ayağına geliyordu.

Sonrasında içi nasılsa boşaldı, bir sürü borçları oldu.

Orada hissesi olanlar zarar etti

Başmakçı’da bir de Tavukçuluk Kooperatifi vardı.

Orasının akibeti de malum.

Orada hisse sahibi olanlarda zarar etti.

Sonrasında Başyem.

Bunların hepsinin ya taa içinde, ya da bir yerinde Tezcan ve Zobalı’lar ismi geçiyor.

Kime sorsam...

Hemen hemen aynı cevabı aldım.

Bir zamanların bankasının reklamındaki gibiydi söylenilen...

Yok aslında birbirlerinden farkları.

Dizi film gibi...

Gül Yağ, Tavukçuluk Kooperatifi, Başyem.

Dizinin ana karakter kahramanları neredeyse hep aynı.

Ama rolleri değişiyor her bir bölümde.

Son bölümde iki jön renk katmış aslında.

İkisinin ortak yanı, ikisi de İlçe Başkanı.

AK Partinin ilçelerindeki en üstteki isimleri.

Birincisi FETÖ/PDY hükümlüsünün mülkünde yıllardır pervasızca oturan Dinar İlçe Başkanı Av. Hüseyin Demir.

Aynı zamanda şirketleri konkordato alan Fahrettin Zobalı’nın damadı.

Eşi de, batan - konkordato alan Başyem’in Genel Müdürü.

Başyem’in avukatı da elbette damat bey.

İkinci jön...

İşte ne için verildiyse verilen yüzlerce milyonluk çekleri veren duble zengin işadamı Nevzat Tezcan’ın oğlu, Başmakçı İlçe Başkanı Hayati Tezcan.

Son bölümde ilginç sahnelerden birisi de...

Hayati Tezcan’ın İlçe Başkanı olduğu tarih ile, Babasının çekleri verdiği tarihler çakışıyor.

Az sonra başka önemli bilgileri de paylaşacağım.

İşte o bilgiyle, bölümün daha da heyecanlı bir hale geldiğini görmüş olacaksınız.

*

Taşınmazlar hileli mi devredildi?

Ağustos ayı...

Konkordato alınmadan önce.

Türkiye Cumhuriyeti hudutları dahilinde...

Neredeyse 90 civarında taşınmaz el değiştiriyor.

Bu taşınmazların bazıları 2023 yılında Başyem’den Fahrettin Zobalı veya O’nunla ilintili olanlara geçmiş.

Üç yıla yakın bir süreçte bu taşınmazlar o aktarılanlarda durmuş.

Konkordato alınmadan hemen önce...

Önce 19 Ağustos 2026 tarihinde, sonrada 26 Ağustos 2026 tarihinde...

2023 yılında Başyem’den geçen taşınmazlar, bu defa taşınmazlar başka birisine devredilmiş.

Yanlış okumadınız...

90 civarında tapudan bahsediliyor.

Peki...

Şimdi sıkı durun.

Bu taşınmazlar kime aktarılmış?

Göktürk Tarıma.

Göktürk Tarım kimin?

Hayati Tezcan’ın şirketi.

Hayati Tezcan daha önceki yazımda da yer verdiğim şekilde, Babasının şirketleriyle kendisinin bir alakası olmadığını, Fahrettin Zobalı ve Başyem ile Babasının ticaretinin farklı olduğunu söylemiş, bende aktarmıştım.

O görüşmede aslında Hayati Tezcan satır aralarında şunu vurgulamaktaydı.

Benim bu işlerle alakam yok...

Peki Hayati Tezcan Başkan.

Bu 90 civarı tapu neden sana aktarıldı?

İhtiyaç duyup almış olamazsın herhalde hepsini böyle iki kalemde dimi?

Bunun tek izahı olabilir...

İnsanların ve iş dünyasındakilerin aklına gelecek olan aynı şeydir.

- Acaba mal’mı kaçırıldı?

- Şirketlerin ve ilgili şahısların üzerlerindeki mallar, kan bağı olmayan kişilere-şirketlere mi aktarıldı?

Bu iki soruya ilaveten...

Şirket sahipleri, işadamları elbette bir gece rüyasında görüp ertesi sabah konkordato almak için müracaat etmezler.

Bu konuları bir hukukçu arkadaş dedi ki...

- Bu konu, çok ince hesaplamaların ve planlamaların yapılmasından sonra başlatılabilecek bir süreçtir.

- Yani işadamları, şirket yöneticileri mahkemeden taleplerinin olumlu olarak cevaplanabilmesi için kapsamlı bir çalışma yapmak zorundalar.

- Birinci adımda...

Firma sahibi ya da şirket yönetimi kendi aralarında bir karar verecekler.

- İkinci adımda bir hukukçu veya hukuk ekibi ile mali veriler ve tüm aktif pasif varlıklar ortaya dökülecek.

- Üçüncü adımda bir gelir ve gider planlaması yapılacak.

- Dördüncü adımda bazı raporlamalar ilgili profesyoneller destekleri ile hazırlanacak.

- Sonrasında mahkemeye müracaat edilerek prosedür ve süreç başlatılacak.

- Mahkeme talebi haklı ve planlamaları uygulanabilir görür ise bir kaç aşamada geçici süreler vererek, kayyum atamalarını yapacak ve süreç bu şekilde devam edecek.

Dedi ki hukukçu bir kaç arkadaş;

Burada birinci ile ikinci adım arasında çok önemli bir şey var.

Yani...

Firma sahibi ve şirket yönetimi konkordato gibi borçların ötelenerek bazı maliyetlerden kurtulma yoluna gitmeye kendi içlerinde karar verdiklerinde...

İyi niyetli olanlar elde avuçta ne varsa, tüm alacak-borç hepsi gerçek anlamda olduğu şekliyle yer alır.

Onlar bir an önce gerçek anlamda borç ve alacakların tasfiyesiyle birlikte, işlerinde tempo düşürülse de, devam etmesini amaçlarlar.

Borçlarının sonlandırılması ve şirketin tekrar yoluna devam etmesi amaçlıdır aslında bu konkordato sisteminin asıl amacı.

Farklı bir niyet var ise...

İşte o zaman bazı mallar başkalarına aktarılır,

Şirketten son zamanlarda farklı şekillerde para çıkışları olur,

Hiç alacağı olmayanlara borçlanılır (ki bununda amaçlarından birisi, alacaklarının çoğunluğu üzerinde etki kurulmasının sağlanmasıdır)

Bazı alacaklar farklı şekillerde konkordato planlaması öncesi tahsil edilir ve farklıca değerlendirilir.

Bu bilgiler ışığında...

Acaba Başyem ve Zobalı şirketlerinin gerçek borç ve alacakları nelerdir?

Şirketlerden son dönemlerde yüklü para çıkışları olmuş mudur?

*

*

*

Günün sözü

Alma mazlumun ahını, çıkar aheste aheste…

Kaynak: MEHMET EMİN GÜZBEY