İYİ Parti Afyonkarahisar İl Başkanı Muhammet Mısırlıoğlu, düzenlediği haftalık basın toplantısında ülke ve kent gündemindeki gelişmeleri değerlendirdi. Fon soruşturmasının şeffaf biçimde yürütülmesi gerektiğini belirten Mısırlıoğlu, kamu kaynakları, hayat pahalılığı, esnafın maliyetleri, tarımsal üretim ve deprem hazırlıkları hakkında açıklamalarda bulundu. Mısırlıoğlu, yetkililere vatandaşların sorunlarına çözüm üretme ve kamuoyunu bilgilendirme çağrısı yaptı.
“FON SORUŞTURMASINDA SORUMLULAR ORTAYA ÇIKARILMALI”
AK Parti Afyonkarahisar Milletvekili Ali Özkaya’nın fon soruşturmasına ilişkin açıklamalarına da değinen Mısırlıoğlu, soruşturmanın bütün yönleriyle aydınlatılması gerektiğini söyledi. Soruşturmanın sonuna kadar götürülmesi ve sorumluların belirlenmesi yönündeki çağrıyı desteklediklerini ifade eden Mısırlıoğlu, “AK Parti Afyonkarahisar Milletvekili Sayın Ali Özkaya da bu konudan rahatsızlığını dile getirdi. Soruşturmanın sonuna kadar gidilmesini, sorumluların ortaya çıkarılmasını istiyor. Biz de zaten bunu istiyoruz. Liste açıklansın. Kim varsa ortaya çıksın. Sorumluluk kime kadar uzanıyorsa araştırılsın. Milletin parasını kim haksız biçimde elde etmişse hesabı sorulsun” ifadelerini kullandı.
“HİÇ KİMSE DEVLETTEN VE HUKUKTAN ÜSTÜN DEĞİLDİR”
Siyasi görev ve unvanların kişilere ayrıcalık sağlamaması gerektiğini belirten Mısırlıoğlu, bazı aile fertlerine hesap sorulamayacağı yönünde algı oluşturulmasına tepki gösterdi. Kamu gücünü kullanan herkesin hukuk karşısında sorumlu olduğunu vurgulayan Mısırlıoğlu, “Bir siyasi partinin yöneticisi çıkıp kendi oğluna kimsenin dokunamayacağı anlamına gelen sözler söylüyorsa bunu kabul edemeyiz. Sen kimsin ki sana hesap sorulamayacak? Sen kimsin ki senin oğluna dokunulamayacak? Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nden daha mı büyüksün? Bu devlet sana görev ve unvan vermiş. Bu görevler millete hizmet etmek içindir. Hiç kimse devletten ve hukuktan üstün değildir. Söz konusu kim olursa olsun, suç varsa bağımsız yargı araştırır ve gereğini yapar” dedi.
“MİLLETİN PARASININ HESABINI VERİN”
Kamu kaynaklarının kullanımına ilişkin iddiaların açıklığa kavuşturulmasını isteyen Mısırlıoğlu, EPDK üzerinden 53,1 milyar dolarlık usulsüzlük bulunduğu yönündeki iddiaları gündeme taşıdı. Kamuoyunda daha yüksek tutarlarda mali kayıp iddialarının da konuşulduğunu belirten Mısırlıoğlu, bu rakamların doğruluğunun araştırılması gerektiğini söyledi. Emekli, esnaf ve çiftçiye kaynak bulunamadığı yönündeki açıklamaları eleştiren Mısırlıoğlu, “Emekliye gelince kaynak yok diyorsunuz. Esnafa gelince kaynak yok diyorsunuz. Çiftçiye gelince kaynak yok diyorsunuz. Peki kamuoyunda konuşulan milyarlarca dolarlık iddiaların hesabı nerede? 53,1 milyar dolarlık iddialar ortaya atılıyor. Başka hesaplamalarda çok daha büyük rakamlardan söz ediliyor. Bunların hepsi araştırılmalı, hangisi doğru hangisi yanlış açıklanmalıdır. Milletin parasını koruyun. İsrafı durdurun. Kaynak arıyorsanız önce kamu kaynaklarının nereye harcandığını açıklayın” ifadelerini kullandı.
“KAMU HARCAMALARINDA TASARRUF SAĞLANMALI”
Cumhurbaşkanının Beştepe’den Türkiye Büyük Millet Meclisine gelişinde uygulanan güvenlik düzenini ve harcamaları eleştiren Mısırlıoğlu, devlet yönetiminde tasarruf anlayışının öncelikli olması gerektiğini savundu. Koruma konvoyları ve yüksek maliyetli uygulamalar yerine kamu kaynaklarının vatandaşın ihtiyaçlarına ayrılmasını isteyen Mısırlıoğlu, “Cumhurbaşkanının Beştepe'den Türkiye Büyük Millet Meclisine gelişinde bile büyük bir güvenlik ve harcama düzeni oluşuyor. Burası Türkiye Cumhuriyeti Devleti. Milletin içinden gelen bir yönetim milletinden korkmamalıdır. Binlerce polisle, büyük koruma konvoylarıyla, şatafatlı bir anlayışla milletin sorunlarını çözemezsiniz. Saraylardan, lüks sofralardan, konforlu makam araçlarından tasarruf edin. Milletin parasını millet için kullanın” diye konuştu.
“KORKULACAK TEK ŞEY MİLLETİN SANDIKTAKİ İRADESİDİR”
İktidarın vatandaşın beklenti ve tepkilerini dikkate alması gerektiğini dile getiren Mısırlıoğlu, demokratik yönetimlerde sandığın hesap verme yeri olduğunu belirtti. Vatandaşın iradesine saygı gösterilmesi çağrısında bulunan Mısırlıoğlu, “Milletinizden korkmayın. Ama sandığa saygı duyun. Sandıktan çıkacak iradeyi dikkate alın. Vatandaşı korkutarak siyaset yapma anlayışından vazgeçin. Bu millet gereken değerlendirmeyi yapar. İnanıyorum ki milletimiz zamanı geldiğinde vatanını, devletini ve milletini en iyi şekilde yönetecek kadrolara görev verecektir” ifadelerini kullandı.
“ESNAFIN KAZANCININ YÜZDE 45’İ GİDERLERE GİDİYOR”
Vergi, sigorta ve işletme maliyetlerinin esnafın kazancını önemli ölçüde azalttığını savunan Mısırlıoğlu, işletmelerin ayakta kalmakta zorlandığını söyledi. Esnafın gelirinin yaklaşık yüzde 45’inin çeşitli giderlere ayrıldığını öne süren Mısırlıoğlu, kira, personel ücreti, yakıt, vergi ve sigorta ödemelerinin işletmeler üzerindeki yüküne dikkat çekti. Araç sigortalarının da esnaf için önemli bir maliyet kalemi haline geldiğini belirten Mısırlıoğlu, “Esnafın eline geçen paranın büyük bölümü zaten giderlere gidiyor. Kalan parayla ne yapacak? Sermayesini mi koruyacak, evinin geçimini mi sağlayacak, çırağının ücretini mi ödeyecek? Aracının yakıtını mı alacak, sigortasını mı yaptıracak, kaskosunu mu ödeyecek? Araç sigortaları bile büyük bir yük haline geldi. Bazı araçlarda onlarca bin liradan, büyük araçlarda yüz binlerce liraya varan poliçelerden söz ediliyor. Bu şartlar altında esnaf nasıl ayakta kalacak?” dedi.
“TOPLUMUN BİRİKEN SIKINTILARINI ARTIK GÖRÜN”
Ekonomik sorunların toplumsal huzur üzerindeki etkilerinin göz ardı edilmemesi gerektiğini belirten Mısırlıoğlu, Afyonkarahisar’da yaşanan silahlı saldırıların ardından toplumsal sorunların da kapsamlı biçimde değerlendirilmesini istedi. Şiddet olaylarının yalnızca ekonomik gerekçelerle açıklanamayacağını vurgulayan Mısırlıoğlu, geçim sıkıntısının insanların ruh hali üzerindeki etkilerinin araştırılması gerektiğini söyledi. Toplumun giderek daha fazla sorunla karşı karşıya kaldığını savunan Mısırlıoğlu, “İnsanlarımızın büyük bir kısmı çok ciddi sıkıntılar içinde. Toplum adeta barut fıçısı gibi. Ben yaşanan cinayetlerin ekonomik sorunlarla açıklanıp geçiştirilmesini doğru bulmam. Ancak ekonomik sıkıntıların insanların ruh hali üzerindeki etkileri de araştırılmalıdır. Türkiye'yi yönetenler bu olaylardan ders çıkarmalıdır. İnsanlarımızı rahatlatacak, toplumumuza nefes aldıracak adımlar atılmalıdır” ifadelerini kullandı.
“TEFECİLERE VE UYUŞTURUCU TACİRLERİNE NEFES ALDIRMAYIN”
Tefecilik ve uyuşturucu ticaretine karşı daha kararlı mücadele yürütülmesi gerektiğini dile getiren Mısırlıoğlu, özellikle gençlerin bu tür suçların hedefi haline gelmemesi için güvenlik önlemlerinin artırılmasını istedi. Vatandaşların ekonomik çaresizliğinden yararlanan kişi ve yapıların üzerine gidilmesi çağrısında bulunan Mısırlıoğlu, “Kim insanımızı tefecilik yoluyla borç batağına sürüklüyorsa, kim çocuklarımıza uyuşturucu pazarlıyorsa, kim toplumun çaresizliğinden yararlanıyorsa devlet bunlarla en kararlı şekilde mücadele etmelidir. Tefecilere, uyuşturucu tacirlerine, gençlerimizi zehirlemeye çalışan yapılara nefes aldırılmamalıdır. Vatandaşlarımızın güvenliğini sağlamak devletimizin en temel görevlerinden biridir” diye konuştu.
“AFYON ŞEKER FABRİKASI ÜRETİCİYİ ÜRETİMDEN SOĞUTUYOR”
Afyon Şeker Fabrikası’na ilişkin üreticilerden şikayetler aldıklarını belirten Mısırlıoğlu, pancarın tarladan sökülmesi, fabrikaya teslim edilmesi, küspe temini ve ürün bedellerinin tahsil edilmesi süreçlerinde sorunlar yaşandığını ileri sürdü. Çiftçilerin üretim yapmasına rağmen borçlarını ödemekte zorlandığını ifade eden Mısırlıoğlu, fabrikanın uygulamalarının üreticiyi mağdur ettiğini savundu. Pancar üreticilerinin yaşadığı sıkıntıların giderilmesi gerektiğini belirten Mısırlıoğlu, “Afyon Şeker Fabrikası adeta üreticiye pancar üretme der gibi davranıyor. Pancar üreticilerimiz tarladaki ürününü sökmekte, teslim etmekte, küspesini almakta ve ürettiği ürünün karşılığını zamanında tahsil etmekte sıkıntılar yaşıyor. Çiftçi üretim yapıyor ama borcunu ödeyemiyor. Ürününü teslim etmek istiyor ama sorunlarla karşılaşıyor. Böyle bir üretim anlayışı sürdürülemez” ifadelerini kullandı.
“BURDUR ŞEKER FABRİKASI’NDA PANCAR ALIMI GECİKİYOR İDDİASI”
Dinar ve Afyonkarahisar’ın güney ilçelerindeki üreticilerden Burdur Şeker Fabrikası’na ilişkin şikayetler aldıklarını aktaran Mısırlıoğlu, revizyon çalışmalarının zamanında tamamlanmadığı gerekçesiyle pancar alımlarında gecikmeler yaşandığının öne sürüldüğünü söyledi. Üreticilerin aktardığı bilgilere göre bekleme süresinin 20-25 güne kadar çıktığını belirten Mısırlıoğlu, tarladan sökülen pancarın bekledikçe su ve tonaj kaybettiğini, bunun da çiftçinin gelirini düşürdüğünü dile getirdi. TÜRKŞEKER’in 28 Ekim’de fabrikanın revizyonunu tamamlayarak üretime başladığını duyurduğunu hatırlatan Mısırlıoğlu, buna rağmen üreticilerin teslimat süreçlerine ilişkin şikayetlerinin araştırılmasını istedi.
“ŞEKER FABRİKALARININ GELECEĞİYLE Mİ OYNANIYOR?”
Afyon ve Burdur şeker fabrikalarında yaşandığını ileri sürdüğü sorunların pancar üretimini olumsuz etkileyebileceğini belirten Mısırlıoğlu, şeker üretiminin Türkiye açısından stratejik önem taşıdığını vurguladı. Afyon Şeker Fabrikası’nın özelleştirildiğini, Burdur Şeker Fabrikası’nın ise TÜRKŞEKER bünyesinde faaliyet gösterdiğini hatırlatan Mısırlıoğlu, her iki bölgede de üreticilerin sorun yaşadığını söyledi. Fabrikaların üretim kapasitesinin korunması gerektiğini belirten Mısırlıoğlu, pancar tarımından vazgeçilmesinin ithalata bağımlılığı artırabileceği uyarısında bulundu. Şeker pancarının yerli tarım ve sanayi açısından önemine dikkat çeken Mısırlıoğlu, üreticilerin sorunlarının giderilmesi ve fabrikaların kesintisiz çalışması gerektiğini ifade etti.
“DEPREM GERÇEĞİNE KARŞI HAZIRLIKLAR HIZLANDIRILMALI”
Dinar’da meydana gelen depremin bölgedeki deprem gerçeğini yeniden hatırlattığını belirten Mısırlıoğlu, geçmişte yaşanan Dinar ve Marmara depremlerine dikkat çekti. Afyonkarahisar’ın deprem riski bulunan bir bölgede yer aldığını ifade eden Mısırlıoğlu, güvenli yapılaşmanın önemini vurguladı. Kent merkezinde nüfusun önemli bir bölümünün yaşadığını hatırlatan Mısırlıoğlu, deprem hazırlıklarının yalnızca afet planlarıyla sınırlı kalmaması gerektiğini belirterek kentsel dönüşüm çalışmalarının hangi aşamada olduğunun açıklanmasını istedi. Özellikle eski mahallelerdeki dönüşüm sürecinin hızına ilişkin bilgi talep eden Mısırlıoğlu, vatandaşların mülkiyet haklarının da korunması gerektiğini dile getirdi.
“EMEKLİ VE ASGARİ ÜCRETLİ AÇLIK SINIRININ ALTINDA YAŞIYOR”
Emekli ve asgari ücretlilerin gelirlerinin geçim koşullarının gerisinde kaldığını savunan Mısırlıoğlu, maaş düzenlemelerinin vatandaşların temel ihtiyaçlarını karşılayabilecek seviyede yapılması gerektiğini söyledi. İki kişilik bir ailenin geçinebilmesi için 50 bin liranın altında bir gelirin yeterli olmayacağını öne süren Mısırlıoğlu, emeklilere verilen zamların kısa sürede enflasyon karşısında eridiğini ifade etti. Emeklilerin sadaka değil, yıllarca çalışarak ve prim ödeyerek kazandıkları haklarını istediğini belirten Mısırlıoğlu, seyyanen zam vaadinin yerine getirilmediğini savundu. Ayrıca esnaf için daha önce gündeme getirilen Bağ-Kur prim gün sayısının 9 binden 7 bin 200’e düşürülmesi vaadini hatırlatarak bu konuda da adım atılmasını istedi.




