Düşene vurulmaz...

Bu düsturda hareket ettim hep.

Ama...

Bazı olaylar var ki, bunların yazılması vurmak değil, bilakis kimin ne peşinde olduğunun görülmesi açısından önemlidir diye düşünüyorum.

*

Turgay Şahin.

Avukat.

Baro Başkanlığı yaptı.

Yıllarca...

AK Parti ve Cumhurbaşkanımıza karşı Türkiye’deki bazı büyük Baroların kabul edilemez tavır ve hareketleri, beyanatları ve icraatları tahammül edilemez hale gelince, çok büyük Baroların belli zihniyetlerin hegemonyasından çıkartılabilmesi için bazı adımlar atıldı.

Bu adımlara karşı çıktı o belli zihniyetteki Baroların baronları.

Rektör Karakaş’tan ÖSYM Başkanı Ersoy’a hayırlı olsun ziyareti
Rektör Karakaş’tan ÖSYM Başkanı Ersoy’a hayırlı olsun ziyareti
İçeriği Görüntüle

Bunların içerisinde Afyonkarahisar Baro Başkanı Av. Turgay Şahin’de vardı.

Gitti Ankara’ya onlarla birlikte Anıtkabir’de ve Ankara’nın değişik yerlerindeki Hükümeti ve Cumhurbaşkanımızı protesto gösterilerine en ön saflarda katıldı.

Her ayrıntıyı vermeye gerek yok.

Sonra hasbelkader AK Partinin Afyonkarahisar İl Başkanı olarak atandı.

Yönetimini kendi istediği gibi yaptı.

Prensler oluşturdu etrafında.

Yalan yanlış ispiyonculuk yapanların el üstünde tutulduğu dile getirildiğinde, müstehzi ifadelerle gülmekten başka bir şey yapmadı.

Bilakis daha çok onlara prim verdi.

Turgay Beyin mesleği avukatlık olduğu için, bu konuda her imkanı-her fırsatı sonuna kadar değerlendirdi.

Belediyelerin danışmanlıklarından Kamu Bankalarının avukatlığına, önemli davaların avukatlığından Kamu iştiraki olan kurumların avukatlıklarına kadar iş üstüne iş aldı.

Kazancına, aldığı büyük büyük işlerin vekili olmasına elbette kimse bir şey diyemezdi.

Ama...

Meslektaşlarına karşı yaptığı haksız rekabetlere ne Baro Başkanlığı ses çıkartabildi, ne de Baronun onlarca yıllık avukatları (bir iki tane yüreklisi hariç) ses çıkartabildi.

Adalet Bakanı geldi Afyonkarahisar’a, Adliye binasının merdivenlerinde Hakim ve Savcılarımızla birlikte kendisi de poz verdi.

Yanında prensi Murat Bozok’u da eksik etmeden...

O poza hiç kimse ne varmış bunda demesin...

Ne olduğu gayet açık.

Neyse geçelim bunları...

Afyonkarahisar’ı tek başına idare etmeye yeltendi Turgay Şahin.

O’nun izni ve yönlendirmesi olmadan yaprak kıpırdayamaz hale gelmek üzereydi.

Özel İdareye işe alımlardan başka başka pek çok konuda Turgay Şahin ne derse o olmaya başlamıştı.

Milletvekillerinin bile esamesinin okunmaz hale gelmesine ramak kalmıştı.

Kendisinin Milletvekili olmasına kesin gözüyle bakan bazı AK Partililer ile bazı diğerleri ‘İyi geçinmek’ adına seslerini çıkartmazlar iken, kimileri de işlerini rahat yürütebilmek adına, Turgay Başkanın suyuna gitmektelerdi.

*

İl Başkanlığı süreci içerisinde Turgay Şahin’in AK Partiye ne kattığını, ne kazandırdığını, kaç kişinin gönlünü AK Partiye çeldiğini bilen varsa beri gelsin.

Ama...

Kaç kişiyi kırdığını, kaç kişiyi AK Partiden soğuttuğunu-yocuttuğunu, ‘O AK Partili ise ben değilim arkadaş’ diyenlerin sayısının az olmadığını bana söyleyenlerde AK Partili.

Güç öyle bir şey ki...

Turgay Şahin İl Başkanlığı koltuğunda sultanlık yaparken çoğunun sesi çıkmaz iken, sonra o görevden el çektirilince...

Konuşanların sayısı çoğaldı.

Ben, O daha görevde iken, en güçlü anında bile yazdığım için şimdi yazmamda, söylememde beis yok.

*

Şaibeli’ dediğimiz imtihan ve sonrasındaki kura çekimiyle Özel İdareye alınan ve bizler yazdığımız için göreve başlatılamayan, sonrasında Vali değişikliği fırsat bilinerek işe başlatılan kişileri duymayan kalmadı.

O sırada bir liste daha hazırlanarak, bu kez hiç imtihan-kura gibi dolambaçlı yollara girmeden neredeyse on kadar kişinin daha işe girmesini sağladı Turgay Şahin ve bazı AK Partililer.

Yüzlerce kişi ‘iş hayali’ kurarken ve belki de bazılarının gerçekten hak ettikleri halde, hakları yenilince, insan ister istemez bunlara tepki duyuyor.

Ama maalesef ne bir AK Partili Milletvekili ne oluyor arkadaş diyebiliyor, ne de AK Parti İl Yönetimindekiler ‘Ayıptır günahtır. Biz yarın seçim meydanına çıkacağız, bu kişilerin yüzlerine nasıl bakacağız?’ diyebiliyor.

Neyse Ben ve bir Gazeteci Meslektaşım daha bu konuda çekinmeden yazdık, görevimizi yaptık.

Ve...

Bundan dolayı da o noterin katibesi tarafından şikayet dahi edildik.

Çiğ yemedik ki karnımız ağrısın.

Sonuna kadar da bu işin takipçisi olacağız.

*

Şimdi...

Neden bu konuyu tekrar gündeme getirdim ve yazıyorum?

Bazı konulardan bıktık ve gına geldi artıkta ondan.

AK Parti İl Başkanının ve yardımcılarının görevleri ilimize yapılması gereken iş ve hizmetlerin daha iyi yapılmasını sağlamak ve bu konuda destekte bulunmak olması gerekirken, işte böyle şahsi konularıyla ve şaibeli işleri ile gündeme gelmeleri ‘Yeter artık’ dedirtiyor.

Düşünün artık lütfen.

Bu kişi AK Partiyi aldığı tarihten el çektirildiği dakikaya kadar acaba neler neler yapmıştır?

Görevden el çektirildikten sonra bile halen daha şahsi işlerini takip etmek ve talepte bulunabilme cüretini sanırım hiç kimse göstermez ve gösteremezdi.

Bir hususu daha hatırlatıp, başlıktaki konuya geleceğim...

Turgay Şahin görevden alındığını öğrenir öğrenmez, prensi ve yardımcısı olan meslektaşı Murat Bozok’u odasından bazı şeyleri alması için görevlendirmesiyle ilgili konuyu da yazmıştım.

Buna da bir şey diyemediler.

AK Parti İl Başkanının görevden el çektirilmesinin ardından hemen panikle en güvendiği ismi odasına gönderip bir şeyler aldırması ve o odaya kimsenin girmemesi talimatının verilmesinin nedeni ne olabilir ki?

O odada AK Partinin ‘Hizmete özel’ evraklarından başka ne olabilir ki?

Bu konuda kimse bir şey diyemediğine göre...

Birilerinin, ‘Var demek ki bazı yanlış şeyler’ demelerine de kızmamak gerek.

Gelelim başlıktaki konuya...

Turgay Şahin’in neden görevden hızlıca el çektirildiğine dair bilgileri ve bazı notları ileride paylaşırız.

Milli Eğitim Müdürü Miraç Sünnetçi’nin görevden alınması ile ilgili bilgilerimizi de yazacağız.

Bugünkü başlıkta, ‘Ne olur son bir işimi daha yapın’ sözlerinin sahibinin Turgay Şahin olduğunu söyledi bir dostum.

Milletvekillerinden rica etmiş.

Adeta yalvarmış anlatıldığına göre.

Sonra o taleple ilgili konu Özel İdare Genel Sekreteri Vali Yardımcımız İhsan Ayrancı’ya iletilmiş.

Konu neymiş derseniz...

Sıkı durun şimdi.

Ayakta iseniz bir yere oturun.

Şimdi okuduğunuzda en hafifinden ‘Yuh artık’ diyeceğiniz kesin.

Bilindiği gibi Av. Turgay Şahin uzun yıllar Baro Başkanlığı yapmıştı.

Bu süreçte Baro’da kendisinin şoförlüğünü yapan kişinin Devlete kapağı atmasıymış Turgay Başkanın son isteği.

Özel İdareye o kişinin işe alınmasını istemiş Turgay Başkan.

O kişinin adını soyadını şimdilik yazmayalım.

Ama o talepte bulunulmasının, Milletvekillerinin bu konuda devreye girmesinin ve alın işe demelerinin, Vali Yardımcımızın zor durumda bırakılmasının yanlış olduğu aşikardır.

Bunca kişi iş peşinde koşarken, evine ekmek götürebilmek için sabahın köründen akşamın karanlığına kadar alın teri dökerken...

Ballı Özel İdare işine neden böyle torpille adam alınmasına göz yumulabilir ki?

Bu mudur Adaletiniz Turgay Şahin ve Milletvekillerimiz?

*

Hiç bir sebep söylenmeden ve ‘istifanı imzala çık dışarı’ şeklinde bir ifadeyle görevden el çektirilen Turgay Şahin, anlaşılan o ki halen daha nereden nereye gelmiş olduğunun farkında bile değil.

O istifa ile ilgili de bir notu aktaralım...

Turgay Şahin, heyet ile birlikte Ankara’ya gitmişti.

Orada bir ziyaretten sonra, kendisinin İstanbul’a gitmesi, Teşkilat Başkanının kendisini orada beklediği bildirilir.

İstanbul’da kendisini neyin beklediğini bilmeyen Turgay Şahin, en hızlı şekilde İstanbul’a gider.

Orada Teşkilat Başkanının bulunduğu yere gider.

Orada yukarıda belirttiğim şekilde istifasını imzalaması istenir.

Bana aktarıldığına göre...

Turgay Başkan imzasını attıktan sonra, ‘bunun için mi geldim buraya kadar, bu imzayı Ankara’da Genel Merkezde de atabilirdim’ şeklinde bir söz söyler.

Karşısındaki kişi yüzüne çokta mana ifade eden bir şekilde bakar ve ‘Böyle uygun gördük’ der ve çıkabileceğini işaret eder.

Ne kadar acı verici değil mi?

Ve bu düşündürücü gelişmelere rağmen, bu görevden el çektirilen kişi halen daha gemisini yürütüyor AK Partide.

AK Partili Milletvekillerimizde bu geminin yürütülmesine destek oluyorlar.

Acaba neden?

Ellerimi mecbur, yoksa son isteği yerine getiriverelim mi dediler?

Afyonkarahisar’ın onca işi var iken, Milletvekillerimiz neden o konularda hemfikir olamıyorlar da, böyle şahsi işlerde hemfikir olabiliyorlar?

Hangi konuda hemfikir olamıyoruz falan demeyin şimdi değerli Milletvekillerimiz.

Mesela...

Yeni Adliye Binası nereye yapılacak?

Mesela...

Yeni Hastane nereye yapılacak?

Mesela...

Yeni İl Başkanı kim olmalı? (Gerçi o konuda sadece gaz almak için fikirleri sorulduğu belirtiliyor ama...) (Üç Milletvekilimizin bir isim konusunda bile hem fikir olamadıkları belirtiliyor.)

Mesela...

Yılan hikayesine dönen Yüksek Hızlı Tren projesiyle ilgili neden bir araya gelerek Ulaştırma Bakanına gidilmiyor, net bir tarih alınamıyor? (Bir duyuma göre, mali nedenlerden dolayı işin bitirilmesinin beş yıl sonrasına kaldığı, belki de yeni bir ihalenin yapılma yoluna gidileceği belirtiliyor. O zamanda bu işin nihai bitiş tarihinin en az on yıl sonraya kalacağı ifade ediliyor.)

Mesela...

Neden Karayolları Bölge Müdürlüğü konusunda üç Milletvekilimiz bir araya gelerek Ulaştırma Bakanının Makamına giderek bu konuda gereğini yapın, bu bizim 12 Eylül öncesi kazanılmış hakkımızdı diyemiyorlar.)

Keşke...

Şahsi bu tür taleplere vakit harcamak yerine, ilimizin önemli konuları için hem fikir olabilselerdi.

Keşke...

Valimizi, Vali Yardımcımızı ve Özel İdarenin diğer ilgililerini zor durumda bırakmasalardı.

Keşke...

AK Partiye gönül verenleri hayal kırıklığına uğratmasalardı.

*

AK Parti bu değildi.

Ne hale getirdiniz AK Parti Afyonkarahisar İl Teşkilatını...

Kaynak: MEHMET EMİN GÜZBEY