Afyonkarahisar Sağlık Bilimleri Üniversitesi (AFSÜ) Bilim İletişimi Ofisi tarafından, Yükseköğretim Kurulu (YÖK) koordinasyonunda düzenlenen “Gazze İçin Bilim Kafe” etkinliği kapsamında “Kuşatma Altında Beyaz Önlük: Gazze’de Tıp Eğitimini Sürdürmek” başlıklı program gerçekleştirildi. Gedik Ahmet Paşa İl Halk Kütüphanesinin Afyonkarahisar Belediye Konferans Salonu’nda düzenlenen programın moderatörlüğünü AFSÜ Tıp Fakültesi Beyin ve Sinir Cerrahisi Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Doç. Dr. Usame Rakip yaptı. Gazze doğumlu olan Rakip, konuşmasında bölgedeki tıp eğitiminin geçmişini, savaşın sağlık ve yükseköğretim sistemine etkilerini ve Türkiye’nin sağlık alanındaki katkılarını anlattı.

“BUGÜN ANLATILACAKLAR BENİM İÇİN HABER DEĞİL”

1976 yılında Gazze’de doğan Doç. Dr. Usame Rakip, 2002 yılında Cerrahpaşa Tıp Fakültesinden mezun oldu. Dokuz yıl pratisyen hekim olarak görev yaptıktan sonra 2011’de Afyon Kocatepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Beyin ve Sinir Cerrahisi Anabilim Dalında uzmanlık eğitimine başladı. Mecburi hizmetini 2019’da tamamlayan Rakip, aynı yıl AFSÜ’ye öğretim üyesi olarak döndü ve 2023’te doçentlik unvanını aldı. Gazze doğumlu olması nedeniyle anlatılanların kendisi için kişisel bir anlam taşıdığını belirten Rakip, “Ben yalnızca çerçeveyi çizip sözü asıl sahiplerine bırakacağım. Evet, Gazze doğumluyum. Yani bugün anlatılacakların bir kısmı benim için haber değil; ailemin, arkadaşlarımın, okuduğum sokakların hikayesidir” dedi.

G F F G

AİLESİNİN GÖÇ HİKAYESİNİ ANLATTI

Gazze’de yaşananların kendi ailesinin geçmişine de uzandığını ifade eden Rakip, 1948’de babası henüz beş yaşındayken dedelerinin Yafa’dan göç ettirildiğini söyledi. Ailesinin yanına alabildiği tek şeyin evlerinin anahtarı olduğunu belirten Rakip, bu anahtarın hala saklandığını anlattı. Rakip, aile hikayesini Gazze’de yıkılan tıp fakülteleriyle ilişkilendirerek, “1948’de, babam henüz beş yaşındayken, dedemler Yafa’dan göç ettirildi. Yanlarına alabildikleri tek şey evin anahtarıydı. O anahtar bugün hala duruyor. Gazze’de yıkılmış tıp fakültelerinin de bir anahtarı var; bugün o anahtarı taşıyanları dinleyeceğiz” ifadelerini kullandı. Gazze’de tıp eğitiminin geçmişinin görece yeni olduğunu belirten Rakip, ilk tıp fakültesinin 1999’da El-Ezher Üniversitesinde, ikincisinin ise 2006’da Gazze İslam Üniversitesinde açıldığını söyledi. Savaş başladığında bölgedeki tıp eğitiminin bu iki fakülte üzerinden sürdürüldüğünü kaydetti.

TÜRK-FİLİSTİN DOSTLUK HASTANESİNİ ANLATTI

Eğitimin kalbi okullarda atıyor
Eğitimin kalbi okullarda atıyor
İçeriği Görüntüle

Türkiye’nin Gazze’de sağlık ve tıp eğitiminin sürdürülmesine yönelik desteğinin uzun yıllara dayandığını belirten Rakip, Türk-Filistin Dostluk Hastanesine dikkat çekti. Türkiye Cumhuriyeti tarafından TİKA aracılığıyla inşa edilen hastanenin temeli 2011’de atıldı, 2017’de tamamlandı. Yaklaşık 70 milyon dolara mal olan, 33 bin metrekarelik alanda kurulan hastanede 4 ameliyathane ve 180 oda bulunduğunu aktaran Rakip, tesisin Gazze’de kanser hastalarının tedavisi açısından önemli bir merkez olduğunu söyledi. Hastanenin tıp fakültesinin hemen yanında bulunduğunu belirten Rakip, öğrencilerin uygulamalı eğitimlerini burada sürdürdüğünü ifade etti. Rakip, “Daha kurulmadan, 2010’da Gazze İslam Üniversitesi tarafından eğitim ve araştırma hastanesi olarak onaylanmıştı; tıp fakültesinin bitişiğindeydi, öğrenciler hastayı orada görüyordu” dedi.

Whatsapp Image 2026 09 15 At 13.34.16 (1)-1

HASTANE 2025’TE YIKILDI

Türk-Filistin Dostluk Hastanesinin Kasım 2023’te yakıtının tükenmesi nedeniyle hizmet veremez hale geldiğini belirten Rakip, daha sonraki süreçte hastanenin askerî amaçlarla kullanıldığına ilişkin uydu görüntülerinin ortaya çıktığını söyledi. Rakip, “Uydu görüntüleri, İsrail işgal ordusunun burayı on altı ay askerî karargah olarak kullandığını gösterdi. 21 Mart 2025’te, yanındaki tıp fakültesiyle birlikte patlayıcı döşenerek havaya uçuruldu” ifadelerini kullandı. Yılda yaklaşık 30 bin hastaya hizmet veren hastanenin aynı zamanda çok sayıda tıp ve hemşirelik öğrencisinin eğitiminde kullanıldığını belirten Rakip, yıkımın sağlık hizmetlerinin yanı sıra tıp eğitimi açısından da önemli bir kayıp olduğunu vurguladı.

“TÜRKİYE’NİN GAZZE’YE UZANAN KÖPRÜSÜ KESİLMEDİ”

Hastanenin yıkılmasına rağmen Türkiye’nin Gazze’ye yönelik sağlık, eğitim ve insani yardım çalışmalarının devam ettiğini belirten Rakip, asıl sorunun tıp eğitiminin yeniden nasıl kurulacağı olduğunu ifade etti. Rakip, “Hastanenin yıkılmasıyla Türkiye’nin Gazze’ye uzanan köprüsü kesilmedi; insani yardım, sağlık ve eğitim alanlarında bugün de sürüyor. Yıkılan, o köprünün tıp eğitimi ayağıydı” dedi.

GAZZE’DE 19 YÜKSEKÖĞRETİM KURUMU YIKILDI

Gazze’deki yükseköğretim kurumlarının durumuna ilişkin verileri paylaşan Rakip, Prof. Dr. Kamalain Shaath’ın İstanbul’da verdiği bilgileri aktardı. Rakip, “On dokuz yükseköğretim kurumunun tamamı yıkıldı ya da ağır hasar gördü; altmış üniversite binası tamamen yerle bir edildi; seksen binden fazla öğrenci yükseköğretimden mahrum kaldı. Öğrencilerin yalnızca üçte biri yüz yüze ders görebiliyor” ifadelerini kullandı. Gazze’deki kayıpların yalnızca binalarla sınırlı olmadığını belirten Rakip, yaklaşık 2 bin öğretim elemanından 241’inin hayatını kaybettiğini, tıp fakültelerinde ise 58 öğrenci ve 8 öğretim üyesinin yaşamını yitirdiğini söyledi. Sağlık sistemindeki kayıplara da değinen Rakip, yaklaşık 1700 sağlık çalışanının hayatını kaybettiğini belirtti. Savaş öncesinde Gazze’de dört patolog bulunduğunu, bunlardan ikisinin yaşamını yitirdiğini aktaran Rakip, bunun tanı hizmetleri açısından ciddi bir kayıp olduğunu ifade etti.

E-28

ÖĞRENCİLER GEÇİCİ ALANLARDA EĞİTİM GÖRÜYOR

Gazze’de yüz yüze eğitim alabilen öğrencilerin derslerini zor koşullarda sürdürdüğünü belirten Rakip, eğitim faaliyetlerinin ayakta kalan üniversite salonlarının yanı sıra kiralanan dükkanlarda, anaokullarında ve farklı geçici alanlarda devam ettiğini söyledi. Han Yunus’ta yerinden edilmiş kişilerin bulunduğu bir çadır kampında sacdan oluşturulan 7 dersliğin üniversiteler tarafından nöbetleşe kullanıldığını aktaran Rakip, burada günde yaklaşık 600 öğrencinin eğitim gördüğünü belirtti. Bu alanın “Üniversite Şehri” olarak adlandırıldığını ifade eden Rakip, Prof. Dr. Shaath’ın, “Sığınaklar dahil, uygun bulunan her alanda ders vermeye devam ediyoruz” sözlerini aktardı.

TIP EĞİTİMİ İÇİN ÜÇ AŞAMALI PLAN

Gazze’de tıp eğitiminin yeniden yapılandırılması için Türkiye’de gerçekleştirilen çalışmalara da değinen Rakip, geçen yıl İstanbul’da düzenlenen bir toplantıda konunun ele alındığını söyledi. FİLMED ile Avrupa’daki çatı kuruluş PalMed tarafından gerçekleştirilen toplantıda Gazze’deki tıp fakültelerinin yöneticileri ile Türkiye’deki üniversitelerin rektör, dekan ve temsilcilerinin bir araya geldiğini belirten Rakip, AFSÜ’nün de toplantının paydaşları arasında yer aldığını ifade etti. Toplantıda üç aşamalı bir plan oluşturulduğunu aktaran Rakip, “Bugün internet üzerinden ders ve hoca desteği; yarın Türkiye’deki üniversitelerin katkısı; sonrası için fakültelerin yeniden inşası” şeklindeki yaklaşımın benimsendiğini söyledi.

Whatsapp Image 2026 09 15 At 13.40.34-1

“BUGÜN BURADA OTURDUĞUMUZ MASA, O MASANIN DEVAMIDIR”

Gazze’de tıp eğitiminin yeniden kurulmasının yalnızca binaların inşasından ibaret olmadığını belirten Rakip, akademik destek, öğrenci eğitimi ve sağlık personelinin yetiştirilmesinin de sürecin önemli parçaları olduğunu vurguladı. Rakip, konuşmasını, “Şimdi asıl soruya gelelim: O köprünün tıp eğitimi ayağı yeniden nasıl kurulur? Bu soruyu geçen yıl İstanbul’da konuştuk. Bugün burada oturduğumuz masa, o masanın devamıdır” sözleriyle tamamladı.

Kaynak: FEYZA ÖZAY TOPUZ