Afyonkarahisar Sağlık Bilimleri Üniversitesi Tıp Fakültesi Kulak Burun Boğaz Hastalıkları Ana Bilim Dalı öğretim üyesi Prof. Dr. Abdulkadir Bucak, toplumda sıkça karşılaşılan ancak çoğu zaman yanlış tanımlanan vertigo hakkında kapsamlı açıklamalarda bulundu. Vertigonun tek başına bir hastalık olmadığını, farklı nedenlere bağlı olarak ortaya çıkan bir denge bozukluğu olduğunu ifade eden Bucak, doğru tanı ve tedavi sürecinin büyük önem taşıdığını vurguladı. Hastaların sıklıkla baş dönmesi olarak ifade ettiği bu durumun, aslında daha karmaşık bir tabloyu işaret ettiğini belirtti.

VERTİGO NEDİR VE NASIL ORTAYA ÇIKAR?
Prof. Dr. Bucak, vertigonun kişinin kendisinin ya da çevresindeki nesnelerin dönüyormuş gibi algılandığı bir yanılsama olduğunu ifade etti. Bu durumun basit bir sersemlik hissinden farklı olduğunu vurgulayan Bucak, vertigonun çoğu zaman baş hareketleriyle arttığını, dengesizlik, bulantı ve kusma gibi belirtilerle birlikte görüldüğünü belirtti. Denge sisteminin; iç kulaktaki vestibüler yapı, görme sistemi ve kas-eklem duyularının birlikte çalışmasıyla sağlandığını dile getiren Bucak, özellikle iç kulak ve beyin bağlantılarındaki sorunların vertigonun en yaygın nedenleri arasında yer aldığını söyledi.
VERTİGO TÜRLERİ VE BELİRTİLERİ
Vertigonun periferik ve santral olmak üzere iki ana gruba ayrıldığını belirten Bucak, periferik vertigonun daha sık görüldüğünü ve genellikle iç kulak kaynaklı olduğunu ifade etti. Halk arasında “kristal oynaması” olarak bilinen iyi huylu pozisyonel vertigonun en yaygın örneklerden biri olduğunu belirten Bucak, Meniere hastalığı ve vestibüler nöritin de önemli nedenler arasında yer aldığını söyledi. Santral vertigonun ise beyin sapı ve beyincik kaynaklı olduğunu ve daha ciddi hastalıkların habercisi olabileceğini dile getirdi. “Her baş dönmesi vertigo değildir” diyen Bucak, belirtilerin dikkatle değerlendirilmesi gerektiğini vurguladı.

TEŞHİS SÜRECİ VE TANI YÖNTEMLERİ
Vertigonun teşhisinde en önemli aşamanın hastadan alınan ayrıntılı öykü olduğunu belirten Bucak, hastanın hissettiği dönmenin süresi, şiddeti ve hangi durumlarda ortaya çıktığının detaylı şekilde sorgulanması gerektiğini ifade etti. Fizik muayenede denge testleri, göz hareketlerinin incelenmesi ve kulak muayenesinin önemli yer tuttuğunu söyledi. Dix-Hallpike manevrasının özellikle pozisyonel vertigo tanısında sıkça kullanıldığını aktaran Bucak, gerekli durumlarda işitme testleri, Videonistagmografi, MR ve BT gibi ileri tetkiklere başvurulduğunu belirtti.
VERTİGO TEDAVİSİ NASIL YAPILIR?
Vertigonun tedavisinin altta yatan nedene göre değiştiğini belirten Bucak, özellikle pozisyonel vertigoda manevra tedavisinin oldukça etkili olduğunu söyledi. İç kulaktaki kristallerin doğru konuma getirilmesiyle hastaların büyük çoğunluğunda düzelme sağlandığını ifade etti. İlaç tedavisinin daha çok semptomları azaltmaya yönelik olduğunu, uzun süreli kullanımın önerilmediğini belirtti. Meniere hastalığında diyet düzenlemeleri ve ilaç tedavisi uygulanırken, kronik durumlarda denge egzersizlerinin önemli rol oynadığını dile getirdi. Santral vertigoda ise tedavinin nörolojik hastalığa yönelik planlandığını vurguladı.

VERTİGO ATAĞINDA YAPILMASI GEREKENLER
Vertigo atağı sırasında hastanın güvenli bir pozisyona geçmesinin hayati önem taşıdığını belirten Bucak, ani baş hareketlerinden kaçınılması gerektiğini ifade etti. Hastanın mümkünse oturması ya da uzanması, sabit bir noktaya odaklanması ve sakin bir ortamda dinlenmesinin şikayetleri azaltabileceğini söyledi. Bulantı ve kusma durumlarında sıvı kaybının önlenmesi gerektiğini vurgulayan Bucak, atak sırasında araç kullanılmaması gerektiğinin altını çizdi. Konuşma bozukluğu, güçsüzlük veya çift görme gibi nörolojik belirtilerin eşlik etmesi durumunda ise vakit kaybetmeden sağlık kuruluşuna başvurulması gerektiğini ifade etti.



