Milli Gençlik Vakfı (MGV) ve Anadolu Gençlik Derneği (AGD) Afyonkarahisar Şubesi tarafından Aile Konferansları kapsamında düzenlenen programa Akademisyen-Yazar Dr. Ömer Demirbağ konuşmacı olarak katıldı. Programa AGD Genel Başkan Yardımcısı Mehmet Parlak, 20. Dönem Milletvekili Osman Hazer, Saadet Partisi Afyonkarahisar İl Başkanı Beytullah Karataş, MGV İl Temsilcisi Muharrem Coşkun, AGD Şube Başkanı Av. Mevlüt Yeşil, Afyonkarahisar Gençlik Hizmetleri Müdürü Ahmet Ertürk, AKÜ Sağlık Kültür ve Spor Daire Başkanı Gürbüz Bıdık ile siyasi parti ve sivil toplum kuruluşlarının temsilcileri ve vatandaşlar katıldı.

PROGRAM KUR’AN-I KERİM TİLAVETİYLE BAŞLADI
AKÜ Atatürk Kongre Merkezi’nde gerçekleştirilen program, Hafız Muharrem Dülger’in Kur’an-ı Kerim tilavetiyle başladı. Açılış konuşmaları ve sinevizyon gösterimlerinin ardından Akademisyen-Yazar Dr. Ömer Demirbağ, “Toplumun Kalbi: Aile, Vahiyle Aileyi Yeniden Düşünmek” başlıklı konferansını gerçekleştirdi. Programın başlamasından saatler önce salonun dolduğu, bazı katılımcıların ise merdiven boşlukları ve sahne bölümünde programı takip ettiği belirtildi.

DEMİRBAĞ AİLE YAPISINA DİKKAT ÇEKTİ
Konferansta aile ve insan ilişkisi üzerine değerlendirmelerde bulunan Dr. Ömer Demirbağ, insanın değerlerini kaybetme sürecinde ailenin önemli bir yere sahip olduğunu ifade etti. Demirbağ, “İş aileden başlıyor. Aileden görmüş olduğu bir arıza, bir olumsuzluktan ötürü insanoğlu yavaş yavaş kendisi de fark etmeden kendisine verilmiş olan o çok şerefli insan olmak rütbesini yavaş yavaş kaybediyor. Ve bir noktadan sonra insan olmaktan kurtulacak bir insanlık özgürlüğe meydan ediyor. Bunu özgürlük sanıyor. İnsanlıktan kurtulmak bir özgürlük olarak değerlendiriliyor” dedi.

ÖZGÜRLÜK KAVRAMINI DEĞERLENDİRDİ
Konuşmasında özgürlük kavramına da değinen Demirbağ, bu kavramın farklı biçimlerde ele alınabildiğini belirterek, “Günümüzde duyarsınız. Altı açık, ters olan şeyler, bazı süslü cümlelerle bize yutturulabilir. Mesela özgürlük dedikleri kavram, bu nedir Allah aşkına? Bu dünyada ayakların yer çekimiyle yere yapıştırılmış. Bu dünyada yer ve gök yaratan tarafından yaratılmış. Yemek, içmek, nefes almak gibi bin bir meşguliyetle kuşatılmışsın ve özgürlükten bahsediyorsun. Sabahleyin ilk uyandığın zaman bile yüzünü yıkamak gibi bir mecburiyet var. Bütün hayatın bir sürü meşguliyetler içinde geçiyorken sen hangi özgürlükten bahsediyorsun?” ifadelerini kullandı. Demirbağ, özgürlüğün dünya hayatındaki yerine ilişkin değerlendirmesinde ise, “Özgürlük bir ütopyadır bu dünyada. Asıl özgürlüğü öbür âlemde yaşayabiliriz. Bu dünyada onun özde işi var, kendisi yok. Bu dünyada özgürlüğünün biz hasretini yaşarız. Kendisine bu dünyada ulaşabilmek mümkün değil. Ancak son derece istismara müsait bir kavramdır” dedi.

“İNSANLARI KÖLELEŞTİRİRLER”
Özgürlük kavramının toplumsal yapı üzerindeki etkisine ilişkin görüşlerini de paylaşan Demirbağ, konuşmasının devamında, “Bilhassa geri kalmış toplumlarda, başta kapitalizm olmak üzere egemen güçlerin geri kalmış toplumların sömürülmesindeki ilk kavram özgürlüktür. Özgürlük yutturmacasıyla nesilleri uyutarak, uyuşturarak, kendileri için caydırıcı olmaktan çıkararak ve hele hele insanın en büyük muhafazası olan aileyi bozarak insanları köleleştirirler. Köleleştirmenin birinci adımı özgürlük kavramıdır” ifadelerini kullandı. Yaklaşık üç saat süren program, Dr. Ömer Demirbağ’ın konferansının ardından hediye takdimi ve toplu fotoğraf çekimiyle sona erdi.




