Son yıllarda gölün kuruma tehlikesiyle karşı karşıya olduğu uyarıları yapılırken, çiftçilerin damlama sulama gibi modern tekniklere geçişi yavaş ilerliyor.
![]()
EBER GÖLÜ’NÜN SU SEVİYESİ TEHLİKELİ DÜŞÜŞTE
Türkiye’nin 12. büyük gölü olan Eber Gölü’nün su seviyesi yıllar içinde ciddi oranda azaldı. Afyon Kocatepe Üniversitesi yetkilileri, gölde yıllık suyun yaklaşık 22 milyon tonunun kaçak ve kontrolsüz sulama nedeniyle çekildiğini belirtiyorlar. Bu durum, gölün derinliğini geçmişteki 10–15 metreden günümüzde sadece yaklaşık 1,5 metreye kadar düşürdü ve kuruma tehlikesiyle karşı karşıya bıraktı. Eğer aşırı su çekimi ve bilinçsiz su kullanımı devam ederse, gölün önümüzdeki 2,5–3 yıl içinde tamamen kuruyabileceği uyarısı yapılıyor.
YENİ TEKNOLOJİYE GEÇİŞ YAVAŞ, ESKİ USUL SULAMA DEVAM EDİYOR
Afyonkarahisar’da birçok çiftçi, damla sulama gibi daha tasarruflu yöntemlere geçiş yapmış olsa da, halen geniş alanlarda geleneksel, daha fazla su tüketen sulama yöntemleri kullanılmaya devam ediyor. Bu eski usul sulamalar, özellikle kuraklık dönemlerinde yeraltı su seviyelerinin daha hızlı düşmesine ve Eber Gölü’ndeki su kaybının hızlanmasına katkı sağlıyor. Yetkililer, modern sulama sistemlerine geçişin hızlandırılması ve su kullanımının disiplin altına alınmasının gölün korunması açısından kritik olduğunu vurguluyorlar. Ancak pratikte dönüşümün yavaş ilerlemesi, hem tarım sektöründe hem de yerel ekosistemde riskleri büyütüyor.
YERALTI SULARI, TARIM VE KONUT KULLANIMI ARASINDA DENGE
Afyonkarahisar’da suyun kim tarafından ne kadar tüketildiğine ilişkin resmi ayrıntılı veriler sınırlı olsa da, tarımın bölgedeki su talebinde başı çektiği biliniyor. Sanayi ve konut kullanımına kıyasla tarımsal sulama, özellikle yaz aylarında suyun büyük bir bölümünü tüketiyor. Bu durum, hem yeraltı sularının çekilmesine hem de göllerdeki su seviyelerinin düşmesine yol açıyor.
KURAKLIK VERİLERİ NE ANLATIYOR?
Türkiye ve Afyonkarahisar bölgesinde kuraklık riski, sadece Eber Gölü ile sınırlı değil. Meteorolojik değerlendirmeler, bölgedeki yağış rejimlerinde yıllara göre dalgalanmalar bulunduğunu, iklim değişikliğinin etkileriyle kuraklık dönemlerinin daha belirgin yaşandığını gösteriyor.




