Afyon Kocatepe Üniversitesi (AKÜ) Fen Edebiyat Fakültesi Tarih Bölüm Başkanlığı tarafından “Türk Mizah Basınında Sansür Karşıtlığı ve Anlatısı (1960-1990)” başlıklı konferans düzenlendi. Erdal Akar Konferans Salonu’nda gerçekleştirilen programa; Atatürk İlkeleri ve İnkılap Tarihi Uygulama ve Araştırma Merkezi Müdürü Prof. Dr. Ahmet Altıntaş, Fen Edebiyat Fakültesi Tarih Bölüm Başkanı Prof. Dr. Gürsoy Şahin, akademik personel ve öğrenciler katıldı.

AÇILIŞ KONUŞMASINDA MİZAH VURGUSU

Konferansın açış konuşmasını yapan Fen Edebiyat Fakültesi Tarih Bölüm Başkanı Prof. Dr. Gürsoy Şahin, bugüne kadar farklı başlıklar altında birçok akademik etkinlik gerçekleştirdiklerini belirterek, 2025 yılını tamamlarken diğerlerinden biraz daha farklı bir konferans düzenlediklerini ifade etti. Şahin, Osmanlı mizah basınının 1870 yılında yayımlanmaya başlayan Diyojen dergisiyle başladığını hatırlatarak, Prof. Dr. Feyza Kurnaz Şahin’in 1960’lı yıllardan 1990’lı yıllara uzanan süreçte Türk mizah basınında sansür karşıtlığını ve bu karşıtlığın nasıl bir anlatı oluşturduğunu değerlendireceğini dile getirdi. Şahin, 2025 yılını mizahla uğurlamak istediklerini belirterek, 2026 yılına da aynı gülümsemeyle girme temennisinde bulundu.

MİZAHIN TOPLUMSAL İŞLEVİ

“Türk Mizah Basınında Sansür Karşıtlığı ve Anlatısı (1960-1990)” başlıklı sunumu yapan Tarih Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Feyza Kurnaz Şahin, mizahın yalnızca bir gülme eylemi olmadığını, temel perspektifinin rahat olanları rahatsız etmek, rahatsız olanları ise rahatlatmak amacıyla üretildiğini ifade etti. Türk mizah basınının bu yönüyle son derece zengin bir birikime sahip olduğunu vurgulayan Şahin, mizahı yalnızca yazılı basınla sınırlamanın doğru olmadığını, sözlü mizah geleneğinin çok daha eski dönemlere uzandığını belirtti. Nasrettin Hoca, Keloğlan anlatıları ve Dede Korkut hikâyelerinin sözlü mizah geleneğinin temel örnekleri arasında yer aldığını kaydetti.

YAZILI MİZAHIN TARİHSEL GELİŞİMİ

Yazılı mizahın tarihine ilişkin değerlendirmelerde bulunan Prof. Dr. Şahin, Osmanlı döneminde bu alanın başlangıcının Şinasi’nin Şair Evlenmesi adlı eserinin Tercüman-ı Hakikat gazetesinde tefrika edilmesiyle ilişkilendirildiğini söyledi. Bu süreçle birlikte yazılı basında mizahın ortaya çıkmaya başladığını, çeşitli dergilerin mizah eklerinin yayımlandığını ve dönemin siyasal atmosferi ile toplumsal sorunlarının mizah yoluyla ifade edilir hâle geldiğini ifade etti.

DİYOJEN VE SANSÜR TARTIŞMALARI

AFSÜ’de Akademik Başarı ve Yükseltme Töreni Düzenlendi
AFSÜ’de Akademik Başarı ve Yükseltme Töreni Düzenlendi
İçeriği Görüntüle

Mizah basınında daha profesyonel bir yayın anlayışının 1870 yılında Teodor Kasap tarafından yayımlanan Diyojen dergisiyle gerçekleştiğini belirten Şahin, Diyojen’in aynı zamanda sansüre uğrayan ilk mizah yayınlarından biri olduğunu aktardı. Kanun-i Esasi’nin 12. maddesine yönelik bir eleştiri nedeniyle derginin kapatıldığını ve Teodor Kasap’ın üç ay hapis cezasına çarptırıldığını dile getiren Şahin, bu durumun mizah basınında sansürün her dönemde gündemde olabildiğini gösterdiğini söyledi. Diyojen’in ardından 1870–1878 yılları arasında Osmanlı mizah basınında oldukça zengin bir yayın ortamının oluştuğunu, Sultan II. Abdülhamid döneminde ise sansürün yoğunlaşarak daha kurumsal bir yapıya kavuştuğunu ifade etti. Bu dönemde mizah basınının önemli bir bölümünün yurt dışına yöneldiğini ve özellikle Londra’da yayımlanan Dolap ve Hayal gibi gazetelerin dikkat çekici örnekler olduğunu belirtti.

CUMHURİYET DÖNEMİ MİZAHI ÜÇ EVREDE İNCELENDİ

Cumhuriyet dönemi mizah basınının “Erken Cumhuriyet Dönemi, Çok Partili Siyasi Hayat Devri ve 1960 Darbesi Sonrasında Şekillenen Mizah Dönemi” olmak üzere üç temel evrede değerlendirilebileceğini ifade eden Şahin, Cumhuriyet’in ilk yıllarında II. Meşrutiyet dönemine özgü anlatı ve çizim tarzının büyük ölçüde devam ettiğini söyledi. Karikatürlerde konuşma balonları ve diyaloglara dayalı anlatım biçiminin esas olarak 1970’li yıllardan sonra yaygınlaştığını, bu dönemden itibaren yazısız karikatürlerin de daha fazla tercih edilmeye başlandığını kaydetti.

1960–1990 DÖNEMİNDE ÖNE ÇIKAN TEMALAR

1960–1990 dönemi mizah basınının genel karakteristiğini değerlendiren Prof. Dr. Şahin, bu dönemde karikatürlerde en çok sınıfsal ayrışma temasının öne çıktığını ifade etti. Orta sınıfın gündelik sorunlarının yoğun biçimde işlendiğini belirten Şahin, kömür bulamama, kömür taksitlerini ödeme güçlüğü, gecekondulaşma ve köyden kente göçün dönemin belirgin temaları arasında yer aldığını söyledi. Demokrat Parti döneminde şehir nüfusunun hızla artmasıyla birlikte ortaya çıkan yeni tipolojilerin, “Kömürcü Şevket” ve “Kahveci” gibi figürlerle sembolleştirildiğini dile getirdi.

SANSÜRÜN SÜREKLİLİĞİ VE MİZAHIN ELEŞTİRİSİ

Karikatürlerde köyden kente göçle birlikte ortaya çıkan yeni toplumsal ve ahlaki düzen tartışmalarının da yer aldığını belirten Şahin, iki kültür arasında sıkışmış yeni tipolojilerin ahlaki çözülme ve uyum sorunları üzerinden temsil edildiğini aktardı. Sınıfsal farklılıklar, siyasal eleştiriler, gelir dağılımındaki adaletsizlikler ve aile yapısına ilişkin temaların da bu dönemin temel anlatı unsurları arasında bulunduğunu ifade eden Şahin, sansürün rejimlerden ve iktidarlardan bağımsız bir pratik olarak algılandığını söyledi. II. Abdülhamid döneminde sansürün daha çok bürokratik bir rutin olarak işlediğini, Cumhuriyet döneminde ise medya alanlarının çoğalmasıyla birlikte daha mekanize ve kurumsallaşmış bir yapıya büründüğünü belirtti. Mizah basınının sansürü tarihsel olarak kesintisiz bir olgu şeklinde ele aldığını vurgulayan Şahin, bu süreklilik anlayışının sansür karşıtı anlatının temelini oluşturduğunu ifade etti. Konferans, soru-cevap bölümünün ardından teşekkür belgesi takdimi ile sona erdi.

Kaynak: ODAK HABER MERKEZİ