Afyonkarahisar’ın olduğu kadar, Türkiye’nin de gündemindeydi geçtiğimiz Perşembe günü akşamında yaşanan olay.
Vali Yardımcısı İhsan Ayrancı’nın hayatını kaybetmesi ile ilgili bugünkü yazımın konusu.
Bu yazı dolayısıyla bazıları çok kızabilirler, bunu öngörüyorum.
Ama...
Bir gazeteci olarak öncelikle kamuoyunun doğru bilgilendirilmesi amacıyla bu yazıyı yazmam, ‘mecburi’ hale geldi.
Neden ‘mecburi’ hale geldi derseniz...
Bazıları inanılmaz dedikodular ile dezenformasyon yapmakta ki...
Bunun doğru bilgiler ile önüne geçmek, bazı hemşerilerimize atılmak istenen iftiraları da engellememiz gerektiğinden dolayı mecburiyetten bu yazıyı yazıyorum.
*
Devamı 40 gün sonra...
Bu yazıda aslında bazı bilgileri de aktarmayı düşünmüştüm.
Çok önemli gördüğüm bilgilerdi bunlar.
Bilinmesinde kamu yararı olduğu kesin olan ve bir memlekette yapılanların mutlaka bir yerlerde bilindiğinin bilinmesi için gerekliydi.
Fakat, en azından müteveffanın 40’ının çıkmasını beklemeyi ve bu süreçte de adli ve idari soruşturmanın neticelenmesi sonucunda elimize gelecek resmi bilgileri de göz önüne alarak, bizdeki o istihbari bilgileri okurlarımla paylaşacağım.
*
En mahrem bilgilere sahipti...
Vali Yardımcısı İhsan Ayrancı 2024 yılının son ayında ilimizde göreve başlamıştı.
Kendisinden iki yıl önce ilimize Vali olarak atanmış olan Kübra Güran Yiğitbaşı ile yaklaşık iki yıl çalıştı.
Bu süreçte, Valimiz Kübra Güran Yiğitbaşı’nın ‘en çok itimat’ ettiği bürokratların en başında geldi.
Afyonkarahisar’ın en hassas ve özellikli müdürlükleri ile iş ve işlemleri Valimiz Yiğitbaşı tarafından İhsan Ayrancı’ya bağlanmış ve emanet edilmişti.
Birlikte çalıştıkları iki yıl boyunca ilimizin en mahrem konuları da dahil olmak üzere, her şeyden bilgi sahibi oldu ve bir çok konuda Valimiz Yiğitbaşı adına karar verebilecek kadar yetki sahibi olmuştu.
Valimiz Yiğitbaşı, İçişleri Bakan Yardımcısı olarak atanınca duyduğum kadarıyla yanında iki kişiyi götürmek istedi.
İlki İhsan Ayrancı.
Özel Kalem veya İçişleri Bakanlığında birlikte çalışacakları başka bir görev.
Ayrancı bunun yerine, Vali olması için destek istemiş Devlet Anamızdan.
Sanıyorum bununla ilgili bir süre önce bir gelişme olmuş ki...
Amasya’daki cenaze töreninde konuşan amcası, ‘15 güne kadar Vali olacağını söyledi aslanım’ diyerek konuşmasında bu konuya değindi.
Yakında çıkacak olan kararnamede Vali olarak mı, yoksa başka bir görev ile mi ilimizden ayrılacaktı bilemiyorum ama, Afyonkarahisar’dan başka bir yere tayininin çıkacağına dair net bilgiler almıştım.
Neden Afyonkarahisar’dan tayinle başka bir yere kesin olarak gideceğine dair gerekçeyi de sonraki yazıda aktarırız.
*
Güvene layık olabildi mi?
Şimdiki Valimiz Dr. Naci Aktaş ilimizde göreve başladıktan kısa bir süre sonra Özel İdare Genel Sekreterini görevden aldı.
Özellikle AK Partili Milletvekillerimiz görevden alınan Genel Sekretere en baştan itibaren karşı idiler.
Önceki Valimiz Kübra Güran Yiğitbaşı’nın buradaki görevi zamanında, Özel İdare Genel Sekreteri ile ilgili serzenişlerde, ‘Ben burada görevde iken kimse O’na dokunamaz’ şeklinde kendisine sahip çıktığına dair bazı duyumlar alınıyordu.
Devlet Anamızda gerçekten, Özel İdare Genel Sekreterine sahip çıkıyordu.
Valimiz, İçişleri Bakan Yardımcısı olduktan sonra yerine gelen Valimiz Aktaş bir süre bekledi ve o Genel Sekreteri görevden aldı.
Yerine siyasilerin önerileri olmuştur elbette.
Ama kimsenin isteğine bu konuda prim vermedi.
Devletin Valisi olarak hiç bir siyasiye diyet borcu olabilecek bir kişi olmasını istememiş olsa gerek, kendi yardımcısı olan İhsan Ayrancı’yı bu göreve atadı.
İhsan Ayrancı Vali Yardımcısı olmasının verdiği bürokratik gücün yanı sıra bir de İl Özel İdarenin Validen sonraki en etkin ve yetkin kişisi olarak bir güce daha erişmiş oluyordu.
Öyle ki...
Milletvekillerimiz bile Özel İdarenin görev ve yetkisinde olan işler ilgili olarak İhsan Ayrancı ile istişare eder hale gelmişlerdi.
Milletvekilleri ve diğer bürokrat ile siyasilerin Özel İdare Genel Sekreteri olması nedeniyle daha da yakın olmaya başladıkları İhsan Ayrancı’nın da elbette bu durumdan dolayı mutlu ve gurur dolu olduğu da görülüyordu.
İhsan Ayrancı yukarıda kısaca bahsettiğim gelişmeler nedeniyle, ayrıca İçişleri Bakan Yardımcımız Kübra Güran Yiğitbaşı ile olan diyaloğunun da hiç kesilmeden daha da artmış olmasının da etkisiyle, kendisini Afyonkarahisar’da Valimiz Dr. Naci Aktaş’tan sonra gelen ilin ikinci kişisi olarak görmeye başladığı hissediliyordu.
Neden bu kadar ayrıntılı olarak anlatmaya başladım...
Hemen hemen hiç bir Vali Yardımcısına nasip olmayacak yetki ve imkanlar hem önceki Valimiz Yiğitbaşı, hem de şimdiki Valimiz Aktaş tarafından kendisine bahşedilmişti.
Peki...
O kendisine verilen bu yetki ve imkanlar ile duyulan güvene layık olabildi mi?
Koca bir HAYIR.
Bu benim şahsi düşüncem elbette.
İyi yanları olabilir, iyi insanda olabilir, iyi bürokratta olabilir.
Ama...
Tek bir hata her şeyi yerle bir etmeye yetebilir.
İşte İhsan Ayrancı’nın o hatası, Afyonkarahisar’a gelmeden önce dört ayrı yerdeki Kaymakamlığı ve bir yerdeki Vali Yardımcılığı görevleri ve buradaki döneminde yapmış olduğu tüm iyi ve güzel işlere gölge düşürmeye yetti de arttı bile.
Kırk doğru adımla çıkılan merdivenden bir yanlış adımla düşüldüğü gibi...
İşte o yüzden basılan yere de, çıkılan yere de, alınan değere de, verilen değere de dikkat etmek gerekli.
*
Hayatından bazı notlar...
İhsan Ayrancı’yı ölüme götüren noktaya gelmeden önce...
O’nun biraz aile hayatına değinelim.
Evli ve iki çocuklu idi.
Eşi hanımefendi bir kişi.
İl Müftülüğünün personeli.
Küçük yaştaki çocuklarımıza Kuran-ı Kerim öğreten bir hocahanım.
İl Merkezinde bir Bilgi Evinde görevli.
İki kızı var.
Kızının büyük olanı Ankara’da hukuk eğitimi görmekte.
Kızlarından birisi bir süre babasıyla, diğeri de annesiyle yaşadılar.
İhsan Ayrancı iyi bir baba.
Burada bir süre birlikte yaşadıkları kızı için her gün evinde ona yemek yaptı.
Fast food türü yemekler yemesini istemiyordu kızının.
Diğer kızı hastalanmıştı Ankara’da.
Gitti Ankara’ya kızıyla kendisi ilgilendi.
O’nunla birlikte doktora giderken sosyal medyasından bir fotoğraf paylaşmışlar, baba-kız birlikte. Yanlarında başka kimse yok.
Bir arkadaşları anlatmıştı.
İhsan Ayrancı’nın vazgeçilmezleriydi kızları.
Onlar için canını verecek kadar üzerlerine titrediğini anlattı aynı arkadaşları.
Tabii ki her baba, evlatları için canını bile verir.
Her fedakarlığı yapar.
İşte İhsan Ayrancı’da fedakar bir babaydı.
Büyük kızı...
Üniversite sınavı öncesi veya sonrasında daha sonuçlar açıklanmamış sanırım.
Bunalmış epeyce.
Baba yüreği dayanamamış.
İzin almış ve gitmiş kızının yanına.
Doğruca baba kız yurt dışına bir kaç günlüğüne hava değişimine.
Almanya’da kendisinin eğitim gördüğü enstitüyü göstermiş kızına.
Döndüklerinde, en ufak bir endişesi kalmamış kızının okul ve eğitimi ile ilgili.
Eşinden daha önce ayrılmış İhsan Ayrancı.
Sonra...
Tekrar evlenmişler.
Nikahları Afyonkarahisar Müftümüz kıymış.
Aile yaşantıları bir süre daha devam etmiş.
Sonra...
Yine sıkıntılar olmuş.
Eşi ile kavga etmiş.
Son iki haftadır İhsan Ayrancı evine gitmiyormuş.
Bu süreçte çoğunlukla, Valilik Makamı ve Özel İdareye tahsisli olan Gecek Termaldeki ‘Kütük ev’ olarak adlandırılmış olan villada kalmaktaymış.
Bu arada...
Valiliğin Afdora sitesindeki bir mülkünde İhsan Ayrancı tarafından lojman şeklinde kullanıldığını da belirtelim.
Bu lojmana Ramazan Bayramı sonrasında eşi ve çocukları gelmişler ve o tarihten itibaren de birlikte yaşıyorlardı.
Ama o birlikte yaşamdan önce, İhsan Ayrancı o evde çoğunlukla yalnız yaşıyordu ve o eve gelen gidenlerin kimler olduğu ayrı bir yazı konusu.
*
Takıldığı arkadaşları...
Perşembe gecesine gelmeden önce...
Bazı bilgileri de paylaşmakta yarar var.
İhsan Ayrancı son zamanlarda Afyonkarahisar’da tanınan bazı kişiler ile birlikte çoğunlukla görülmeye başlanmıştı.
Bunlardan birisi içkili bir mekanın sahibi, diğeri oto galericisi, öteki de saygın bir Avukat.
İhsan Ayrancı, avukat olan arkadaşının genellikle bahçesinde bir araya gelir ve orada nezih sohbetler yapılır, yemek yenirdi.
Diğer iki arkadaşıyla ilgili olarak...
Afyonkarahisar Emniyet Müdürlüğü ekipleri önemli operasyonlar yapmışlar, bazı suç unsurları bulunmuş ve haklarında adli takibata geçilmişti.
Vali Yardımcıları arasındaki görevlendirmelere göre Emniyet ve Jandarmadan sorumlu olan İhsan Ayrancı, Emniyetin bu operasyonlarına rağmen nedense bu kişilerle irtibatını kesmemiş, bilakis onlarla daha da sık görülmeye başlamıştı.
*
Borsa işleri...
Gerçekten de bazı hususlar göz önüne alındığında, İhsan Ayrancı çocukları için iyi bir babaydı.
Büyük kızının Üniversite sınav sonucu belli oluncaya kadar çok istediği otomobili almayı ertelemişti.
Kızının okul kaydını yaptırdıktan bir süre sonra, yani bundan kısa bir zaman önce o hayalindeki otomobili almıştı.
İhsan Ayrancı borsayı da takip ediyordu.
Borsada hisse senedi alım satımları yaptığı biliniyordu.
Bunun rakamlarını elbette ailesi banka hesaplarından öğrenir ama, bir aralar çok yüksek bedeller kaybettiği fakat son zamanlarda borsa konusunda yüzünün güldüğü ve önemli kazançlar elde ettiği de kendisini yakinen tanıyan bir kişi tarafından söylenmişti.
*
Türk Bayrağının örtülmesi...
Perşembe günü o vahim olay gerçekleştikten sonra...
Afyonkarahisar Valiliği önünde resmi bir tören düzenlendi.
Hem sosyal medyada, hem de bazı yerlerde İhsan Ayrancı’nın tabutunun üzerine konulan Türk Bayrağımız ile ilgili olarak Valimiz Dr. Naci Aktaş ve kamu görevlileri hakkında ileri geri yorumlar yapıldı.
Valimiz Dr. Naci Aktaş bu konuda yanlış yapmamıştır.
Çünkü kimlerin tabutunun üzerine Türk Bayrağımızın örtüleceği ile ilgili bir Kanun ve tüzük vardır.
2893 sayılı Türk Bayrağı Kanunu ve Türk Bayrağı Tüzüğü’nün 21. Maddesine göre cenaze törenlerinde tabutuna Türk Bayrağı örtülebilecek kişiler yasal olarak sınırlandırılmış bulunmaktadır.
Buna göre...
Makam odalarında Bayrak bulunan kamu görevlileri (Valiler, Kaymakamlar, Bakanlar vb.) ile bu görevleri daha önceden yapmış olanlar denilmektedir.
Yani İhsan Ayrancı’nın tabutuna, daha önceden kaymakamlık yapmış olmasından dolayı Türk Bayrağımızın örtülmesinde en ufak bir yanlışlık ve kanuna aykırılık yoktur.
Valimiz Dr. Naci Aktaş doğru olanı yapmıştır.
*
O gece yaşananlar...
Gelelim Perşembe akşamına...
Üç gündür aldığım bilgiler, bir kaç kez değişik noktalardan ettiğim teyitler neticesinde o gece ve öncesini şu şekilde özetleyebilirim...
İhsan Ayrancı yaklaşık iki haftadır evine gitmiyordu.
Bu olaydan bir kaç gün önce eşi kendisini cep telefonundan aramış.
Muhtemelen çocukları ile ilgili bir hususta konuşmuşlar.
İhsan Ayrancı telefonu kapattığını sanmış ve yaklaşık 20 saniye kadar eşi odadaki konuşmaları dinlemiş.
Telefonun açık kaldığını fark eden İhsan Ayrancı, o anda yanında bulunan kadına hemen çık git sen, şimdi gelir buraları arar demesinin ardından o odada bulunan kadın hızlıca ayrılır gider.
İhsan Ayrancı’nın dediği gibi olur.
Eşi hoca hanım gelir Gecek’teki o eve ve villanın her yerini arar.
Sonra kısa bir sözlü tartışma yaşarlar ve eşi evine geri gider.
Perşembe akşamı...
İhsan Ayrancı önce resmi bir araçla Devlet Memuru olan sevgilisini Gecek’teki o villaya gönderir.
Sonra Özel İdareye ait olan kendisinin kullandığı araç ile Valiliğe ve Özel İdareye tahsisli olan o villaya girer.
Bir anlatıma göre kendisini eşi olan hoca hanım takip etmektedir.
Bir başka anlatıma göre de İhsan Ayrancı’nın kullandığı o otomobile hoca hanım tarafından bir takip cihazı takılmış, yeri de o şekilde belirlenmiş olabilir.
Bir şekilde hoca hanım eşinin olduğu Gecek Termale geliyor.
Sonrasıyla ilgili de iki ayrı anlatım var kaynaklarımca bu konuda.
Farklı noktalardan teyit ettiğim olayın oluş şeklini aktarıyorum.
Yetkililerinde olayın bu şekilde olduğuna dair kanaate ulaştıkları belirtilmekte.
İhsan Ayrancı ile sevgilisi olan kadın o villanın içinde bulundukları sırada İhsan Ayrancı’nın eşi hoca hanım villanın kapısına gelir.
Kapı kilitli değildir veya hoca hanım bir şekilde o kapıyı açar-açtırır, villaya girer.
İkinci kata çıkmadan önce... Alt katta masada içki şişeleri ve bazı yiyeceklerin olduğu tabaklar vardır.
Evde iki kişinin olduğunu anlar.
Yukarıya çıktığında oradaki yatak odasında eşini ve sevgilisini uygunsuz halde görür.
Bağırıp çağırmaya başlar.
O sırada kadın yüzünü gizler ve arkasını dönerek hızlıca giyinmeye başlar.
İhsan Ayrancı üzerine bir şeyler geçirir ve eşi hoca hanımı kucakladığı gibi aşağı kata indirir.
Aşağı katta iken yukarıdaki sevgilisine ‘Sen git, bekleme kaç, görülme’ diye seslenir.
İhsan Ayrancı’nın eşi hoca hanım ise gücünün yettiğince bağırmaya başlar;
‘Polis, güvenlik. Kadın kaçıyor yakalayın o rezili’ diyerek ortalığı ayağa kaldırır.
Eşini sesini kes, bağırma diye bir kaç kez yüksekçe bir sesle susturmaya çalışır ve sonrasında yukarıdaki sevgilisinin de çıktığını anladıktan sonra doğruca kapıdaki aracına yönelir İhsan Ayrancı.
İhsan Ayrancı’nın eşi hoca hanım bu kez araca doğru yürür ve, ‘Sana kaç kez benden boşan artık, dayanamıyorum. Bu kaçıncı. Mut’tan sonra söz vermiştin. Dayanamıyorum artık bunlara, yeter artık. Sen ... beni kaçıncı defa aldattın. Utanmıyor musun beni düşürdüğün bu durumdan’ şeklinde bağırmaya devam eder.
İhsan Ayrancı, eşinin sesini kesmesini aksi takdirde intihar edeceğini söyler kafasına dayadığı silahı göstererek.
Bir kaç kez bu söylemlerini tekrarlar İhsan Ayrancı.
İşte o sırada silah ateş alır ve İhsan Ayrancı orada kafatasına giren kurşunla ağır yaralanır.
Gecek Termal Güvenlik Görevlileri ve oradaki sakinler çoktan Emniyet ve Sağlık ekiplerine haber vermişlerdir.
Polis ve sağlık ekipleriyle birlikte bir kaç dakika sonra Afyonkarahisar Valiliğinden bazı kişilerde oraya gelirler.
*
Aktaş ailesi hoca hanımı yalnız bırakmadı...
İhsan Ayrancı’nın eşi hoca hanım Valimiz Dr. Naci Aktaş’ın konutuna götürülür.
Orada Valimizin eşi hanımefendi ile birlikte otururlar.
Konuta sağlık görevlileri çağrılır.
Sinir krizleri geçiren hoca hanıma sakinleştirici verilir ve bir süre uyuması sağlanır.
Valimiz Dr. Naci Aktaş’ta doğruca İhsan Ayrancı’nın kaldırıldığı AFSÜ Hastanesine gider.
Orada acı haberi alır.
Gece yarısını geçtikten sonra Valimiz konutuna döner.
Orada eşi hanımefendi, müteveffa İhsan Ayrancı’nın yanındadır.
Olayı kendi ağzından anlatır hoca hanım, Valimize.
Afyonkarahisar İl Emniyet Müdürlüğü olay yeri inceleme ekipleri hem Gecek Termalde olayın olduğu yer ve villanın içinde, hem bir başka yerde bazı incelemelerde bulunurlar.
Emniyet Ekipleri, Müteveffa İhsan Ayrancı’nın el svabını ve eşi hoca hanımında el svaplarını aldılar.
Silahı İhsan Ayrancı’nın kullandığı kesin olarak tespit edildi.
Her ihtimale karşın eşi hanımefendinin ellerinden alınan svaplarda temiz çıktı.
El svabı bilindiği gibi bir kişinin ateşli silahı kullanıp kullanmadığını anlamak amacıyla ellerinde barut artığı ve metal kalıntıları olup olmadığını tespit etmek için yapılan kimyasal bir delil toplama işlemi.
*
İlk nerede görüldüler?
Vali Yardımcısı ve İl Özel İdaresi Genel Sekreterlik görevinde bulunan İhsan Ayrancı ile sevgilisi olduğu belirtilen Devlet Memuru kadın ile ilgili bazı bilgilere ulaştı haber merkezindeki istihbarat servisimiz.
İhsan Ayrancı ile sevgilisinin ilk önce birlikte görüldükleri yer Motofest haftasındaki konser geceleri.
Sonrasında birlikte Antalya’ya gitmişler.
Ve...
Öğrenildiği kadarıyla İhsan Ayrancı’nın bir kaç kişi ile daha birlikteliğinden söz edilmekte.
İsimler bile verilmekte.
Hepsinin de Devlet Memuru oldukları yönünde ciddi iddialar var.
Yapılmakta olan adli ve idari soruşturma sırasında, bu bilgilere ihtiyaç olduğu takdirde arkadaşlarımız bu bilgileri sadece Valimiz Dr. Naci Aktaş’a bizzat ileteceklerdir.
İhsan Ayrancı’nın bu hallerini bilen bazı mesai arkadaşlarının olduğu da ifade edilmekte.
Bir başka iddia da...
Şu son fon olayı ve borsa işlemleri ile ilgili olarak...
Eğer İhsan Ayrancı’nın kullandığı bilgisayarlar, cep telefonları ve banka hesapları yeterince incelendiğinde her hangi bir anlatıma gerek kalmadan devletimizin ilgililerince pek çok konunun aydınlığa kavuşacağı belirtiliyor.
Gelelim bugünkü yazıda son bir nota...
İhsan Ayrancı’nın o gece Gecek Termalde birlikte olduğu Devlet Memuru kadın ile ilgili olarak Ankara’da en üst düzeyde bilgi sahibi olunulduğu, kısa bir süre içerisinde bazı adımların atılacağı da öğrenildi.
O kişinin ve İhsan Ayrancı’nın devlet işleri nedeniyle kesişen olayların veya konuların neler olduğuna, son zamanlarda attıkları imzalara kadar her hususta ciddi bir incelemenin yapılacağı da belirtiliyor.
Devletimizin kendisini temsil edenlere karşı çok titiz olduğunun bilincindeyiz.
Bu yazıyı yazarken çok düşündüm.
Öncesinde de düşündüm.
Ama yazmam gerektiğine karar verdim.
Yazdım ama, hassas davranmaya çalıştım.
Müteveffanın ailesini ve özellikle de çocuklarını düşünerek hassas davranarak tiksindirecek pek çok ayrıntıya girmeden aktardım.
Devletimizin elinde şu anda çok daha önemli verilerin olduğunu biliyorum.
Konu sadece bir üst düzey yöneticinin başka bir devlet memuru-memurları ile yasak ilişkisi değildir.
Konu devletimizin en üst düzeydeki bilgilerine haiz kişilerin yaşadıkları bu ilişki ve bu ilişkilerini toplumu, kamuoyunu hiçe sayarak pervasızca gözler önüne sermeleridir.
Başta Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan ve İçişleri Bakanımız ile Adalet Bakanımızın ve diğer ilgililerin böylesi rezalete kayıtsız kalmayacaklarına inanıyoruz.
Devletimizin en hassas yerlerinde görev yapanların, bu görevlere layık olmaları gereklidir.
O makamlar kimsenin zevkine, sefasına hizmet edemez.
*
Görevimiz...
Toplumdaki her olumsuzluğu dile getirdiğimiz gibi, bu konuyu da dile getirmeyi bir gazeteci olarak görevim olarak gördüğüm için aktardım.
Bu tür olaylarda, devlet adına gereğini yapma görevi verilmiş olanların, böylesi bir olayın içinde yer alması ve vahim bir sonucun meydana gelmiş olması, kamuoyunun gerçekleri bilmesi hakkını engelleyemez.
Birileri kızacaktır.
Belki de düşman bile olacaktır.
Görevimi yerine getirmenin huzuru, her türlü düşmanlığa karşı dik duruşumun temelidir.
*
*
*
Günün sözü
Arkadaşlar çok önemlidir...
Bülbüller güle, kargalar leşe götürür...
*
*
*




