Güncel

Devlet Bahçeli: MEB'in genelgesinin nesi yanlış? Ramazan etkinliklerini sonuna kadar destekliyorum

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, TBMM Grup Toplantısı’nda eğitim politikalarından dış politikaya, terörle mücadeleden bölgesel gerilimlere kadar birçok başlıkta dikkat çeken açıklamalarda bulundu.

Abone Ol

Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Genel Başkanı Devlet Bahçeli, partisinin Türkiye Büyük Millet Meclisindeki grup toplantısında gündeme ilişkin kapsamlı değerlendirmelerde bulundu. Bahçeli, Milli Eğitim Bakanlığının Ramazan ayı etkinlikleri genelgesine destek verirken, bölgesel gelişmeler, ABD-İran gerilimi, terörle mücadele süreci ve futboldaki bahis soruşturmasına dair önemli mesajlar verdi.

“RAMAZAN AYI BİZİ BİZ YAPAN DEĞERLERİN ŞAH DAMARIDIR”

Milliyetçi Hareket Partisi Genel Başkanı Devlet Bahçeli, Ramazan ayının Türk milletinin milli ve manevi hayatındaki yerinin önemine dikkat çekerek Milli Eğitim Bakanlığının yayımladığı genelgeye destek verdi. Bahçeli açıklamasında, Ramazan ayının toplumsal değerlerin güçlendiği özel bir dönem olduğunu belirterek şu ifadeleri kullandı: “Ramazan ayı bizi biz yapan milli ve manevi değerlerin şah damarıdır. Bilhassa Ramazan ayının mübarek adabını, muazzam ahlakını, muazzez manasını yeni yetişen nesillere öğretmek hepimizin münhasır görevi olmalıdır. Milli Eğitim Bakanlığı 12 Şubat tarihinde; ‘Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli Kapsamında Ramazan Ayı Etkinlikleri’ konulu bir genelge yayımlamıştır. Yerinde ve kıvamında bir adımla doğrusunu yapmıştır. Takdir ve tebrik ediyoruz.” Bahçeli ayrıca son dönemde geniş kitlelere ulaşan bir ilahiye de değinerek, “Yine bugünlerde dağa taşa Allah dedirten, her yaş grubunda göz kamaştıran bir akıma dönüşen ‘Kabe’de Hacılar hu der Allah’ isimli ilahiyi ve bu ilahiyi seslendiren kardeşimizi de gönülden alkışlıyoruz” dedi. Açıklamasında Türk milli eğitiminin temel hedeflerine vurgu yapan Bahçeli, genelgede 1739 sayılı Milli Eğitim Temel Kanunu’na atıf yapıldığını hatırlattı.

EĞİTİM MODELİ VE RAMAZAN ETKİNLİKLERİNE DESTEK

Bahçeli konuşmasının devamında eğitim sisteminin yalnızca akademik başarıyla sınırlı olmadığını belirterek şu değerlendirmelerde bulundu: “Türk milletinin sağduyu ve vicdan sahibi hangi mensubu bu gerçekleri inkar veya ihmal edebilecektir? Genelgede yer alan bir diğer önemli ve altı çizilmesi gereken gerçek de şudur: 222 sayılı İlköğretim ve Eğitim Kanunu’nun 1’inci maddesi açıktır. Buna göre, ilköğretim; öğrencilerin bedeni, zihni ve ahlaki gelişimlerine hizmet eden temel bir eğitim sürecidir.” Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli’nin değer temelli yaklaşımına dikkat çeken Bahçeli, açıklamasını şu sözlerle sürdürdü: “Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli; insanı ruh ve beden bütünlüğü içinde ele alan, bilgiyi ahlaki sorumlulukla bütünleştiren bütüncül bir eğitim sistemine dayanmaktadır. Genelgede ifade edildiği üzere, bu modelin merkezinde; erdem, değer, eylem çerçevesi, değerlerin öğrencilerimiz tarafından benimsenerek günlük yaşamlarında davranışa dönüşmesi esastır. Hülasayı kelam; Ramazan ayı boyunca, öğrencilerimizin paylaşma bilincini geliştirmeye, ihtiyaç sahiplerine yardım etme konusunda farkındalık kazandırmaya, dayanışma duygularını güçlendirmeye yönelik eğitsel, sosyal etkinliklerin planlanarak uygulanmasının önemi anılan genelgede ifade bulmuş ve talimat mahiyetiyle de ilan edilmiştir. Bu genelgenin neresi yanlıştır? Elinizi vicdanınıza götürüp düşününüz, Türkiye’nin Talibanlaştığına dair en ufak bir emare, en küçük bir delil göreniniz var mıdır? Ramazan ayı etkinliklerine Talibanlaşma ve gericilik diye yaygara koparanlar hakiki manada yobaz değiller midir?”

“ALLAH’A İMAN ETMEK GERİCİLİKSE, BİZ DE BAL GİBİ GERİCİYİZ”

Bahçeli, laiklik bildirisine imza atanlara yönelik eleştirilerinde, “Diyorlar ki laikliği savunmak suç değildir. Diyorlar ki şeriatçı dayatmaları reddediyoruz. Diyorlar ki karanlığa teslim olmayacağız. Alayınız karanlıksınız, alayınız karanlıktasınız haberiniz yok. Milli Eğitim Bakanlığının az evvel ifade ettiğim genelgesinden dolayı, Türkiye’de gerici-şeriatçı bir kuşatma varmış. Allah’a iman etmek gericilikse, biz de bal gibi, buz gibi gericiyiz. Çocuklarımıza Ramazan ayının muteber ahlak ve manasını aktarmak gericilik olarak değerlendiriliyorsa biz de buna sonuna kadar ortağız.”

“RAMAZAN AYIMIZI SULANDIRMAYA KALKIŞMAYIN”

Milli Eğitim Bakanlığının genelgesini desteklediğini yineleyen Bahçeli, “Müslüman Türk milletinin hassasiyetleriyle oynamayın. Ramazan ayımızı sulandırmaya, sorgulamaya, karalamaya sakın ha kalkışmayın. Haddinizi bilin, hududunuzu bilin, ayranımızı kabartmayın, tepemizin tasını attırmayın” ifadelerini kullandı.

“SIRAYI SİYASİ VE HUKUKİ DÜZENLEMELER ALMIŞTIR”

TBMM’de kurulan Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu’nun çalışmalarına değinen Bahçeli, raporun geniş mutabakatla kabul edildiğini belirterek, “Demokratik, katılımcı ve kapsayıcı bir anlayış ölçeğinde kurulan Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu üstlendiği tarihi rolle tabuları yıkmış, ezberleri bozmuştur. Hiç kimse yapılan çalışmaları hafife almamalıdır. Hiç kimse milli birlik ve kardeşliğimizi, barış ve huzur ortamıyla pekiştirme amacını perdelemeye kalkışmamalıdır. Devir Türk ve Türkiye Yüzyılı devridir. Yeni yüzyılda terörsüz ve tereddütsüz Türkiye’yi ihya etmek vatan ve millet sevgisinde buluşan herkesin müşterek gayesi olmalıdır. Sırayı siyasi ve hukuki düzenlemeler almıştır. Kaldı ki bundan sonra nelerin yapılacağı anlaşılır ve açıklayıcı bir üslup hüneriyle raporda takdim ve tespit edilmiştir” dedi.

“ABD’NİN OLAĞANÜSTÜ ASKERİ YIĞINAĞI TEHLİKENİN CESAMETİ HAKKINDA AZ ÇOK FİKİR VERMEKTEDİR”

Bölgede artan gerilime dikkat çeken Bahçeli, ABD-İran gerilimine ilişkin yaptığı değerlendirmelerde, “ABD’nin İran’a saldıracağı tarih hususunda deyim yerindeyse bahisler oynanmaktadır. Bölgemiz tarihi bir sınamadan geçmektedir. ABD’nin olağanüstü askeri yığınağı tehlikenin cesameti hakkında az çok fikir vermektedir. Daha vurucu yeni nesil savaş senaryosu bölgesel dinamikleri, küresel ekonomi ve siyaset dengelerini olumsuz yönde ve her zaviyeden etkileyecektir. Tehdit yakın ve sıcaktır. ABD’nin İran’a saldırması coğrafyaların ayarını hepten bozacak, tahminlerin ötesinde yaygın bir savaşlar döneminin kapısını kıra kıra açacaktır.”

“SİYONİST LOBİNİN DOLDURUŞUNA GELEREK İRAN’A MEYDAN OKUMASI ANLAŞILIR GİBİ DEĞİLDİR”

İsrail yönetimine ilişkin değerlendirmelerde bulunan Bahçeli, “Gazze’nin yeniden imarı için Washington’da "Barış Kurulu" toplanıyorken, eşzamanlı şekilde İran’a karşı savaş hazırlığı toplantısı icra edilmiştir. İsrail yönetiminin ıslah ve terbiye edilmesi konusunda ön alması gereken Trump’ın, Siyonist lobinin dolduruşuna gelerek İran’a meydan okuması anlaşılır gibi değildir. ABD’nin İsrail büyükelçisinin teolojik ve ideolojik saplantıyla vaat edilmiş topraklar saçmalığını gündeme getirmesi; sınır aşan potansiyel hedeflerin gösterime sokulması, bölge devletlerinin egemenlik haklarının tartışmaya açılması, sonuçta Siyonist yayılmacılığın nasıl bir tehdit oluşturduğunun da deşifresidir” dedi.

“PKK’NIN KURUCU ÖNDERİNİN ÇAĞRISI KCK’YI DA BAĞLAMAKTADIR”

İç siyasette birlik çağrısı yapan Bahçeli, terörle mücadele sürecine ilişkin açıklamalarda, “Terörsüz Türkiye hedefinin icrasında 27 Şubat 2025 tarihli açıklamasıyla PKK’nın kurucu önderinin büyük bir dahli ve payı vardır. Bu çağrı aynı şekilde KCK’yı da bağlamaktadır. Örgütün üst yapılanmasının feshi ise derhal sağlanmalıdır. Madem 27 Şubat çağrısı barışçıl arayışları destekleyen ve teşvik eden demokratik bir eşiktir; o halde bundan sonrasında planlanan hamlelerin, yapılacak düzenlemelerin gerçekleşmesi için PKK’nın kurucu önderliğinin statü sorunu nasıl ele alınacaktır? Eğer böylesi bir sorun varsa, ki bize göre vardır, bunun çözümü nasıl olacaktır? Terörsüz Türkiye’ye hizmet eden İmralı’nın statü açığı nasıl kapatılacaktır? Samimiyetle bu tartışmanın yapılarak makul, akla ve vicdana müzahir sonucuna kısa sürede ulaşılmalıdır. Diğer taraftan kayyum meselesi herhangi bir kaygı veya çekinceye kapılmadan demokrasi sınırları dahilinde tekrar değerlendirilmeli, iki Ahmet’in makamlarına oturması da sağlanmalıdır. Biz yeryüzüne Ankara’dan bakmak zorundayız. Başka başkentlerin veya merkezlerin tesirinde kalarak yapacağımız yorum ve yaklaşımları savunmak, düşürülmek istenen küresel tuzaklar için bir bahane oluşturacaktır. Ankara’nın ve Türkiye’nin güvenliği en yüksek hassasiyetimizdir” ifadelerini kullandı.

BAHİS SORUŞTURMASINA DESTEK

Bahçeli, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen ve kamuoyunda futbolda bahis ve şike soruşturması olarak bilinen sürece de değinerek, “Türk Futbol Federasyonu’nun başkanı çok sağlıklı bir adım atmıştır, cesurdur, delikanlıdır, yoluna devam etmelidir.”