İYİ Parti Genel Başkan Yardımcısı ve Afyonkarahisar Milletvekili Hakan Şeref Olgun ile İYİ Parti Ekonomi Politikalarından Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı ve Balıkesir Milletvekili Burak Dalgın, İYİ Parti Afyonkarahisar İl Başkanlığında basın mensuplarıyla bir araya geldi. Toplantıda konuşan Dalgın, Türkiye ekonomisindeki gelişmelerin yanı sıra hukuk-ekonomi ilişkisi, Afyonkarahisar’ın ekonomik potansiyeli ve uygulanmasını önerdiği politikalar hakkında değerlendirmelerde bulundu.

“AFYON TÜRKİYE İÇİN ÇOK ÖNEMLİ BİR VİLAYET”

Afyonkarahisar’ın tarihi öneminin yanı sıra ekonomik açıdan da önemli bir konumda bulunduğunu belirten Dalgın, kentin Türkiye’nin kuzey-güney ve doğu-batı ulaşım akslarının kesiştiği noktada yer aldığını söyledi. Dalgın, “En önemlisi İstiklal Savaşı’nın zafere kavuştuğumuz yer. Ama aynı zamanda ekonomik açıdan da çok önemli. Çünkü Türkiye’nin iki tane büyük aksının kavuştuğu yer. Kuzey-Güney aksıyla Doğu-Batı aksının kavuştuğu bir kavşak noktası. Türkiye’nin en önemli kavşak noktalarından bir tanesi” dedi. Hukuk ve ekonominin birbirini tamamlayan iki temel alan olduğunu ifade eden Dalgın, “Doğru düzgün bir hukuk olmadan doğru düzgün bir ekonomi yapmak da pek mümkün değil” diye konuştu. Türkiye’de vatandaşların gündeminde de bu iki başlığın öne çıktığını belirten Dalgın, hukuk alanında geçmişte yaşanan olaylardan ders çıkarılarak geleceğe yönelik adımlar atılması gerektiğini söyledi.

Genel (4)-1

“MAZOTUN YÜZ LİRA OLMASI İBRETLİK”

Türkiye ekonomisindeki tabloya ilişkin değerlendirmesinde akaryakıt fiyatlarına dikkat çeken Dalgın, mazotun 100 liraya ulaşmasını eleştirdi. Dalgın, “Ekonomi açısından maalesef bugüne dair acı bir olayla karşı karşıyayız. O da ne? Mazotun yüz lira olması. Yani ‘Türkiye Yüzyılı’ diye çıkılan yolda biz yanlış anlamışız bu yüz yılı. Mazotun yüz lira olmasıyla böyle bir tabloyla karşı karşıyayız” ifadelerini kullandı. Akaryakıt fiyatlarının birçok ürünün maliyetini doğrudan etkilediğini belirten Dalgın, “Mazot fiyatı dediğimiz şey aynı zamanda pazardaki limonun da fiyatı demek. Kırtasiyedeki kalemin de fiyatı demek. Süpermarketteki etin de fiyatı demek” diye konuştu. Dalgın, mazot fiyatının geçmiş yıllara kıyasla kısa sürede önemli ölçüde yükseldiğini belirterek yaşanan tabloyu ekonomik açıdan “ibretlik” olarak nitelendirdi.

“TÜRKİYE’NİN KRİZİ BİR V DEĞİL, BİR L”

Milletvekili Olgun’dan devlet hastanesi tepkisi: “Ben onu söyleyince hopluyorlar”
Milletvekili Olgun’dan devlet hastanesi tepkisi: “Ben onu söyleyince hopluyorlar”
İçeriği Görüntüle

Türkiye’nin geçmişte yaşadığı ekonomik krizlerden farklı bir süreçten geçtiğini savunan Dalgın, ekonomik sorunların uzun süredir devam ettiğini ifade etti. Dalgın, “Türkiye’nin bir krizi vardır. Tipik bir krizi vardır. Nedir bu? V şeklindedir. Türk krizi budur. Hatta toparlar. Bir, bilemedin bir buçuk senede işler yoluna girer ve devam eder. Biz şimdi bir V falan yaşamıyoruz. Biz altı ila sekiz senedir krizdeyiz” dedi. Dalgın, Türkiye’de ekonomik baskının toplumun geniş kesimlerine yayıldığını öne sürerek emekli, genç, esnaf, KOBİ, sanayici ve çiftçilerin ekonomik sorunlar yaşadığını söyledi. Krizin “V” yerine “L” ve “K” şeklinde ilerlediğini savunan Dalgın, toplumun bazı kesimlerinin gelir ve servetinin artarken geniş kesimlerin ekonomik baskı altında kaldığını ifade etti.

Genel (2)-1

“BENİM İÇİMİ ACITAN İLK ŞU: MAHCUBİYET YOK”

Ekonomi yönetimine yönelik eleştirilerini dile getiren Dalgın, vatandaşların yaşadığı ekonomik sıkıntılar karşısında daha fazla empati gösterilmesi gerektiğini belirtti. Dalgın, “Ama derseniz ki, ‘Senin içini en çok ne acıtıyor?’ Benim içimi acıtan ilk şu: Mahcubiyet yok arkadaşlar, mahcubiyet” ifadelerini kullandı. Ekonomi politikalarına ilişkin değerlendirmesinde Dalgın, “Yüksek faizi topla. Tersine Robin Hood programı diyorum ben buna. Hani şu meşhur Robin Hood, zenginden alıp fakire dağıtırmış. Bu arkadaşlar orta direkten, vatandaştan topluyor. Zenginlere, genelde de yurt dışındaki finans odaklarına parayı dağıtıyor” şeklinde konuştu. Dalgın, ekonomi politikalarında vatandaşın yaşadığı sorunların daha fazla dikkate alınması gerektiğini savundu.

“BOLLUK VE BEREKET EKONOMİSİ”

İYİ Parti’nin ekonomi programına ilişkin değerlendirmelerde bulunan Dalgın, faiz, döviz ve finansal göstergelerin önemli olduğunu ancak ekonominin yalnızca bu göstergelerden ibaret olmadığını söyledi. Dalgın, “Türkiye’de tabii ki faizlerin aşağı inmesi lazım. Ama güveni tesis ederek inmesi lazım. Ve milletin rızasıyla inmesi lazım” dedi. Ekonomik programlarının üretim ve istihdam odaklı olduğunu belirten Dalgın, “O yüzden bizim programımızın, ekonomik programımızın adı ‘Bolluk ve Bereket Ekonomisi’. Daha fazla üretimin önünü açan, arzı artıran, çiftçinin daha fazla üretmesiyle fiyatların aşağı indiği, fabrikaların daha fazla çalışmasıyla istihdamın arttığı bir program” ifadelerini kullandı. Dalgın, üretimin artırılması için organize sanayi bölgeleri, ulaşım altyapısı ve internet erişiminin geliştirilmesi gerektiğini söyledi.

G E N E L

“AFYON’DA MUAZZAM BİR POTANSİYEL VAR”

Afyonkarahisar’ın ekonomik potansiyeline dikkat çeken Dalgın, kentin ulaşım konumunun daha etkin kullanılabileceğini belirtti. Dalgın, “Ama bakıyorum ben, Sayın Vekilimizle dün de konuştuk, bu sabah da birazcık konuşuyorduk Afyon’dan. Şu Afyon’da muazzam bir potansiyel var. O kavşak noktasını söyledik; Doğu, Batı, Kuzey, Güney akslarının ortası” dedi. Kentte lojistik ihtisas bölgesi kurulması gerektiğini savunan Dalgın, “Mesela burada muazzam bir lojistik ihtisas sanayi, lojistik ihtisas bölgesinin kurulması lazım. Türkiye’nin tarımla ilgili pek çok lojistiğinin merkezi olması lazım. Bütün ulaşım hatlarını buraya yığmanız lazım” ifadelerini kullandı. Dalgın, bu yapılanmanın gıda enflasyonunun düşürülmesine ve ihracatın artırılmasına katkı sağlayacağını öne sürdü.

“2026 YILINDA BUNLAR ÖVÜNÜLECEK ŞEYLER DEĞİL”

Afyonkarahisar’daki sağlık yatırımlarına ilişkin de değerlendirmelerde bulunan Dalgın, kamu hizmetlerinin temel görevler kapsamında değerlendirilmesi gerektiğini söyledi. Dalgın, “Yani rahmetli Süleyman Demirel’in başbakanlığında, o Afyon Lisesi mezunu, rahmetle analım. Yani 1965’te falan sağlık ocağı açmak önemli bir şey olabilir de 2026 yılında bunlar övünülecek şeyler değil. Bu zaten senin işin yani” ifadelerini kullandı. Teknoloji alanındaki gelişmelere de değinen Dalgın, yapay zekâ ve veri merkezlerinin önemine dikkat çekti. Afyonkarahisar’ın lojistik konumunun teknoloji yatırımlarıyla birlikte değerlendirilebileceğini belirten Dalgın, lojistik ihtisas bölgesinin yanında kurulabilecek bir veri merkezinin kentin teknoloji altyapısına katkı sağlayabileceğini savundu.

D A L G I N

“İLK 48 SAATTE YAPACAKLARIMIZI SIRALAYAYIM”

Ekonomi politikalarının yanı sıra göreve gelmeleri halinde uygulanacağını söylediği somut adımları da anlatan Dalgın, muhalefetin yalnızca eleştiriyle yetinmemesi gerektiğini belirtti. Dalgın, “Şimdi muhalefet genelde eleştirir. ‘Şu iyi değil, bu iyi değil’ falan der. ‘Ne yapacaksınız?’ dendiğinde de işte ‘Fiyatları düşüreceğiz, eğitimi iyileştireceğiz, hukuku yükselteceğiz’ diye böyle bir tablo. Nasıl yapacaksın kardeşim, değil mi? Esas olarak nasıl yapacaksın?” dedi. İlk 48 saatte atılacağını belirttiği adımları da sıralayan Dalgın, esnaf için vergi ve SGK yapılandırması, KOBİ ve sanayicilerin KDV alacaklarının ödenmesi, emeklilere yönelik düzenlemeler ve çiftçilere destek verilmesi gibi başlıkları gündeme getirdi. Dalgın, bu adımların üretim ve istihdamı destekleyecek şekilde uygulanması gerektiğini söyledi.

“ESNAFLARA DOĞRU DÜZGÜN BİR KDV VE VERGİ VE SGK YAPILANDIRMASI GETİRECEĞİZ”

Esnafın mevcut borç yapılandırmalarında daha uygun koşullara ihtiyaç duyduğunu belirten Dalgın, “Bir, esnaflara doğru düzgün bir KDV ve vergi ve SGK yapılandırması getireceğiz. Mevcut yapılandırma çalışmıyor. Faiz çok yüksek. Taksitleri uygun değil. Taksitlerde nefes alabileceği düşük faizli yapılandırmaya geçeceğiz” ifadelerini kullandı. KOBİ ve sanayicilerin devletten olan KDV alacaklarının da ödenmesi gerektiğini savunan Dalgın, “Devletin KDV borcunu hemen ödeyeceğiz” dedi. Bu ödemelerin yatırım ve istihdam şartına bağlanabileceğini belirten Dalgın, işletmelerin elde edeceği kaynağı büyüme ve istihdam için kullanmasını amaçladıklarını söyledi.

Genel (3)-1

“ÜÇÜNCÜ BÜYÜK MESELEMİZ EMEKLİLERİMİZ”

Emeklilerin ekonomik durumuna ilişkin değerlendirmelerde bulunan Dalgın, gelirlerin enflasyon karşısında korunması gerektiğini belirtti. Dalgın, enflasyon hedefleri ile gerçekleşen oranlar arasındaki farkın emeklilerin gelirlerine de yansıtılması gerektiğini savundu. Dalgın, “Demek ki sen kendi enflasyon hedefinle böyle şaşıyorsan, 16 dediğin hedefi sene sonunda 28 yapacağım diyorsan, emekliye yüzde 12 zam da vereceksin. İnsanların ücretleri erimeyecek” dedi. Emeklilerin elde edeceği gelirin büyük bölümünün piyasaya geri döneceğini belirten Dalgın, bu durumun ekonomik hareketliliğe de katkı sağlayacağını ifade etti.

“ÇİFTÇİNİN BORCU YOK, DEVLETİN ÇİFTÇİYE BORCU VAR”

Tarım politikalarına ilişkin değerlendirmelerde bulunan Dalgın, çiftçilere yönelik desteklerin artırılması gerektiğini söyledi. Dalgın, “Çiftçinin borcu yok. Devletin çiftçiye borcu var. Tarım Kanunu’na göre devletin milli gelirin yüzde birini çiftçiye destek olarak vermek gibi bir yükümlülüğü var” ifadelerini kullandı. Desteklerin üretime bağlı olarak verilmesi gerektiğini belirten Dalgın, “Arkadaş, sen daha fazla ekmek istiyorsan, daha fazla üretmek istiyorsan biz sana kanuni hakkını ödeyeceğiz” dedi. Dalgın, tarımsal desteklerin artırılmasının üretimi ve gıda arzını artırarak fiyatların düşmesine katkı sağlayacağını savundu.

“TÜRKİYE’NİN BİR KAYNAK SORUNU YOK”

Ekonomik programlarının temelinde orta gelir grubunun bulunduğunu belirten Dalgın, gelir vergisi oranlarının düşürülmesi gerektiğini söyledi. Vatandaşın elinde daha fazla kaynak kalmasının tüketim ve ekonomik hareketlilik açısından önemli olduğunu belirten Dalgın, orta gelir grubunun konut ve otomobil sahibi olabilmesinin yeniden mümkün hale getirilmesi gerektiğini ifade etti. Türkiye’nin kaynak açısından yetersiz olmadığını, asıl sorunun kaynakların kullanımında bulunduğunu savunan Dalgın, “Şimdi bunların hepsi yapılabilir. Türkiye’de bir kaynak sorunu yok. Türkiye’nin bir kaynak kullanım sorunu var” dedi. Dalgın, kamu kaynaklarının daha verimli kullanılması için israfın azaltılması, kamu ihalelerinin yeniden düzenlenmesi, vergi sisteminin sadeleştirilmesi ve kaynakların öncelikli alanlara aktarılması gerektiğini söyledi.

Kaynak: FEYZA ÖZAY TOPUZ / GÖKHAN KOCAASLAN