Gazeteciler olarak hep projektörümüzü siyasilere, bürokrasiye ve toplumun her kesimine tutuyoruz.
Elimizden geldikçe toplumumuzdaki sıkıntıları giderebilmek için tüm gazeteci meslektaşlarımız gibi bizim yayın grubundaki arkadaşlarımızda cansiperane çaba sarf etmekteler.
*
Gazeteciler aslında toplumda en vicdanlı-merhametli ve duyarlı insanlarıdır.
İster inanın, ister inanmayın...
Bir gazeteciye gidin derdinizi anlatın, sizin o derdinizin çözümü için elinden geleni yapar.
O sıkıntı giderildiğinde veya problem çözüldüğünde sizden daha mutlu olur gazeteci.
Bu çabasının karşılığında da sadece bir Allah razı olsun sözü yeter onun için.
*
Gazetecinin evi yoktur.
Varsa da ya TOKİ’den alabilmiştir.
Ya da anasından babasından kalanla, ailesinin desteği ile başını sokabilecek bir ev dam sahibi olabilmiştir.
Gazetecilerin hemen hiç birisi evlatlarının bu mesleği yapmasını istemez.
Çünkü...
Kendi çektiği çileleri, sıkıntıları ve kadir kıymet bilinmezliği evlatlarının çekmesini-yaşamasını istemez.
Yaşamını kıt kanaat geçirir gazeteciler.
Artırmış, yetirmiş değildirler.
*
Ben bu tespitlerimi, doğup büyüdüğüm ve Afyonkarahisarlı olmaktan onur – gurur duyduğum şehrimdeki meslektaşlarımı görerek yazıyorum.
Diğer şehirlerdeki meslektaşlarımızda hemen hemen aynı şekildedir ama, beş parmağın beşi bir değil elbette.
Bizi öncelikle kendi şehrimiz ve meslektaşlarımız ilgilendiriyor.
*
Afyonkarahisar’da kaç gazeteci var derseniz...
Gerçek anlamda bu mesleğin hakkını vererek çalışıp çabalayan, evine bu meslekten ekmek götüren ve bu mesleği bir yaşam haline getirmiş olan 40-50 kişi ancak var diyebilirim.
Bu 40-50 kişi gerçek anlamda mesleğe gönüllerini vermiş kişiler.
Birde bu meslektaşlarımızın yanlarında veya medya şirketlerinde çalışan kişiler var.
Bunların sayısı da ilçeler dahil olmak üzere en fazla yüz kişi kadardır.
Maaşlı, basın sigortalı ve mesleğin gereklerini yerine getirenlerden bahsediyorum.
Bilindiği gibi daha önce günlük yayınlanan yedi gazetemiz var idi.
Şimdi günlük yayın yapan gazete sayımız dört.
Uydu üzerinden yayın yapan iki televizyon ile Basın İlan Kurumundan resmi ilan alan dört internet haber sitemiz bulunuyor.
Basın İlan Kurumundan resmi ilan alabilmek kolay bir şey değil.
Çeşitli kriterler var bu resmi ilanları almaya başlayabilmek için ve sonrasında bunu devam ettirebilmek içinde aynı kriterleri sürdürebilmeniz gerekiyor.
İnternette haber sitesi olarak yayın yapan, sosyal medya üzerinden habercilik yapanların sayısını ise ne siz sorun, ne de ben söyleyeyim.
Söyleyemem, çünkü bilmiyorum.
Sektörümüzün en büyük problemi de bu zaten.
Bazen resmi bir kurum ya da şirketlerin programları oluyor anahtarcıyı, terziyi, oto yıkamacısını hatta ve hatta kuaförü bile görüyor arkadaşlarımız basın masalarında otururken.
Bir meslektaşımın ifadesiyle internet ve sosyal medya üzerinden gazetecilik yaptığını ifade edenlerin sayısı ilçelerimiz dahil üç yüz kadar.
Lafı uzatmayayım...
Bu üç yüz kişi ya da sosyal medya kullanıcısının gazetecilikle bir alakası var mı derseniz, bana göre yok.
Kendilerine göre olabilir, o da bizim bugünkü konumuzu ilgilendirmiyor.
*
Özetlersem...
Gerçekten gazetecilik yapan 40-50 kişi ile birlikte maaşlı, basın sigortalı ve mesleğin gereklerini yerine getiren yüz kadar meslektaşımızla birlikte ilçelerimiz dahil toplamda 150 kişi kadarız vesselam.
Afyonkarahisar ölçeğinde bir şehir için bu sayı ne azdır, ne de çok.
Peki...
Bu kadar gazetecinin hakkını savunacak, hukukunu koruyacak kaç basın meslek örgütü var derseniz, Afyonkarahisar ölçeği için bu belirteceğim sayı epey fazla.
Neden derseniz...
Başkan olmaya çalışan ancak meslektaşlarının güvenini kazanamadığı için Başkan seçilemeyenlerin kendileri için yeni dernek kurmalarından tutunda kendilerinin meslektaşlarının hakkını, hukukunu daha iyi savunacağını düşünenlere kadar pek çok başka başka nedene dayalı bir çok derneğimiz var Afyonkarahisar’da.
İlçeler hariç olmak üzere merkezde yedi adet bildiğimiz Cemiyet-Dernek mevcut.
*
Şimdi biraz geçmişe gidelim...
Benimde yaklaşık on beş yıl kadar Başkanlığını yaptığım Afyon Gazeteciler Cemiyeti, ilimizin en eski ve köklü meslek birliği idi.
Süreç içerisinde bazı klikleşmeler nedeniyle yönetime aday olup başaramayan bazı arkadaşlarımız bir dernek kurdular.
O derneğin son Başkanı Mehmet Abdioğlu idi.
Afyon Gazeteciler Cemiyeti, Afyonkarahisar Valiliği başta olmak üzere kamu kurum ve kuruluşlarında akredite olduğu için Resmi Bayramlarda törenlerde meslektaşlarımızı temsil ediyorduk.
Her ne kadar zaman zaman Cemiyet ve Dernek olarak bazı görüş ayrılıklarımız olsa da, birbirimizle rekabetimiz meslektaşlarımız açısından olumlu neticeleniyordu.
Mesleğimiz hiç bugünkü kadar sahipsiz olmamıştı.
Zaman içerisinde bu rekabet olumlu olduğu kadar olumsuzlukları da içermeye başlamıştı.
Kamu kurum ve kuruluşları ile siyasilerimiz, Sivil Toplum Örgütlerimiz iki arada bir derede kalmaya başlamışlardı.
O süreçte Orman ve Su İşleri Bakanımız, gençlik yıllarında gazetecilikte yapmış olan büyüğümüz Prof. Dr. Veysel Eroğlu bir gün beni ve arkadaşım Mehmet Abdioğlu’nu bir araya getirdi.
İlimizin Valisi de Mustafa Tutulmaz idi.
‘Birlikte rahmet, ayrılıkta azap vardır’ Hadis-i Şerif’ini hatırlattı Bakanımız.
Tokalaştık Abdioğlu ile sonra sarıldık.
Her ikimizde kendimiz teklif ettik.
Biz Başkan olmayalım, ama yönetimde bir arada olalım.
Hüsnü Serteser bu birliktelikte en başrollerde oldu.
Muammer Türker, Hakkı Özsoy, Sezer Küçükkurt, M. Emin Birliktir ve diğer meslektaşlar...
Afyon Gazeteciler Cemiyetinin çatısı altında bir araya geldik.
Yıllarca birlik ve beraberliğimiz sürdü.
Mehmet Abdioğlu ile birlikte Başkanlıklarımızdan feragat ederek oluşturduğumuz tek çatı, mahalli idareler seçimi nedeniyle görevinden ayrılan Sezer Küçükkurt’un yerine geçici Başkan olarak görev yapan İsmail Akar’ın şahsi ihtirasıyla bölündü.
İsmail Akar sırf kendisi Başkanlığa devam ettirilmediği için yeni derneği kurdu kurmasına da, orada da çok fazla Başkan olarak duramadı.
Bir ikiye bölündü, sonrasında da işte bugün yedi parça haline gelindi.
*
Başkan isimleri, yönetimde yer alan kişiler...
Bunların hepsi teker teker önemlidir ama, Başkan olanda, yönetimde olanda bulunduğu yere bir katkı koyabilmelidir.
Meslektaşlarının acı gününde tatlı gününde yanında yer alabilmeli, mesleğin her türlü sorununda gereğini yapabilmeli, çözüm üretebilmelidir.
Bugün için yedi farklı meslek örgütünün bu işlevi tam manasıyla yerine getirebildiğini söylemek maalesef imkansız.
*
Bugün Afyonkarahisar’da meslektaşlarımızın böyle bölük pörçük bir şekilde temsiliyetinin vebali, elbette ben dahil hepimize aittir.
Bu duruma gelinmesinin nedenlerine odaklanmak yerine, bundan sonra nasıl daha iyi noktaya gelinebilir? sorusu için ayrımcılık yapmadan, birbirine bahaneler bulmadan düşünmek ve gereğini yapmanın vaktidir diye düşünüyorum.
*
Art niyetliler için medyanın bölük pörçük olması mükemmel ötesi bir durumdur.
Ama...
Bir şehrin gelişmesi, toplumun kalkınması için medya olmazsa olmazdır.
Kurtuluş savaşından 15 Temmuza uzanan süreçte özellikle yerel medyanın fonksiyonu çok daha iyi anlaşılmıştır.
Bu nedenle yerel medya yaşamalı, kendi ayakları üzerinde durmalıdır.
Yerel medyanın kendi ayakları üzerinde durabilmesi içinde, yerel medyanın patronlarından yazı işlerine, grafikerlerinden muhabirlerine, gazete dağıtıcılarından büro görevlilerine kadar hepsinin huzurlu ve mutlu olmaları, geleceklerinin garanti altında olması gereklidir.
Bizden geldi geçiyor.
Ama mesleğimizin ve meslektaşlarımızın geleceğini düşünmek zorundayız.
Bunun içinde ilimizdeki yerel medya meslek örgütlerinin tek çatı veya bir tepe oluşum altında olmaları elzemdir.
Medyasının tek çatı altında olduğu illerde, meslektaşların çocuklarına burs imkanlarından tutunda sadece medya mensuplarının ve misafirlerinin girebildikleri sosyal yaşam alanlarına, TOKİ konutlarından mesleki araç gereç desteklerine kadar her şey sağlanabilmektedir.
Bugün Afyonkarahisar’da...
Meslektaşlarımızın yarıdan çoğunun kendilerine ait tapulu evleri yoktur.
Çoğunluğu kredi kartının asgarisini ödeyerek yaşamlarını sürdürebilmektedir.
Yüzde doksan meslektaşımızın kendisine ait, eski bile olsa aracı yoktur.
İşte bu nedenlerden dolayı ne yerel medya patronları, ne de çalışanlar evlatlarının bu mesleği yapmasını istemektedir.
*
Afyonkarahisar’da yerel medyamızın halini arz ettim.