Afyonkarahisar’da, Türk-İş’e bağlı sendikaların katılımıyla 1 Mayıs Emek ve Dayanışma Günü programı gerçekleştirildi. Programda, Muharrem Uslu’nun konuşmasının ardından Türk-İş adına kapsamlı bir basın açıklaması yapıldı. Açıklamayı Türk Harb-İş Sendikası İl Temsilcisi Yasin Öztürk okudu. Öztürk, 1 Mayıs’ın emekçilerin dayanışma günü olduğunu vurgulayarak emeğin değerinin korunmasının ve ortak mücadelenin önemine dikkat çekti.
“DAYANIŞMANIN VE ORTAK MÜCADELENİN GÜNÜ”
Yapılan açıklamada Öztürk, “Senin değerini hatırlatan, dayanışmanın, birlikteliğin ve ortak mücadelenin anlam kazandığı bir gündür bugün. Dünyanın dört bir yanında işçiler alın terinin karşılığını almak ve insanca çalışma koşullarına ulaşmak için seslerini birlikte yükseltmektedir” ifadelerini kullandı.

EKONOMİK KOŞULLAR VE GEÇİM SIKINTISI
Öztürk, emeğin değersizleştiği ve geçim şartlarının ağırlaştığı bir dönemden geçildiğini belirterek, “Bugün burada yalnızca sorunları değil, umudu da birlikte büyütmek için bir aradayız. Geçinmek her gün daha zorlaşmakta, her sabah yeni zamlarla uyanılmaktadır” dedi. Açıklamada gelir dağılımındaki adaletsizliğe dikkat çekilerek, “Zengin daha zengin olurken emeğiyle geçinenler yoksullaşmaktadır. Vergi yükü giderek çalışanların omuzlarına yüklenmektedir. Ücretler yılın başında üst vergi dilimine girerek ciddi kesintilere uğramaktadır” ifadeleri yer aldı.
MOBBİNG, GÜVENCESİZLİK VE ADALETSİZLİK
Öztürk, sendikal örgütlenmenin baskı ve tehditlerle karşılaştığını belirterek, “Örgütlenmek isteyen işçiler baskı ve işten çıkarma tehdidi ile karşı karşıya kalmaktadır. Sendikal faaliyetler engellenmemeli, anayasal haklar güvence altına alınmalıdır” dedi. Çalışma hayatında mobbing ve şiddetin yaygınlaştığı ifade edilerek, “Korkunun değil güvenin, baskının değil saygının hâkim olduğu iş yerleri oluşturulmalıdır” denildi.
STAJ, ÇIRAKLIK VE KADROLAR TALEP EDİLDİ
Staj ve çıraklık dönemlerinin emekliliğe sayılmamasının büyük bir mağduriyet yarattığı belirtilerek, bu sürecin sigorta başlangıcı sayılması gerektiği vurgulandı. Ayrıca taşeron ve kadro dışı çalışanların eşit haklara sahip olması gerektiği ifade edildi. Engelli bireylerin istihdamında yetersizliklere dikkat çekilirken, genç işsizliğin arttığı ve birçok gencin güvencesiz işlerde çalışmak zorunda kaldığı kaydedildi.
ÇOCUK İŞÇİLİĞİ VE EĞİTİM VURGUSU
Açıklamada çocuk işçiliğiyle mücadelenin güçlendirilmesi gerektiği belirtilerek, “Çocukların yeri okuldur ancak yoksulluk nedeniyle birçok çocuk çalışma hayatına yönelmektedir” ifadeleri kullanıldı. Türkiye’de iş kazalarının her gün ortalama altı emekçinin hayatına mal olduğu belirtilerek, meslek hastalıklarının ise yeterince kayıt altına alınmadığı ifade edildi.
“EMEKLİLİK YOKSULLUK DEĞİL, ONURLU YAŞAM OLMALIDIR”
Emeklilerin ekonomik zorluk yaşadığı belirtilerek, “Emeklilik yoksulluk değil, onurlu bir yaşam dönemi olmalıdır” denildi. Gazze ve çevresindeki çatışmalara değinilerek savaşların üretimi durdurduğu, emeği değersizleştirdiği ve göç krizini derinleştirdiği ifade edildi. Açıklama, “Emeğin değeri korunmalı, adil ve güvenceli bir çalışma hayatı sağlanmalıdır. Yaşasın 1 Mayıs, yaşasın emek ve dayanışma” sözleriyle sona erdi.





