Yörükzade Ahmed Fevzi Efendi Koleksiyonu'nun tanıtım programında, Bolvadin'de yetişen önemli ilim insanlarından Ahmed Fevzi Efendi'nin hayatı, ilmi faaliyetleri ve kitap birikimi ele alındı. İstanbul Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Temel İslam Bilimleri Bölümü Tasavvuf Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Doç. Dr. Necdet Yılmaz, Ahmed Fevzi Efendi'nin eğitim hayatını, manevi yönünü ve dönemin ilim çevreleriyle ilişkilerini anlattı. Kültür ve Turizm Bakanlığı Türkiye Yazma Eserler Kurumu Başkanlığı Yazma Eser Uzmanı Fatih Yıldız ise bin 418 eserden oluşan koleksiyonun içeriğine, konu dağılımına ve tarihsel önemine ilişkin bilgiler paylaştı.

NECDET YILMAZ, AHMED FEVZİ EFENDİ’NİN HAYATINI ANLATTI
Programda ilk sunumu yapan Doç. Dr. Necdet Yılmaz, sözlerine geçmişte yaşamış ilim insanlarının kıymetinin bilinmesinin önemine değinerek başladı. Yılmaz, “Kadir bilen milletler içerisinde kadir bilinen insanlar çıkar. Eğer geçmişimizin, büyüklerimizin kadrini bilirsek bizim nesillerimiz de bizim kadrimizi bilecektir” ifadelerini kullandı. Yılmaz, 1874 yılında dünyaya gelen Ahmed Fevzi Efendi'nin ilk eğitimini ailesinden aldığını, daha sonra Konya'ya giderek İplikçi Medresesi'nde öğrenim gördüğünü aktardı. Eğitimini ilerletmek amacıyla İstanbul'a geçen Ahmed Fevzi Efendi'nin Fatih Çiftebaş Kurşunlu Medresesi'nde Musa Kazım Efendi'nin öğrencisi olduğunu belirten Yılmaz, 1901 yılında hocasından icazet alarak medrese eğitimini tamamladığını kaydetti.

GÜMÜŞHANEVİ DERGAHI’NDA MANEVİ EĞİTİM ALDI
Doç. Dr. Necdet Yılmaz, Ahmed Fevzi Efendi'nin eğitim hayatı sırasında Gümüşhanevi Dergahı ile yakın ilişki kurduğunu ve dergahın önemli isimlerinden Hasan Hilmi Efendi'ye bağlandığını anlattı. Burada derslere katılan Ahmed Fevzi Efendi'nin manevi eğitimini de sürdürdüğünü belirten Yılmaz, 1903 yılında Bolvadin'e müderris olarak döndüğünü ifade etti. Yılmaz, Ahmed Fevzi Efendi'nin Bolvadin'e döndükten sonra da İstanbul ile irtibatını kesmediğini, Gümüşhanevi Dergahı çevresindeki isimlerle mektuplaşmayı sürdürdüğünü aktardı. Hasan Hilmi Efendi'nin vefatının ardından dergahtaki manevi bağlarının devam ettiğini belirten Yılmaz, Ahmed Fevzi Efendi'nin hem müderrislik hem de manevi rehberlik faaliyetleriyle Bolvadin ve çevresinde etkili olduğunu dile getirdi.

MEDRESE-İ HASENİYE’Yİ KURARAK EĞİTİM FAALİYETLERİNİ SÜRDÜRDÜ
Ahmed Fevzi Efendi'nin Bolvadin'deki çalışmalarına da değinen Yılmaz, onun İstanbul'daki dergah çevresinden aldığı izin ve destekle bir medrese ve tekke kurmak için harekete geçtiğini söyledi. Alaca Camii yakınında bir arsa satın alarak iki katlı bir yapı inşa ettirdiğini belirten Yılmaz, bu yapıya manevi hocası Hasan Hilmi Efendi'nin adından hareketle Medrese-i Haseniye isminin verildiğini kaydetti. Yılmaz, vakfiye düzenlenerek tescil ettirilen yapıda medrese derslerinin yanı sıra tekke usulüyle manevi eğitim de verildiğini anlattı. Ahmed Fevzi Efendi'nin yalnızca medresede eğitim vermekle yetinmediğini belirten Yılmaz, çevre köylere giderek halka yönelik faaliyetlerde bulunduğunu, Cumhuriyet döneminde de vaizlik görevini sürdürürken ders vermeye devam ettiğini ifade etti.

İLİM DÜNYASININ ÖNEMLİ İSİMLERİYLE MEKTUPLAŞTI
Doç. Dr. Necdet Yılmaz, Ahmed Fevzi Efendi'nin kitaplara duyduğu ilginin onun ilmi çevrelerle kurduğu ilişkilerde de görüldüğünü belirtti. İstanbul ve Konya başta olmak üzere farklı merkezlerden kitaplar temin ettiğini aktaran Yılmaz, Ahmed Fevzi Efendi'nin eserleri yalnızca kütüphanesinde biriktirmediğini, okuyarak ve okutarak çevresindeki insanlarla paylaştığını söyledi. Yılmaz, Ahmed Fevzi Efendi'nin Gümüşhanevi Dergahı çevresinden Mustafa Tevfik Efendi ve Muzaffer Ozak Efendi gibi isimlerle kitaplar üzerine yazışmalar yaptığını, kendisine gönderilen kitap listeleri üzerinden yeni eserler talep ettiğini anlattı. Ayrıca Gazi Yiğitbaşı, Necmettin Erbakan ve Yücel Çakmaklı gibi isimlerle bağlantılarına değinen Yılmaz, bu ilişkilerin Ahmed Fevzi Efendi'nin yaşadığı dönemdeki sosyal ve ilmi çevresini anlamak açısından önem taşıdığını kaydetti.
KİTAPLARIN GELECEĞİ İÇİN ÖMER NASUHİ BİLMEN’E DANIŞTI
Yılmaz'ın aktardığı en dikkat çekici anekdotlardan biri de Ahmed Fevzi Efendi'nin kitaplarını korumak için verdiği mücadele oldu. Harf inkılabının ardından kütüphanesindeki eserlerin geleceği konusunda endişelenen Ahmed Fevzi Efendi'nin, kitaplarının zarar görmemesi amacıyla bir bölümünü farklı kişilere emanet ettiğini belirten Yılmaz, bu eserlerin tamamının geri dönmediğini söyledi. Kitapların geleceği konusunda yaşadığı kaygı nedeniyle Ahmed Fevzi Efendi'nin, Mehmet Zahit Kotku aracılığıyla dönemin İstanbul Müftüsü Ömer Nasuhi Bilmen'e danıştığını anlatan Yılmaz, kitapların satılarak elde edilecek parayla yeni bir arsa alınmasının uygun olup olmadığını sorduğunu aktardı. Yılmaz, Bilmen'in gönderdiği cevapta Ahmed Fevzi Efendi'ye ümitsizliğe kapılmamasını ve gelecek nesillerin bu eserlerden yararlanacağını bildirdiğini ifade etti.

KOLEKSİYON AİLE TARAFINDAN 2025’TE EMANET EDİLDİ
Ahmed Fevzi Efendi'nin kitaplarının sonraki yıllarda da ailesi tarafından korunmaya çalışıldığını belirten Yılmaz, koleksiyonun zaman içerisinde çeşitli aşamalardan geçerek Süleymaniye Kütüphanesi'ne intikal ettiğini anlattı. Kitapların tasnif ve görüntüleme çalışmalarının gerçekleştirildiğini kaydeden Yılmaz, ailenin 2025 yılında koleksiyonu Türkiye Yazma Eserler Kurumuna emanet etmesiyle eserlerin daha geniş kitlelerin erişimine açılmasının önünün açıldığını söyledi. Yılmaz, Ömer Nasuhi Bilmen'in yıllar önce verdiği tavsiyeye atıfta bulunarak, “Demek ki o gün bugünmüş” değerlendirmesinde bulundu. Ahmed Fevzi Efendi'nin 11 Aralık 1957 tarihinde hayatını kaybettiğini ve Hacı Kalfalı Kabristanı'na defnedildiğini de aktaran Yılmaz, geride bıraktığı kitapların gelecek kuşaklara ulaşmasının önemine dikkat çekti.
FATİH YILDIZ KOLEKSİYONUN RAKAMLARINI PAYLAŞTI
Programın diğer konuşmacısı Türkiye Yazma Eserler Kurumu Başkanlığı Yazma Eser Uzmanı Fatih Yıldız, kurumun kataloglama çalışmaları hakkında bilgi verdi. Yıldız, 2025 yılında Kataloglama Koordinatörlüğünün kurulmasıyla çalışmaların daha sistemli ve hedefli şekilde yürütülmeye başlandığını belirtti. Bu süreçte 15 ayrı koleksiyonun kataloglandığını ifade eden Yıldız, kurumun yazma eserleri dijital platformlar aracılığıyla araştırmacıların ve dünyanın farklı bölgelerindeki okuyucuların hizmetine sunduğunu kaydetti. Yörükzade Ahmed Fevzi Efendi Koleksiyonu'nun toplam bin 418eserden oluştuğunu belirten Yıldız, bunların 136'sının yazma, 1.282'sinin ise 1928 yılı öncesinde basılmış nadir eserler olduğunu açıkladı. Yıldız, koleksiyonun yalnızca eser sayısıyla değil, farklı dönemlere ait kaynakları bir araya getirmesi bakımından da önemli bir kültürel miras niteliği taşıdığını vurguladı.
EN ESKİ YAZMA ESER 1490 YILINA TARİHLENİYOR
Fatih Yıldız, koleksiyondaki erken tarihli nüshaların önemine de dikkat çekti. Yıldız'ın verdiği bilgilere göre koleksiyonun en eski yazma eseri, hicri 896, miladi 1490 yılına tarihleniyor. Bu eserin felsefe alanında kaleme alındığını belirten Yıldız, koleksiyonda İmam Birgivi, İmam Gazzali, Saçaklızade ve Şeyhülislam Kemalpaşazade gibi önemli isimlerin eserlerinin de bulunduğunu aktardı. Yıldız, koleksiyondaki yazma eserlerin dil dağılımında Arapçanın ağırlıkta olduğunu, Türkçe eserlerin ise yaklaşık yüzde 25'lik bir paya sahip bulunduğunu söyledi. Bu dağılımın, Ahmed Fevzi Efendi'nin dini ilimlerin yanı sıra dönemin farklı yayınlarını ve ilmi gelişmelerini de takip ettiğini gösterdiğini ifade etti.

FIKIH VE ARAP DİLİ ESERLERİ ÖNE ÇIKIYOR
Koleksiyonun konu dağılımına ilişkin verileri de paylaşan Yıldız, eserlerin yüzde 19'unun fıkıh, yüzde 18'inin Arap dili ve edebiyatı, yüzde 11'inin ise tasavvuf alanında olduğunu belirtti. İslam ahlakı, Kur'an ilimleri ve felsefi ilimlere ilişkin eserlerin de koleksiyonda yer aldığını kaydeden Yıldız, bu çeşitliliğin Ahmed Fevzi Efendi'nin ilgi alanlarını ortaya koyduğunu dile getirdi. Yıldız, koleksiyondaki basma eserlerin yüzde 66'sının Arapça, yüzde 29'unun Türkçe olduğunu; kalan bölümün ise Arapça, Türkçe ve Farsça eserlerden oluştuğunu aktardı. Fıkıh kitaplarının ağırlıkta olmasını dönemin ilim anlayışıyla ilişkilendiren Yıldız, hadis, mantık, tefsir ve tasavvuf alanlarındaki eserlerin de kütüphanenin kapsamını genişlettiğini söyledi.
AHMED FEVZİ EFENDİ’NİN KENDİ EL YAZISIYLA RİSALELERİ BULUNUYOR
Fatih Yıldız, koleksiyonda Ahmed Fevzi Efendi'nin kendi kaleminden çıkan risalelerin de bulunduğunu belirterek bu eserlerin, onun ilmi ve manevi dünyasına doğrudan ışık tuttuğunu ifade etti. Yıldız, ramazan ayı ve orucun faziletine ilişkin hazırlanan bir risalenin yanı sıra iyi ve kötü ahlakın ortaya çıktığı davranışları, bedenin çeşitli organlarının yol açabileceği ahlaki sorunları ele alan metinlerin de koleksiyonda yer aldığını anlattı. Yıldız, Ahmed Fevzi Efendi'nin vaazlarında yararlanmak ve insanları bilgilendirmek amacıyla hazırladığı düşünülen bu notların, onun yalnızca bir koleksiyon sahibi olmadığını, aynı zamanda kendi döneminin dini ve ahlaki meseleleri üzerine çalışmalar yapan bir ilim insanı olduğunu gösterdiğini kaydetti.
KOLEKSİYON OSMANLI’DAN CUMHURİYET’E GEÇİŞ DÖNEMİNİ YANSITIYOR
Koleksiyonun genel özelliklerini değerlendiren Fatih Yıldız, Ahmed Fevzi Efendi'nin yalnızca klasik dini eserleri takip etmediğini, kendi döneminde yayımlanan yeni çalışmaları da kütüphanesine dahil ettiğini söyledi. Kütüphanede klasik fıkıh ve hadis eserlerinin yanı sıra farklı tefsir ekollerine ait kitapların, sosyal bilimlere ve uzak coğrafyaların tarihine ilişkin yayınların da bulunduğunu belirten Yıldız, bu çeşitliliğin koleksiyonu benzerlerinden ayırdığını ifade etti. Yıldız, Ahmed Fevzi Efendi'nin hem bir ilim insanı hem de tasavvufi yönü bulunan bir şahsiyet olarak farklı alanlardaki eserleri bir araya getirdiğine işaret ederek koleksiyonun Osmanlı'nın son dönemi ile Cumhuriyet'in ilk yılları arasındaki geçiş sürecinin ilmi ve kültürel özelliklerini yansıttığını dile getirdi. Aile tarafından korunan eserlerin kataloglanarak dijital erişime açılmasıyla bu birikimin artık daha geniş bir araştırmacı ve okuyucu kitlesine ulaştığını sözlerine ekledi.




