Ceza infaz sistemine yönelik eleştirileri değerlendiren Yurdunuseven, münferit iddialardan hareketle tüm sistemin eleştirilmesinin doğru olmadığını belirterek, “Ceza infaz sistemimizi değerlendirirken münferit iddialardan hareketle bütün sistemi töhmet altında bırakmak doğru değildir” dedi. Türkiye’nin son yıllarda ceza infaz hizmetlerinde önemli reformlar gerçekleştirdiğini ifade eden Yurdunuseven, ceza infaz kurumlarının fiziki altyapı, insan kaynağı, teknolojik imkânlar ve denetim mekanizmaları açısından geçmiş dönemlere göre önemli bir seviyeye ulaştığını söyledi. Yurdunuseven, “Fiziksel altyapı önemli ölçüde yenilenmiş, eski ve yetersiz kurumların yerine çağdaş standartlara uygun kurumlar inşa edilmiş; personel sayısı ve niteliği artırılmıştır. İnsan hakları, iletişim, kriz yönetimi ve infaz hukuku alanlarında kapsamlı eğitim programları uygulanmıştır” ifadelerini kullandı.
“KUYU TİPİ CEZAEVİ ŞEKLİNDE BİR TANIM BULUNMAMAKTADIR”
Kamuoyunda kullanılan “kuyu tipi cezaevi” ifadesine de değinen Yurdunuseven, bu şekilde bir ceza infaz kurumu tanımının mevzuatta yer almadığını belirtti. Yurdunuseven, “Mevzuatımızda ‘kuyu tipi cezaevi’ şeklinde bir ceza infaz kurumu tanımı bulunmamaktadır. Söz konusu kurumlar, 5275 sayılı Kanun’un 9’uncu maddesinde düzenlenen Yüksek Güvenlikli Kapalı Ceza İnfaz Kurumlarıdır” diye konuştu. Bu kurumların güvenlik ihtiyaçları doğrultusunda planlandığını ifade eden Yurdunuseven, yüksek güvenlikli ceza infaz kurumlarının teknik, mekanik, elektronik ve fiziki güvenlik tedbirleriyle donatıldığını söyledi. Yurdunuseven, “Bu kurumlar yalnızca tek kişilik odalardan oluşmamakta; bir ve üç kişilik odalardan oluşan bir yerleşim yapısına sahiptir. Uygulanan infaz rejimi hükümlülerin mutlak bir izolasyon altında tutulmasına dayanmamaktadır” dedi.
“AMAÇ YALNIZCA GÜVENLİĞİ SAĞLAMAK DEĞİLDİR”
Ceza infaz sisteminin temel amacının hükümlülerin yeniden topluma kazandırılması olduğunu vurgulayan Yurdunuseven, eğitim, iyileştirme ve rehabilitasyon faaliyetlerinin sistemin önemli bir parçası olduğunu kaydetti. Yurdunuseven, hükümlülerin eğitim faaliyetlerinden yararlanma, sosyal ve kültürel etkinliklere katılma, spor yapma, açık havaya çıkma, aileleri ve avukatlarıyla görüşme ile haberleşme haklarının mevzuatla güvence altına alındığını ifade etti.
AÇLIK GREVLERİ VE DENETİM MEKANİZMALARI
Açlık grevlerine ilişkin de değerlendirmelerde bulunan Yurdunuseven, devletin temel yaklaşımının insan hayatının korunması olduğunu belirtti. Ceza infaz kurumlarının çok katmanlı bir denetim sistemi içerisinde faaliyet gösterdiğini dile getiren Yurdunuseven, kurumların Cumhuriyet başsavcılıklarının gözetimi altında olduğunu, infaz hâkimliklerinin yargısal denetimi ile Türkiye İnsan Hakları ve Eşitlik Kurumu, Kamu Denetçiliği Kurumu ve TBMM İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu tarafından da denetlendiğini söyledi.
“HEDEFİMİZ İNSAN ONURUNU ESAS ALAN BİR İNFAZ SİSTEMİ”
Konuşmasının sonunda eleştirilerin ve somut iddiaların dikkate alınması gerektiğini ifade eden Yurdunuseven, ancak tekil olaylardan hareketle bütün infaz sistemine yönelik genel bir yargıya varılmasının hakkaniyetli olmayacağını söyledi. Yurdunuseven, “Temel hedefimiz; insan onurunu esas alan, güvenliği sağlayan, hak temelli ve şeffaf bir infaz sistemini daha da ileriye taşımaktır” ifadelerini kullandı. Yurdunuseven, mevcut mevzuat, denetim mekanizmaları ve başvuru yollarının etkin şekilde işlediğini belirterek, DEM Parti’nin Meclis Araştırması önergesine katılmadıklarını açıkladı.





