Kimseye kendinizi yüksek göstermemek için sunduğunuz iyi niyetiniz bir gün başınızı belaya sokabilir.

Siz iyi niyetinizi sergilerken karşınızdaki sizi yanlış anlayabilir ve bunun sorumlusu olarakta sizi gösterebilir. Bir tartışma içine girdiğinizde "Bana öyle davranma hakkını kim veriyor sana" diye yükselirseniz, karşı tarafında size vereceği cevap aslında bellidir, “SEN”

Bu cevabı almanız uzun sürmeyecektir. Mehmet Akif Ersoy’un bir söz vardır yıllardır dilimden düşüremediğim...

“Yüzsüzdür insanoğlu kimse bilmez fendini,

Kime iyilik yaptıysan ondan koru kendini...” 

Bu söz herkes için geçerli midir bunu bilemem.

Bu yazımı da kim, nereden okuyor onu da bilemem.

Ben yaşadıklarımı yazarım insanlar kendilerine benzetirler...  

İnsanoğlunun kendini yetiştirme konusunda bir hayli zayıf olduğu kadar, etrafındaki insanlara da zarar vermekten çekinmemesi apaçık ortada.  Yeni biriyle tanışmak başlarda o kişinin karakteri hakkında fikir vermeyebilir. Nihayetinde insanlar yabancı kişilere karşı tedbirli davranır. Öyle değil mi?

Bir diğer ihtimal ise, kişinin bize yansıttığı sahte yüzü oldukça profesyonel bir biçimde sergilemesidir. Burada birine veya birilerine değil, kendimde dahil olmak üzere herkes için yazıyorum. Ben insanların kötü olduğunu düşünmüyorum.

İyi niyetimizin bize getirdiklerini kabullenmek veya da başka yerlerde harcamak bir alternatif olabilir. Örneğin doğayı koruyabilir ve gelecek nesiller için daha yaşanılabilir bir dünya kazandırabiliriz.

Ancak kaderin buluşturduğu bu evrende yalnızca “Merhabalık” olarak gördüğümüz insanlara bir bardak çay içme imkanını da veren esasen biziz. Yaşadığımız iyi ve kötü deneyimlerin sebebinin kendi tercihlerimiz olduğunu da kabul etmek gerekir.

Yaptığımız yanlış seçimler kaderimizde şekillendirdiğimiz karakterimizin tuzu biberidir belki de, kim bilir…