Sayın, 1 Mayıs’ın eşitlik, özgürlük, adalet ve insanca yaşam mücadelesinin ortak sesi olduğunu ifade ederek, Türkiye’de milyonlarca emekçinin yüksek enflasyon, ağır vergi yükü, düşük ücretler ve güvencesizlik altında yaşam mücadelesi verdiğini vurguladı. Mevcut ekonomik tablonun bir kader olmadığını dile getiren Sayın, “Bu durum emeği değersizleştiren politikaların sonucudur. Ülkenin yükünü taşıyan emekçiler bu krizin bedelini ödemek zorunda değildir” dedi.
“GEÇİM SIKINTISI İÇERİSİNDELER”
Sağlık çalışanlarının yaşadığı sorunlara da dikkat çeken Sayın, hastanelerden aile sağlığı merkezlerine kadar birçok alanda görev yapan sağlık emekçilerinin yetersiz ücret, ağır çalışma koşulları, personel eksikliği ve sağlıkta şiddet gibi sorunlarla karşı karşıya kaldığını belirtti. Pandemi döneminde “kahraman” ilan edilen sağlık çalışanlarının bugün geçim sıkıntısı içinde bırakıldığını ifade etti.
Sağlık hizmetinin temel bir insan hakkı olduğunun altını çizen Sayın, nitelikli, kamusal ve eşit sağlık hizmetinin güçlendirilmesi gerektiğini kaydetti. Açıklamasında demokratik hak ve özgürlüklere de değinen Sayın, sendikal hakların baskı altında olduğunu, ifade özgürlüğü ve gösteri hakkının kısıtlandığını belirterek, emek mücadelesi ile demokrasi mücadelesinin ayrılmaz olduğunu söyledi.
“LAİKLİĞİN VE DEMOKRASİNİN SESİNİ YÜKSELTİYORUZ”
Genel Sağlık-İş olarak taleplerini de sıralayan Sayın, sağlık çalışanlarına insanca yaşamaya yetecek ücret verilmesi, nöbet ve fazla mesai ücretlerinin artırılması, sağlıkta şiddete karşı etkili önlemler alınması, personel eksikliğinin giderilmesi, vergide adalet sağlanması ve sendikal hakların güvence altına alınması gerektiğini ifade etti.
Sayın, açıklamasını “1 Mayıs’ta emeğin, bilimin, laikliğin ve demokrasinin sesini yükseltiyoruz. Sağlık emekçileri hakkını savunmaya devam edecek” sözleriyle tamamladı.



