Cumhurbaşkanı Irak Özel Temsilcisi, 60. Hükümet Çevre ve Orman Bakanı ile 61, 62, 63, 64 ve 65. Hükümet Orman ve Su İşleri Bakanı Prof. Dr. Veysel Eroğlu, Kıbrıs Barış Harekatı'nın yıl dönümü dolayısıyla "Kıbrıs'ın Fethinin Tarihçesi" başlıklı kapsamlı bir değerlendirme yayımladı. Kıbrıs'ın tarih boyunca Türk milleti açısından stratejik öneme sahip olduğunu belirten Eroğlu, genç nesillerin tarihi doğru öğrenmesi gerektiğini ifade ederek, "Mazisini bilmeyenler atide destan yazamaz" dedi.

"KIBRIS'IN FETHİ STRATEJİK BİR ZORUNLULUKTU"
Kıbrıs Adası'nın Osmanlı Devleti açısından yalnızca bir ada olmadığını, Doğu Akdeniz'in güvenliği ve Anadolu'nun korunması bakımından büyük önem taşıdığını vurgulayan Eroğlu, Kanuni Sultan Süleyman döneminde Osmanlı Devleti'nin sınırlarının genişlemesine rağmen Kıbrıs'ın Venediklilerin kontrolünde bulunmasının ticaret ve deniz ulaşımı açısından ciddi tehdit oluşturduğunu belirtti. Eroğlu, "Kıbrıs Adası, Anadolu'nun etrafını kuşatmaya hazır bir hançer gibiydi. Osmanlı Devleti'nin tam emniyeti açısından adanın fethedilmesi jeopolitik ve stratejik bir mecburiyet haline gelmişti" ifadelerini kullandı. Bu nedenle II. Selim'in Kıbrıs'ın fethi için harekete geçtiğini belirten Eroğlu, gençlerin 1570-1571 Kıbrıs Seferi'nin neden gerçekleştirildiğini ve bu zaferin hangi fedakarlıklarla kazanıldığını mutlaka öğrenmesi gerektiğini dile getirdi.
DONANMA ÜÇ FİLO HALİNDE SEFERE ÇIKTI
Kıbrıs Seferi öncesinde Osmanlı Devleti'nin geniş sınırlarına dikkat çeken Eroğlu, devletin doğuda İran ve Basra Körfezi'nden batıda Adriyatik'e, kuzeyde Kırım Hanlığı'ndan güneyde Kuzey Afrika'ya kadar uzanan büyük bir coğrafyaya hakim olduğunu ifade etti. Kıbrıs'ın fethi için hazırlanan Osmanlı donanmasının üç filo halinde görevlendirildiğini anlatan Eroğlu, Murat Reis komutasındaki ilk filonun Rodos'ta konuşlanarak düşman yardımlarını engellemekle görevlendirildiğini, Piyale Paşa komutasındaki ikinci filonun düşman donanmasını etkisiz hale getirmek amacıyla Akdeniz'e açıldığını, Kaptan-ı Derya Müezzinzade Ali Paşa komutasındaki üçüncü filonun ise Lala Mustafa Paşa'nın komutasındaki kara ordusunu Kıbrıs'a ulaştırdığını belirtti. Eroğlu, II. Selim'in de katıldığı törenle 16 Mayıs 1570 tarihinde İstanbul'dan uğurlanan donanmanın Finike'de kara birliklerini aldıktan sonra 30 Haziran'da Kıbrıs'a hareket ettiğini, 2 Temmuz'da Limasol'a, 3 Temmuz'da ise Tuzla Körfezi'ne ulaştığını kaydetti.

LEFKOŞA'NIN FETHİ BÜYÜK MÜCADELE SONUNDA GERÇEKLEŞTİ
Fetih ordusunun 23 Temmuz 1570'te Larnaka'dan Lefkoşa'ya yürüyüşe geçtiğini belirten Eroğlu, Venediklilerin kuşatma öncesinde çevredeki su kuyularını zehirlediğini, ağaçları ve ekinleri yaktığını ancak bölge halkının desteğiyle yeni kuyular açılarak ordunun su ihtiyacının karşılandığını ifade etti. Yoğun kuşatma ve çetin mücadelelerin ardından Lefkoşa'nın 9 Eylül 1570 tarihinde fethedildiğini aktaran Eroğlu, Lala Mustafa Paşa'nın, "Lefkoşa Kalesi Allah'ın lütuf ve yardımıyla sabah namazından iki saat sonra fethedildi" sözlerini hatırlattı. Fetih sırasında yaklaşık 20 bin Venedik askerinin hayatını kaybettiğini, bin kadar askerin esir alındığını ifade eden Eroğlu, Türk ordusunun da çok sayıda şehit verdiğini belirterek, "Lefkoşa Muharebelerinde şehit olan bütün kahramanlarımızı rahmetle anıyorum" dedi.
MAGOSA'NIN FETHİYLE KIBRIS TAMAMEN OSMANLI HAKİMİYETİNE GEÇTİ
Lefkoşa'nın ardından Girne ve Baf kalelerinin teslim olduğunu belirten Eroğlu, Magosa Kalesi'nin ise uzun süren kuşatmanın ardından 1 Ağustos 1571 tarihinde fethedildiğini ifade etti. Türk ordusunun büyük bir taarruz gerçekleştirdiğini anlatan Eroğlu, komutanların ellerinde gürzlerle askerlerin önünde savaştığını, bunun ordunun moralini yükselttiğini belirterek, Magosa'nın alınmasıyla birlikte kaleye şanlı Türk bayrağının çekildiğini söyledi. Eroğlu, "23 Temmuz 1570'te Lefkoşa'ya doğru başlayan fetih yürüyüşü, 1 Ağustos 1571'de Magosa'nın fethiyle tamamlanmış ve Kıbrıs tamamen Osmanlı Devleti'nin hakimiyetine geçmiştir" değerlendirmesinde bulundu.
HALA SULTAN'IN KIBRIS'TAKİ MANEVİ MİRASINA DİKKAT ÇEKTİ
Açıklamasında Hala Sultan olarak bilinen Ümmü Haram'ın Kıbrıs'taki manevi mirasına da değinen Eroğlu, Hazreti Muhammed'in teyzesi olan Ümmü Haram'ın Kıbrıs seferine katıldığını ve karaya çıkışı sırasında şehit olduğunu anlattı. Osmanlı Devleti'nin adayı fethetmesinin ardından Hala Sultan'ın kabrinin ihya edildiğini, türbe ve cami inşa edilerek külliye haline getirildiğini belirten Eroğlu, türbenin bugün Larnaka yakınlarında bulunduğunu, Osmanlı döneminde buradan geçen gemilerin top atışlarıyla türbeyi selamladığını ifade etti.

"KKTC'Yİ KORUMAK MİLLETİMİZİN EN ÖNEMLİ GÖREVLERİNDEN BİRİDİR"
Kıbrıs'ın bugün de Doğu Akdeniz'in en stratejik noktalarından biri olduğuna dikkat çeken Eroğlu, "Kıbrıs Adası geçmişte olduğu gibi bugün de stratejik önemini korumaktadır. 20 Temmuz 1974 Kıbrıs Barış Harekatı ve neticesinde kurulan Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'ni korumak ve kollamak Aziz Milletimize düşen en önemli vazifelerden biridir" dedi. Gençlerin tarih şuuru kazanmasının önemine vurgu yapan Eroğlu, "Kıbrıs'ın çok büyük kahramanlıklar ve canlarını seve seve feda eden şehitlerimiz sayesinde fethedildiğinin bilinmesi elzemdir. Tarihini bilen nesiller geleceğe daha güçlü yürür" ifadelerini kullanarak, Kıbrıs'ın fethinde görev alan tüm kahramanları ve şehitleri rahmet ve minnetle andı.

