Savaş gündeminin yoğunluğu nedeniyle iç siyasete sınırlı da olsa yer vermeye çalışan yazar, GENAR ve Areda-Survey’in son kamuoyu araştırmalarını paylaştı.
GENAR araştırmasına göre siyasi partilerin oy oranları şöyle sıralanıyor:
AK Parti yüzde 34.2 ile birinci sıradaki yerini korurken, CHP yüzde 31.8 ile ikinci sırada bulunuyor. DEM Parti yüzde 8.9 ile üçüncü, MHP ise yüzde 8.6 ile dördüncü sırada yer alıyor. İYİ Parti yüzde 5.2 seviyesinde kalırken, Zafer Partisi yüzde 3.1’e gerilemiş durumda. Anahtar Parti yüzde 2.5, Yeniden Refah Partisi ise yüzde 2.3 oranında görünüyor. Saadet Partisi yüzde 1.1, TİP ise yüzde 1.0 seviyesinde bulunuyor.
ÜÇ NEDEN
AK Parti’nin son iki ayda yükseliş eğiliminde olduğu belirtilirken, bu durumun üç temel sebebe dayandığı ifade ediliyor:
1- “Terörsüz Türkiye” sürecinin olumlu sonuçlarının ortaya çıkması ve kamuoyundaki bazı endişelerin geçersiz kalması
2- “Savaş dönemlerinde iktidar ve muhalefetin birlikte hareket etmesi gerektiği” görüşüne desteğin yüzde 73 seviyesine çıkması
3- “Türkiye’yi kim yönetsin?” sorusunda Cumhurbaşkanı Erdoğan cevabının yüzde 54’e ulaşması ve liderliğe duyulan güvenin artması
CHP’nin ise Ekrem İmamoğlu gündemine yoğunlaşmasının, partiye yönelik “Türkiye’nin sorunlarından uzaklaştığı” algısını güçlendirdiği ifade ediliyor. Buna rağmen muhalefet blokundaki birleşik yapı, CHP’nin yüzde 30’un altına düşmesini engelliyor.
MİLLİ KONULARDA UZLAŞMA
Araştırmalara göre toplumun büyük bölümü, dış tehditler ve savaş dönemlerinde siyasi partilerin ortak hareket etmesi gerektiğini düşünüyor. Bu oran yüzde 73.5 seviyesinde ölçüldü.
Parti tabanlarına bakıldığında da benzer bir eğilim görülüyor:
AK Parti seçmeninin yüzde 73.9’u, CHP seçmeninin yüzde 73.6’sı, MHP seçmeninin yüzde 74.1’i, İYİ Parti seçmeninin yüzde 80.2’si ve DEM Parti seçmeninin yüzde 72.6’sı milli konularda uzlaşmadan yana görüş bildiriyor.
Bu veriler üzerinden CHP Genel Başkanı Özgür Özel’in politikalarını gözden geçirmesi gerektiği yorumları yapılıyor.
SAVAŞ MI EKONOMİ Mİ
Katılımcıların yüzde 74.9’u savaşların ekonomi üzerinde olumsuz etki yaratacağını düşünüyor. Özellikle enerji fiyatları ve piyasalardaki belirsizliğin enflasyonla mücadeleyi zorlaştıracağı belirtiliyor.
TÜRKİYE’NİN GÜNDEMİ ANKETİ
GENAR’ın “Türkiye’nin en önemli gündem maddeleri” araştırmasında 28 farklı başlık öne çıkarken, en dikkat çekici sonuç “seçim” konusunun listede yer almaması oldu.
Araştırmaya göre vatandaşların öncelikli gündemi şöyle sıralanıyor:
Enflasyon ve hayat pahalılığı yüzde 28.6 ile ilk sırada yer alırken, ABD-İsrail-İran savaşı yüzde 8.8 ile ikinci sırada bulunuyor. Bu tabloya göre toplumun asıl gündeminin ekonomik sorunlar olduğu görülüyor.
Bu sonuçların, halkın seçimden çok geçim derdine odaklandığını gösterdiği ifade ediliyor. Ekonominin savaş şoklarına rağmen dayanıklılık gösterdiği, ancak dar gelirli kesimlerde sıkıntıların sürdüğü vurgulanıyor.
HALKIN GÜNDEMİNDE SEÇİM YOK
GENAR araştırmasına göre toplumda “seçim” başlığı öne çıkmazken, vatandaşların gündeminde ekonomik ve günlük yaşam sorunları yer alıyor. Buna karşılık siyasi tartışmaların daha çok seçim eksenli yürütüldüğü yorumları yapılıyor.
AREDA-SURVEY’İN ANKETİ
Areda-Survey’in son araştırmasında siyasi partilerin oy oranları şu şekilde yer aldı:
AK Parti yüzde 34, CHP yüzde 29.2, DEM Parti yüzde 8.7, MHP yüzde 8.1 seviyesinde bulunuyor. İlk dört sıra değişmezken, İYİ Parti’de düşüş eğilimi dikkat çekiyor. Parti bir önceki ölçümde yüzde 6.4 iken bu ay yüzde 5.6’ya gerilemiş durumda.
Anahtar Parti yüzde 4.6 ile Zafer Partisi’nin önünde yer alırken, Zafer Partisi yüzde 3.9 seviyesine geriledi.
AHMET HAKAN
Beni Bu Hale Düşüren Hakan Bayrakçı’dır
Köşe yazısında, yapılan bir öngörüyle ilgili beklentilerin gerçekleşmemesi üzerinden esprili bir üslupla değerlendirmede bulunuluyor. Yazar, kamuoyu araştırmacısı Hakan Bayrakçı’nın geçmişteki bazı öngörülerine atıfta bulunarak kendi tahminlerinin tutmamasını mizahi bir dille ele alıyor.
NETANYAHU’NUN EN SEVDİKLERİ
Köşe yazısında İsrail Başbakanı Netanyahu’ya yönelik sert ifadelerle eleştiriler yer alıyor. Yazıda, savaş politikaları ve Gazze’deki gelişmeler üzerinden ağır bir dil kullanılarak çeşitli tanımlamalar yapılıyor.
ÖZGÜR ÖZEL’E BRAVO
CHP Genel Başkanı Özgür Özel’in, İsrail Başbakanı Netanyahu’ya yönelik açıklamaları değerlendiriliyor. Özel’in “eli kanlı soykırımcı” ifadesi ve Türkiye Cumhurbaşkanına yönelik açıklamalara verdiği tepki öne çıkarılıyor.
Yazıda, bu çıkışın sert bir siyasi mesaj olduğu ve iç siyasette farklı yorumlara neden olduğu belirtiliyor.
Beni Bu Hale Düşüren Hakan Bayrakçı’dır
New York Polis Departmanı’na alaycı mektuplar yazan, yaptığı planlarla bir türlü yakalanmayan, adeta “sanat eseri” gibi cinayetler işleyen bir seri katil hikâyesi üzerinden yapılan göndermelerle yazıya giriş yapılıyor.
UGANDALI DELİDEN BEKLEDİĞİM VİDEO
Uganda Devlet Başkanı’nın oğlu ve aynı zamanda Genelkurmay Başkanı olan Muhoozi’ye yönelik açıklamalar dikkat çekiyor. Türkiye’ye yönelik sert çıkışları hatırlatılan Muhoozi’nin, ilerleyen dönemde geri adım atarak özür içerikli bir video paylaşabileceği yönünde ironik bir senaryo kuruluyor.
SON GÜNLERDE TİRYAKİSİ OLDUĞUM ŞEYLER
Yazar, son dönemde ilgiyle takip ettiği içerikleri sıralıyor:
- Yalçın Küçük videoları
- Pakistan yapımı politik aksiyon filmleri
- İbrahim Tatlıses ile oğlu Ahmet Tatlıses arasındaki polemikler
- Bebek Lucca ile ilgili sosyal medya paylaşımları
- Hürmüz Boğazı ve çevresindeki adaların harita üzerinden incelenmesi
- Uzun süre sonra eve dönen kişilerin köpekleri tarafından karşılanma videoları
CECELİ POZİTİF
Uyuşturucu operasyonunda gözaltına alındığı belirtilen Ceceli hakkında yapılan test sonucunun pozitif çıkmasına değiniliyor. Bu durum, yazar tarafından şaşırtıcı bulunmuyor ve insan doğasına dair genel bir felsefi alıntıyla yorumlanıyor.
BİR KABUS SENARYOSU: HİÇBİR ŞEY YAPMAMAK
İtalya’da “hiçbir şey yapmamanın keyfi” olarak tanımlanan yaşam tarzına değiniliyor. Sessizce oturmak, kahve içmek ve sadece etrafa bakmak gibi eylemler anlatılırken, yazar kendi karakterine uygun olmadığını ifade ediyor. Sürekli hareket halinde olma, telefonla meşguliyet ve dikkat dağınıklığı üzerinden kişisel bir değerlendirme yapılıyor.
FETÖ VE DIŞ BAĞLANTILAR TARTIŞMASI
FETÖ’nün Türkiye içindeki ve dışındaki yapılanması üzerinden geniş bir değerlendirme yapılıyor. Sosyal medyada yeniden hareketlendiği iddia edilen örgütün bazı ülkeler tarafından korunduğu ve iade süreçlerinde iş birliği yapılmadığı öne sürülüyor.
Adalet Bakanlığı verilerine göre farklı ülkelerden yapılan iade taleplerine rağmen çok az sayıda kişinin Türkiye’ye iade edildiği belirtiliyor. ABD ve Avrupa ülkelerinin bu konuda yeterli adımı atmadığı ifade ediliyor.
TERÖR DESTEKÇİSİ SÖZDE MÜTTEFİKLER
Çeşitli ülkelerden FETÖ mensuplarının iadesine ilişkin sayısal veriler paylaşılırken, Batılı ülkelerin bu konuda yeterli iş birliği göstermediği iddia ediliyor. Türkiye’nin binlerce iade talebine rağmen sonuç alınamadığı vurgulanıyor.
GÜRLEK’İN HOLLANDA’YA ÇIKIŞI
Adalet Bakanı Akın Gürlek’in Hollanda Adalet ve Güvenlik Bakanı ile yaptığı görüşmede, FETÖ ve PKK konularında Türkiye’nin beklentilerini net şekilde ifade ettiği aktarılıyor. Türkiye’nin terörle mücadele kapsamında uluslararası iş birliği talebi dile getiriliyor.
Bursa’da akaryakıt istasyonunda “Putin” yazılan fiş olayı
Bursa’nın Gürsu ilçesinde bir akaryakıt istasyonunda yaşanan olay sosyal medyada geniş yankı uyandırdı. İstasyonda görev yapan bir çalışanın, yoğunluk sırasında yabancı plakalı bir aracı sisteme girerken plaka bilgisini net okuyamadığı, işlemi geciktirmemek için fiş üzerine “Putin” yazdığı iddia edildi.
Olayın ardından söz konusu fişin Rus turistler tarafından paylaşıldığı ve görüntülerin kısa sürede yayılmasıyla durumun dikkat çektiği belirtildi. İstasyon çalışanı, plakanın okunmasında yaşanan zorluk nedeniyle bu şekilde işlem yaptığını ifade etti.
İddialara göre olay sonrası çalışan işten çıkarıldı.
Ortadoğu’da müzakereler ve güç dengeleri tartışması
İslâmabad’da yürütülen müzakereler ve bölgedeki gelişmeler, uluslararası kamuoyunda yeni bir barış sürecinin mümkün olup olmadığı tartışmalarını yeniden gündeme taşıdı.
Analizde, ABD ve İsrail’in bölgedeki stratejik hedefleri ile İran’ın askeri ve diplomatik kapasitesi üzerinden bir güç dengesi değerlendirmesi yapılıyor. Sürecin başlangıcında ABD’nin daha baskın bir pozisyonda olduğu, ancak gelişen çatışma süreciyle birlikte sahadaki dengelerin değiştiği öne sürülüyor.
Metinde ayrıca, Hürmüz Boğazı ve Babül Mendeb gibi kritik geçiş noktalarının olası etkileri üzerinden küresel enerji ve ticaret hatlarının risk altında olduğu vurgulanıyor. Müzakere sürecinin temel gündeminin bu stratejik noktaların güvenliği olduğu ifade ediliyor.
ABD iç politikası ve “Hegseth” üzerinden yapılan ideolojik değerlendirme
ABD Savunma Bakanı Pete Hegseth’in siyasi ve ideolojik duruşuna ilişkin değerlendirmelerde, Batı dünyası ile İslam coğrafyası arasındaki tarihsel gerilim ekseni üzerinden yorumlar yer alıyor.
Hegseth’in geçmişi, askerî görevleri ve medya kariyeri üzerinden anlatılarak, sert söylemleri ve ideolojik pozisyonu nedeniyle kamuoyunda tartışmalı bir figür haline geldiği belirtiliyor.
Metinde, Hegseth’in açıklamalarının ABD iç siyasetindeki muhafazakâr damar ve Batı’nın güvenlik yaklaşımıyla ilişkilendirildiği; bunun da uluslararası politikada karşılıklı algıları etkilediği ifade ediliyor.





