İçişleri Bakan Yardımcısı Doç. Dr. Kübra Güran Yiğitbaşı, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, Türk edebiyatının unutulmaz isimleri Cahit Zarifoğlu ile Abdurrahim Karakoç’u rahmet ve minnetle yad etti. Yiğitbaşı, paylaşımında her iki şairin de inanç, mücadele ve insanlık değerlerini eserlerine yansıttığını vurguladı.

FİLİSTİN DAVASINA DİKKAT ÇEKTİ

Yiğitbaşı, mesajında Cahit Zarifoğlu’nun Filistin davasına ilişkin duyarlılığına dikkat çekerek, “Filistin bir sınav kağıdı, her mü’min kulun önünde” sözlerine yer verdi. Zarifoğlu’nun hayatı boyunca inancı, mücadeleyi ve umudu kalemine taşıdığını belirten Yiğitbaşı, usta şairi rahmet ve dualarla andığını ifade etti.

CAHİT ZARİFOĞLU KİMDİR?

Cahit Zarifoğlu, 1 Temmuz 1940 tarihinde Ankara’da dünyaya geldi. Türk edebiyatının önemli şair, hikayeci ve yazarlarından biri olan Zarifoğlu, çocukluk yıllarını babasının görevi nedeniyle Türkiye’nin farklı şehirlerinde geçirdi. Ortaöğrenimini Kahramanmaraş’ta tamamladıktan sonra İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Alman Dili ve Edebiyatı Bölümü’nden mezun oldu.

EDEBİYATLA GENÇ YAŞTA TANIŞTI

Edebiyat hayatına genç yaşlarda başlayan Zarifoğlu, lise yıllarında arkadaşları Erdem Bayazıt, Mehmet Akif İnan ve Rasim Özdenören ile birlikte edebiyat çalışmalarına katıldı. Daha sonra Sezai Karakoç ile tanışarak onun çıkardığı Diriliş dergisinde şiir ve yazılarını yayımladı. 1976 yılında arkadaşlarıyla birlikte Mavera dergisinin kurucuları arasında yer aldı.

TÜRK ŞİİRİNDE KENDİNE ÖZGÜ BİR SES OLDU

Şiirlerinde iç dünyayı, insanın varoluş serüvenini, inancı, sevgiyi ve toplumsal sorumluluğu işleyen Zarifoğlu; özgün dili ve güçlü imge dünyasıyla Türk şiirinde kendine has bir yer edindi. Edebiyat çevrelerinde özellikle Yedi Güzel Adam, İşaret Çocukları, Menziller ve Korku ve Yakarış adlı eserleriyle tanındı. Şairliğinin yanı sıra hikaye, roman, günlük, deneme ve çocuk edebiyatı alanlarında da önemli eserler veren Zarifoğlu, çocuklar için kaleme aldığı eserlerle de geniş bir okuyucu kitlesine ulaştı. Eserlerinde insani değerleri, ahlaki duyarlılığı ve hayal gücünü ön plana çıkardı.

“YAŞAMAK” EDEBİYAT TARİHİNDE ÖZEL BİR YERE SAHİP

Özellikle Yaşamak adlı günlüğü, Türk edebiyatının en özgün günlüklerinden biri olarak kabul edilmektedir. Zarifoğlu, bu eserinde hayatı, insanı, inancı ve yaşadığı dönemi kendine özgü üslubuyla okuyucuya aktarmıştır. Pankreas kanserine yakalanan Cahit Zarifoğlu, 7 Haziran 1987 tarihinde İstanbul’da hayatını kaybetti. Beylerbeyi Küplüce Mezarlığı’na defnedilen Zarifoğlu, ardında Türk edebiyatının en değerli şiir ve nesir külliyatlarından birini bıraktı. Ölümünün üzerinden geçen yıllara rağmen eserleri hala ilgiyle okunmakta ve yeni nesiller tarafından keşfedilmeye devam etmektedir.

ABDÜRHİM KARAKOÇ KİMDİR?

Türk edebiyatının önemli halk şairlerinden Abdurrahim Karakoç, 7 Nisan 1932 tarihinde Kahramanmaraş'ın Ekinözü ilçesine bağlı Cela Köyü’nde dünyaya geldi. Şair bir aileden gelen Karakoç, dedesi Mehmet Efendi ve babası Ümmet Efendi’den aldığı edebiyat mirasını küçük yaşlardan itibaren şiirlerine yansıttı. Halk şiiri geleneği içerisinde yetişen Karakoç, güçlü kalemi ve toplumun sesi olan eserleriyle Türk edebiyatında önemli bir yer edindi Maddi imkansızlıklar nedeniyle ilkokuldan sonra eğitim hayatını sürdüremeyen Karakoç, köyünde çiftçilik ve marangozluk yaptı. Bir yandan da şiir yazmayı sürdürdü. 1958 yılında Ekinözü Belediyesinde muhasebeci olarak göreve başladı. Aynı yıl, daha önce yazdığı şiirleri beğenmeyerek yok etti ve edebiyat hayatında yeni bir sayfa açtı.

“HASAN’A MEKTUPLAR” İLE BÜYÜK ÇIKIŞ YAKALADI

“Bizim dava ve hizmet aşkımız hiçbir zaman bitmez ve bitemez”
“Bizim dava ve hizmet aşkımız hiçbir zaman bitmez ve bitemez”
İçeriği Görüntüle

Karakoç’un edebiyat dünyasında tanınmasını sağlayan eser, 1965 yılında yayımlanan Hasan'a Mektuplar oldu. Toplumsal sorunları, adaletsizlikleri ve halkın yaşadığı sıkıntıları dile getiren şiirleri kısa sürede geniş kitlelere ulaştı. Ardından yayımladığı eserlerle halk şiirinin çağdaş temsilcileri arasında gösterildi. Abdurrahim Karakoç, şiirlerinde Anadolu insanının yaşadığı sıkıntıları, köylünün sorunlarını, bürokraside karşılaşılan zorlukları ve toplumsal adaletsizlikleri etkileyici bir dille anlattı. Özellikle hiciv türündeki şiirleriyle dikkat çeken Karakoç, dönemin siyasi ve sosyal olaylarını eleştirel bir bakış açısıyla kaleme aldı. 27 Mayıs Darbesi sonrası yaşanan gelişmeler, ülkenin siyasi meseleleri ve toplumdaki haksızlıklar onun şiirlerine önemli ölçüde yansıdı. Yazdığı eserler nedeniyle birçok kez dava edilmesine rağmen tüm davalardan beraat etti.

MİHRİBAN ŞİİRİYLE HAFIZALARA KAZINDI

Karakoç’un en bilinen eserlerinden biri olan Mihriban, Türk edebiyatının ve Türk müziğinin unutulmaz eserleri arasında yer aldı. Bestelenerek milyonlara ulaşan şiir, yıllar içinde adeta bir klasik haline geldi. Karakoç’un yaklaşık 100 şiiri çeşitli sanatçılar tarafından bestelenerek seslendirildi. Karakoç’un şiirlerinde toplumsal eleştirilerin yanı sıra ahlaki değerler, inanç, vatan sevgisi, gurbet, özlem ve aşk temaları da önemli yer tuttu. Temiz Türkçesi, hece veznine olan hakimiyeti ve güçlü anlatımı sayesinde geniş bir okuyucu kitlesine ulaştı.

7 HAZİRAN 2012’DE HAYATA VEDA ETTİ

2012 yılında akciğer enfeksiyonu nedeniyle tedavi gördüğü hastanede yaşam mücadelesini kaybeden Abdurrahim Karakoç, 7 Haziran 2012 tarihinde Ankara’da vefat etti. Cenazesi Ankara Keçiören’deki Bağlum Mezarlığı’na defnedildi. Vefatının yıl dönümünde rahmet ve saygıyla anılan Karakoç, geride bıraktığı eserleriyle Türk şiirinin unutulmaz isimleri arasında yer almaya devam ediyor.

ÖNE ÇIKAN ESERLERİ

ŞİİR KİTAPLARI

Mihriban (1960)

Hasan'a Mektuplar (1965)

Eli Kulakta (1969)

Vur Emri (1973)

Kan Yazısı (1978)

Suları Islatamadım (1983)

Beşinci Mevsim (1985)

Dosta Doğru Akıl Karaya Vurdu (1994)

Yasaklı Rüyalar (2000)

Anadolu'da Bahar (2007)

Kaynak: FADİME YILDIRIM