İYİ Parti Afyonkarahisar İl Başkanı Muhammet Mısırlıoğlu, haftalık basın açıklamasını bu kez parti binası yerine Zafer Meydanı’nda gerçekleştirdi. Toplumun çeşitli kesimlerinin yaşadığı sorunlara dikkat çeken Mısırlıoğlu, hükümeti baskı ve sindirme politikaları uygulamakla suçladı.
Zafer Meydanı’nda konuşan Başkan Mısırlıoğlu, “Hükümet, toplumun her kesiminden yükselen haklı feryadı duymak yerine baskı ve sindirme politikalarını tercih ediyor. Susturulan bu sesleri biz duyuyoruz; milletimizin hakkını, hukukunu ısrarla savunmaya devam edeceğiz” dedi.
Açıklamasında her kesimin yaşadığı sorunlara ayrı ayrı değinen Mısırlıoğlu, şu değerlendirmelerde bulundu:
İŞSİZLİK BİR YÖNETİM KRİZİNE DÖNÜŞTÜ
Mısırlıoğlu, iktidarın yıllardır dillendirdiği istihdam vaatlerinin sadece kâğıt üzerinde kaldığını belirterek, milyonlarca gencin işsizliğe mahkûm edildiğini ifade etti. Genç mezunların umutla iş ararken karşılaştıkları sessizlik ve dışlanmanın artık bir toplumsal kriz hâlini aldığını vurguladı. İktidarın işsizleri "tembel" yaftasıyla suçladığını belirten Mısırlıoğlu, kamu istihdamının bilinçli biçimde sınırlandırıldığını, devletin bu sorumluluğu özel sektöre devrettiğini söyledi. Yaşananların sadece ekonomik değil, aynı zamanda bir yönetim krizi olduğunu ifade etti.
EV HANIMLARI GÖRMEZDEN GELİNİYOR
Ev ekonomisinin yükünü çeken kadınların gıda ve barınma masrafları altında ezildiğini belirten Mısırlıoğlu, iktidarın bu görünmeyen emeği yok saydığını söyledi. Kadınların "sadece aile içi rollerle" sınırlandırıldığını ve siyasal görünürlüğe erişemediğini ifade etti. Emeklilikte evde geçen hizmet süresinin tanınmaması ve sosyal güvenceden mahrum bırakılmanın sistematik bir eşitsizlik olduğuna dikkat çeken Mısırlıoğlu, bu sessizliğin aslında devlet eliyle dayatılan bir yok sayma biçimi olduğunu belirtti.
ÜNİVERSİTELER ÖZGÜRLÜKTEN UZAKLAŞTIRILDI
Üniversitelerin özerkliğini kaybettiğini ve bilim üretme yerine biat kültürünün dayatıldığını söyleyen Mısırlıoğlu, akademisyenlerin hem ekonomik hem de siyasal baskı altında ezildiğini dile getirdi. Farklı düşüncelerin “terör” ile ilişkilendirilerek susturulduğunu ifade etti. Liyakatsiz atamalarla birlikte üniversitelerde otosansür ortamının oluştuğunu belirten Mısırlıoğlu, akademinin itibarsızlaştırıldığını ve bilimsel üretimin siyasi sadakate göre şekillendiğini söyledi. Bu durumun, Türkiye’nin geleceğini tehdit ettiğini savundu.
ÖĞRETMENLER YOKSULLUKLA MÜCADELE EDİYOR
3600 ek gösterge sözünün hâlâ tutulmadığını ve öğretmenlerin maaşlarının her geçen gün eridiğini belirten Mısırlıoğlu, eğitim emekçilerinin hem ekonomik hem de mesleki olarak değersizleştirildiğini ifade etti. Atama bekleyen öğretmenlerin mülakat sistemiyle torpile mahkûm edildiğini söyledi. Öğretmenlerin asli görevleri dışında birçok işle görevlendirildiğini ve seslerini çıkardıklarında cezalandırıldıklarını belirten Mısırlıoğlu, eğitimin temelini oluşturan bu meslek grubuna değer verilmemesinin ülkenin geleceği açısından büyük bir tehlike oluşturduğunu dile getirdi.
NAKLİYECİLER KONTAK AÇMAYA KORKUYOR
Nakliyecilerin artan mazot fiyatları, otoyol geçiş ücretleri ve bakım maliyetleri altında ezildiğini söyleyen Mısırlıoğlu, birçok şoförün kontak açmaktan bile çekindiğini ifade etti. Sorunları dile getiren sektör temsilcilerinin ise tehdit edildiğini vurguladı. Kamyon şoförlerinin borç ve geçim arasında sıkıştığını, sağlık güvencesine dahi erişemediğini belirten Mısırlıoğlu, lojistik sektörünün çöküşünün üretim zincirini de tehdit ettiğini, iktidarın ise sadece durumu makyajladığını söyledi.
ŞOFÖRLER İNSANLIK DIŞI KOŞULLARDA ÇALIŞIYOR
Şoförlerin uzun mesailer, yetersiz dinlenme alanları ve düşük ücretlerle ölümle burun buruna görev yaptığını belirten Mısırlıoğlu, yaşanan kazaların sistemsel ihmallere dayandığını vurguladı. Sağlık sorunlarının meslekle birlikte kaçınılmaz hâle geldiğini ifade etti. İkinci iş yapmak zorunda kalan şoförlerin hem sosyal güvenceden hem de güvenli çalışma koşullarından mahrum olduğunu belirten Mısırlıoğlu, bu düzenin yalnızca bireyleri değil, toplumun tamamını tehdit ettiğini ifade etti.
ENGELLİLER SADECE SLOGANLARDA VAR
Engellilere yönelik erişilebilirlik uygulamalarının göstermelik kaldığını belirten Mısırlıoğlu, kamu ve özel sektördeki istihdam kotalarının ya boş bırakıldığını ya da kâğıt üzerinde geçiştirildiğini söyledi. Engellilerin yetenekleri değil, engelleri merkeze alındığını ifade etti. Devletin sağladığını iddia ettiği sosyal desteklerin ulaşılmaz olduğunu belirten Mısırlıoğlu, engelli bireylerin temel ihtiyaçlarını karşılayamadığını, seçim dönemleri dışında tamamen unutulduklarını söyledi. “Engelli bireyler değil, devletteki zihniyet engel üretiyor” dedi.
DUL VE YETİMLER UNUTULDU
Dul ve yetimlerin aldıkları maaşların açlık sınırının altında kaldığını belirten Mısırlıoğlu, bu kesimin devletin en fazla sahip çıkması gereken gruplardan biri olduğunu ifade etti. Ancak yeterli sosyal koruma sağlanmadığını vurguladı. Devlet desteklerine ulaşmanın neredeyse imkânsız olduğunu, verilen hizmetlerin sadece kâğıt üzerinde kaldığını belirten Mısırlıoğlu, bu kesimin hayat mücadelesi verirken bir de fişlenme ve susturulmayla karşı karşıya kaldığını ifade etti. Bu durumu “vicdani çöküş” olarak tanımladı.
ŞEHİT YAKINLARI UNUTULMUŞLUKLA BAŞ BAŞALAR
Mısırlıoğlu, şehit yakınlarının yıllardır verilen sözlerle oyalandığını, atama ve konut gibi vaatlerin çoğunun yerine getirilmediğini vurguladı. Ailelerin sadece tören günlerinde hatırlandığını, günlük yaşamda ise devletten yeterli destek görmediğini ifade etti. Psikolojik destek ve sosyal hakların çoğunun kâğıt üzerinde kaldığını belirten Mısırlıoğlu, şehit ailelerinin hak aradıklarında susturulmaya çalışıldığını dile getirdi. Bu tavrın, kutsal değerlerin iktidar eliyle itibarsızlaştırılması anlamına geldiğini söyledi.
MUHALİF SİYASETÇİLER BASKI ALTINDA
Muhalefetin Meclis’te ve sokakta baskı altında tutulduğunu ifade eden Mısırlıoğlu, demokratik rekabetin yargı sopasıyla bastırıldığını söyledi. Dokunulmazlık tehdidi ve medya ambargosu gibi yollarla muhalefetin sesi kesilmeye çalışılıyor. Muhalif siyasetçilere yönelik yaftalamaların siyaseti kutuplaştırdığını belirten Mısırlıoğlu, “hain” ve “dış güçlerin maşası” gibi ifadelerin demokratik zemini yok ettiğini vurguladı. Gerçek temsilcilerin susturulamayacağını, demokrasinin muhalefetle anlam kazandığını söyledi.
GAZETECİLERE SUSTURMA OPERASYONU
Gazetecilerin baskı, dava, para cezası ve gözaltılarla susturulmak istendiğini belirten Mısırlıoğlu, basın özgürlüğünün tarihinin en kötü dönemini yaşadığını söyledi. Eleştirel haber yapan gazetecilere reklam ambargosu ve keyfî basın kartı iptalleri uygulandığını ifade etti. Kalemini satmayan gazetecilerin tehdit edildiğini, medya alanının propaganda aracına dönüştürüldüğünü dile getiren Mısırlıoğlu, bu tablonun halkın bilgi edinme hakkını da yok ettiğini vurguladı. Gerçeklerin karanlıkta bırakıldığını söyledi.
ÖĞRENCİLER GELECEKTEN UMUTSUZ
Öğrencilerin KYK borçları ve barınma krizi nedeniyle büyük bir çıkmazda olduğunu vurgulayan Mısırlıoğlu, devletin bu sorunlara kayıtsız kaldığını belirtti. Gençlerin yurt yetersizliği ve yüksek kira fiyatları altında ezildiğini söyledi. Eğitimde fırsat eşitliğinin ortadan kalktığını belirten Mısırlıoğlu, öğrencilerin kampüslerde baskı altında tutulduğunu ve demokratik haklarını kullanamadığını ifade etti. Gençliğin umutlarının borçla ve baskıyla karartıldığını vurguladı.
EMEKLİLER YOKSULLUKLA SINANIYOR
Açlık sınırının altındaki maaşlarla yaşam mücadelesi veren emeklilerin, yılların emeği karşısında yoksulluğa mahkûm edildiğini belirten Mısırlıoğlu, bayram ikramiyelerinin ise sadece göz boyamaya dönüştüğünü söyledi. Sağlık hizmetlerine erişimde yaşanan sıkıntıların ve artan katkı paylarının emeklileri çaresiz bıraktığını ifade eden Mısırlıoğlu, iktidarın bu kuşağı görmezden geldiğini dile getirdi. Emekliliğin artık dinlenme değil, hayatta kalma mücadelesi olduğunu söyledi.
İŞÇİLER GREV DEĞİL, SESSİZLİKLE CEZALANDIRILIYOR
Mısırlıoğlu, asgari ücretin daha ilan edildiği anda eridiğini, işçilerin ise geçim sıkıntısı içinde yaşam mücadelesi verdiğini ifade etti. Grev hakkının "milli güvenlik" bahanesiyle sürekli engellendiğini belirtti. İş kazalarının cezasızlıkla geçiştirildiğini, sendikalı olmak isteyenlerin baskıyla karşılaştığını dile getiren Mısırlıoğlu, iktidarın sermayeden yana tutumunun adaletsizlik doğurduğunu söyledi. İşçilerin susturuldukça sömürünün büyüdüğünü vurguladı.
ÇİFTÇİLER DESTEKSİZ, TARIM KRİZDE
Çiftçilerin artan girdi maliyetleri karşısında destekleme primlerinin yetersiz ve geç ödenmesi, tarımı çıkmaza sokmuştur. Mazot, gübre ve tohum fiyatlarındaki artış üretimi durma noktasına getirirken, iktidarın ilgisizliği kırsalda çaresizlik yaratmaktadır. Tarım sigortası kapsamının daraltılması, üreticileri doğal afetlere karşı savunmasız bırakmıştır. Sağlık hizmetlerine erişim dahi zorlaşmış, köylüler sağlık hakkından mahrum kalmıştır. Tarım politikalarının küçük üreticiyi dışlaması, hem gıda güvenliğini hem kırsal kalkınmayı tehdit etmektedir.
ESNAF BORÇ BATAĞINDA AYAKTA DURMAYA ÇALIŞIYOR
Artan kira, enerji ve işletme giderleri karşısında gelirleri eriyen esnaflar, borçla ve kredilerle ayakta durmaya çalışıyor. “Nefes kredisi” kuyruklarında bekleyen esnaf, iktidardan çözüm beklerken görmezden geliniyor. Gerçekleri dile getiren esnafın zabıta ve vergi denetimleriyle susturulmaya çalışıldığını söyleyen Mısırlıoğlu, sağlık prim borçlarının da katlandığını belirtti. Ekonomik daralmanın yerel işletmeleri tek tek kapattığını vurgulayarak, bu sürecin halkı daha da yoksullaştırdığını ifade etti.
SANAYİCİLER YATIRIMDAN UMUDUNU KESTİ
Sanayicilerin üretim gücü, enerji zamları ve döviz kurlarıyla törpüleniyor. Bağımsız düşünen sanayiciler teşviklerden dışlanırken, yalnızca yandaş sermaye çevrelerine destek sağlanıyor. Nitelikli iş gücünün yurt dışına göç ettiğini belirten Mısırlıoğlu, üretim ortamının siyasi müdahalelerle bozulduğunu söyledi. Sanayicinin yaşadığı sorunların üstü örtülürken, sürdürülebilir kalkınma yerine kayırmacılık yürütülüyor.
MEMURLAR DEĞERSİZLEŞTİRİLİYOR
3600 ek gösterge vaadinin yıllardır yerine getirilmediğini ifade eden Mısırlıoğlu, kamu çalışanlarının maaşlarının enflasyon karşısında eridiğini belirtti. Liyakatin yerini siyasi kadrolaşmanın aldığını vurguladı. Bağımsız sendikal faaliyetlerin baskılandığını, toplu sözleşmelerin kapalı kapılar ardında imzalandığını belirten Mısırlıoğlu, kamu hizmet kalitesinin bu ortamda düştüğünü söyledi. Memurların ekonomik ve sosyal açıdan yok sayıldığını ifade etti.
HAYVAN YETİŞTİRİCİLİĞİ ÇÖKÜŞTE
Yem, aşı ve veteriner hizmetlerindeki yüksek maliyetler küçük üreticiyi iflasa sürükledi. Devletin destek politikalarının yetersizliğini vurgulayan Mısırlıoğlu, hayvancılığın çöküş noktasına geldiğini ifade etti. Yetiştiricilerin suçlanarak hedef gösterildiğini söyleyen Mısırlıoğlu, devletin asli görevini yerine getirmediğini belirtti. Salgın hastalıklara karşı yetersiz destek, hem üretici hem de toplum sağlığını tehdit etmektedir.
SENDİKAL HAKLAR KÂĞIT ÜZERİNDE KALDI
Grev kararlarının sistematik olarak ertelendiğini söyleyen Mısırlıoğlu, sendikal hakların kağıt üzerinde kaldığını vurguladı. Sendika yöneticilerine yönelik soruşturmalar ve baskılarla korku iklimi yaratıldığını ifade etti. Sendikaların etkisizleştirildiğini ve işçi sınıfının haklarının sistematik biçimde gasp edildiğini söyleyen Mısırlıoğlu, emek mücadelesinin önündeki engellerin sosyal barışı tehdit ettiğini belirtti.
“SUSTURULAN BU SESLERİ BİZ DUYUYORUZ”
İYİ Parti Afyonkarahisar İl Başkanlığı adına konuşan Mısırlıoğlu, hükümetin toplumun her kesiminden yükselen haklı feryada kulak tıkadığını ifade etti. Ekonomi yönetimindeki başarısızlık, sağlık hizmetlerindeki aksaklıklar ve özlük haklarının gasp edilmesinin artık gizlenemeyecek noktaya geldiğini söyledi.
“Biz, susturulan bu sesleri duyuyoruz; milletimizin hakkını, hukukunu ısrarla savunmaya devam edeceğiz” diyerek açıklamasını tamamlayan Mısırlıoğlu, tüm toplumsal kesimlerin taleplerinin yanında olduklarını vurguladı.