Gazeteci olmayan bizim Afyonkarahisar Gazeteciler Cemiyeti Başkanımız Önder Artuk, aynı zamanda ATSO Başkanlığı için aday. Malum, kendisi iki şapkayı birden taşıyor. Biri Cemiyet Başkanlığı, diğeri ATSO başkan adaylığı. Şapkalar farklı ama tartışm...
ÖNDER ARTUK: “BEN SANA O.ÇOCUĞU DEMİYORUM!” TERBİYE MESELESİ
Gazeteci olmayan bizim Afyonkarahisar Gazeteciler Cemiyeti Başkanımız Önder Artuk, aynı zamanda ATSO Başkanlığı için aday. Malum, kendisi iki şapkayı birden taşıyor. Biri Cemiyet Başkanlığı, diğeri ATSO başkan adaylığı. Şapkalar farklı ama tartışmalar aynı.
Cemiyet Başkanlığı ve ATSO adaylığı hakkında bazı yazılar yazdığım için aramız biraz limoni.
Bu limonilik yeni değil. Eylül 2025'ten bu yana devam eden bir limonilik. Hatta limonilik demek biraz hafif kalır, husumet diyelim.
Her seferinde Önder Artuk için “Bu son yazım” diyorum ama kendisi benim yazı yazmam için mutlaka yeni bir bahane yaratıyor.
Sanki ATSO seçimlerinde başkan adayı ve rakibi Hüsnü Serteser değil de benmişim gibi sürekli beni hedefe koyuyor.
Önderciğim, rakibin ben değilim, Hüsnü Serteser. Karıştırma! Benimle uğraşacağına rakibinle ilgilensen belki daha faydalı olur.
Neyse, yine bu son yazı diyorum. Sonra kendisi kaşınıyor, bana yeni bir yazı yazmam için fırsat veriyor. İnsan bazen kendi yazısını kendi hazırlıyor derler ya, benim durumum tam da bu.
Çarşamba günü akşam saatlerinde, 17.00 civarında Yeşilyol'da karşıdan karşıya geçerken, yolun ikinci sırasında duran Önder Artuk'un aracıyla karşılaştım.
Onun aracı var diye yolumu değiştirecek değilim ya! Yol herkesin hakkı. Kaldı ki Yeşilyol'un adı üzerinde, yol bu; kimsenin özel mülkü değil.
Tam aracın yanından geçerken aracın ön şoför kapısı, olması gerekenden hızlı ve adeta itercesine açılarak bacağıma çarptı.
Eminim bir yanlışlık olmuştur ya da kapıda bir arıza vardır.
Çünkü Önder Artuk'un şoförü kardeşim, efendi, mülayim bir adam. Kendi ekmeğinin peşinde. Ona asla bir sözüm olmaz.
Belki diyorum, yapmaz da belki Önder Artuk'un talimatıyla bile isteye olmuş olabilir. “Emir demiri keser” derler ya, belki de öyle olmuştur.
Talimat gereği şoför kardeşim, istemeye istemeye kapıyı biraz fazla ittirmiş ve yanlışlıkla bana çarpmış olabilir.
Hiç önemli değil şoför kardeşim, sen iyi bir adamsın. Canın sağ olsun. Benim seninle bir derdim yok.
Ben o temasa aldırış etmeden yoluma devam ederken aynı anda önden şoför kardeşim, arkadan da Önder Artuk çıktı.
Önder Artuk, öfkeli bir yüz ifadesiyle bana baktı. Sanki bir hamle yapacak gibiydi. Benden bir karşılık bekledi.
Bakın, bütün bunlara rağmen ne kadar iyi niyetli davrandım. Kendisine dönüp sadece “Kolay gelsin” dedim.
Sırf benim insanlığımdan. Yani adam, istesem de istemesem de Afyonkarahisar Gazeteciler Cemiyeti Başkanımız.
Önder Artuk, Nuri Alço gibi araçtan indikten sonra nedense yan tarafa doğru değil, aracın arka tarafına doğru birkaç adım attı. Sonra ağzından pırt diye bir laf çıktı.
“O. Çocuğu” dedi.
Bir duraksadım. Sonra hiçbir şey demeden yoluma devam ettim.
Önder Artuk'tan korktuğumdan, çekindiğimden değil.
Sokak ortasında bir tartışmaya, kavgaya fırsat vermemek için.
Aslında Önder Artuk gibi kötü niyetli olsam, bu benim için bulunmaz fırsat olurdu. Afyonkarahisar Gazeteciler Cemiyeti Başkanı ile bir gazetecinin kavgası... Hele hele ATSO başkan adayının bir gazeteciyle kavgası... Bırakın yerel basını, ulusal basında bile haber olurdu.
Ama ben yoluma devam ettim.
Bir adım sonra, ben o lafı söyleyemem ama “O lafı sana iade ediyorum” demek içimden geçti. Fakat demedim.
Ben onun gibi Küçük Emrah gibi masum görünüp Nuri Alço gibi içten pazarlıkçı ve küfürbaz biri olamam.
Çünkü benim aile terbiyem buna müsaade etmez.
Hem annelere öyle bir laf edilmez Önder Artuk! Ayıp. Ben sana yakıştıramadım.
Ama eminim sen de isteyerek söylememişsindir.
Hani bazen insanın içinde olan bir şey duramaz, istem dışı çıkar ya... Geğirmek gibi, osurmak gibi, esnemek gibi... Bazı şeylere engel olmaya çalışsak da içimizdeki durduğu yerde duramaz ve zart diye dışarı çıkar.
Benzetmek gibi olmasın da bazen gazınız gelmiştir, olmadık bir yerde hiç osurmadınız mı?
İnsan osuruğunu tutamaz ki!
Bizim Önder de eminim isteyerek bana “O. Çocuğu” dememiştir. Kalbinden geçeni engellemeye çalışsa da ağzına sahip çıkamamış, o söz pırt diye dışarı çıkmıştır.
Sorun değil Önderciğim, ben aldırış etmedim. Önemli değil. Çünkü kötü laf sahibine yakışır.
Bak, yine söylüyorum sana:
KOLAY GELSİN ÖNDER ARTUK!
İnsan bazen ağzından çıkanı kulağı duymadan konuşur. Bazen de insanın terbiyesi, ağzından çıkarmak istediği sözü söylemesine izin vermez.
Benim aile terbiyem buna izin vermiyor.
Seninkini de en iyi sen bilirsin.