Seçimlerde de değişmeyen bir kural vardır:
Başkasına çamur atarken önce kendi ellerine bakacaksın.
Çünkü bazen attığın çamur hedefe ulaşmaz. Havada döner, dolaşır ve gün gelir kendi üzerine yapışır.
Afyonkarahisar Ticaret ve Sanayi Odası seçimleri öncesinde yaşanan tartışmalar, işte tam da böyle bir tabloyu gözler önüne serdi.
Dün kırmızı listeye yöneltilen suçlamalar, bugün mavi liste cephesinde gündeme gelen benzer iddialarla yeniden tartışılıyor.
Ve insan ister istemez soruyor:
“Dün başkasına ahlak dersi verenler, bugün aynı sınavın karşısına çıktığında ne yapacak?”
DÜN KIRMIZIYA ÇAMUR ATANLAR BUGÜN NEREDE?
Hatırlayalım…
ATSO seçimleri öncesinde kırmızı liste hakkında ne iddialar ortaya atılmıştı.
Üyelerin aidat borçlarının ödendiği, bunun karşılığında seçimlerde oy istendiği ileri sürülmüştü.
Kırmızı liste bu iddialar üzerinden eleştirildi, tartışmaların merkezine çekilmeye çalışıldı.
Peki, sonra ne oldu?
Ortaya somut bir belge konuldu mu?
İddiaları doğrulayan açık bir delil gösterildi mi?
Kamuoyuna yansıyan bilgiler çerçevesinde, bu suçlamaları doğrulayan somut bir kanıt ortaya çıktımı.
Çıkmadı.
Çünkü olmayan bir şeyin ortaya çıkması mümkün değil.
Kısacası iddiaları havada kaldı.
İddialar ortaya atıldı, sözler söylendi o kadar…
Ama geriye cevaplanmamış sorular kaldı.
Şimdi ise aynı soruların adresi değişmiş görünüyor.
DÜN SUÇLADIĞINI BUGÜN YAPTIĞIN İDDİA EDİLİYORSA…
Gelelim meselenin asıl can alıcı noktasına.
Dün kırmızı listeyi üyelerin aidat borçlarını ödeyerek oy istemekle suçlayan mavi liste cephesinin, bugün benzer uygulamalarla ilişkilendirilen iddiaların muhatabı olması, seçim yarışındaki en dikkat çekici çelişkilerden biri.
Elbette iddia başka, ispat başka.
Ancak burada asıl mesele yalnızca aidat borçları değil.
Mesele, dün başkasını suçlarken kullandığın ölçüyü bugün kendine uygulayıp uygulamadığındır.
Bir seçim yarışında rakibini eleştirmek en doğal haktır.
Ancak dün başkasına yönelttiğin suçlamalar bugün senin kapına dayanıyorsa, önce kendi sözlerinle yüzleşmen gerekir.
Dün kırmızı liste hakkında, üyelerin aidat borçlarının ödenerek karşılığında oy istendiği iddiaları ortaya atarak suçlayan mavilerin, bugün benzer iddiaların muhatabı haline gelince bu noktada insanın aklına o meşhur söz geliyor:
“Dinime küfreden Müslüman bari olsa.”
MESELE RENK DEĞİL, KARAKTER MESELESİDİR
ATSO seçimleri elbette gelip geçecek.
Listeler yarışacak, üyeler tercihini yapacak ve sonuçta bir taraf kazanacak.
Fakat geriye yalnızca seçim sonuçları kalmayacak; söylenen sözler, ortaya atılan iddialar ve bu süreçte sergilenen tutumlar da hafızalarda yer edecek.
Bugün başkasını eleştirirken kullandığı ölçüyü yarın kendisine uygulamayanların, kamuoyundan koşulsuz güven beklemesi kolay olmayacak.
Dün kırmızıya yöneltilen suçlamalar, bugün mavi cephesinde benzer tartışmalarla karşılık buluyorsa, artık herkesin dönüp kendi sözlerine bakması gerekiyor.
Çünkü mesele renk değil, karakter meselesidir. Mesele liste değil, ilke meselesidir. Mesele rakibin ne yaptığı kadar, insanın kendi yaptığını da aynı terazide tartabilmesidir.
YÜZÜ KIZARMIYORSA, BARİ RENGİ MORARSIN
Ve yazının sonunda söyleyecek sözüm de belli:
Dün kırmızı listeye çamur atıldı.
Bugün benzer iddiaların mavi liste cephesinde gündeme gelmesiyle, o çamurun kimin üzerine sıçradığı tartışılıyor.
Malum, renklerin de bir matematiği var.
Kırmızıyla maviyi karıştırırsanız ne çıkar?
Renkler birbirine karıştı…
Ortaya MOR çıktı!
Şimdi bakalım, bu çelişkilerin karşısında kim ne söyleyecek?
Çünkü insan bazen söyledikleriyle, bazen yaptıklarıyla, bazen de sustuklarıyla kendisini ele verir.
Eee… Bu kadar iddianın, bu kadar sözün ve bu kadar çelişkinin ardından insanın yüzü kızarmıyorsa, bari rengi MORARSIN!
Ve bütün bu çelişkileri anlatmak için bazen tek bir cümle yeterlidir:
“Dinime küfreden Müslüman bari olsa.”