Türkiye Büyük Millet Meclisi himayesinde düzenlenen “4 Şehir, 4 Mekan, 4 Akif: Esaretten İstiklale, İstiklalden İstikbale Mehmet Akif Sempozyumu” kapsamında Afyonkarahisar’da gerçekleştirilen programda, Yükseköğretim Kurulu (YÖK) Yürütme Kurulu Üyesi ve Ankara Sosyal Bilimler Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Münire Kevser Baş önemli değerlendirmelerde bulundu.
“AFYONKARAHİSAR’DA BULUNMAK BÜYÜK BİR ONUR”
Konuşmasına protokolü selamlayarak başlayan Prof. Dr. Baş, Milli Mücadele’nin önemli merkezlerinden biri olan Afyonkarahisar’da bulunmaktan duyduğu memnuniyeti dile getirdi. Programa ev sahipliği yapan Afyon Kocatepe Üniversitesi yönetimine teşekkür eden Baş, projeye iki yıldır emek verdiklerini belirtti. Baş, ayrıca programa katılamayan bir rektörün selamlarını ileterek, sağlık sorunları yaşayan evladı için şifa dileklerini paylaştı. Konuşmasında İstiklal Marşı’nın kabulünün 105. yılına dikkat çeken Baş, düzenlenen sempozyumun bu yönüyle de ayrı bir anlam taşıdığını ifade etti. “4 Şehir 4 Mekan 4 Akif” projesiyle, Mehmet Akif Ersoy’un izlerinin Türkiye’nin dört bir yanında yeniden hatırlandığını söyledi.

“AKİF SADECE ŞAİR DEĞİL, ÇOK YÖNLÜ BİR ŞAHSİYETTİ”
Mehmet Akif’in yalnızca bir edebiyatçı olmadığını vurgulayan Baş, onun öğretmenlikten yayıncılığa, fikir dünyasından siyasi mücadeleye kadar birçok alanda aktif rol üstlendiğini belirtti. Baş, Akif’in Darülfünun’da müderrislik yaptığını, farklı kurumlarda dersler verdiğini ve önemli ilmi görevler üstlendiğini ifade ederek, şu değerlendirmede bulundu: “Akif, derdi olan bir insandı. Bu nedenle kendisini bir sanatkâr olarak tanımlamaktan kaçınsa da aslında büyük bir sanatçıydı.”
“AKİF, GENİŞ BİR COĞRAFYANIN TANIĞIYDI”
Programın sanatsal bir dinletiyle başlamasının önemine değinen Baş, sanatın insanı gündelik hayatın yoğunluğundan uzaklaştırarak hakikatle buluşturduğunu söyledi. Akif’in de bu yönüyle, yalnızca fikirleriyle değil sanatıyla da topluma yön verdiğini dile getirdi. Akif’in hayatı boyunca geniş bir coğrafyada bulunduğunu belirten Baş, onun Anadolu’dan Balkanlar’a, Orta Doğu’dan Avrupa’ya kadar birçok bölgede görev yaptığını ve gözlemlerini eserlerine yansıttığını ifade etti. Akif’in bu yönüyle milletin her kesimiyle bağ kurabildiğini belirten Baş, onun güçlü empati yeteneğinin eserlerine de yansıdığını söyledi.
“İSTİKLAL MARŞI’NIN YAZILMASI BİR KADERDİ”
Konuşmasının en dikkat çeken bölümünde İstiklal Marşı’na değinen Baş, şu ifadeleri kullandı: “Ordu’nun duasını da o yazdı, Çanakkale şehitlerini de o anlattı. O, bu milletin atan yüreğiydi. Bu nedenle İstiklal Marşı’nın onun kaleminden çıkması bir kaderin sonucudur.”
Baş, Mehmet Akif’in İstiklal Marşı için verilen ödülü kabul etmemek istemesine rağmen ikna edildiğini hatırlatarak, marşın kısa sürede büyük bir ruh haliyle kaleme alındığını söyledi. Programın sonunda emeği geçenlere teşekkür eden Baş, Mehmet Akif’in fikir dünyasının ve mücadelesinin gelecek nesillere aktarılmasının büyük önem taşıdığını vurguladı.



