Bazı hesaplar vardır, seçimden önce yapılır.

Bazı hesaplar ise seçimden sonra ortaya çıkar.

Ama öyle hesaplar da vardır ki, daha sandık kurulmadan önce yapılır; kulislerde büyütülür, sessizlik içerisinde yürütülür, zamanı geldiğinde de “değişim” ambalajıyla kamuoyunun önüne konulur.

Afyonkarahisar Ticaret Borsası’nda yaşanan son seçim bana göre tam da böyle okunmalıdır.

Yücel Genç’in adaylığı elbette demokratik bir haktır.

Kimse bir insanın aday olmasına itiraz edemez.

Ancak seçimde sadece “aday oldum” demek yetmez.

Bir de şu sorunun cevabını vermek gerekir:

Nasıl aday oldun?

İşte asıl mesele burada başlıyor.

DÖRT YIL BOYUNCA NEREDEYDİN YÜCEL BAŞKAN?

Yücel Genç, dört yıl boyunca Mehmet Mühsürler başkanlığındaki Ticaret Borsası yönetiminin içerisinde yer aldı.

Meclis Başkan Yardımcılığı yaptı.

Yani dışarıdan izleyen biri değildi.

Yönetimin içerisindeydi.

Kararların alındığı masadaydı.

Borsanın attığı adımlara, yaptığı çalışmalara ve aldığı kararlara yakından şahit oldu.

Bugün eleştirdiği yönetimin bir parçasıydı.

Şimdi burada çok basit bir soru sormak gerekiyor:

Madem bu yönetim değişmeliydi, bunu neden dört yıl boyunca söylemediniz?

Madem “değişim” şarttı…

Madem mevcut yönetim yeterli değildi…

Madem başka bir yönetim anlayışına ihtiyaç vardı…

Neden seçimden aylar önce çıkıp bunu açıkça söylemediniz?

Neden üyelerin karşısına çıkıp:

“Ben bu yönetim anlayışını doğru bulmuyorum, adayım.”

demediniz?

Bunun yerine seçim son bir iki haftaya kadar neden sessizlik tercih edildi?

İşte kamuoyunun asıl merak ettiği soru budur.

“GÜÇLÜ ADAY” VARDI AMA ADI YOKTU

Seçime haftalar kala kulislerde bir şey konuşuluyordu:

“Güçlü bir aday çıkacak.”

Herkes duyuyordu.

Ama adayın adı yoktu.

Kim olduğu söylenmiyordu.

Kulislerde dolaşan bu “güçlü aday” hikâyesi, seçime sayılı günler kala ete kemiğe büründü.

Sonra Yücel Genç çıktı.

“Değişim” dedi.

Yanına Ali Rıza Gürakar’ı aldı.

Yeni dönemin görev dağılımını açıkladı.

Ve yarış başladı.

Burada insanın aklına ister istemez şu geliyor:

Bu hazırlık gerçekten son hafta mı başladı?

Elbette hayır.

Böyle bir organizasyon bir gecede kurulmaz.

Ekip bir gecede oluşmaz.

Kulis bir gecede yapılmaz.

O halde mesele şu:

Madem bu kadar hazırlıklıydınız, neden açıkça ortaya çıkmadınız?

İşte eleştiri tam burada başlıyor.

YÜCEL GENÇ’İN EN BÜYÜK YANILGISI

Bence Yücel Genç’in seçim sürecindeki en büyük yanılgısı, karşısındaki yapının sadece Mehmet Mühsürler’den ibaret olduğunu düşünmesiydi.

Oysa karşısında onca yıllık bir yönetim tecrübesi vardı.

Karşısında borsa üyeleri vardı.

Karşısında kurum içerisinde oluşmuş ilişkiler vardı.

Ve en önemlisi…

Karşısında kendisini tanıyan insanlar vardı.

İnsanlar kimin ne zaman ne yaptığını bilir.

Kim kimin yanında durdu, kim ne zaman fikir değiştirdi, kim hangi süreçte nerede konumlandı…

Bunların hepsi görülür.

Borsada hafıza vardır.

Kulislerin de hafızası vardır.

Sandığın ise hafızası daha güçlüdür.

Yücel Genç’in belki de hesaba katmadığı nokta buydu.

“DEĞİŞİM” DEDİNİZ AMA SANDIK “DEVAM” DEDİ

Seçim kampanyasının merkezine “değişim” konuldu.

Güzel…

Ama değişim istemek başka, değişimin gerekçesini anlatmak başka.

Borsa üyelerine şu sorunun cevabı verilmeliydi:

“Neden değişim?”

Dört yıl boyunca içerisinde bulunduğunuz yönetim neden başarısızdı?

Hangi kararlar yanlıştı?

Hangi işler yapılmadı?

Hangi sorunlar çözülemedi?

Neyi değiştirecektiniz?

Bunların somut cevabı ortaya konulmadan sadece “değişim” demek, siyasi slogan olmaktan öteye geçmez.

Üyeler de bunu gördü.

Ve sandıkta cevabını verdi:

“Değişim değil, devam.”

MÜHSÜRLER KONUŞMADI, SANDIK KONUŞTU

Yücel Genç’in karşısında Mehmet Mühsürler vardı.

Mühsürler’in en büyük avantajı belki de seçim boyunca polemiğe fazla girmemesiydi.

Kendisini savunmak için her gün açıklama yapmadı.

Rakibine yüklenmedi.

Kişisel tartışmaya girmedi.

Kulislerin peşinden koşmadı.

Sandığa güvendi.

Ve sandık da konuştu.

Sonuçta Mühsürler yeniden başkan seçildi.

Bazen seçim böyledir.

Çok konuşan değil, doğru zamanda konuşmayan kazanır.

Mühsürler’in seçimi ise sadece bir “başkanlık zaferi” değildi.

Aynı zamanda Yücel Genç’in “değişim” tezine karşı verilmiş bir cevaptı.

MEHMET KUMARTAŞLI FAKTÖRÜ

Seçimin belki de en önemli aktörlerinden biri Mehmet Kumartaşlı oldu.

Mühsürler’in meclis başkan adayı olarak gösterdiği Kumartaşlı, seçimden güçlü çıktı.

Üstelik seçime girdiği sektöründe karşısında Yücel Genç gibi bizzat başkanlık için yarışan bir isim vardı.

Kumartaşlı’nın başarısı, Mühsürler’in elini ciddi biçimde güçlendirdi.

Seçim sonrasında Mühsürler’in Kumartaşlı’yı alnından öpmesi ise çok şey anlattı.

Çünkü bazen bir fotoğraf, sayfalarca yazıdan daha fazla şey söyler.

O fotoğrafın mesajı açıktı:

“Biz birbirimizin arkasından iş çevirmedik. Aynı yolda açıkça yürüdük, birlikte kazandık.”

YÜCEL GENÇ ŞİMDİ NE YAPACAK?

İşte asıl mesele bundan sonra başlıyor.

Seçim bitti.

Yücel Genç kaybetti.

Ali Rıza Gürakar’ın planladığı meclis başkanlığı da gerçekleşmedi.

“Değişim” söylemi sandıkta karşılık bulmadı.

Peki geriye ne kaldı?

Bir seçim yenilgisi mi?

Evet.

Ama bundan daha önemlisi:

Güven meselesi.

Çünkü Borsada kaybedilen seçim telafi edilir.

Ama kaybedilen güvenin telafisi çok daha zordur.

VEFA DİYE BİR ŞEY VAR

Yücel Genç’e yönelik eleştirinin merkezinde aslında tek bir şey var:

Vefa.

Birlikte dört yıl görev yaptığınız insanla yollarınızı ayırabilirsiniz.

Bu olur.

Ama ayrılırken geride bıraktığınız ilişki biçimi önemlidir.

Çünkü bugün yanınızda olan insanın yarın karşınızda olabileceğini herkes bilir.

Ancak bunu yapmanın da bir yolu vardır.

Açık olursunuz.

Net olursunuz.

“Ben artık sizinle aynı düşünmüyorum” dersiniz.

Adaylığınızı zamanında açıklarsınız.

Kendi ekibinizi kurarsınız.

Ve sandığa gidersiniz.

Bunun adı rekabettir.

ASIL MESELE GÜVEN

Yücel Genç seçim kaybetti. Seçim bu olur.

Ancak bundan daha önemli bir mesele var:

Güven.

Birlikte dört yıl görev yaptığınız insanın karşısına aday olarak çıkabilirsiniz. Buna kimse itiraz etmez. Ancak bunu hangi zamanda ve hangi yöntemle yaptığınız hafızada kalır.

Çünkü makam kaybedilebilir, seçim yeniden kazanılabilir.

Ama güven kaybedildiğinde onu yeniden kazanmak çok daha zordur.

Ama geriye bir ders kaldı:

Seçim dört yılda bir yapılır; güven ise her gün sınanır.