Washington Üniversitesi Tıp Fakültesi araştırmacıları tarafından gerçekleştirilen çalışmada, kafatası iliğinin yalnızca beyni koruyan bir kemik yapı olmadığı ortaya konuldu. Araştırmacılar, kafatasında beyne özgü bağışıklık yanıtlarının oluşturulmasında rol oynayan özel merkezler bulunduğunu belirledi. Araştırmacılar, beyin ile kafatası arasındaki mikro kanalları floresan proteinler aracılığıyla takip etti. İncelemelerde, lenf düğümlerine benzer özellikler taşıyan ve bağışıklık hücrelerinin eğitilip çoğaltıldığı özel yapılar tespit edildi. Bu yapıların, bağışıklık hücrelerinin vücudun uzak bölgelerinden bölgeye ulaşmasını beklemeden, kafatası içerisinde hızlı şekilde harekete geçmesine olanak sağlayabileceği değerlendirildi.

İstanbul’da depremler neden arttı? Şener Üşümezsoy’dan ‘büyük deprem’ açıklaması
İstanbul’da depremler neden arttı? Şener Üşümezsoy’dan ‘büyük deprem’ açıklaması
İçeriği Görüntüle

BEYİN TÜMÖRLERİNDE DİKKAT ÇEKEN SONUÇ

Keşfedilen bağışıklık yapılarının etkinliği, ölümcül beyin tümörlerinden glioma taşıyan fareler üzerinde de test edildi. Deneylerde saç derisinin altına uygulanan özel bir jel aracılığıyla söz konusu bağışıklık merkezinin baskılanması durumunda tümörlerin daha hızlı yayıldığı gözlendi. Buna karşılık, bağışıklığı güçlendiren proteinler içeren jel uygulanan farelerde kafatasındaki savunma hücrelerinin tümöre karşı daha etkili mücadele ettiği ve hayatta kalma oranlarının arttığı bildirildi.

YENİ TEDAVİLERE KAPI ARALAYABİLİR

Araştırmacılar, elde edilen bulguların şimdilik hayvan deneylerine dayandığına dikkat çekiyor. Bununla birlikte, insan kafatasında da benzer yapıların bulunduğuna ilişkin güçlü bulgular olduğu belirtiliyor. İnsanlarda da doğrulanması halinde keşfin, özellikle beyin tümörlerinin tedavisinde yeni yöntemlerin geliştirilmesine katkı sağlayabileceği değerlendiriliyor. Kafatasındaki bağışıklık merkezlerinin saç derisinin altından uygulanabilecek tedavilerle hedeflenebilmesi, gelecekte bazı durumlarda daha az invaziv tedavi seçeneklerinin geliştirilmesinin önünü açabilir. Araştırmacılar, söz konusu mekanizmanın yalnızca beyin tümörleri açısından değil, bağışıklık sistemiyle bağlantılı çeşitli nörolojik hastalıkların anlaşılması ve tedavisinde de yeni araştırmalara zemin oluşturabileceğine dikkat çekiyor.

Kaynak: CEMİLE KAYTAN