Kavas, 2 Nisan’ın yalnızca farkındalık oluşturmakla sınırlı kalmaması gerektiğini vurgulayarak, otizmin bir eksiklik değil; doğru destek, erken tanı ve nitelikli eğitimle bireyin potansiyelini ortaya koyabileceği nörogelişimsel bir farklılık olduğunu ifade etti.
Türkiye’de otizmli bireylerin eğitimden sağlığa, istihdamdan sosyal yaşama kadar birçok alanda ciddi güçlüklerle karşılaştığını belirten Kavas, bu bireylerin yaşam, eğitim, sağlık ve sosyal hayata katılım haklarının tartışmasız olduğunu dile getirdi. Açıklamada, otizmli bireylerin yalnızca belirli günlerde değil, yıl boyunca hak temelli ve sürdürülebilir politikalarla desteklenmesi gerektiğinin altı çizildi.
“KAMUSAL SORUMLULUĞUN BİR PARÇASI”
Ailelerin yaşadığı zorluklara da dikkat çeken Kavas, tanı sürecinden itibaren birçok ailenin yeterli destek ve yönlendirmeye ulaşamadığını, eğitim ve ekonomik yükler altında zorlandığını ifade etti. Bu nedenle yalnızca bireyin değil, ailenin de güçlendirilmesinin kamusal sorumluluğun bir parçası olduğu vurgulandı.
Konfederasyon, farkındalık söylemlerinin ötesine geçilerek somut adımlar atılması gerektiğini belirterek; erken tanı sistemlerinin güçlendirilmesi, özel eğitim hizmetlerinin yaygınlaştırılması, kapsayıcı eğitim modellerinin uygulanması, sağlık hizmetlerinde otizm dostu yaklaşımların artırılması ve aile destek mekanizmalarının geliştirilmesi çağrısında bulundu.
“ÇALIŞMALAR SÜRDÜRÜLECEK”
Açıklamada, otizmli bireylerin toplumun her alanında eşit fırsatlarla var olabilmesinin ortak sorumluluk olduğu belirtilerek, tüm kurumlar ve toplum kesimleri daha kapsayıcı ve duyarlı olmaya davet edildi. Ulusal Otizm Konfederasyonu, otizmli bireylerin haklarını savunmaya ve toplumsal farkındalığı artırmaya yönelik çalışmalarını sürdüreceğini bildirdi.



