İlahiyat Fakültesi Özcan Halaç Eğitim Binası Konferans Salonunda düzenlenen söyleşiye; İlahiyat Fakültesi Dekan V. Prof. Dr. Mebrure Doğan ile akademik personel ve öğrenciler katıldı. Doç. Dr. Fatih Çakmak’ın moderatörlüğünde gerçekleşen söyleşide; panelist olarak katılan mezunlar, akademik yaşamlarından profesyonel iş hayatına kadar uzanan tecrübelerini ilahiyatçılara aktardı.
“DİL ÖĞRENİMİ, SADECE TEORİDE KALMAMALI”
Üniversite yıllarında Arapça eğitimini nasıl pratiğe döktüğünü anlatan 2018 mezunu Öğretmen Furkan Yavuz, dil öğreniminin sadece teoride kalmaması gerektiğini belirtti. Afyonkarahisar’da Suriyeli mültecilere gönüllü tercümanlık yaparak dilini geliştirdiğini söyleyen Yavuz, “Sahur vakitlerinde tanıştığım mültecilerle hastane ve emniyet gibi yerlerde tercümanlık yaparak Arapçamı geliştirdim. Arapçayı İslami ilimlerin ‘giriş kapısı’ olarak görüyorum ve bu pratiğin meyvelerini her alanda topladım” dedi. Atama süreçlerindeki yeniliklere dikkat çeken Yavuz, “Yeni sistemde sınavın bir ayağını genel kültür ve eğitim bilimlerini içeren Milli Eğitim Bakanlığı Akademi Giriş Sınavı, diğer ayağını ise alan bilgisini ölçen Öğretmenlik Alan Bilgisi Testi oluşturmaktadır. Öğrenci Seçme ve Yerleştirme Merkezi, artık düz bilgi sormak yerine, bilginin sınıfta nasıl uygulanacağına dair sentez ve analiz yeteneğini ölçen sorulara yöneldi. Sınav sonrası adaylar, bir yıl boyunca teorik ve uygulamalı dersleri içeren bir akademi sürecinden geçerek atanabiliyorlar” diye konuştu.
“AKADEMİK YOLCULUK SABIR VE SEVGİ İSTER”
Söyleşiye çevrimiçi bağlanan 2018 mezunu Cumhuriyet Üniversitesi Arş. Gör. Merve Sarıtaş Erçoban, akademi hedefi olan öğrencilerle tecrübelerini paylaştı. Erçoban, akademi düşünenlerin hazırlık veya 1. sınıftan itibaren dil ve Akademik Personel ve Lisansüstü Eğitimi Giriş Sınavı çalışmalarına başlaması gerektiğini belirterek, “Sadece ilahiyat alanıyla sınırlı kalınmamalı. Şu an Sosyoloji bölümünde ikinci lisansıma devam ediyorum. İlahiyatçıların, toplumun ruhuna dokunan örnek şahsiyetler olma görevi vardır” dedi. Erçoban ayrıca, öğrencilik yıllarına dair bir pişmanlığını dile getirerek, fakültedeki farklı branşlardan hocaların bilgi birikiminden daha fazla istifade edilmesi gerektiğini kaydetti.
“İLAHİYAT MEZUNLARININ ÇALIŞMA ALANLARI, SADECE CAMİ VE KURSLAR DEĞİL”
2021 mezunu Vaize Ayşegül Çiftçi, üniversiteye Türkiye 717.’si olarak girdiğini ve bölüm birincisi olarak mezun olduğunu belirtti. İzmir’de vaize olarak görev yapan ve aynı zamanda Hukuk Fakültesi öğrencisi olan Çiftçi, ilahiyat mezunlarının çalışma alanlarının sadece cami ve kurslarla sınırlı olmadığını ifade etti. Çiftçi, “Aile ve Dini Rehberlik Büroları (ADRB) aracılığıyla kadın, aile ve çocuklara yönelik çok yönlü eğitimler verilmektedir. Cezaevi ve Denetimli Serbestlik Müdürlüklerinde manevi destek ve danışmanlık faaliyetleri yürütülmektedir. Afet bölgelerinde ise manevi rehberlik görevleri icra edilmektedir” dedi.
“BAŞARI; MÜKEMMEL OLANLAR İÇİN DEĞİL, VAZGEÇMEYENLER İÇİNDİR”
Akademi ve öğretmenlik süreçlerine dair bilgiler paylaşan 2019 mezunu Öğretmen Fadime Yavuz ise KPSS sürecindeki disiplinli çalışmanın önemli olduğunu söyledi. Üniversiteyi bölüm birincisi olarak bitirdiğini belirten Yavuz, “Başarı; mükemmel olanlar için değil, vazgeçmeyenler içindir. Öğretmenlik özellikle manevi olarak kişiye iyi gelen bir meslek, bir gencin hayatına dokunmak ise paha biçilemez” dedi. 2025 mezunu Afyonkarahisar İl Müftülüğü Diyanet Gençlik Merkezi Sorumlusu Mehmet Seyman ise Diyanet İşleri Başkanlığı bünyesindeki kariyer olanaklarının genişliğine dikkat çekti. Seyhan, mezunların sadece imamlık değil; din hizmetleri uzmanlığı, murakıplık, şeflik ve müftülük gibi farklı kademelerde de görev alabileceğini belirtti. Seyman ayrıca, hafızlığın ve yabancı dil öğreniminin kariyer basamaklarını tırmanmadaki kritik öneme sahip olduğunu kaydetti. Söyleşi, soru cevap bölümünün ardından sona erdi.



